KPSS Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi Testi Çöz 5
Tebrikler - Gelişim ve Öğrenme Testi 5 adlı sınavı başarıyla tamamladınız. Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%. Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%%
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1 |
“Büyüme” ve “gelişim” ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru değildir?
Hareketli çocuklar daha zayıftır. | |
Kutup bölgelerinde doğan ve yetişen çocuklar daha yuvarlak hatlara sahiptirler ve daha yavaş büyürler. | |
Günümüz çocukları; 100 yıl öncesine göre daha uzun, daha ağır ve daha olgundurlar. | |
Ortalama olarak kız bebekler, erkeklere göre tüm beden oranları bakımından biraz daha büyüktürler. | |
Boyda uzama ilkbahar aylarında hızlanır, ağırlık artışı sonbaharda görülür. |
1 numaralı soru için açıklama
Yaklaşık olarak ilk 2 yılı kapsayan birinci safhada bebek, çok hızlı bir şekilde kilo alır, birinci yılda boyu 25 ila 30 cm uzar ve aynı sürede kilosu üç katına çıkar. Ancak bu süreçte ortalama olarak erkek bebekler, kızlara göre tüm beden oranları bakımından biraz daha büyüktürler. (Cevap D)
Soru 2 |
Gelişim; doğum öncesi dönemden başlayıp yaşamın sonuna kadar süren yaşam dönemi içerisinde, organizmada gözlenen düzenli, sürekli ve uyum sağlayıcı özellikleri barındıran değişikliklerdir. Büyüme, olgunlaşma, yaşantı ve öğrenme ile bireyde meydana gelen değişiklikleri barındırır. Bu süreçte ortaya çıkan ürünler ise “gelişme” olarak adlandırılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir “gelişme” değildir?
Geçen yıla kadar kendisine atılan topu göğsünü de kullanarak, tüm vücuduyla tutmaya çalışan Cengiz, bu yıl sadece ellerini kullanarak topu tutmayı başarabilmiş, böylece top atmaca oyununu oynayabilmiştir. | |
Annesinin onca çabasına karşın bir türlü ayakta duramayan ve emekleyen Nilay, birkaç ay sonra ayakta durabilmiş ve adımlamaya başlamıştır. | |
Geçen yıla kadar kendisine verilen kalemi tüm avucuyla tutmaya çalışan Talip, bu yıl sadece parmaklarıyla kalemi tutmayı başarabilmiş, böylece resim yapabilmiştir. | |
Okula başlayan Gülçin, öğretmenin kendisini azarlamasının ardından öğretmenlerin kötü olduğunu düşünmüş, ancak öğretmenin kendi iyiliği için kızdığını öğrenince düşüncesini değiştirmiştir. | |
Basketbol maçında ayak bileği kırılan Osman, o günden sonra sağ ayağını daha sınırlı kullanmaya başlamıştır. |
2 numaralı soru için açıklama
Gelişim sürecinde ortaya çıkan ürünlere “gelişme” adı verilir. Gelişme, gelişim sürecinin tipik özelliklerini barındırır. Yani ortaya çıkan durum birey için ilerlemeyi, uyum sağlayıcılığı barındırmalıdır. Gerçekleşen her öğrenme bireyi geliştirdiği için gelişme olarak değerlendirilir. E seçeneğinde belirtilen durum açıkça ilerleme ya da uyum sağlayıcı değil, gerileme – bozucu etki olarak karşımıza çıkmıştır. Bu nedenle E seçeneğinde belirtilen durum gelişme olarak değerlendirilemez. (Cevap E)
Soru 3 |
İnsan gelişimine ilişkin aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?
