1. Anasayfa »
  2. KPSS Türkçe Çıkmış Sorular

KPSS Türkçe Deneme Sınavı 16

Tebrikler - KPSS Türkçe Deneme Sınavı 16 adlı testimizi başarıyla tamamladınız.

Sınavda size  %%TIME_ALLOWED%% saniye verildi %%TIME_USED%% saniyede sınavı tamamladınız.

Bu sınavda soruların %%TOTAL%% soruya karşılık, %%SCORE%% doğru %%WRONG_ANSWERS%% yanlış cevap verdiniz.

Sınavdan aldığınız puan: %%PERCENTAGE%%

Sınav sonucunuz hakkındaki değerlendirmemiz: %%RATING%%


Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1
Güzel sanatlar ve - - - - duygulara şekil ve mana
veren birinci sınıf vasıtalardır. Resim, musiki, tiyat­ro, dans, sinema ve edebiyat insanın gözüne, ku­lağına, vücuduna, hayaline ahenk, canlılık ve taze­lik verir. Güzel sanatlarda-----arka planda kalır ve esasen kalmalıdır.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?
A
sinema - müzik
B
tiyatro - ses
C
edebiyat - fikir
D
televizyon - söz
E
radyo - sanatçı
1 numaralı soru için açıklama 
Parçadaki boş yerlere seçenek­ lerde verilen kelimeleri yerleştirdi­ ğimizde ilk boşluğa “edebiyat", ikin­ ci boşluğa da “fikir" kelimesinin geti­ rilmesinin uygun olduğu anlaşılmak­ tadır. Çünkü diğerlerinden biri uygun olsa da diğeri uygun düşmemektedir.
Soru 2
Türk şiirinde kuruluk aldı başını gidiyor. Okurun içi­ni ısıtacak, yüreğini heyecanlandıracak metinlerin hasretini çekiyoruz. Dilin rayihasını bulan, okuru bu
tatlı aromayla adeta sarhoş eden şairlerin sayısı gi­derek azalıyor.
Bu parçada altı çizili ifadelerle şairlere ilişkin
olarak anlatılmak istenen aşağıdakiierden han­gisidir?
A
Dile şiirde kendine özgü bir etkileyicilik ve tatlı­lık kazandırdıkları
B
Dile şiirde ilgi çekicilik kazandırdıkları
C
Dili şiirde kuruluktan çıkararak, dile doğallık kazandırdıkları
D
Dili şiirde dar bir çerçeveden çıkararak geniş okuyucu kitlesine ulaştırdıkları
E
Dile şiirde anlaşılırlık kazandırdıkları
2 numaralı soru için açıklama 
“Altı çizili ifadelerle anlatılmak istenen, şairlerin şiirde dile kendine özgü bir etkileyicilik ve tatlılık kazan­ dırdıktandır."
Soru 3
Halk sanatında dâhiler yok. Sağlam, aydınlık gele­
nekler var. Yol başlarını tutan, meraklıları meslek­
ten yıldıran dâhiler yerine, herkesi mesleğe çağıran
güler yüzlü gelenekler var.
Bu cümledeki altı çizili sözle anlatılmak istenen
aşağıdakiierden hangisidir?
A
Aydınlık fikirlerle yol gösteren
B
Halk sanatında etkin olarak söz sahibi olan
C
Etkili eserler ortaya koyan
D
Halk sanatında yeni tarzlar üreten
E
Halk sanatı geleneğine sahip çıkan
3 numaralı soru için açıklama 
“Yol başlarını tutan” ifadesiy­ le yeniliklere açık olmadan diğerleri üzerinde tartışmasız etkili bir şekilde söz sahibi olanlar kastedilmiştir.
Soru 4
Eğlence, eğlence diyoruz boyuna. Bir sözcük ki tür­
lü anlamlar veriyoruz, türlü------ . Kavramların an­
lamlarının sınırlarını bu kadar genişletmeye, ezip
büzmeye hakkımız var mı, diyeceksiniz. Soralım
öyleyse: “Nedir eğlence, nedir eğlenmek?” Solu­
ğumuzu kesecek bir ilgi duymak mı?-------? Ama
düşünün, vakit geçirmekle ilgi duymak arasında bir
ayrım mı var? Ne olursa olsun ilgimiz bir yapıt ya
da bir nesne üzerinde toplanmadıkça, dikkatimiz bir
yere bağlanmadıkça vakit geçiremeyiz.
Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakiler-
den hangileri getirilebilir?
A
kavramlar - Dans etmek mi kazandırıyoruz ona
B
çerçevelerde - Kitap okumak mı kullanıyoruz onu
C
alışkanlıklar - Müzik dinlemek mi kazandırıyoruz
D
kılıklara sokuyoruz - Vakit geçirmek mi onu
E
içerikler buluyoruz - Kafa dinlemek mi ona
4 numaralı soru için açıklama 
“Kavramların anlamlarının sınırlarını genişletmek, onları ezip büzmek, onları kılıktan kılığa sok­manın neticesidir.” “Bu sebeple ilk boş yere “kılıktan kılığa sokuyoruz onu’ ifadesi uygun düşmektedir." Di­ğer boşluk içinse cümlenin devamın­da söz konusu edilmiş iki unsurdan biri olan “vakit geçirmek mi” en uygu­nudur. Çünkü boşluğun devamında ilgi duymak ile vakit geçirmek üzerin­de durulmuştur.
Soru 5
Aşağıdaki cümleler anlamsal olarak değerlen­dirildiğinde hangisi, ayraç içinde verilenlerle
uyuşmamaktadır?
A
Bilgelik hayatı sever; güzelliği, zaferi ve sağlığı sever, (öznellik)
B
Doğuştan iyi ve akıllı olan ruhlar aynı adımlar­la yürürler ve davranışlarında erdemli bir ruhu temsil ederler. (Saptama)
C
Deneme kelimesini yeni bir edebiyat türüne ilk defa ad olarak koyan Montaigne olmuştur. (Ta­nımlama)
D
