KPSS Türkçe Deneme Sınavı 17
Tebrikler - KPSS Türkçe Deneme Sınavı 17 adlı testimizi başarıyla tamamladınız.
Sınavda size %%TIME_ALLOWED%% saniye verildi %%TIME_USED%% saniyede sınavı tamamladınız.
Bu sınavda soruların %%TOTAL%% soruya karşılık, %%SCORE%% doğru %%WRONG_ANSWERS%% yanlış cevap verdiniz.
Sınavdan aldığınız puan: %%PERCENTAGE%%
Sınav sonucunuz hakkındaki değerlendirmemiz: %%RATING%%
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1 |
1-2. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
(I) Bir insan bazen başka bir insanın düşüncesini anlamsız veya komik bulabilir. (II) O düşünceyi
duyduğunda veya okuduğunda kimi zaman gülebilir, kimi zaman alay edebilir. (III) Aslında bunlar
dan dolayı kimse birilerine hesap vermek zorunda değildir. (IV) Aksine kimsenin bunlara laf söyleme hakkı bile yoktur. (V) Ama gelgelelim iş yazıya dökülünce o düşüncelerin yanlış olduğunu belirtmekten, kişisel düşüncelerimizi dile getirmekten öteye geçmemiz “tartışma” sözcüğünün kalıpları içerisine sığmaz. (VI) Ayrıca ne yazık ki günümüzde
sadece anlamsız veya gülünç olduğu düşünülen görüşler değil, tüm karşıt düşünceler de alaya alınıp acımasızca saldırıya uğruyor.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Genelleme yapılmıştır. | |
Deyim kullanılmıştır. | |
Öznellik söz konusudur. | |
Olumsuz anlamlı cümleler kullanılmıştır. | |
İkileme kullanılmıştır. |
1 numaralı soru için açıklama
Parçanın öznellik karşıt düşünceler ” parçada “dile kullanılmıştır. parçada lelerin yüklemleri “değil, bu kelimeler anlamca olumsuzdur. yerinde ikileme kullanılmıyor.
Soru 2 |
1-2. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
(I) Bir insan bazen başka bir insanın düşüncesini anlamsız veya komik bulabilir. (II) O düşünceyi
duyduğunda veya okuduğunda kimi zaman gülebilir, kimi zaman alay edebilir. (III) Aslında bunlar
dan dolayı kimse birilerine hesap vermek zorunda değildir. (IV) Aksine kimsenin bunlara laf söyleme hakkı bile yoktur. (V) Ama gelgelelim iş yazıya dökülünce o düşüncelerin yanlış olduğunu belirtmekten, kişisel düşüncelerimizi dile getirmekten öteye geçmemiz “tartışma” sözcüğünün kalıpları içerisine sığmaz. (VI) Ayrıca ne yazık ki günümüzde
sadece anlamsız veya gülünç olduğu düşünülen görüşler değil, tüm karşıt düşünceler de alaya alınıp acımasızca saldırıya uğruyor.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi, parçanın ana düşüncesini içermektedir?
IV | |
II | |
VI | |
V | |
III |
2 numaralı soru için açıklama
Parçanın ana düşüncesini içeren cümle V numaralı cümledir çünkü parçada ''tartışma'' ile ilgili olarak “Görüşlerimiz yazıya dökülmeden sadece bize aittir, istediğimiz gibi düşünebilir hatta alay edip saçma bulabiliriz ama bu düşünceler yazıya dökülünce tartışma başka bir hâl alır onun için düşüncelerimizi makul bir şekilde dile getirmeliyiz''. ana düşüncesinin karşılığı bu cümlede verilmiştir.
Soru 3 |
Eserleri arasında hem roman hem de öykü bulunan usta yazar da öyküye farklı bir yönden yaklaşanlar arasında yer alıyor. Usta kalem özellikle
kısa öykünün bir tür parmak jimnastiği olarak görülüp bu şekilde değerlendirilmesine karşı çıkıyor.
Usta yazarın kısa öyküyle ilgili olarak karşı çıktığı durum aşağıdakilerden hangisidir?
Okur topluluğunun farklı gösterilmesi | |
Hacimsiz olarak kabul edilmesi | |
Yeterli niteliğe sahip olmadığının sanılması | |
Kolayca yazıldığının düşünülmesi | |
Anlatımının etkileyici olarak görülmemesi |
3 numaralı soru için açıklama
Parçada kısa öyküyle ilgili olarak söylenen cümleler içerisinde geçen “parmak jimnastiği” sözü onun kolayca yazılabileceğinin düşünülmesi anlamını ön plana çıkarmaktadır.
Soru 4 |
(I) Usta yazar, epey akıcı bir dille yazmış bu eserini. (II) Oradan buradan duyduklarıyla değil, kendi deneyimleri ve okudukları üzerine kurmuş eserin yapısını. (III) Ama yararlandığı kaynakları tam olarak açıklamamış, yani kimse nelerden yararlandığını bilmiyor. (IV) Şüphesiz böyle akıcı bir eserin meydana gelmesine kaynaklık eden şeyler açıklanırsa bu durum okuru afallatır ama eserin sonuna bir kaynakça konsa hiç fena olmazdı. (V) Böylelikle bu usta yazarımızın eserlerindeki bilgilerin izlerini sürer, daha da zevkli ve renkli okumalara doğru yelken açardık.
Bir yazar ve eserinin anlatıldığı bu parçadaki
numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda
verilenlerden hangisi yanlıştır?