Gelişimdeki bireysel farklılıklar, daima bireyin uyumunu kolaylaştıracak şekilde ortaya çıkar. | |
Bir dönemde başarılamayan gelişim görevi, sadece o dönemde soruna yol açar. | |
Çocuklara ne kadar alıştırma yaptırılırsa yaptırılsın, sinir sisteminde gerekli değişiklikler gerçekleşmeden motor becerilerin kazanılması olası değildir. | |
İnsan sesindeki perde ve şiddet değişikliklerinin farkına varılarak tanıdık ve yabancı seslerin ayrımını yapabilme ilk çocukluk döneminde gerçekleşir. | |
Fizyolojik gelişim, gelişimin sadece bilişsel boyutunu etkilerken; bilişsel gelişim, gelişimin her yönünü etkiler. |
3 numaralı soru için açıklama
Çevre etkisi ne kadar güçlü olursa olsun yeterli olgunluk düzeyine ulaşmadan, yani sinir sisteminde gerekli değişiklikler gerçekleşmeden motor beceriler kazanılamaz (Örneğin tuvalet eğitimi vb.). (Cevap C)
Soru 4 |
Dil gibi belirli bir alandaki becerilerde yaşanan hızlı yükseliş, gelişen sistemin bütün parçalarının buna uyum sağlamasını gerektirir. Çocuk konuşmayı öğrendiği için toplumsal etkileşimleri değişir, düşünmesi değişir ve hiç kuşkusuz yeni sinapsların yaratılması ve fazla ya da az kullanılanların budanmasıyla sinir sisteminde bile değişimler meydana gelir. Benzer şekilde, çocuktaki ilk bağlanma yeni durumlara yaklaşımlarını değiştirerek bilişsel gelişimini etkileyebilir ve buluğ çağındaki hormonal değişimler de genellikle ebeveyn – çocuk ilişkisini etkiler. Bu durumu en iyi açıklayan gelişim ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Gelişim nöbetleşe devam eder. | |
Gelişim genelden özele doğrudur. | |
Gelişim bir bütündür. | |
Gelişimde kritik dönemler vardır. | |
Gelişimde bireysel ayrılıklar vardır. |
4 numaralı soru için açıklama
Tüm gelişim alanları birbiriyle etkileşim halindedir. Parçada da dil gelişiminin toplumsal gelişimi etkilediği ve bu durumun da bilişsel gelişimi etkilediği vurgulanmaktadır. Bu durum, gelişim bir bütündür ilkesiyle açıklanmaktadır. (Cevap C)
Soru 5 |
Deneyci 9 yaşındaki bir çocuğa üzerinde şeker resmi olan bir şeker kutusunu gösterir ve ona içindekinin ne olduğunu düşündüğünü sorar. Çocuk “şeker” diye cevap verir. Daha sonra çocuk kutuyu alıp içine bakar ve şaşkınlıkla içinde kalem olduğunu görür. Ardından deneyci kutunun içine henüz bakmamış olan bir başka çocuğun kutunun içinde ne olduğunu düşüneceğini sorar. Çocuk bu aldatmaca karşısında eğlenerek “şeker” diye yanıtlar. Daha sonra deneyci aynı uygulamayı üç yaşındaki bir çocukla gerçekleştirir. Birinci soruya verdiği yanıt beklendiği üzere “şeker” olur. Ancak ikincisine şaşkın ve keyifsiz bir şekilde “kalemler” yanıtını verir. Üç yaşındaki çocuğun verdiği cevaplar, Piaget’nin bilişsel gelişim kuramına göre, aşağıdaki bilişsel özelliklerden hangisine ilişkin bir sorun yaşadığını gösterir?
Odaklanma | |
Özelden özele akıl yürütme | |
Benmerkezcilik | |
Yanlış inanç ilkesi | |
Canlandırmacılık |
5 numaralı soru için açıklama
Bir kişinin yanlış bir inancının olabileceğini anlama ve ayrıca bu yanlış inanca neyin neden olabileceğini belirleyebilme yeteneğine “yanlış inanç ilkesi” denir. Bireyin bu ilkeye sahip olabilmesi için bir problemi ya da durumu başka bir insanın bakış açısıyla görebilmesi gerekir. (Cevap D)
Soru 6 |
Her yıl öğrencileri ile aynı heyecanı yaşamak için KPSS’ye giren Eğitim Bilimleri Uzmanı Ali Bey, girdiği en son sınavda ders verdiği öğrencilerden birisinin aynı salonda hem de arka sırada oturduğunu görmüştür. Öğrencisinin kendisine yardım edilmesi konusunda bir beklentiye girdiğini gören Ali Bey, önce ona yardım etmek istemiş sonra yaşayacağı sıkıntıları düşünmüş ve ona yardım edip etmeme konusunda tereddüte düşmüş ve zihninden şu tarz düşünceler geçirmiştir: “Eğer ona yardım eder ve yakalanırsam, beni kopyacı diye lanse ederler, televizyona çıkartırlar sonra kimsenin yüzüne bakamam. Dolayısıyla ona yardım ettiğimde yaşayacağım sıkıntı, onun atanamaması durumunda yaşayacağım sıkıntıdan çok daha fazla”. Ali Bey’in öğrencisine yardım edip etmeme konusunda yaşadığı tereddüt dikkate alındığında Kohlberg’in ahlaki gelişim kuramının hangi iki evresi arasında gidip geldiği söylenebilir?