Mektup türünde diğer edebî türlere göre daha yetenekli olduğumu söylerler. (Karşılaştırma)
E
Toprak kulübeler ve kerpiç duvarlarla önümüzü kesen bu yemyeşil köy, yolculuğumuzun ilk du­ rağıydı. (Betimleme)
5 numaralı soru için açıklama 
C seçeneğinde bir tanımlama yapılmamıştır. Tanımlamada bir kav­ ramın nitelikleri eksiksiz olarak be­ lirtilir veya açıklanır, tarif edilir. Bu cümlede bir tanım yapılmamış bir bilgi verilmiştir.
Soru 6
(I) Onun büyük bir vatan şairi olduğu unutularak;
aşk, ölüm ve özlem gibi sayılı duygulardan kurtul­
madığı ileri sürülmüştür. (II) Ama hangi büyük şair
bu duyguların esiri olmamıştır ki? (III) Günlük olay­
ların uyandırdığı yankılar gelip geçer; geçmeyen,
geçeceği de olmayan, bu sonrasız duygulardır.
(IV) Yeter ki şair bu duyguları kendi soluğu ile ısı­
tarak yaşatabilsin. (V) “Yahya Kemal, bu üç duygu­
nun esiridir fakat onun şiirleri hiçbir zaman birbirine
benzememiştir.”
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili
olarak aşağıdakilerin hangisi yanlıştır?
A
I. cümlede şairle ilgili bir eleştiriden söz edilmiştir.
B
II. cümlede eleştirilen hususla ilgili örnek veril­miştir.
C
III. cümlede aşk, ölüm ve özlem gibi duygularla ilgili açıklama yapılmıştır.
D
IV. cümlede eleştirilen hususa ilişkin çözüm yolu belirtilmiştir.
E
V. cümlede değerlendirme yapılmıştır.
6 numaralı soru için açıklama 
B seçeneğinde eleştirilen hu­susla ilgili örnek verilmemiş, bu duyguları şiirlerinde işleyen diğer şair­lerle karşılaştırma yapılmıştır.
Soru 7
I. Gelgit; Ay ile Güneş’in kütle çekim kuvveti etki­siyle, Dünya üzerinde oluşan deniz seviyesin­deki değişmelerdir.
II. Dünya kendi ekseni etrafında döndükçe Ay’a en yakın olan kısımlarda sular yükselir.
III. Her gün iki büyük gelgit meydana gelir.
IV. Kıyıda yaşayan bitkiler ve hayvanlar yaşamları­nı sular gelgit olayıyla yükseldiğinde deniz su­yunda, alçaldığında ise karada sürdürmek zo­rundadır.
V. Ayrıca kıyıya çarpan dalgaların zararlarından korunmanın yollarını bulmak zorundadır.
Gelgit olayına ilişkin olarak aşağıda verilenler­den hangisi yanlıştır?
A
I. cümlede gelgit olayına ilişkin bir tanımlama yapılmıştır.
B
II. cümlede gelgit olayının sonucu belirtilmiştir.
C
III. cümlede bir saptama yapılmıştır.
D
IV. cümlede gelgit olayının canlıların yaşamı üzerinde yarattığı bir zorunluluk dile getirilmiştir.
E
V. cümlede gelgit olayının canlılara verdiği zararların neler olduğundan söz edilmiştir.
7 numaralı soru için açıklama 
Parçada V. cümlede gelgit olayı neticesinde canlıların uğradıkları zararlara karşı çözüm üretmeleri gerekliliğinden söz edilmiştir. Uğradıkları zararların neler olduğundan bahsedilmemiştir.
Soru 8
(I) Her çağın kendi idealine göre gördüğü sosyal
manalı bazı rüyalar vardır. (II) Oğuz Kağan’ın yaş­
lı veziri, rüyasında doğudan batıya uzanan büyük
bir altın yay ve kuzeye uçan oklar görür. (III) Oğuz
Kağan Destanı, Türklerin yerleşik medeniyete geç­
meden önceki yaşayış tarzlarını ve ideallerini ifade
eder. (IV) Bu tam atlı göçebe medeniyetine has bir
cihangirlik rüyasıdır. (V) Oğuz, bütün dünyayı fet­
hetmek ister ki destan, bu fetihleri hikâye eder. (VI)
Yay ve ok, at sırtında yaşayan, bir yerde oturmak ve
kök salmaktan hoşlanmayan atlı göçebenin sembo­
lüdür.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden han­gisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A
I
B
II
C
III
D
IV
E
V
8 numaralı soru için açıklama 
Parçada genelden özele doğru bir düşünce akışı doğrultusunda; önce her çağın idealine göre sosyal manalı rüyalarının olduğu belirtildikten sonra bunlardan biri olarak Oğuz Kağan Destanı’nda yer alan bir rüyadan ve rüyanın yorumundan söz edilmektedir. II. cümlede rüyanın içeriğinden, IV. cümlede de “Bu tam cihangirlik rüyasıdır* denilerek rüyanın ne anlama geldiğinden bahsedilmektedir. O sebeple düşüncenin bu şekilde akışına III. cümlede Oğuz Kağan Destanı hakkında genel bilgi verilmesi uygun düşmemiştir. Zaten devam eden cümlelerden birinde “Destan, bu fetihleri hikâye eder”denilmek suretiyle destan hakkında da kısaca bilgi verilmiş olur.
Soru 9
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yan­lışı vardır?
A
Dün itibarıyla PTT'ye iş başvurusunda bulun­dum.
B
Guruba karşı seninle oturup sohbet etmeyi ne özlemişim.
C
Bir takım olayların gerçekleşmesinin önüne geçmek imkânsız artık.
D
Sınavın 12 Kasım’da yapılacağını yeni öğren­dim.