I. cümlede, eserin biçemine ilişkin bir bilgi verilmiştir. | |
II. cümlede, eserin kulaktan dolma bilgilerle oluşturulmadığından söz edilmiştir. | |
III. cümlede, eserdeki bazı bilgilerin gizli kalmasının zorunluluğu dile getirilmiştir. | |
IV. cümlede, bir öneri sakıncasıyla birlikte ortaya konmuştur. | |
V. cümlede, IV. cümledeki önerinin yerine getirilmesinin okura sağlayacağı yarara yer verilmiştir. |
4 numaralı soru için açıklama
III. cümlede eserle ilgili olanlar için saklı kaldığı belirtilmiş ama bunun bir zorunluk olduğundan söz edilmemiştir.
Soru 5 |
Kendi yolunu çizmek, kimseye öykünmeden yapıtlarını ortaya koymak kolay bir iş değildir. Bu bakımdan bir yazarın, ikide bir okura gözü kaymadan
bir yapıt ortaya koyması saygı duyulacak bir şeydir. Bir yazar bunu başarırsa kendisini istediği gibi ifade edebilir ve özgün yapıtlar ortaya koyabilir.
Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Okura hiç değer vermemek | |
Kendi görüşlerinin dışına çıkmamak | |
Farklı bir anlayış ortaya koymak | |
Beğenilme kaygısı taşımamak | |
Düşüncelerinde tutarsız olmak |
5 numaralı soru için açıklama
Parçada bir yazarın özgünlüğe ulaşmasının kendi düşüncelerinde ısrar etmesinin sonucunda gerçekleşeceği vurgulanmıştır. Altı çizili sözde de okura, beğenilme kaygısıyla durmadan bakmanın sakıncasından söz edilmiştir.
Soru 6 |
I. Tıp okumak üzere gönderildiği üniversitede, tıp
yerine matematiği seçmesi, İtalyan bilim adamının tüm yaşamını belirleyecek sürecin başlangıcı oldu.
II. Matematik giderek İtalyan bilim adamı için yaşamın bütün gizlerini açabilecek bir anahtar
hâline geldi.
III. Ünlü İtalyan bilim adamı, Rönesans ile Aydınlanma Çağı’nın etkilerinin gözle görülür hâle
geldiği bir dönemde yaşadı.
IV. Bu, bilimsel çalışmalarına da yansıdı ve fizik
biliminin hem matematikselleşmesinde hem de modern biçimine kavuşmasında büyük rol
oynadı.
V. Bu dönem sadece siyaset, sanat, din alanların
da değil, bilim alanında da ciddi bir yenileşmenin yaşandığı, doğayı matematikle kavramanın
daha temel bir yaklaşım hâline geldiği bir dönemdi.
Yukarıdaki cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan dördüncü olur?
I | |
II | |
III | |
IV | |
V |
6 numaralı soru için açıklama
Bu tip sorularda öncelikle giriş cümlesinin bulmak gerekir. Giriş cümlesi ise öncesinde bir cümle olduğunu belirten sözcükler içermez ve genellikle en genel yargıdır. Yukarıdaki cümlelerden III. olanı giriş cümlesi olmaya en uygundur. Giriş cümlesini bulduktan sonra onun içinde geçen sözcüklerle uyumlu ve ortak sözcükler içeren ikinci cümle aranır. Özellikle cümle sonlarındaki sözcükler bizim için iyi bir ipucudur. Burada III. cümlenin sonunda geçen “dönem” sözcüğü bizim için anahtar yani ortak sözcüktür ve buna bakarak III’ten sonra V’in geleceğini söyleyebiliriz. V’ten sonra İtalyan bilim adamıyla ilgili bir gelişme olan I gelir ve sonra “matematik” sözcüğünün etkisiyle II, daha sonra da sonuç cümlesi olarak IV gelmelidir. Yani sıralama lll-V-l-ll-IV olmalıdır.
Soru 7 |
Dergi deyip geçmemek gerekiyor çünkü özellikle kültür, sanat ve edebiyat dergileri; bir ulusun, bir ülkenin kültür yaşamını, geçmişteki edebî ortamlarını ve gelişmelerini, düşünce hareketlerini izleyebilmek açısından çok önemli yayınlardır. Dergiler, bir başka deyişle ait olduğu dönemlerin kültür sanat belgeleridir. Sanki sürekli bir gelgit hâlinde yükselen, kabaran veya alçalan, etkisini yitirenkültür ve sanat dünyasını bütün çıplaklığıyla ortaya koyan haftalık, aylık veya iki aylık çizelge de diyebiliriz dergilere. Ayrıca dergilerin, geçmişin kültür ve sanat mirasını, gelecek nesillere aktarmak yönünden de çok önemli göreve sahip olduğunu söyleyebiliriz.
Bu parçada dergilerle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
Kendi dönemine tanıklık ettiğine | |
Süreli ve belirli aralıklarla yayımlandığına | |
Yeni yazarlar için bir fırsat anlamı taşıdığına | |
Bir toplumun düşünce dünyasına ayna tutan bir ürün olduğuna | |
Eskiyle yeni arasında bir köprü görevi taşıdığına |
Soru 8 |
8-10. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
(I) Çocukluğumda binmeyi en çok sevdiğim şey
salıncaktı ve biz mahalledeki arkadaşlarla mahal
lemizden epey uzakta olan bir parka kadar gidip
bu salıncaklara binerdik. (II) Aslında mahallemiz-
den çok uzakta olan bu salıncaklar, yürümekten
yorulduğumuz için bizi çok zorlardı. (III) Bazen bu
parklardaki salıncaklar yerine mahallemize arada
bir uğrayan seyyar salıncaklar, benim ilgimi çok
çekerdi. (IV) Ama ben bu salıncaklara, dönerken
düşerim korkusuyla hiçbir zaman binememiştim.