İtaat ve ceza eğilimi-kanun ve düzen eğilimi | |
İyi çocuk eğilimi-Kanun ve düzen eğilimi | |
İtaat ve ceza eğilimi-evrensel ahlak ilkeleri | |
Saf çıkarcı eğilim-İyi çocuk eğilimi | |
Kanun ve düzen eğilimi-İyi çocuk eğilimi |
6 numaralı soru için açıklama
Ali Bey, öncelikle sınavda yardım alma beklentisine giren öğrencisine yardım etme düşüncesi geliştirmekte (iyi çocuk eğilimi), daha sonrasında böyle bir yardımda bulunması halinde kendisinin yaşayacağı sıkıntıyı düşünmektedir. Yardım etmesi durumunda yaşayacağı sıkıntıyı, öğrencisinin atanamaması durumunda yaşayacağı sıkıntıdan daha fazla önemsemekte yani saf çıkarcı eğilime uygun hareket etmektedir. (Cevap D)
Soru 7 |
Erikson, ABD’de bir kovboy barında asılı olan bir deyişi alıntılar: “Olmam gereken kişi değilim, olacağım kişi değilim, ama olduğum kişi de değilim”. Erikson’un bu alıntısı, psikososyal gelişim kuramına göre, aşağıdaki gelişim dönemlerinden hangisinin çekirdek duygularını yansıtmaktadır?
Temel güvene karşı güvensizlik | |
Kimliğe karşı rol karmaşası | |
Başarıya karşı aşağılık | |
Girişimciliğe karşı suçluluk | |
Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk |
7 numaralı soru için açıklama
Kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası döneminin en önemli özelliği; ergenin büyük bir kimlik arayışı içerisinde oluşudur. Ergenin bu dönem boyunca cevaplaması gereken çok fazla soru vardır. Ancak en önemli soru “Ben kimim?” sorusudur. Bu soru ergen tarafından cinsel, sosyal ve mesleki açıdan ele alınmaktadır. (Cevap B)
Soru 8 |
Yeni bir şehre taşındığınızı düşünün. Yolları öğrenmek için yeni bir yerel harita satın almak yerine, arkadaşınızın çizdiği bir haritayı kullanmayı yeğliyorsunuz. Yabancı olduğunuz bu şehrin sokaklarında dolaşırken bazı yerleri yeni baştan çizerek ve notlar alarak harita üzerinde düzeltmeler yapıyorsunuz. Yeni çizimler ve notlar içeren haritanın eskisinden daha gelişmiş olduğuna kuşku yok, ancak artık iyice okunaksız bir durumda ve hala önemli hatalar söz konusu. Siz de edindiğiniz bilgilere dayanarak yeni bir harita çizmeye karar veriyorsunuz. Şehirde dolaşırken bu haritayı da yanınızda taşıyor ve gerekli gördüğünüz değişiklik ve notları yeni haritanıza ekliyorsunuz. Sonunda bu harita da notlarla dolup taşıyor ve yeni bir harita çizmeniz gerekiyor. Buna göre; I. haritanızda yaptığınız düzeltme ve açıklamalar, II. baştan başlayıp yeni bir harita çizme süreci Piaget’nin kuramında sırasıyla aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılır?