E
Ağrı Dağı ile ilgili efsaneyi dinlediğimde çok etkilenmiştim.
9 numaralı soru için açıklama 
“birtakım" sözcüğündeki “bir” sayı sıfatı olursa sözcük ayrı yazılır. Bir takım elbise gibi. Fakat burada “bir” sözcüğü belirsiz bir anlamda­ dır. Bu sebeple “birtakım" bitişik ya­ zılmalıdır.
Soru 10
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir noktalama
işareti yanlış kullanılmıştır?
A
Hayatında bunlardan başka hiçbir şey yoktu: Testler, sorular, çalışma kâğıtları..
B
Biz gördük, o da gördü ama hiç sesimizi çıkaramadık.
C
En son “Kuşlar Yasına Gider”i böyle ağlamıştım.
D
Asyalı’ların bu duygusallığı, bütün sanat eserle­rinde hissedilmekte.
E
Bize: “Ne fısıldaşıyorsunuz bakalım orda?” diye sordu gülümseyerek.
10 numaralı soru için açıklama 
D seçeneğinde bir noktalama işareti yanlışlığı yapılmıştır. Özel isimler yapım eki aldıklarında o isim­ lere getirilen çekim ekleri kesme işa­ retiyle ayrılmaz. Doğrusu “AsyalIla­ rın" olmalıdır.
Soru 11
Sanatın kaynağı duygu ve hayaldir. Fikir, ideoloji,
inanç, ancak (I) onu organize edici bir değer taşır.
Tabiri caizse o, kasnak ve iskelettir. Eser ortaya çı­kınca onu göremezsiniz. Siyasetin buram buram (II)
koktuğu sanat eserleri, bundan dolayı bizde estetik (III)
bir duygu uyandırmazlar. Akıllı sanatçılar ekseriya (IV)
deli görünmeyi tercih ederler. Zira (V) delilik, akıldan
daha çok heyecan vericidir.
Bu parçada altı çizili sözcüklerin türleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak ve­rilmiştir?
A
B
C
D
E
11 numaralı soru için açıklama 
“ancak” sadece anlamında kulanıldığı için edat, “buram buram” fiilimsiyi nitelediği için zarf, “estetik" bir ismi nitelediği için sıfat “ekseriya” fiili nitelediği için zarf, \ “zira”, çünkü anlamında kullanıldığı için bağlaçtır.
Soru 12
Aşağıdaki dizelerin hangisinde altı çizili tamla­ma diğerlerinden farklıdır?
A
Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır.
B
Bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa.
C
Hele de yitik ekmekler gibi ayrılık türküleri.
D
Ve çarpıntılı yüreğim saçlarının akıntısında.
E
Helâl sofralar donatan gönlüme ne diyeceğim.
12 numaralı soru için açıklama 
“Yürüdüğüm yollar” sıfat tamlaması “Bir umut” sıfat tamlaması “Çarpıntılı yüreğim” sıfat tamlaması “helal sofralar donatan gönlüm” sıfat tamlaması “Ayrılık türküleri” belirtisiz isim tamlamasıdır.
Soru 13
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme farklı
bir görevde kullanılmıştır?
A
İyi kötü bir ağırlığımız var mahallede, onu da bozmayalım.
B
Dışarıda fazla dolaşmayın, burası köy yeri, laf söz olur.
C
Uzaktan tek tük ışıklar seçiliyordu, hemen yolu­muzu değiştirdik.
D
Unutulmaz bir film sahnesinde adam deste des­te paraları, yüksek bir binadan savuruyordu.
E
Deniz kenarından topladığı irili ufaklı taşlardan öyle güzel eşyalar yapmış ki, şaşarsın.
13 numaralı soru için açıklama 
B seçeneği dışındaki ikilemeler sıfat olarak kullanılmıştır. Fakat B seçeneğinde isim olarak kullanılmıştır.
Soru 14
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “-n” eki, eylemi
dönüşlü yapmıştır?
A
Bazı insanların davranışları öyle çelişkilidir ki, aynı insan tarafından ortaya konmuş olmaları imkânsız gibi görünür.
B
Varlığına bir yön belirlememiş olanların hareket­leri detaylı olarak düzenlenemez.
C
Kitap; kendimizi tanımak, iyi yaşayıp iyi ölmeyi öğretecek bilgiyi aramak için okunmalı.
D
Yalnız yaşamayı başarabildiğim için, dolayısıyla O memnuniyetimin kendimden başka hiçbir şeye bağlı olmadığını erken fark ettiğim için övünü­ yorum kendimle.
E
Şan şöhret için olmadık işler yapanlardan akıl, fikir, izan beklenmemeli.
14 numaralı soru için açıklama 
Dönüşlü fiil, yüklemde gösterilen işi yapan ve yapılan işten etkilenenin aynı kişi veya varlık olduğu fiillerdir. Yani bu cümlelerde özne ve nesne aynı varlıktır. Diğer seçeneklerde “-n"eki fiilleri edilgen yapmışken D seçeneğinde dönüşlü yapmıştır, övünmek fiili bir işin kendi kendine yapıldığını, işi yapan ve yapılan işten etkilenen aynı kişi olduğunu bildiren bir sözcüktür. Bu sebeple dönüşlüdür.
Soru 15
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylı tüm­leç, belirtili isim tamlamasıdır?
A
öğretmenin yalnızca konuşmasını ve üretmesini değil, yeri geldiğinde çocuğu dinlemesini de isterdim.
B
Öğretmenin çocuğun gidişatını görmek için, onu önden yürütmesi gerekir.
C