(V) Geçen gün Alaşehir’de bir meydanda rastla
dım bir seyyar salıncağa. (VI) Keşke o zamanlar
bu saçma korkumu yenip de bu güzel oyuncaklara
binseymişim.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi, düşüncenin akışını bozmaktadır?
III. | |
VI. | |
II. | |
V. | |
IV. |
8 numaralı soru için açıklama
Parçada yazar, salıncaklara olan tutkusundan ve özellikle de seyyar salıncaklara olan ilgisinden ve korkusundan dolayı onlara bir türlü binemeyişinin pişmanlığından söz etmektedir. Ama V. cümlede günümüze dönerek seyyar salıncakları gördüğü bir yere değinmiş ve parçanın akışını bozmuştur.
Soru 9 |
8-10. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
(I) Çocukluğumda binmeyi en çok sevdiğim şey
salıncaktı ve biz mahalledeki arkadaşlarla mahal
lemizden epey uzakta olan bir parka kadar gidip
bu salıncaklara binerdik. (II) Aslında mahallemiz-
den çok uzakta olan bu salıncaklar, yürümekten
yorulduğumuz için bizi çok zorlardı. (III) Bazen bu
parklardaki salıncaklar yerine mahallemize arada
bir uğrayan seyyar salıncaklar, benim ilgimi çok
çekerdi. (IV) Ama ben bu salıncaklara, dönerken
düşerim korkusuyla hiçbir zaman binememiştim.
(V) Geçen gün Alaşehir’de bir meydanda rastla
dım bir seyyar salıncağa. (VI) Keşke o zamanlar
bu saçma korkumu yenip de bu güzel oyuncaklara
binseymişim.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinde bir “hayıflanma” söz konusudur?
V. | |
III. | |
VI. | |
I. | |
II. |
9 numaralı soru için açıklama
Hayıflanma, bir durumdan veya olaydan dolayı kendi kendine üzülmek, acınmak demektir. VI. cümlede seyyar salıncaklara çocukluğunda bir saçma korku yüzünden binemeyişine üzüldüğü, açındığı için bir hayıflanma dile getirilmiştir. Ha yıflanma genellikle pişmanlık belirten cümlelerde bulunur.
Soru 10 |
8-10. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
(I) Çocukluğumda binmeyi en çok sevdiğim şey
salıncaktı ve biz mahalledeki arkadaşlarla mahal
lemizden epey uzakta olan bir parka kadar gidip
bu salıncaklara binerdik. (II) Aslında mahallemiz-
den çok uzakta olan bu salıncaklar, yürümekten
yorulduğumuz için bizi çok zorlardı. (III) Bazen bu
parklardaki salıncaklar yerine mahallemize arada
bir uğrayan seyyar salıncaklar, benim ilgimi çok
çekerdi. (IV) Ama ben bu salıncaklara, dönerken
düşerim korkusuyla hiçbir zaman binememiştim.
(V) Geçen gün Alaşehir’de bir meydanda rastla
dım bir seyyar salıncağa. (VI) Keşke o zamanlar
bu saçma korkumu yenip de bu güzel oyuncaklara
binseymişim.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangilerinde yargı gerekçesiyle birlikte verilmiştir?
I ve III | |
II ve IV | |
II ve V | |
III ve VI | |
IV ve VI |
10 numaralı soru için açıklama
Gerekçe, bir neden veya amaç demektir. II.cümlede zorlanmalarının gerekçesi olarak çok yorulmaları, IV. cümlede de salıncağa binmemesinin gerekçesi olarak dönerken düşme korkusu gösterilmiştir.
Soru 11 |
11-12. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
(I) Tanzimat Dönemi’nden sonra sürekli roman
yazan ve romanı her yönüyle ön plana çıkaran,
içlerinde Namık Kemal ve Recaizade Mahmut
Ekrem gibi isimler olmasına rağmen, sanatçımız
azdır. (II) Bu dönemdeki sanatçılar daha çok siya
setle ve düşünce sistemleriyle uğraşmış, bir kısmı
da birer roman yazıp başka işlere yönelmişlerdir.
(III) Mesela Samipaşazade Sezai, Nabizade Na
zım, Şemsettin Sami gibi yazarları bu kategoriye
sokabiliriz. (IV) Bunların hemen hemen hepsi bi
rer romandan sonra dikkatlerini başka alanlara
yönelttiklerinden Türk romanının bütün yükü Ah
met Mithat Efendi’ye kalmıştır. (V) Ahmet Mithat
Efendi, yüze yakın öykü, roman ve tercüme roman
yayımlamıştır. (VI) Zaten Ahmet Mithat’a da “yazı
makinesi" denmesinin en büyük nedeni de budur.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi vardır?
II. | |
I. | |
V. | |
VI. | |
IV. |
11 numaralı soru için açıklama
Bir cümledeki neden-sonuç ilişkisini yükleme soracağımız “neden?” sorusuyla anlayabiliriz. IV. cümlede “Türk romanının bütün yükü NEDEN Ahmet Mithat Efendi’ye kalmıştır?” diye sorduğumuzda “Sanatçıların hemen hemen hepsi birer romandan sonra dikkatlerini başka alanlara yönelttiklerinden” cevabını alırız.