Örgütleme - Özümleme | |
Uyum kurma - Dengeleme | |
Özümleme - Dengeleme | |
Dengeleme - Örgütleme | |
Özümleme - Örgütleme |
8 numaralı soru için açıklama
Piaget’ye göre uyum sağlama sürecinin bir parçası olan uyum kurma, mevcut şemaların yeni deneyimlere dayanılarak değiştirilmesi ya da eski şemalar veriyi artık yönetemez duruma geldiğinde yenilerinin yaratılmasıdır. Piaget’ye uyum kurma sürecinin üçüncü parçası olan denge kurma, özümleme ile kurmanın dengede olmasını sağlamak için şemaların periyodik olarak yeniden yapılandırılmasıdır. (Cevap B)
Soru 9 |
“Belirli bir kişi yanında olmadığında onu zihinsel olarak temsil edebilme yeteneğinden yoksun olsaydı, çocuk yine de onun için özlem duyup onu hala arıyor olabilir miydi?” John Flavell, bu ifadesiyle aşağıdaki özelliklerden hangi ikisi arasında bir ilişki olduğunu vurgulamış olabilir?
Olgunlaşma – Cinsel kimlik | |
Nesne sürekliliği – Bağlanma | |
Bilişsel gelişim – Mizaç | |
Kişi sürekliliği – Yetenek | |
Dil gelişimi – Toplumsal cinsiyet rolleri |
9 numaralı soru için açıklama
Nesne sürekliliği; bir nesne çocuğun gözünün önünden kaldırıldığında onun hala evrende var olmaya devam ettiğini çocuğun anlamasıdır. Çocuğun annesine bağlanabilmesi için anne yanından ayrıldığında onun hala var olduğunu anlaması yani nesne devamlılığını kazanmış olması gerekir. (Cevap B)
Soru 10 |
Kimlik statüleriyle ilgili aşağıda verilen örneklerden hangisi yanlıştır?
Elvan’ın mesleğini seçerken ailesinin baskısıyla öğretmen olmaya karar vermesi ve bununla ilgili olan alanı seçmesi, gölgeli kimlik statüsüyle ilgilidir. | |
Hülya’nın kendi ilgi ve yeteneklerine uygun olduğunu düşündüğü mimarlık mesleğine kendisinin karar vermesi, onun başarılı kimlik statüsüne sahip olduğunu gösterir | |
Sevil’in seçeceği mesleğin ne olduğuna ilişkin en iyi kararı anne ve babasının verebileceğini düşünmesi ve ailesinin onun adına karar vermesi, ipotekli kimlik statüsüne örnektir. | |
Pınar’ın seçeceği meslekle ilgili vereceği kararı belli bir süre ertelemesi, kargaşalı kimlik statüsüne örnektir. | |
Mine’nin ailesinin beklentilerine uygun olduğunu düşündüğü hemşirelik mesleği yerine, onlara bir tepki olarak onların hoşlanmadıkları başka bir mesleği seçmesi, onun ters kimlik statüsünde olduğunu gösterir. |
10 numaralı soru için açıklama
Kargaşalı kimlik statüsü, bunalımın yaşanmadığı, bağlanmanın da olmadığı durumdur. Bir kimliğe bağlanmaktan tamamen kaçınırlar. Durumdan memnun değildirler, kendileri için benimseyeceği yeni bir kimlik geliştirmekten kaçınırlar. Oysa Pınar seçeceği meslekle ilgili kararı henüz verememiş ve bu kararı ertelemiş durumda. Psikososyal moratoryumda, ergen henüz ne istediğine karar veremediğinden bu kararı ileri bir zamana erteler. (Cevap D)
Soru 11 |
Doktorun tavsiyesi üzerine sigarayı bırakmaya karar veren Hüseyin Bey, yaklaşan yılbaşını bunun için en uygun gün olarak belirlemiştir. Yılın ilk gününü zorlanmadan geçiren Hüseyin Bey, akşam yemeğinden sonra eşi kahve getirince canı sigara çekmiş, içinden “Sigara içmemelisin, önemli olan sağlığın.” demesine rağmen dayanamayıp sigara yakmıştır. Hüseyin Bey’in canı sigara çektiğinde (I) “önemli olan sağlığın” diye düşünmesine ve (II) dayanamayıp sigara yakmasına neden olan kişilik bölümleri sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
