1. Anasayfa »

Online KPSS Türkçe Denemesi Çöz 7

Tebrikler - KPSS Türkçe Denemesi 7 (TG) adlı sınavı başarıyla tamamladınız. Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%. Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%%
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1
"Bu konunun tartışılmasını gerekli buluyorum." Aşağıdaki cümlelerin hangisinde"bulmak"sözcüğü,yukarıdaki cümledeki anlamıyla kullanılmıştır?
A
Sınava başvuran aday sayısı yüzü buldu
B
Onu yolun başında beni bekler buldum.
C
Bu davranışınızı çoğu kişi gibi ben de yanlış buldum
D
Bu kalabalıkta onu bulmak çok zor.
E
Bütün kitapları karıştırdık, ama o şiiri bulamadık.
Soru 2
I. Sanığın itirafını geri alması yüzünden mahkeme düştü. II.  Buna rağmen sanığın suçlu bulunup hapse atılması isteniyor. III.Tanık gelmedi; bu nedenle duruşma başka tarihe ertelendi. IV.Ayrıca mahkeme tarafından bir tanık daha istendi. Bu cümlelerden hangi ikisinde altı çizili sözler, cümleye aynı anlamı katmıştır?
A
I. ve IV
B
I. ve III
C
II. ve IV
D
II. ve III.
E
III. ve IV.
Soru 3
Eski ustalardan ve genç kuşak şairlerinden şiirin hakkını şiire verenler de çıkmasa Türk şiiri için tek aydınlık şey söyleyemeyecektim; çünkü şiirin aydınlığı için de şairlerin aydınlığına ihtiyaç var öncelikle. Bu cümledeki"şiirin hakkını vermek" sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A
Şiiri iyi bir dille anlatmak
B
Söz sanatlarını çokça kullanmak
C
İnsanların hayal dünyasını geliştirmek
D
Başka şairlerin şiirlerini en iyi şekilde algılamak
E
Şiiri kendi doğası içinde en sade, en özgün biçimde yazmak
Soru 4
A şağıdaki dizelerin hangisinde benzetmeye başvurulmamıştır?
A
Öyle bir ben ki gelen kapına Baştanbaşa sen
B
Çünkü rüzgârla aynı yaştayım Çünkü güneş kardeşim
C
Yoksul ve ışıksız bir sokaktır yaşam Solgun çiçeklerle çiçekçilerin uğramadığı
D
Bir deniz feneriyim ben Kendini aydınlatamayan
Soru 5
"Bir yazarın dil ve anlatım özelliklerinin yapıttan yapıta değişmesi, onun değerini belirlemede bir ölçüt olamaz." Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?
A
Bir yazarın anlatımı ve dili zaman içinde farklılık gösterebilir
B
Sanatçı, kendine özgü bir anlatım yolu oluşturabilmelidir.
C
Yapıtları özgün özellikler içermeyen sanatçılar kalıcı olamaz.
D
Bir sanatçının ustalığını ya da yetersizliğini, yapıtlarının üslupsal özellikleriyle değerlendirmek yanlıştır.
E
Bir sanatçının değeri, yapıtlarında yansıttığı dil ve anlatım özelliklerinde aranmalıdır.
Soru 6
(I) Paketinden çıkmaya hazırlanan, içinde ne olduğunu kestiremediğimiz, el değmemiş bir yılbaşı hediyesidir yeni yıl. (II) Bu gizemli paketi açmaya hazırlanırken, bütün yaşamıyla hesaplaşmak istiyor insan. (III) Yüzyıllık bir savaşın, sadece yılbaşlarında mola veren askerleri gibi, akrebin ve yelkovanın durduğu o anda, bilançoyu merak ediyorsunuz. (IV) Acaba ne kadar yara aldınız bu savaşta; güçlenerek çıkabildiniz mi mağlubiyetlerinizden? (V) Geride kalan yılların ne kadarından gururlu, ne kadarından pişmansınız bir düşünün. Numaralanmış cümlelerin hangisinde "öznel bir tanımlama" yapılmıştır?