Soru 12 |
11-12. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
(I) Tanzimat Dönemi’nden sonra sürekli roman
yazan ve romanı her yönüyle ön plana çıkaran,
içlerinde Namık Kemal ve Recaizade Mahmut
Ekrem gibi isimler olmasına rağmen, sanatçımız
azdır. (II) Bu dönemdeki sanatçılar daha çok siya
setle ve düşünce sistemleriyle uğraşmış, bir kısmı
da birer roman yazıp başka işlere yönelmişlerdir.
(III) Mesela Samipaşazade Sezai, Nabizade Na
zım, Şemsettin Sami gibi yazarları bu kategoriye
sokabiliriz. (IV) Bunların hemen hemen hepsi bi
rer romandan sonra dikkatlerini başka alanlara
yönelttiklerinden Türk romanının bütün yükü Ah
met Mithat Efendi’ye kalmıştır. (V) Ahmet Mithat
Efendi, yüze yakın öykü, roman ve tercüme roman
yayımlamıştır. (VI) Zaten Ahmet Mithat’a da “yazı
makinesi" denmesinin en büyük nedeni de budur.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci
paragraf hangi cümleyle başlar?
IV. | |
V. | |
II. | |
VI. | |
III. |
12 numaralı soru için açıklama
Parçadaki ilk dört cümlede Tanzimat Dönemi yazarlarının romana gösterdiği ilginin yetersizliğinden, V. cümleden itibaren ise Ahmet Mithat Efendi'nin sanat geçmişinden söz edilmiştir.
Soru 13 |
Şu kısacık dünyada insanlar ömrünü sevdiği in
sanlarla geçirmek ister. Onları hep yanında gör
mek ister. Onların başına kötü bir şey gelse çok
üzülür “Allah esirgesin, eksikliğini göstermesin.”
der. Ama tabii ki bir insanın çevresindeki herkesi
sevmesi söz konusu değildir. Sevilmeyen, hoş
lanılmayan bir kimse zorluk içinde kaldığında ve
bunu hak ettiği düşünüldüğünde ise “— ” denir.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdaki sözlerden hangisi getirilmelidir?
Allah geçinden versin. | |
Şeytan azapta gerek. | |
Su testisi su yolunda kırılır. | |
İyilik et, denize at; balık bilmezse Halik bilir. | |
Kimsenin ahi, kimsede kalmaz. |
13 numaralı soru için açıklama
Parçada sevilmeyen birinin zorluk içinde olması ve bunu hak ettiğinin düşünülmesi söz konusu olduğu için buna uygun atasözü de “Şeytan azapta gerek''tir.
Soru 14 |
14-15. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Bir yazarın yazma tutkusu küçük yaşlardan itiba
ren başlar. Adeta yazmak için yaşar, yaşamak için
yazar. Yazarak güçlü biri olma baskısı hisseder.
Her durumda, her koşulda, her dönemde düşün
celerini ve duygularını kağıda dökmek ister. Kendi
döneminin insanlarına ve belki de kendinden son
raki nesillere bir kılavuz olsun diye yazar. Kim bilir
kırk yıl, seksen yıl, yüz yıl ,iki yüz yıl sonra... Kim
karıştırır bu yaprakları? Kim çevirir teker teker?
Her gün binlerce yazı, binlerce kitap yayımlanıyor.
Yüzlerce hatta binlerce insan yazılar yazıyor. Biz
den önceki insanlar da yazdıkça yazmışlar, yaz
mışlar... Peki en önemli soru: Bugüne bunların
kaçı kalmış? Kaçı zamanın acımasızlığına yenil
meden günümüze kadar gelebilmiş? Bunlardan
kaçı gerçekten ölümsüz bir değer taşıyor? Ben
size söyleyeyim cevabı: Pek azı. Üstelik yüzyıllar
önce kalıcı sanılan veya adlandırılan pek çok eser
yok olup gitmiş, aksine kimsenin değer vermediği
eserler dimdik ayakta ve bizi selamlamakta.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili hangisi söylenemez?
Kişileştirmeye başvurulmuştur, | |
Yinelemelere yer verilmiştir. | |
Tanık göstermeden yararlanılmıştır. | |
Konuşma havası içinde yazılmıştır. | |
Olasılık söz konusudur. |
14 numaralı soru için açıklama
Parçada kişileştirmeye “Üstelik yüzyıllar önce kalıcı sanılan veya adlandırılan pek çok eser yok olup gitmiş, aksine kimsenin değer vermediği eserler dimdik ayakta ve bizi selamlamakta. " cümlesin de, yinelemelere “teker teker, yazmışlar yazmışlar, her .. her .. " gibi ifadelerde, konuşma havasına sorulan sorularda, olasılığa ise “belki de kendinden sonraki nesillere bir kılavuz olsun diye yazar.'' cümlesinde rastlayabiliriz ama “tanık gösterme " olması için bir kişinin ismine ve onun sözüne yer verilmesi gerekir.
Soru 15 |
14-15. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Bir yazarın yazma tutkusu küçük yaşlardan itiba
ren başlar. Adeta yazmak için yaşar, yaşamak için
yazar. Yazarak güçlü biri olma baskısı hisseder.