Böylece imkânları dâhilinde çocuğun seviyesi­ ne ne derece inebileceğini görmesi iyi olur.
D
Çocuğun sadece ruhunun değil, kaslarının da güçlendirilmesi gerekir.
E
Çocuğun kişisel özelliklerini, kabiliyetlerini ön­ ceden bilmeyen bir öğretmen, ders anlatırken çocuğun seviyesine inemez.
15 numaralı soru için açıklama 
seçeneğindeki isim tamlaması "öğretmenin konuşması ve üretmesi”, cümlenin nesnesidir. B seçeneğindeki isim tamlaması "çocuğun gidişatı”, zarf tümlecinin içindedir. C seçeneğindeki isim tamlaması, “çocuğun seviyesi” özne içinde bir isim tamlamasıdır. D seçeneğindeki isim tamlaması "çocuğun ruhunun, kasla­rının güçlendirilmesi" öznedir. E se­çeneğindeki isim tamlaması çocuğun seviyesi", cümlenin dolaylı tümlecidir.
Soru 16
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bo­zukluğu vardır?
A
Romanlarında kahramanlarının gerçekçi oluşu uzun yıllar ilgiyle okunmasına yol açmıştır.
B
Bazı eserler vardır ki hiç okunmadıkları, büyük bir değer taşımadıkları hâlde, şaheser sayılır.
C
Bugün edebiyat kitaplarımızı yeniden gözden geçirmek, düzenlemek gerekmektedir.
D
Bazı edebiyat tarihleri, basmakalıp yargıları tek­rarlayıp dururlar.
E
Edebiyat kitaplarımızda tarih görüşünün yerini sanat görüşü almalıdır.
16 numaralı soru için açıklama 
A seçeneğindeki anlatım bozuk­luğunun sebebi temel cümlede ge­rekli olan tamlayanın söylenmemiş olmasıdır. Anlatım bozukluğu temel cümledeki isim tamlamasına tam­layan ekleyerek düzeltilebilir. Yani cümle şu şekilde olmalıdır Romanla­rında kahramanlarının gerçekçi olu­şu uzun yıllar romanlarının (onların) ilgiyle okunmasına yol açmıştır.
Soru 17
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bo­zukluğu vardır?
A
Üniversitenin açılış töreninde mezun bir öğrenci de konuşma yapacakmış.
B
Akşam yürüyüşünü yemekten bir süre sonra yapsanız iyi olur.
C
Üniversitedeki yemek artıkları çöpe değil, hay­van barınaklarına verilecekmiş.
D
Hem iş aradığını söylüyor hem de hiçbir işi beğenmiyor.
E
Bu akşam amcamlara değil, halamlara gidecekmişiz.
17 numaralı soru için açıklama 
“Üniversitedeki yemek artıkla­rı çöpe değil, hayvan barınaklarına verilecekmiş.* cümlesinde yüklem eksikliğinden kaynaklanan bir an­latım bozukluğu meydana gelmiş­tir. Cümlenin doğrusu “Üniversitede­ ki yemek artıkları çöpe atılmayacak, hayvan barınaklarına verilecekmiş." şeklinde olmalı. “Yemek artıkları’ çöpe verilmez, atılır. Bu cümlede ikiayrı yüklem olması gerekirken “Ye­mek artıkları" öznesinin tek bir yük­leme bağlanmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır. Doğru yanıt “C'' seçeneğidir.
Soru 18
Modern şiirin bütün imkânlarını bilir ve kullanır. O, şiirin varoluş gereği, iletisini imalar ve sezdirmeler­le ulaştırır. Zengin bir imge dünyası vardır şiirinin.
Şiiri özgür imgeler, çarpıcı, özgün benzetmeler ve buluşlar, kıssalar ve kahramanlarla doludur. Bu se­beple, onun şiirlerindeki ustalıkla işlenen ve örtülen
incelikleri anlamak, algılamak için şiirinin arkasındaki kültürden haberdar olmak gerekir. Yazdığı gü­zel şiir örnekleriyle, modern şiirin, yani bir bakıma
ölçüsüz uyaksız şiirin karşısında olanların bile be­ğenisini kazanmıştır.
Parçada sözü edilen şairle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A
Ölçüsüz ve kafiyesiz şiire karşıdır.
B
Zengin bir kültürel birikime sahiptir.
C
Benzetmeleri, dikkat çekici ve özgündür.
D
Şiirleri kolayca anlaşılamamaktadır.
E
Şiirinde gelenekten de yararlanmıştır.
18 numaralı soru için açıklama 
Parçada “ölçüsüz uyaksız şii­rin karşısında olanların bile beğeni­sini kazanmıştır." denildiğine göre bahsedilen şairin ölçüsüz ve kafiye­ siz şiirleri vardır ve bunlar bu tarz şi­ire karşı olanların bile beğenisini ka­zanmıştır. O sebeple de parçadan hareketle, böyle bir şairle ilgili ola­rak “ölçüsüz ve kafiyesiz şiire kar­şıdır." denilemez. Şiirlerinde kıssala­rın, kahramanların dolu oluşu onun gelenekten yararlandığını gösterir. Doğru yanıt “A” seçeneğidir.
Soru 19
Gerçekten kuvvetli eserler, insana güneş çarpma­
sı gibi derhâl etki eder. Hiçbir çocuk güzel bir ma­
salı sonuna kadar dinlemekten kendini alıkoyamaz.
Gençler hoşlarına giden bir romanı, uykularını feda
ederek okumaktan geri kalmazlar. “Atasözü, “Zorla
güzellik olmaz.” der.------
Bu parçada düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A
Bence edebiyat eğitiminde en önemli şey oku­ma isteği uyandırmaktır.
B
Bence nefis bir yemeğin bile yenilebilmesi için insanın isteğinin olması lazımdır.