A
I
B
II
C
III
D
IV
E
V
Soru 7
Yazarlığımın ilk yıllarında, yazdıkça, yaşamın bana gülümseyip kollarını açacağını ve onu tüm gerçekliğiyle kavrayacağımı düşünürdüm. Kırk yıl boyunca ne mi gördüm? Yaşamın tüm çirkinliği ve çirkefliği ile karşımda olduğunu. Benim de bu yaşamın bir parçası olduğumu. Bu parçada söz söyleyen kişinin yaşamla ilgili hangi duygusu daha ağır basmaktadır?  
A
Şaşırma
B
Hayal kırıklığı
C
Karamsarlık
D
Kızgınlık
E
Yadırgama
Soru 8
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "üslûp"la ilgili bir özelliğe değinilmemiştir?  
A
Orhan Veli'nin şiirlerinde, sosyal unsurlar büyük bir yekûn tutar
B
Söyleyişe göre ayarlanan cümle yapıları ve mısralar dizisi şairin önde gelen özelliğidir.
C
Orhan Veli, bir nevi boya demek olan sıfatları da atarak veya azaltarak en az ve en öz kelimeyle söyler.
D
Şair, hayatın ta kendisi ile temasa geçtiğinden insanın asıl dili ile konuşmuş.
E
Şiirleri derin değil, açık ve sadedir.
Soru 9
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yargı gerekçesiyle verilmiştir?  
A
Uğramam bahçelerin semtine, gülden yandım
B
Asırlardır toparlanamayan Türk köylüsünü canlandırmak ve refaha kavuşturmak şarttır.
C
Farklı mesleği olanlar, şiir yazdıklarında mesleklerinden izleri de şiire taşıyorlar.
D
Şair, şiirlerinde duygudan çok düşünceyi ön plana çıkarmış.
E
1950'den sonra şiirimizde "gerçeklik" hakim oldu.
Soru 10
Böyle bir anlayış kendi kendini heykelleştirmek ol­maz mı? (I) Öyle ya, denen şey bir tefecinin faizle para vermesi gibi midir?(II) İyiliği sırf iyilik yapmış olmak için yapmayacak mısınız? (III) Dostum, hiçbir ruhun uydusu olmayın, yalnız kendi kendinize bağlı kalın; (IV) görüyorsunuz ki, yalnız hayatın küçük şeyleri üstüne düşüncelerimi söylüyorum. (V) Yukarıdaki cümlelerin hangisinde "öneri" söz konusudur?  
A
V
B
IV
C
III
D
II
E
I
Soru 11
Her şeyi tıkıştırmaktansa gerekeni düzenlemek yeğlenmiş. Ayrıkotlarını okurun ulaşamayacağı bir alana bırakmış yazar. Hemen hemen her şiirinde tok bir ses ve net bir görüntü hâkim. ukarıdaki cümlede altı çizili bölümle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?  
A
Şairin kendisinden emin olduğu
B
Şiirlerde görsel öğelere ağırlık verildiği
C
Şiirlerde anlam kargaşasının olmadığı
D
Şairin kendine has sözcüklerle, sağlam bir şiir oluşturduğu
E
Sözcüklerin dizelerde düzenli bir şekilde yer aldığı
Soru 12
Aşağıdakilerin cümlelerin hangisinde "varsayım" anlamı vardır?
A
Bir gece ansızın gelebilirim.
B
Varsayımlarla da bir yere varabiliriz.
C
Ülkemiz Balkanlardan gelen yağışlı havanın etkisine girecekmiş.
D
Sınavı kazanamadığımızı düşünelim, pes etmeli miyiz?
E
Yirmi bine yakın öğretmen atama bekliyor
Soru 13
Onun her istediğini alamam; çünkü… Bu cümle, aşağıdakilerin hangisiyle tamamlanırsa birinci yargının amacı bildirilmiş olur?
A
param oldukça kısıtlı.
B
istekleri bir türlü bitmiyor.
C
bunu hak etmiyor.
D
alınanın değerini bilmiyor.
E
yokluğa o da alışmalı.
Soru 14
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı yoktur?
A
Çocuklar biribirine bakıp aynı hataları tekrar ediyorlar.
B
Bu yıl meyva ağaçları erken çiçek açtı.
C
Senede bir gün zar zor görüşüyoruz.
D
Gözlerini oğuşturmaktan bir türlü konuşamıyordu.
E
İşleri o kadar çoktuki aradığımda telefonu sürekli meşguldü.
Soru 15
Aşağıdakilerin hangisinde bir anlatım bozukluğu yoktur?