Her durumda, her koşulda, her dönemde düşün
celerini ve duygularını kağıda dökmek ister. Kendi
döneminin insanlarına ve belki de kendinden son
raki nesillere bir kılavuz olsun diye yazar. Kim bilir
kırk yıl, seksen yıl, yüz yıl ,iki yüz yıl sonra... Kim
karıştırır bu yaprakları? Kim çevirir teker teker?
Her gün binlerce yazı, binlerce kitap yayımlanıyor.
Yüzlerce hatta binlerce insan yazılar yazıyor. Biz
den önceki insanlar da yazdıkça yazmışlar, yaz
mışlar... Peki en önemli soru: Bugüne bunların
kaçı kalmış? Kaçı zamanın acımasızlığına yenil
meden günümüze kadar gelebilmiş? Bunlardan
kaçı gerçekten ölümsüz bir değer taşıyor? Ben
size söyleyeyim cevabı: Pek azı. Üstelik yüzyıllar
önce kalıcı sanılan veya adlandırılan pek çok eser
yok olup gitmiş, aksine kimsenin değer vermediği
eserler dimdik ayakta ve bizi selamlamakta.
Bu parçada eserlerin aşağıdaki özelliklerinden
hangisi üzerinde durulmuştur?
Toplumlara yön verdikleri derecede değer kazanmaları | |
Ölümsüzlüğe ulaşırken birçok değişikliğe uğramaları | |
Kendilerine has bir zamanlarının olması | |
Geçici olmalarındaki ana nedenlerin epey bir zaman sonra fark edilmesi | |
Kalıcılığa ulaşmalarının çok uzun bir süre sonra ortaya çıkması |
15 numaralı soru için açıklama
Parçanın sonlarına doğru dile getirilen “Bugüne bunların kaçı kalmış? Kaçı zamanın acımasız lığına yenilmeden günümüze kadar gelebilmiş? Bunlardan kaçı gerçekten ölümsüz bir değer taşıyor? Ben size söyleyeyim cevabı: Pek azı. Üstelik yüzyıllar önce kalıcı sanılan veya adlandırılan pek çok eser yok olup gitmiş, aksine kimsenin değer vermediği eserler dimdik ayakta ve bizi selamlamakta.” bu sözler eserlerin kalıcılığının uzun süre sonra belli olduğuna bir kanıttır.
Soru 16 |
Tüm dünyada da ülkemizde de her dönem, ken
di sanatsal iktidarını içinde barındırarak yoluna
devam eder. Mesela dünyada sembolistlerin yani
simgecilerin döneminde klasisizm yanlıları, sürre
alistlerin döneminde de sembolistler saygınlığın
dan çok şey kaybetmiştir. Bizim edebiyatımızda
da durum böyledir. Garipçilerin döneminde nasıl
Beş Hececiler gündemden düşmüşse İkinci Yeni
cilerin döneminde de Garipçiler saygınlıklarını bir
nebze de olsun yitirmiştir. Böyle durumlarda tabii
ki sanatçılar ve yapıtlarını yok sayamayız. Bu, çok
büyük bir haksızlık olur. Sadece onların araçları ve
dilleri aşılır ve yerlerine başka bir anlayış popüler
olur. Aslında bu durum bir bakıma, edebiyatın ge
leneksel yasasıdır. —
Bu parçanın sonuna, düşüncenin akışına göre,
aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Geçmişte kalan edebî akımlar ve sanatçıları unutulmaya mahkûmdur. | |
Edebiyat içerisinde bu tür durumlar sıklıkla yaşanır ve bu durum doğal karşılanır. | |
Oysaki her edebî hareket kendinden öncekilerin bir yansıması olduğunu ilk başlarda göremez. | |
Bir sonraki edebî hareket, bir sonraki dil öncekinin de güncelliğini yitirmesine neden olur. | |
Her edebî oluşumun sanatçıları, ne yazık ki bir gün unutulacaklarını bile bile yazmaya devam ederler. |
Soru 17 |
I. İngiliz felsefeci Thomas Hobbes, temelde her
doğa olayının bir çeşit hareketle meydana gel
diğini düşünüyordu.
II. Hatta zihinsel etkinliklerin bile- düşünmek ve
istemek de dâhil- zihnin mecazî değil, gerçek
hareketleri olduğu görüşündeydi.
III. Hobbes, bu konu üzerinde yoğunlaştığı dö
nemden birkaç yıl sonra, 1634’ten 1637’ye ka
dar süren bir Avrupa gezisine çıktı.
IV. Bu görüş, pratikte etkisi olmasa da, fiziksel
ilkelerden teorik sonuçlar çıkarmayı mümkün
kılıyordu.
V. Seyahati sırasında o zamanın önde gelen bilim
insanı ve matematikçileriyle bir araya geldi ve
onlarla fikirlerini paylaşma imkânı buldu.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanmış olur?
II ve III | |
II ve IV | |
III ve IV | |
III ve V | |
IV ve V |
17 numaralı soru için açıklama
Bu tip soruların çözümünde öncelikle parçanın akışını bozan cümleyi bulmak gerekir, bunu ya parken de cümleler arasındaki anahtar yani ortak sözcüklere dikkat etmek ve onlardan yararlanmak gerekir. Akışı bozan cümleyi bulduktan sonra da seçeneklerden onunla ilgili yer değişimlerini ger çekleştirip hangisinin olabileceğine karar vermek gerekir. Burada parçanın akışını bozan cümle lll’tür çünkü ll’nin sonunda görüşten, lll’te ise bir geziden söz ediyor. Zaten dikkat edersek IV’ün ba şında “görüş” sözcüğü, V’in başında da “seyahat” sözcüğü var. Demek ki II ile IV ve III ile V art arda gelmek zorunda. O zaman da III ile IV’ün yer değiştirmesi sorunu ortadan kaldırmaktadır.