C
Bence kültür konusunda da istek önemli bir rol oynar.
D
Bence bu söz edebiyat eğitiminde rehber olacak bir değer taşır.
E
Bence, edebiyat kitaplarında çocuk ve gençler­de istek uyandıracak pek az parça var.
19 numaralı soru için açıklama 
İlk okunduğuDda seçeneklerde­ ki her cümle getirilebilir izlenimi doğ- sa da parçada düşüncenin akışına göre atasözünden sonra bu söze atıfta bulunan bir cümlenin gelmesi daha uygundur.
Soru 20
Niçin liselerimizde edebiyat dersleri okutulur? Bir
sürü şair ve romancı adı öğrenmek, onların hayat­
ları ve yaptıkları hakkında bilgi edinmek için mi?
Yoksa öğrenciyi gerçek eserlerle tanıştırarak sa­
nat duygusunu geliştirmek için mi? “Çocuklarımı­
zın, kuru edebiyat bilgilerine değil şiir zevkine ihti­
yaçları var." Bu ise, onlara her şeyden önce öz şiir­
leri, sağlam eserleri tanıtmakla olur. Sözün kısası,
edebiyat kitaplarımızda, tarih görüşünün yerini artık
sanat görüşü almalıdır.
Bu parçada edebiyat eğitimi ile ilgili aşağıdaki
önerilerden hangisine yer verilmemiştir?
A
Edebiyat kitapları yeni bir bakış açısıyla hazırlanmalıdır.
B
Öğrencilere edebî bilgi verilmesinden çok edebî zevk kazandırılmalıdır.
C
Edebiyat kitaplarına alınan metinler edebî ba­ kımdan güçlü olmalıdır.
D
Edebiyat dersinde şair ve yazarların adlarının geçmesi gereksiz olduğu için bu uygulamadan vazgeçilmelidir.
E
Edebiyat derslerinde kuru edebiyat bilgileri verilmemelidir.
20 numaralı soru için açıklama 
Parçada edebiyat derslerinin okutulma amacının gerçekleşme­si için bazı eleştirilerde bulunurken aynı zamanda önerilerde de bulu­nulmaktadır. Soruda önerilerden hangisine yer verilmediği sorulmak­tadır. Bu durumda öneri içermeyen bir seçeneğin cevap olması gerekir.
Soru 21
Yazarlık nankör iştir, lâkin yayımcılık ondan da nan­kör!.. Ediplerin kalemleriyle verdiği mücadeleyi bi­liriz; gönlümüzün kaydığı bir mücadele ise takdir
ve hayranlıkla alkışlarız da... Fikirlerine katılmasak da fırtınaya karşı ilerleyişini görüp devrin şartlarına
rağmen cesurca ve inatla savunduklarını okuyarak saygı duymaya başladığımız edipler de vardır. Fa­kat bin türlü badireyi atlatarak bize basılı metniyle
ulaşmaya çalışan edibi alkışlarken o metni ulaştı­ran yayımcının daha büyük badireler atlattığını, hat­ta bir kısmını da atlatamadığını hiç hatırlamayız.
Bu parçada söylenenlerden hareketle aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
A
Yayımcıların kıymeti, yazarlara göre daha az takdir edilmektedir.
B
Kimi okurlar, fikirlerini beğenmeseler de düşünce­lerini cesurca dile getiren yazarları takdir eder.
C
Yazarlar, kimi zaman, eserlerini bastırmakta güçlük çekmişlerdir.
D
Bir eserin basımından yayımcılar, yazarlara göre daha büyük kazançlar elde eder.
E
Kimi edipler yazdığı eserlerle fikir mücadelesi verirler.
21 numaralı soru için açıklama 
Parçada bir kitabın okura ulaştırılması sürecinde yayımcıların ya­zarlara göre daha çok engelle karşılaştığı ancak okur tarafından daha az hatırlandığı ifade edilmektedir. Oysa parçada yayımcıların kazan­cından hiç söz edilmemiştir.
Soru 22
Eleştirmen, düşünce ve sanat hareketlerinin kay­
naştığı, eleştirinin bir meslek sayıldığı yerlerde ye­
tişir. Ahlak niteliklerinin yanında, sağlam bir felsefe
temeline dayanan geniş bir sanat kültürü, derin bir
seziş ve büyük bir çalışma gücü, büyük eleştirme­
nin başlıca nitelikleri olarak görülmektedir. Eleştir­
menin, aynı zamanda da büyük bir sanatçı olması
gerekmez elbette. Baudelaire, eşine az rastlanır bir
resim eleştirmeniydi ama ressam değildi.
Bu parçadan hareketle eleştirmenlerle ilgili aşa­ğıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
A
Şair Baudelaire’in aynı zamanda çok iyi bir re­sim eleştirmeni olduğuna
B
Eleştirmenin eleştirdiği eseri ortaya koyabilecek özelliğe sahip olması gerektiğine
C
Eleştirmenin, eleştirinin meslek olarak görüldü­ğü yerlerde yetişebileceğine
D
Eleştirmenin yetişmesinde düşünce ve sanat akımlarının etkili olduğuna
E
Eleştirmenin geniş kültürlü ve çalışkan olması gerektiğine
22 numaralı soru için açıklama 
Bu parçada eleştirmenin özel­ likleri üzerinde durulmaktadır. Bu çerçevede iyi bir eleştirmenin özel­ likleri sıralanırken Baudelaire örne­ ği verilerek “eleştirmenin eleştirdiği eseri ortaya koyabilecek özelliğe sa­ hip olması gerekmediği", sanatçının ressam olmamasına rağmen eşine az rastlanır bir resim eleştirmeni ol­ duğu vurgulanmaktadır. O sebeple de parçadan hareketle “Eleştirme­ nin eleştirdiği eseri ortaya koyabile­ cek, özelliğe sahip olması gerektiği" yargısına ulaşılamaz.