İd - ego | |
Ego - id | |
Ego - süperego | |
Süperego - ego | |
Süperego - id |
11 numaralı soru için açıklama
İd: Yeni doğan çocukta olan kişiliğin en ilkel kısmıdır; daha sonra ego ve süperego idden gelişir. İd, temel biyolojik dürtülerden oluşur: Yeme, içme, artıkları atma, acıdan kaçma ve cinsel haz elde etme ihtiyaçlarını temsil eder. “İlkel ben” olarak da adlandırılır. İd, davranışlarımızın altında yatan psikolojik enerjinin kaynağıdır. İd, zevk ilkesine göre işler ve hiç geciktirilmeden bütün isteklerin yerine getirilmesini bekler. Kişiliğin bu kısmı hiç beklemek istemez, düşünce bu kısımda etkili değildir. “Şu anda isteklerimin giderilmesi gerekir, bir dakika bile bekleyemem.” diyen bu yapıdır. Ego: Kişiliğin gerçekçi, akılcı, mantıklı yönüdür, gerçeklik ilkesine uyarak işler. Gerçek dünya ile id arasında aracı olarak işlev görür. İd "Hemen şimdi istiyorum.", ego ise “Koşullar uygunsa sana istediğini verebilirim." der. Ego akılcı ve pratiktir. Egonun temel işlevi uyumdur. Bu uyumu sağlarken de ego bir yandan organizma içindeki ilkel dürtüsel güçlerle, bir yandan çevresel koşullar ve geleneklerle, bir yandan da süperegonun istekleriyle bağdaşmak, bunlar arasında bir uzlaşma kurmak zorundadır. Ego gerektiğinde idin isteklerini ertelemeye, hoş yaşantıları seçmeye, hoş olmayanlardan uzak durmaya çalışır. Ego, id ile süperego arasında kalmış bir cambaza benzetilebilir. Hem idi memnun etmeye çalışır hem de süperego tarafından azarlanmaktan kurtulmak ister. Süperego: Freud, toplumun inandığı, “doğru” ve “yanlış” kararlarının kaynağını teşkil eden kısma süperego (üst – ben) adını verir. Kişiliğin üçüncü kısmı olan süperego, çocuğa anne – baba ve başkaları tarafından öğretildiği şekliyle toplumun ahlak kuralları ve değerlerinin içselleştirilmiş temsilidir. Temel olarak bireyin vicdanıdır. Süperego bir hareketin doğru veya yanlış olduğuna karar verir. İd haz arar, ego gerçekliği test eder, süperego ise mükemmeliyeti arar. İd ve ego gibi, üst – benin büyük bir kısmı da bilinçaltındadır. Bir toplumun “vicdanı”, o toplumun bireylerinin üst – ben’inde yer alır ve üst – ben bireyin davranışlarını süzgeçten geçirerek bireye “Bu yaptığın doğru, aferin sana!” ya da “Bu yaptığın yanlış, utan kendinden!” mesajlarını verir. (Cevap B)
Soru 12 |
Konuşmaya ve yürümeye başlayan çocukta iki tutum gelişir: Tutmak ve bırakmak. Çocuğun bu tutumlardan hangisini benimseyeceği toplumda geçerli olan ödüllendirme ve cezalandırma yöntemlerine göre belirlenir. Bebek, bedeninde tutma ve bedenin dışında bırakma isteğiyle “ben” ve “yabancılar” kavramlarını oluşturur. Eğer anne-baba gerekli koşulları sağlar ve aşırı koruyucu tutumlardan vazgeçerse, çocuk kendine güven duymaya başlar. Eğer anne- baba çocuğun davranışlarını denetlerse bu kez çocuk engellenmenin kızgınlığını yaşamaya başlar. Bu parçada, söz konusu çocuğun Erikson’un psikososyal gelişim kuramının hangi gelişim krizini yaşadığı söylenebilir?