Soru 18 |
Bugüne kadar pek çok türde birçok eser yazdım.
Romanlar, öyküler, denemeler, makaleler... Yaza
yaza gördüm ki dil; benim için bir araç değil yazdı
ğım eserin temeli, kurgusu, iskeleti yani her şeyi.
Bunu anladığımda veya bu noktaya vardığımda
artık eserimin her şeyi olan dili süslemenin, sanat
yapmanın, mecazlarla bezemenin, bolca niteleyi
ci söz kullanmanın bir anlamı olmadığını gördüm.
Açıkçası göz boyamadan, söz sanatlarının aldatıcı
görünüşüyle içi boş imgeler oluşturmadan, olabil
diğince yalın yazacağım, hilesiz aldatmacasız bir
anlatımı tercih ettim.
I.
Kişileştirme ve betimlemelere az yer verir.
II. Dili, eserlerinin oluşmasına kaynaklık eden
esas malzeme olarak görür.
III. İnsanları ve kavramları baz alarak okurlarına
büyülü bir dünya kurgular.
IV. Sade bir biçemle eserlerini ortaya koyar.
Kendisinden böyle söz eden bir yazar için yukarıdakilerden hangileri söylenemez?
Yalnız II | |
Yalnız III | |
I ve III | |
II ve IV | |
I ve IV |
Soru 19 |
Geçen yıl romanıma son dokunuşlarımı yapma
dan kafa dinlemek için Datça’ya gittim. Bu arada
Datça’yı çok severim. Bir otobüs firmasından en
önden bir koltuk istedim ve oraya oturdum. Yolcu
luğum sırasında, yüzü geniş yayla düzlükleri gibi
rahat ve serin, gözleri yaylaların bulutsuz gökleri
gibi aydınlık, ceketinin yağdan ve tozdan kaskatı
kesilmiş yakasına, tıraşsız yüzüne, sigara zeh
rinden sararmış parmak uçlarına aldırmadan ko
nuşan bir Anadolu köylüsünün yanına oturdum.
Önce konuşmaya çekindim. Ama yolculuğun iler
leyen saatlerinde adeta beden diliyle söyledikleri
mizi dillendirmeye başladık. Yolculuk bittiğinde ise
yıllarca aynı kaderi paylaşmış dostlar gibi birbirimi
ze sarılarak ayrıldık.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
Betimleme - Öyküleme | |
Karşılaştırma - Betimleme | |
Açıklama - Benzetme | |
Öyküleme - Tartışma | |
Açıklama - Öyküleme |
19 numaralı soru için açıklama
Parçada, “yüzü geniş yayla düzlükleri gibi rahat ve serin, gözleri yaylaların bulutsuz gökleri gibi aydınlık, ceketinin yağdan ve tozdan kaskatı ke silmiş yakasına, tıraşsız yüzüne, sigara zehrinden sararmış parmak uçlarına” sözlerinde bir insanın fiziksel betimlemesi yapılmıştır. Betimlemenin ya nında hatta ondan daha fazla bir yolculukta yaşanan olaylar hareketli bir şekilde anlatıldığı için öyküleme de vardır.
Soru 20 |
Şiir yazmak için en uygun ruh hâli hangisidir (I) diye
soruyorlar. Benim bu soruya vereceğim cevap gayet açık:.(II) Hüzün. Bana göre mutluluğun şiiri
olmaz. Mutlu olduğumuzda aklımıza kalem kâğıt gelmezken,, (III) hüzünlendiğimizde hemen ararız bu
iki nesneyi. En güzel dediğimiz şiire bir bakalım lütfen,(IV) ya ölümü anlatır ya da ayrılığı., (V)
Bu parçadaki numaralanmış noktalama işaretlerinden hangisinin kullanımı yanlıştır?
V | |
III | |
I | |
II | |
IV |
20 numaralı soru için açıklama
III. numaralı noktalama işareti olan virgül yanlış kullanılmıştır çünkü zarf-fiil eklerinden sonra (-ken) hiçbir noktalama işareti getirilmez.
Soru 21 |
İkinci Dünva Savaşı’ndan (I) büyük yıkımla çıkan
Avrupa’ya (II) başka (III) birçok ülkeden gelen işgücünün (IV)
katkısı büyüktür. Bu katkı gerçekten o kadar
büvüktü ki (V) kimse böyle bir durumu beklemiyordu.
Bu parçadaki numaralanmış sözlerden hangisinin yazımı yanlıştır?
III | |
IV | |
V | |
II | |
I |
21 numaralı soru için açıklama
IV numaralı “işgücü” sözcüğünün yazımı yanlıştır. Doğrusu “iş gücü” şeklinde olmalıdır.
Soru 22 |
Bu dünyada yiyip içtiklerimin,
gezip tozduklarımın,
görüp işittiklerimin,
dokunduklarımın, anladıklarımın
hiçbiri, hiçbiri,
beni bahtiyar etmedi türküler kadar.
Nazım HİKMET
Bu şiirde aşağıdaki ses olaylarından hangisi
yoktur?