Soru 23
Zamanın ne olduğu, bir fizik konusu olduğu kadar felsefe dünyasının da temel meselesi olarak Antik Çağ’dan beri karşımıza çıkmaktadır. Zaman nesnel
bir gerçeklik midir yoksa zihinsel bir gerçeklik mi­dir? Bu soru felsefe tarihini zamana yaklaşım ko­nusunda ikiye bölmüştür. Kimi filozoflar / fizikçiler, zamanın doğal olaylarla ilişkisinden dolayı, nesnel bir gerçekliğinin olduğundan bahsederken, kimileri ise zamanın gözle görülür, elle tutulur bir gerçekliği­nin olmadığından hareketle, zihinsel bir deneyim ve farkındalık durumu olduğunu söylerler.
Bu parçadan zaman kavramı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A
Zaman kavramı hem felsefecileri hem de fizikçi­leri ilgilendirmektedir.
B
Çok eskiden beri tartışılan kavramlardan biri zamandır.
C
Tartışmanın özünü zamanın nesnel mi öznel mi olduğu oluşturur.
D
Zihinsel bir deneyim ve farkındalık durumu ol­ması zamanın nesnel olduğunu gösterir.
E
Zaman, sadece gözle görülebilir ve ölçülebilir bir şey değildir.
23 numaralı soru için açıklama 
Parçaya göre kimi filozoflar “za­ manın gözle görülür, elle tutulur bir gerçekliğinin olmadığından hareket­ le, zihinsel bir deneyim ve farkında- lık durumu olduğunu söylerler* ki bu onun nesnel yani ölçülebilir değil öz­ nel olduğuna işaret eder. O sebep­ le parçadan D seçeneğindeki bir so­ nuç çıkarılamaz.
Soru 24
Bir edebiyatçının en büyük, en zevkli işi kaynaklarını bulmak ve onlarla yetinmektir. Ancak sanat ve edebiyat
adamlarımızın işine fazla önem vermediklerini, birkaç kitabı okumakla yetindiklerini sanıyorum. Avrupalı bizim aklımınzın almayacağı kadar okumakta ve çalışmakta
dır. Türk edebiyatının yeteneklerine rağmen, belirli bir olduğu kalışının sebebi, kanaatime göre, edebiyatımızın büyük kaynaklara gitmeyişidir. Ne kaynaklardır bunlar: Başta, Batı sanat ve edebiyatı, tarih ve felsefesi gelir. Fakat Batıyı bilmek yeterli değildir. Bizim iki büyük sanat ve edebiyat gelene bizim vardır: Halk edebiyatı ve divan edebiyatı ...
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A
Edebiyatçılarımız kaynak bulma ve onlardan yararlanma
B
Edebiyatımızın yeterince gelişmemesinin sebebi Batı'yı taklit etmesidir.
C
Edebiyatçılarımız yük eserlerden beslenmelidir.
D
Edebiyatımızın hem divan yatından yararlanması gerekir.
E
Edebiyatçılarımız yeterince kitap okumamaktadır.
24 numaralı soru için açıklama 
Parçada yazarın asıl anlatmak istediği şey şudur: Edebiyatımızın gelişmesi için edebiyatçılarımız hem yerli (Divan ve Halk Edebiyatı) hem de yabancı (Batılı) büyük eserler­ den/kaynaklardan beslenmelidir.
Soru 25
25 ve 26. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Türkçede ''aydın'' kelimesi çok genel ve belirsiz bir mana taşır. Örneğin, hangi seviyede bilgili ve okumuş insana aydın diyoruz?
Sadece adı ve sıfatı vermek doğru mudur? Soruları daha da çogaltabiliriz. Biz bu kelimeyi Fransızca “intellectuel ”kelimesinin karşılığı olarak kullanıyoruz.
Fakat, Fransızca manasına göre aydın, sadece belirli bigilere sahip bir kimse değil, düşünceyi alışkanlık haline getiren, peşin kabulleri olmayan, herşeyin
aslını araştıran bir şahsiyettir. Onun belirli bilgileri ve inançları olabilir, fakat o, bunların efendisi değil, kölesidir. Aydın, başkalarından önce kendi kendisine karşı hür olan insandır.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A
Türkçede aydın kelimesinin açık ve net bir karşılığı yoktur.
B
Aydın kelimesi yabancı bir kelimeye karşılık olarak kullanılmaktadır.
C
Her okumuş, bilgi dağarcığı zengin kişi aydın değildir.
D
Aydın, ele aldığı konuları derinlemesine araştıran bir kişiliktir.
E
Aydın, başkalarından önce kendi fikirlerine önem veren bir insandır.
25 numaralı soru için açıklama 
Parçada aydının Fransızca keli­ me karşılığı ölçü alındığında sadece bilgili, okumuş kişi için kullanılama­ yacağı, aydının bildikleri ve inandık­ larından menfaat temin eden değil onlara hizmet eden, düşünceyi ya­ şam tarzı hâline getirmiş, hiçbir şeyi peşin olarak kabul etmeyen, her şe­ yin aslını araştıran bir kişilik olduğu vurgulanmaktadır. Parçadan “Aydın, başkalarından önce kendi fikirlerine önem veren bir insandır." şeklinde bir çıkarımda bulunmak güçtür.
Soru 26