Kimliğe karşı rol karmaşası | |
Üretkenliğe karşı durgunluk | |
Özerkliğe karşı utanç ve kuşku | |
Temel güvene karşı güvensizlik | |
Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk |
12 numaralı soru için açıklama
Bir yaş civarında yürüme, konuşma becerilerini sergileyebilen çocuk artık kendi bedenini kontrol etmede daha başarılıdır. İstediği biçimde davranma ve davranışlarını kontrol altına alma eğilimindedir. Çocukta tuvaletini istediği zaman yapma, yemeği kendi başına yemeyi isteme gibi yetişkinlerden bağımsız davranışlar sık sık görülür. Çocuğun kendine özgü bu bağımsızlık çabalarının ve davranışlarını kontrol etme isteğinin yetişkinler tarafından desteklenmesi, onun kendini işe yarar bağımsız bir kişi olarak görmesine yardımcı olacaktır. Çocuğun kendi başına bir şeyler yapma davranışlarını engelleyen aşırı kuralcı, katı, baskıcı bir anne - baba tutumu ise çocuğun kendi yeteneklerinden, potansiyelinden kuşku duymasına ve yaptıkları yanlış bulunduğu için kendisinden utanç duymasına yol açacaktır. (Cevap C)
Soru 13 |
Yaz aylarında çalışan bir işletme, müşterilerine sunduğu akşam yemeğinin ardından artıkları her akşam belli bir saatte denize dökmektedir. Denizdeki birçok balık, yiyecek artıklarından faydalanabilmek için kıyıya doğru akın etmektedir. Kış aylarında ise tesis kapanır, ancak balıklar bir süre her akşam belli bir saatte kıyıya doğru akın etmeye devam eder. Balıkların bu davranışı bir süre sonra ortadan kalkar. Ancak bazı balık sürülerinin arada bir kıyıya geldiği görülmüştür. Bu parçada denize dökülen yiyecekler ___(I)___, balıkların belli saatte kıyıya yönelmeleri ___(II)___, bir süre sonra kıyıya gelmemeleri ___(III)___ olarak açıklanır. Balıkların belli saatte kıyıya yönelmeleri ___(IV)___ yoluyla oluşmuştur. Yukarıdaki parçada I, II, III ve IV ile numaralandırılmış boşluklara, sırasıyla aşağıdakilerin hangileri getirilmelidir? I II III IV
koşulsuz uyarıcı koşulsuz tepki sönme geçici koşullama | |
koşulsuz uyarıcı koşullu tepki alışma gecikmeli koşullama | |
koşulsuz tepki koşullu tepki sönme geçici koşullama | |
koşulsuz tepki koşulsuz tepki alışma gecikmeli koşullama | |
koşulsuz uyarıcı koşullu tepki sönme geçici koşullama |
13 numaralı soru için açıklama
Balıklar için yiyecek maddesi tepki üretme gücü doğuştan gelen, koşulsuz uyarıcı durumundadır. Koşulsuz bir uyarıcının uzun süre eşit zaman aralıklarıyla verilmesi halinde, bu zaman aralığı koşullu uyarıcı haline gelir ve tepkiye yol açar. Başka bir deyişle, organizma zamana koşullanır. Bu şekilde gerçekleşen koşullanma ilişkisine “geçici koşullanma” denir. Geçici koşullanmanın gerçekleştiği durumda, belli zaman dilimi koşullu uyarıcı haline dönüşmüştür. Koşullu uyarıcıya verilen tepkiye ise “koşullu tepki” denir. Bu durumda balıkların belli bir saatte kıyıya toplanmaları koşullu tepkidir. Tepkisel koşullanmada pekiştirilmeyen davranışlar söner. Yani koşullu uyarıcıyı bir süre koşulsuz uyarıcı izlemezse sönme meydana gelir. Kış aylarında balıkların belli bir saatte kıyıya gelmesine karşın (koşullu tepki), yiyecek (koşulsuz uyarıcı – pekiştirme) nedeniyle bu davranıştan vazgeçmeleri sönme sürecini açıklamaktadır. (Cevap E)
Soru 14 |
Tepkisel koşullanma sürecinde pekiştirmeye ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Pekiştirme edimsel koşullanma sürecine ilişkin bir kavramdır, tepkisel koşullanma sürecinde pekiştirme yoktur. | |
Tepkinin ortaya çıkmasından önce, tepkinin ortaya çıkması için koşulsuz uyarıcının gerçekleştirdiği işlevdir. | |
Tepkinin ortaya çıkmasından sonra, tepkinin devamlılığını sağlamak için koşullu uyarıcının gerçekleştirdiği işlevdir. | |