Ünlü daralması | |
Ünsüz benzeşmesi | |
Kaynaştırma ünsüzü | |
Ünsüz yumuşaması | |
Ulama |
22 numaralı soru için açıklama
“Yiyip” sözcüğünde ünlü daralması (ye(i)-y-ip),yine “yiyip” sözcüğünde kaynaştırma ünsüzü (ye-y-ip), “içtiklerimin, işittiklerimin” sözcüklerinde ünsüz benzeşmesi (iç-d(t)ik-lerimin, işit-d(t)ik-lerimin), “bahtiyar etmedi, yiyip içtiklerimin, gibi sözlerde de ulama vardır. Şiirin hiçbir yerinde ünsüz yumuşaması yoktur.
Soru 23 |
Bu sanatçımız daha (I) kitabın başlarında uyarıyor
okurunu: “Ötekini (II) oku; derinde, dipte duranı; ince (III)
şeyler bunlar.” Bu sözler, onun şiirlerinin anlaşılması için kendisinin cömertçe (IV) önümüze kattığı
kılavuzlardır.
Bu parçadaki altı çizili sözcüklerin türleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
Zamir- sıfat- sıfat- zarf | |
Zarf-sıfat-sıfat-zamir | |
Sıfat-zamir- sıfat- sıfat | |
İsim- zamir-sıfat-zamir | |
Zarf-zamir-sıfat-zarf |
Soru 24 |
Ahmet Mithat Efendi’nin “Felâtun Bey ile Râkım
Efendi” adlı yapıtı.(I) Avrupa uygarlığı (II) çevresine (III)
girmeye başlayan Türkiye’de bu yeni uygarlığı sindiremeyen “züppe” tipini anlatmaktadır. Yazar, bu
tipi daha iyi canlandırabilmek için, Felâtun Beyin karşısına.(IV) Avrupa kültürünü kavramış Râkım Efendi
tipini çıkarmıştır.(V)
Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden
hangisi yapısı bakımından diğerlerinden farklıdır?
I | |
II | |
III | |
IV | |
V |
24 numaralı soru için açıklama
Soruda bize sözcüğün yapısını soruyorsa burada “basit, türemiş, birleşik” yapılı sözcükleri kastettiğini anlamalıyız. “Yapıt” sözcüğü “yap-” fiil kökünden “-ıt” yapım ekiyle isim yapılmış ve türemiş olmuştur, “uygarlık” sözcüğü “uygar” isim kökünden “-lık” yapım ekiyle isim yapılmış ve türemiş sözcük olmuştur, “çevresine” sözcüğü “çevir-” fiil kökünden “-e” yapım ekiyle ünlü düşmesine de uğrayarak isim yapılmış ve türemiş sözcük olmuştur, “çıkarmıştır” sözcüğü “çık-” fiilinden “-ar” yapım ekiyle fiil olmuş ve türemiş sözcük olmuştur. “ Karşısına” sözcüğü ise “karşı” ismine “-s” kaynaştırma ünsüzü, “-ı” iyelik eki, “-n” kaynaştırma ünsüzü, “-a” yönelme hâl eki almıştır, aldığı bütün bu ekler çekimeki olduğu için bu sözcük yapıca basittir.
Soru 25 |
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde çatı özelliği aranmaz?
Kendini beğenmiş insanların bulunduğu ortamlara girmek istemezdi. | |
Son kitabı çıktıktan sonra onun da yıldızı parlamaya başladı. | |
Seçkin insanların sohbetine doyum olmaz. | |
Bu kahvehanede genelde yaşlı insanlar bulu nuyordu. | |
O, çoğunlukla insanlara hep tepeden bakan biriydi. |
Soru 26 |
(I) Her mevsim bir başka güzeldir bu adada. (II)
Hangi mevsimde olursanız olun doğada, gökku
şağının tüm renklerini görebilirsiniz. (III) Nergisler,
sümbüller, karanfiller süsler her yanı. (IV) Akde
niz’de başka hiçbir ülkede görülmeyen çeşitlilikteki
bitkiler karşısında insan adeta büyülenir. (V) Top
rak ana, ilk yağmurlarla birlikte yeşil bir örtü sarı
nır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinin nesnesi, tamlayanı ile tamlananı arasına sıfat girmiş bir belirtili isim tamlamasından
oluşmaktadır?
I | |
II | |
III | |
IV | |
V |
26 numaralı soru için açıklama
Parçanın II. cümlesinin nesnesi “gökkuşağının tüm renkleri”dir. Bunu yükleme(görebilirsiniz) sorulan “neyi?” sorusuyla anlayabiliriz. Bu nesnenin tamlayanı “gökkuşağının”, tamlananı ise “renkeleri”dir. Bu iki sözcük de ek aldığı için bu tamlama bir belirtili isim tamlamasıdır ve bu tamlamanın sözcüklerinin arasına “tüm” sıfatı girmiştir.
Soru 27 |
27-30. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Bir kamu kurumuna memur almak için yapılan
Almanca, Fransızca ve İngilizce yabancı dil sı
navlarına gün içerisinde her biri diğerinden farklı
zamanlarda giren K, L, M, N, O, P, R ve S adlı
kişiler başvurmuştur. Her biri sadece bir yabancı
dil sınavına giren bu kişilerin sınava giriş sıraları
ve girdikleri yabancı dil sınavına ilişkin bazı bilgiler
şu şekildedir:
• Sınava ilk sırada giren O’nun yabancı dili İngi
lizcedir.