25 ve 26. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Türkçede ''aydın'' kelimesi çok genel ve belirsiz bir mana taşır. Örneğin, hangi seviyede bilgili ve okumuş insana aydın diyoruz? Sadece adı ve sıfatı vermek doğru mudur? Soruları daha da çogaltabiliriz. Biz bu kelimeyi Fransızca “intellectuel ”kelimesinin karşılığı olarak kullanıyoruz. Fakat, Fransızca manasına göre aydın, sadece belirli bigilere sahip bir kimse değil, düşünceyi alışkanlık haline getiren, peşin kabulleri olmayan, herşeyin aslını araştıran bir şahsiyettir. Onun belirli bilgileri ve inançları olabilir, fakat o, bunların efendisi değil, kölesidir. Aydın, başkalarından önce kendi kendisine karşı hür olan insandır.

Bu parçada altı çizili ifade ile anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A
Aydının başkalarına karşı kendi özgürlüğü daha önemlidir.
B
Aydın, her şeyden önce kendi fikirlerinin esiri olmamalıdır.
C
Aydın, öncelikle kendi, sonra da başkalarının özgürlüğünü düşünmelidir.
D
Aydın için özgürlük her şeyin önünde olmalıdır.
E
Aydın, her şeyden önce kendisine karşı dürüst olmalıdır.
26 numaralı soru için açıklama 
Altı çizili ifade ile aydının sade­ ce başkalarının fikirlerini değil, on­ lardan daha önce kendi bilgi, fikir ve inançlarının esiri olmaması, bunlara karşı özgürce düşünebilmesi gerek­ tiği vurgulanmaktadır. O sebeple kı­ saca anlatılmak istenen şudur: “Ay­ dın, her şeyden önce kendi fikirleri­ nin esiri olmamalıdır."
Soru 27
27 - 30. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Ankara anda şehirlerarası otobüs terminalinden, aynı anda iki ayrı yolcu otobüsü hareket etmiştir. Birinci otobüs, sırasıyla, Afyon, Burdur, Antalya'ya, ikincisi ise sırayla, Bolu, Kocaeli ve İstanbul'a gitmiştir. Ayla, Buket, Cenk, Deniz, Erhan, Fuat ve Gizem  bu şehirlere gitmek üzere otobüslere binmişlerdir.
Bu durumda bindikleri otobüsler ve hangi şehirde oto­büsten indikleriyle ilgili olarak bilinmektedir.
* Ayla, Afyon'da otobüsten inmiştir.
* Cenk ve Erhan aynı otobüse binmişlerdir ve Cenk, Erhan'dan önce otobüsten inmiştir.
* Fuat, otobüsün ulaştığı ilk şehirde otobüsten inmiştir.
* Gizem, otobüsün ulaştığı son şehirde otobüsten inmiştir.
* Antalya hariç, her türlü otobüslerden birer kişi inmiştir.
* Antalya'da iki kişi otobüsten inmiştir.
Aşağıdakilerden hangisi kesinlikle yanlıştır?
A
Buket, İstanbul’da otobüsten inmiştir.
B
Deniz, Burdur’da otobüsten inmiştir.
C
Fuat, ikinci otobüse binmiştir.
D
Ayla ve Erhan, aynı otobüse binmişlerdir.
E
Buket ve Cenk farklı otobüslere binmişlerdir.
Soru 28
27 - 30. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Ankara anda şehirlerarası otobüs terminalinden, aynı anda iki ayrı yolcu otobüsü hareket etmiştir. Birinci otobüs, sırasıyla, Afyon, Burdur, Antalya'ya, ikincisi ise sırayla, Bolu, Kocaeli ve İstanbul'a gitmiştir. Ayla, Buket, Cenk, Deniz, Erhan, Fuat ve Gizem  bu şehirlere gitmek üzere otobüslere binmişlerdir.
Bu durumda bindikleri otobüsler ve hangi şehirde oto­büsten indikleriyle ilgili olarak bilinmektedir.
* Ayla, Afyon'da otobüsten inmiştir.
* Cenk ve Erhan aynı otobüse binmişlerdir ve Cenk, Erhan'dan önce otobüsten inmiştir.
* Fuat, otobüsün ulaştığı ilk şehirde otobüsten inmiştir.
* Gizem, otobüsün ulaştığı son şehirde otobüsten inmiştir.
* Antalya hariç, her türlü otobüslerden birer kişi inmiştir.
* Antalya'da iki kişi otobüsten inmiştir.
Aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
A
Deniz, ikinci otobüse binmiştir.
B
Erhan, Kocaeli’de otobüsten inmiştir.
C
Fuat ve Gizem, farklı otobüslere binmişlerdir.
D
Buket ve Deniz aynı otobüse binmişlerdir.
E
Ayla ve Cenk aynı otobüse binmişlerdir.
Soru 29
27 - 30. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Ankara anda şehirlerarası otobüs terminalinden, aynı anda iki ayrı yolcu otobüsü hareket etmiştir. Birinci otobüs, sırasıyla, Afyon, Burdur, Antalya'ya, ikincisi ise sırayla, Bolu, Kocaeli ve İstanbul'a gitmiştir. Ayla, Buket, Cenk, Deniz, Erhan, Fuat ve Gizem  bu şehirlere gitmek üzere otobüslere binmişlerdir.
Bu durumda bindikleri otobüsler ve hangi şehirde oto­büsten indikleriyle ilgili olarak bilinmektedir.
* Ayla, Afyon'da otobüsten inmiştir.
* Cenk ve Erhan aynı otobüse binmişlerdir ve Cenk, Erhan'dan önce otobüsten inmiştir.
* Fuat, otobüsün ulaştığı ilk şehirde otobüsten inmiştir.
* Gizem, otobüsün ulaştığı son şehirde otobüsten inmiştir.
* Antalya hariç, her türlü otobüslerden birer kişi inmiştir.
* Antalya'da iki kişi otobüsten inmiştir.
Aşağıdakilerden hangisi Kocaeli'de otobüsten inmiş olabilir?
A
Cenk
B
Deniz
C
Erhan
D
Fuat
E
Gizem
Soru 30