Tepkinin ortaya çıkmasından sonra, tepkinin devamlılığını sağlamak için koşulsuz uyarıcının gerçekleştirdiği işlevdir. | |
Tepkinin ortaya çıkmasından önce, tepkinin ortaya çıkması için koşullu uyarıcının gerçekleştirdiği işlevdir. |
14 numaralı soru için açıklama
Tepkisel koşullanma sürecinde pekiştirme, koşulsuz (doğal) uyarıcının yaptığı işe verilen addır. Bilindiği gibi, tepkisel koşullanmada sönme, koşullu uyarıcının ardından bir süre koşulsuz uyarıcının gelmemesi nedeniyle oluşmaktadır. Örneğin Pavlov’un salya koşullanması deneyinde zil sesi uzun süre tek başına verilir, ardından et verilmezse zil sesi tepki üretme gücünü kaybeder, sönme gerçekleşir. Bu noktada koşulsuz uyarıcı (et), koşullu uyarıcıyı (zil sesi) pekiştirmektedir. Tepkisel koşullanma sürecinde pekiştirme, tepkinin ortaya çıkması için, tepki ortaya çıkmadan önce gerçekleştirilir. Örneğin, köpeğin bulunduğu ortama önce zil sesi (nötr uyarıcı), hemen ardından et (koşulsuz uyarıcı) verilir. Diline et değen köpek salya (koşulsuz tepki) salgılar. Bir süre sonra zil sesi ile et eşleşir ve köpek zil sesini duyunca (koşullu uyarıcı), salya tepkisi (koşullu tepki) vermeye başlar. Görüldüğü gibi pekiştirme işlemi (koşulsuz uyarıcının işlevi), tepki ortaya çıkmadan önce (salya tepkisi), tepkinin ortaya çıkması için yapılmıştır. (Cevap B)
Soru 15 |
Bir matbaada ustabaşı olarak çalışan Cengiz, çırak olarak işe başlayan Ali’yi teşvik amacıyla, Ali’nin baskı makinesinin kullanımını öğrenmeye dönük her çabasını aferin diyerek pekiştirmiş, bu aşamada çırağının uygunsuz davranışlarını cezalandırmak için sertçe omzundan itelemiştir. Başlangıçta pekiştirilen davranış sayısı cezalandırılan davranış sayısından daha az olduğu halde, çırak büyük bir istekle makinenin kullanımıyla ilgili yeni şeyler öğrenmeye çalışmıştır. Zamanla aferinlerin sayısı artmış, cezalandırılan davranış sayısı çok azalmış, buna karşın çırağın yeni bir şeyler öğrenme gayreti büyük oranda azalmıştır. Davranışçı kuramlar çerçevesinde incelendiğinde çırağın yeni bir şeyler öğrenme gayretinin azalması, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? Kuram Gerekçe
Tepkisel koşullanma Cezanın etkisi, pekiştirmenin etkisini gölgelediği için pekiştirme etkisiz kalmıştır. | |
Edimsel koşullanma Alışma nedeniyle övgünün pekiştirici değeri azalmıştır. | |
Bitişiklik Uygulanan ceza nedeniyle korku koşullanması meydana gelmiş ve pekiştirme etkisiz kalmıştır. | |
Sistematik davranış Uygulanan ceza nedeniyle tepkisel engelleme meydana gelmiştir. | |
Bağlaşımcılık Gerçekleştirilen uygulama etki yasasına aykırı olduğu için yapılan pekiştirmenin etkisi ortadan kalkmıştır. |
15 numaralı soru için açıklama
Pekiştirme işlemi yapılırken dikkat edilmesi gereken ilk nokta, kullanılan pekiştirecin ihtiyaca uygun olmasıdır. Çünkü ihtiyaca uygun olmayan pekiştireçler, davranışın gerçekleştirilmemesiyle sonuçlanır. İkinci nokta ise, pekiştirme işlemi yapılırken her sefererinde aynı pekiştirecin kullanılmamasıdır. Çünkü pekiştirme işlemi boyunca her seferinde aynı pekiştireç kullanılırsa, bir süre sonra bu pekiştirecin tepki üretme gücü (değeri) azalmaktadır. Bu durumda pekiştirme işlemi devam etse bile organizma davranışı yapmamaya başlar. Pekiştirme işlemi devam ettiği halde organizmanın davranışı yapmaması “alışma” kavramıyla açıklanmaktadır. Cengiz Usta’nın çırağının yeni bir şey öğrenmeye dönük her çabasını aferinle pekiştirmesi nedeniyle, zamanla aferinin tepki üretme gücü (değeri) azalmış ve pekiştirme devam ettiği halde, organizma istenen davranışı gerçekleştirmemeye başlamıştır. (Cevap B)
Soru 16 |
Aşağıdaki davranışlardan hangisi, öğrenme yoluyla kazanılmıştır?