• P ve R kişilerinin sınava giriş sıraları arasında
sadece M kişisi vardır ve onun da yabancı dili
İngilizcedir.
• L ve S kişilerinin sınava giriş sıraları arasında
sınava sadece bir kişi girmiştir.
• L ve S kişilerinin yabancı dili Fransızcadır.
• S kişisinden hemen sonra sınava P kişisi girmiştir.
• M kişisinden sonra sınava sadece bir kişi girmiştir.
• Aynı yabancı dilden art arda sınava giriş olmamıştır.
Buna göre
I. K
II. N
III. R
adlı kişilerden hangilerinin yabancı dili İngilizce olabilir?
Yalnız I | |
Yalnız II | |
Yalnız III | |
I ve II | |
II ve III |
Soru 28 |
27-30. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Bir kamu kurumuna memur almak için yapılan
Almanca, Fransızca ve İngilizce yabancı dil sı
navlarına gün içerisinde her biri diğerinden farklı
zamanlarda giren K, L, M, N, O, P, R ve S adlı
kişiler başvurmuştur. Her biri sadece bir yabancı
dil sınavına giren bu kişilerin sınava giriş sıraları
ve girdikleri yabancı dil sınavına ilişkin bazı bilgiler
şu şekildedir:
• Sınava ilk sırada giren O’nun yabancı dili İngi
lizcedir.
• P ve R kişilerinin sınava giriş sıraları arasında
sadece M kişisi vardır ve onun da yabancı dili
İngilizcedir.
• L ve S kişilerinin sınava giriş sıraları arasında
sınava sadece bir kişi girmiştir.
• L ve S kişilerinin yabancı dili Fransızcadır.
• S kişisinden hemen sonra sınava P kişisi girmiştir.
• M kişisinden sonra sınava sadece bir kişi girmiştir.
• Aynı yabancı dilden art arda sınava giriş olmamıştır.
Aşağıdakilerden hangisi kesin olarak yanlıştır?
Yabancı dili Almanca olan toplam iki kişi vardır. | |
Yabancı dili İngilizce olan toplam dört kişi vardır. | |
Yabancı dili Fransızca olan toplam üç kişi vardır. | |
Yabancı dili İngilizce olan toplam üç kişi vardır. | |
Yabancı dili Almanca olan toplam üç kişi vardır. |
Soru 29 |
27-30. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Bir kamu kurumuna memur almak için yapılan
Almanca, Fransızca ve İngilizce yabancı dil sı
navlarına gün içerisinde her biri diğerinden farklı
zamanlarda giren K, L, M, N, O, P, R ve S adlı
kişiler başvurmuştur. Her biri sadece bir yabancı
dil sınavına giren bu kişilerin sınava giriş sıraları
ve girdikleri yabancı dil sınavına ilişkin bazı bilgiler
şu şekildedir:
• Sınava ilk sırada giren O’nun yabancı dili İngi
lizcedir.
• P ve R kişilerinin sınava giriş sıraları arasında
sadece M kişisi vardır ve onun da yabancı dili
İngilizcedir.
• L ve S kişilerinin sınava giriş sıraları arasında
sınava sadece bir kişi girmiştir.
• L ve S kişilerinin yabancı dili Fransızcadır.
• S kişisinden hemen sonra sınava P kişisi girmiştir.
• M kişisinden sonra sınava sadece bir kişi girmiştir.
• Aynı yabancı dilden art arda sınava giriş olmamıştır.
Aşağıdakilerden hangisi kesin olarak doğrudur?
İkinci sırada L sınava girmiştir. | |
Üçüncü sırada K sınava girmiştir. | |
Dördüncü sırada N sınava girmiştir. | |
Beşinci sırada S sınava girmiştir. | |
Altıncı sırada R sınava girmiştir. |
Soru 30 |
27-30. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Bir kamu kurumuna memur almak için yapılan
Almanca, Fransızca ve İngilizce yabancı dil sı
navlarına gün içerisinde her biri diğerinden farklı
zamanlarda giren K, L, M, N, O, P, R ve S adlı
kişiler başvurmuştur. Her biri sadece bir yabancı
dil sınavına giren bu kişilerin sınava giriş sıraları
ve girdikleri yabancı dil sınavına ilişkin bazı bilgiler
şu şekildedir:
• Sınava ilk sırada giren O’nun yabancı dili İngi
lizcedir.
• P ve R kişilerinin sınava giriş sıraları arasında
sadece M kişisi vardır ve onun da yabancı dili
İngilizcedir.
• L ve S kişilerinin sınava giriş sıraları arasında
sınava sadece bir kişi girmiştir.
• L ve S kişilerinin yabancı dili Fransızcadır.
• S kişisinden hemen sonra sınava P kişisi girmiştir.
• M kişisinden sonra sınava sadece bir kişi girmiştir.
• Aynı yabancı dilden art arda sınava giriş olmamıştır.
En az sınavına girilen yabancı dilin Almanca olduğu biliniyorsa aşağıdakilerden hangisi kesin
olarak doğrudur?
K’nin yabancı dili Almancadır. | |
N’nin yabancı dili Almancadır. | |
N’nin yabancı dili İngilizcedir. | |
R’nin yabancı dili Almancadır. | |
R’nin yabancı dili Fransızcadır. |
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir.
30 tamamladınız.
| Liste |


Cevap Bırak