A
O Ali'yi aramış, Ali de onu
B
O bana dert, ben ona mutluluk verdim.
C
Muhasebe işleriyle ben, reklâm işleriyle arkadaşım ilgilenir.
D
Ya ben Bizans'ı alırım, ya Bizans beni.
E
Ne sen beni unut, ne de ben seni.
Soru 16
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A
Akşam yemeğe hep beraber çıksak nasıl olur?
B
Aradığımda ne sen ne de arkadaşın telefona cevap verdiniz.
C
Ankara'nın kuru havası bana iyi geldi.
D
Hepinizi çok özleyeceğim, hiçbirinizi unutmayacağım.
E
Annemle beni yemek yiyeceğimiz lokantaya bıraktılar, yemekten sonra da gelip aldılar.
Soru 17
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A
Bir gün seninle tekrar karşılaşmayı çok isterim.
B
Bu sınavdan mutlaka yüksek puan almalıyım.
C
Geçen günlere üzülmek kaybettiklerimizi geri getirmez.
D
Seni yarı yolda bırakacak kişilerle arkadaş olmamalısın.
E
Sınavda çok çeliştiricili bir soru kullanmışlar.
Soru 18
"Kullanılan deyimin cümleye anlamca uygun düşmemesi anlatım bozukluğuna yol açar." Aşağıdaki cümlelerin hangisinde böyle bir anlatım bozukluğu yapılmıştır?
A
Olacakları engelleyemeyiz artık, ok yaydan çıktı.
B
Haber dinlerken gevezelik etmesi beni deli ediyor.
C
Yorgunluktan ölüyor, adeta burnundan soluyordu.
D
Alacaklılar seni arıyor, deyince etekleri tutuştu.
E
Her şeyi çok abartır, adeta pireyi deve yapardı
Soru 19
Saz kulübelerin bitip sıvalı taş evlerin başladığı yere geldiler. Sağlam duvarların ardında serin bahçelerin bulunduğu, sarmaşıkların mor, turuncu ve beyaz çiçekler açarak duvarlara tırmandığı bir yerdi. Gizli bahçelerden, kafeslerdeki kuşların ötüşü, sıcak döşeme taşlarına çarpan serin suyun şırıltısı duyuluyordu. Topluluk, adeta gözlerini kör edecek kadar aydınlık olan meydanı geçip doktorun evinin önüne ilerledi. İyice kalabalıklaşmışlardı. Yeni katılanlara, bebeği akrebin nasıl soktuğunu, anne ve babasının onu nasıl doktora götürdüklerini anlatıyorlardı. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştı
A
Tartışmaya
B
Betimlemeye
C
Öykülemeye
D
Dokunma duyusuna ait sözcüklere
E
İşitme duyusuna ait sözcüklere
Soru 20
Köy gerçeğini anlatmak için yalnızca köy malzemesi kullanmak yetmez. Bu, kolaycı bir yoldur. Roman yazarının görevi, köylünün yaşadığı hayatın bir kopyasını okuruna sunmak değildir. Köy fonunu köy gerçeğiymiş gibi göstermek, okuru tuzağa düşürmek ve yanlış yönlendirmektir. Romancı, bu kesimin dra­mını, sadece onları malzeme alarak değil, onların dışındaki kesimleri ve mekânları da göstererek vermelidir. Bu parçada asıl vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A
Köy gerçeği, köy insanı anlatılmadan da verilebilir.
B
Romancı, köy gerçeğini, köy yaşamı ile sınırlandırmadan vermelidir
C
Gerçekçi yazar, köy yaşamını değiştirmeden vermelidir.
D
Köyün malzeme olarak kullanıldığı her roman, köy romanı değildir.
E
Köy romanı yazan kişi, romanında anlatacağı köyü iyi tanımalıdır.
Soru 21
Bir yandan yazı yazmayı öğrenirken, bir yandan da gündelik konular hakkında yazan genç yazarın işi zordur. Konusunun zamanı ile kendi yazısının zamanı arasındaki denklemi tutturmak gibi zorunlu bir evreden geçmek durumundadırsorunları çoktur. İçinde yaşarken dahi hızla aşılması gereken bir dönem olduğunu bilmenin telaşını duyar. Yazısını geliştirmek uğruna konuyu bekletemez, konuyu bekletmemek için de yazısını aceleye getiremez. Bu parça düşüncenin akışına göre boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A
Yazmaktan başka seçeneği yoktur.