27 - 30. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız. Ankara anda şehirlerarası otobüs terminalinden, aynı anda iki ayrı yolcu otobüsü hareket etmiştir. Birinci otobüs, sırasıyla, Afyon, Burdur, Antalya'ya, ikincisi ise sırayla, Bolu, Kocaeli ve İstanbul'a gitmiştir. Ayla, Buket, Cenk, Deniz, Erhan, Fuat ve Gizem bu şehirlere gitmek üzere otobüslere binmişlerdir.

Bu durumda bindikleri otobüsler ve hangi şehirde oto­büsten indikleriyle ilgili olarak bilinmektedir.

* Ayla, Afyon'da otobüsten inmiştir.

* Cenk ve Erhan aynı otobüse binmişlerdir ve Cenk, Erhan'dan önce otobüsten inmiştir.

* Fuat, otobüsün ulaştığı ilk şehirde otobüsten inmiştir.

* Gizem, otobüsün ulaştığı son şehirde otobüsten inmiştir.

* Antalya hariç, her türlü otobüslerden birer kişi inmiştir.

* Antalya'da iki kişi otobüsten inmiştir.

Aşağıdakilerden hangisinin, hangi otobüse bindiği kesin olarak bilinemez?
A
Ayla
B
Cenk
C
Erhan
D
Fuat
E
Gizem
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. Sonuçları al.
30 tamamladınız.
Liste
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
Son
Geri dön

Benzer Testler

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.