B
Genellikle arayış içindedir.
C
Yazı'nın ergenlik dönemidir bu.
D
Kendini beğenmemektedir
E
Bu dönemde alışkanlıkları değişir.
Soru 22
Dile dökülmek için, içinde kabaran şeyler, yazının yüksek duvarına tırmanarak onu aşmak, öte yana geçmek ve ötekilere ulaşmak amacını taşır. Duyumsadıkların ya da düşündüklerin güçlü, yazınsa güçsüzdür. Her seferinde dile getirilemeyenlerin, dile getirilenlerden daha fazla olduğunu görürsün. Bu yüzden... Bu parçanın sonuna, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A
başkalarının sözlerine de yer verme isteğini hiçbir zaman içinden atamazsın.
B
ne kadar yazıp bitirsen de, dile getiremediklerin içinde kımıldamaya devam ederler.
C
ne kadar uğraşırsan uğraş, söyleyecek söz bulamazsın.
D
yazdıklarına yenisini eklemekten vazgeçer, anlatmak istediğin her şeyi bir kenara bırakırsın.
E
biraz da başkaları anlatsın deyip elindekilerle yetinmelisin
Soru 23
(I) Hikâye, romandan çok daha fazla iş bırakır size, hayal gücünüzü zorlar, sizi işin içine katar, alan ve inisiyatif tanır, boşlukları doldurmanızı ister. (II) Anlattığı her şeyi yeniden anlamlandırmanızı bekler. (III) En kötü roman bile, kimi zaman alışkanlık kolaylığıyla okunur. (IV) Roman ise, türü ve doğası gereği, kısa bir süre sonra kendine özgü alışkanlığını yaratır. (V) Fazla zorlanmanız gerekmez, ayak sürümeniz yeter. Parçadaki cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlatımı düzelir?
A
I ile II
B
II ile III
C
II ile IV
D
III ile IV
E
IV ile V
Soru 24
(I)Her yazıdan sonra, aynı eksiklik duygusu yoklamaya başlar insanın içini ve onu yeniden yazmaya yönlendirir. (II)Yazıya sürekliliğini kazandıran, biraz da yazan ile yazılan arasındaki bu ikna noksanlığıdır.(III) Her yeni metinle birlikte, yazı, yeniden hem bir var olma, hem bir mücadele alanı haline gelir. (IV)Yazar, her seferinde yazının başka olanaklarını zorlar. (V)Kendi yazısının bile keşfedeceği yeni alanları olduğunu görür. Yukarıdaki paragraf ikiye bölünmek istense ikinci paragraf hangi numaralı cümle ile başlar?
A
I
B
II
C
III
D
IV
E
V
Soru 25
Klasikleri, yani geçmiş yüzyıllardan kalmış eserleri okumayı da severim. Bilirim ki her sanat adamında klasik olmak kaygısı bulunmalıdır. Yarına kalmak için çalışmayan, eserinin zamana dayanmasını istemeyen, bugün beğenilip yarın unutulmaya razı olan bir sanat adamından ne hayır umulur? Ama klasiklik öteden beri alışılmış kalıplara uymakta değildir, ölmeyecek şekiller yaratabilmektedir. aşağıdakilerden hangisine
A
Yararlı eserler ortaya koyanlar hiçbir zaman unutulmaz.
B
Klasik olma kaygısını her sanat adamı taşımalıdır
C
Klasikleri okumayı sevmeyen yoktur
D
Eserinin zamana dayanmasını istemeyen yazar unutulmaya razıdır
E
Klasik olmanın anahtarı hem kalıcı hem de özgün olmaktır
Soru 26
Hayat, küçük hesapları değil, büyük hesapları doğru çıkarıyor. Kendi şiirlerinin ömrünü, taklitlerinin sayısıyla çoğaltmaya çalışan eleştirmenler, değerlendirmelerinde içten ve nesnel değillerdi. Ama bu yaygın ve kullanışlı ucuz politika, kısa erimde sonuç veriyordu. Saydıkları adlar, hiçbir durumda kendilerini aşamayacaklarına inandıkları, kendileri için hiçbir zaman tehlike olamayacağını düşündükleri seçilmiş adlardı; birçoğu, onların kötü bir taklidi, silik birer kopyasıydı ve onlar, şiirlerinin sürdürücüsü olduklarına inandıkları bu adları destekliyormuş gibi görünüp gerçekte tarih karşısında kendilerine yatırım yapmayı çalışıyorlardı. Bu parçada eleştirilen yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A
Küçük hesap peşinde koşanların olması
B
Bazı eleştirmenlerin, çıkarları için kötü sanatçıları desteklemesi
C
Geleceğe yatırımın, gerçek sanatçıyı engellemesi
D
Sahte politikaların sanat alanında olumlu sonuç vermesi
E
Geçek sanatçıların desteklenmemesi
Soru 27
Ben, kendi payıma tutarlı ve serinkanlı yaklaşımlar taşıyan, yetkin, işinin ehli ve en önemlisi "zevk sahibi" kişiler tarafından hazırlanmış antolojilerden büyük keyif alıyorum. Yanı sıra edebiyat tarihini erken öngörmek gibi savlar taşıyan, sürmekte olan serüvenleri erken yaftalayan, üstelik iddialarıyla örtüşmeyen sıradan seçimlerin yer aldığı kimi burnu büyük işlerden çok, daraltılmış temalar etrafında öbekleşmiş, daha kişisel, daha "minimal" ve kendine özel bir espri taşıyan çalışmaları yeğliyorum. Bu parçada sözü edilen kişiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A
Zevk sahibi ve işin ehli kişilerin hazırladığı antolojilerden hoşlandığına
B
Edebiyat tarihini erken öngören, serüvenleri erken yaftalayan eserleri tercih etmediğine
C
Espri taşıyan eserlerden hoşlandığına
D
Kişisellikten uzak eserlerle daha çok ilgilendiğine
E
Sıradan seçimlerin yer aldığı eserleri tercih etmediğine.
Soru 28
Hikâye, hayatımızın dar zamanlarına, ara kesitlerine, sıkışıp kalmış parçalarına ışık düşürüyor, belki bir ömrü kuşatacak büyük bir hayat tasavvuru olarak değil, daha çok alçakgönüllü bir şimdiki zaman bilgisi ve sanatı olarak kuruyor kendini. Doğası gereği, hikâye, bir şimdiki zaman sanatı, roman ise bir geniş zaman sanatı olarak konumluyor kendini. Tüm bir hayat, yarın beklentisi üzerine kuruluyken, roman, kendi bünyesi içinde olası yarınlar kurarken, hikâye, kimseye bir yarın duygusu vermiyor. Yukarıdaki parçaya göre aşağıdakilerin hangisi hikâyeyle ilgili bir özelliği yansıtmaz?
A
Doğası gereği hikâyenin yarın duygusu taşıdığı
B
Romanın kendi bünyesi içinde olası yarınlar kurduğu
C
Tüm bir hayatın yarın beklentisi üzerine kurulu olduğu
D
Hikâyenin hayatımızın dar kesitlerine ışık tutuğu
E
Hikâyenin bir şimdiki zaman bilgisi ve sanatı olarak kendini yapılandırdığı
Soru 29
Ülkemiz edebiyatında, anı türündeki yazıların az olmasının nedeni, insanımızın yaşam karşısındaki tavrında aranmalıdır. Çünkü anı yazmak, kişinin kendisiyle ve çevresiyle hesaplaşmasını gerektirir. Anı, yazarın yaşadığı dönemi gelecek kuşaklara aktarıp onu yargılamasını sağlar. Oysa uzun yıllar böyle bir gereksinim duymamıştır bizim insanımız. Tanık olduğu ya da karıştığı olayların belleğinde bıraktığı tortuya bir anlam yükleyememiştir. Bu, bir bakıma, kişiliğini biçimlendiren durgun toplumsal yapının bir sonucudur. Nitekim toplumsal yapıdaki değişim ve dönüşümle birlikte, bizde de anı türü doğmaya başlamıştır. Bu parçada, anı türüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A
Bu türde yeterince ürün vermediğimize
B
Yazıldığı dönemi yansıttığına
C
Ülkemizde, toplumun değişmesiyle doğan bir tür olduğuna
D
Ancak özgür toplumlarda kök salabildiğine
E
Yazarını; kendisini ve çevresini sorgulamaya yönelttiğine
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. Sonuçları al.
29 tamamladınız.

Benzer Testler

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.