Kayak yaparken sağ ayağından sakatlanan bir kişinin, uzun süre sağ ayağının üzerine basamaması | |
Akşama kadar sabah kahvaltısından başka bir şey yemeyen bir kişinin, kan şekeri düştüğü için başının dönmesi | |
Gündelik yaşamda oldukça çekingen olan bir kişinin, alkol aldığı akşamlar oldukça girişken davranışlar sergilemesi | |
Akşama doğru midesi bulanan bir kişinin, öğlen yediği yemekten midesinin bulandığını düşünüp uzun süre bu yiyeceği yememesi | |
Yumurtasından yeni çıkmış bir ördek yavrusunun, yaşamının ilk 24 saatlik zaman dilimi içerisinde, hareket halindeki nesnelere karşı güçlü bir bağlanma gerçekleştirmesi |
16 numaralı soru için açıklama
Öğrenme, organizmanın davranışlarında yaşantısı yoluyla oluşan, kalıcı ya da izli değişikliklerdir. Hastalık, sakatlık etkisiyle oluşan davranış değişiklikleri ile doğuştan gelen refleks, içgüdü ve homeostatik davranışlar öğrenilmiş kabul edilemez. Ayrıca sadece büyüme ya da sadece olgunlaşma sonucunda ortaya çıkan davranış değişiklikleri ile etken madde kullanımı sonucunda oluşan davranış değişiklikleri de öğrenmenin kapsamında ele alınamaz. (A) seçeneğinde sakatlık etkisi, (B) seçeneğinde homeostatik davranış, (C) seçeneğinde etken madde kullanımı ve (E) seçeneğinde içgüdü söz konusudur. Bu nedenle belirtilen davranışlar öğrenilmiş kabul edilemez. (D) seçeneğinde belirtilen durum ise Garcia Etkisi (olumsuz tat kaçınması) ile açıklanabilir ve öğrenilmiş bir davranıştır. (Cevap D)
Soru 17 |
Reklamcıların, piyasaya sürülecek yeni bir ürünün tanıtımında, güneşli bir plaj, huzurlu bir göl kenarı gibi hoş bir mekânın görüntülerini kullanmaları, aşağıda yer alan süreçlerden hangisiyle doğrudan ilişkilidir?
Tepki genellemesi | |
Edimsel koşullanma | |
İkinci dereceden koşullanma | |
Tutum değişmesi | |
Geriye koşullama |
17 numaralı soru için açıklama
Nötr bir uyarıcı ile koşullu uyarıcının ilişkilendirilmesi sonucunda nötr uyarıcının koşullu hale gelmesi “üst düzey koşullanma” olarak açıklanmaktadır. Reklamcıların, piyasaya sürülecek yeni bir ürünün (nötr uyarıcı) tanıtımında, güneşli bir plaj, huzurlu bir göl kenarı gibi hoş bir mekanın görüntüleri (koşullu uyarıcı) eşliğinde ürünü sunmaları, üst düzey koşullanmanın amaçlandığını göstermektedir. Bu sayede güneşli bir plaj, huzurlu bir göl kenarı gibi insanda hoş duyguları uyandıran semboller ile tanıtılan ürün eşleştirilecek ve bu ürünün tek başına benzer duygular oluşturması amaçlanacaktır. (Cevap C)
Soru 18 |
18. VE 19. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARÇAYA GÖRE CEVAPLAYINIZ. Gölcük ne güzel bir yerdi benim için. Yaz tatillerini teyzemin yanında doyasıya geçirdiğim, mutluluk dolu bir yer… Akşamları sahil kenarında çay içmek için Değirmendere’ye giderdik. Yol boyunca fındık satan tezgâhların içinden geçerdik. Bir gece kulaklarımda uğultulu bir sesle yatağımdan kalktım. Sarsıntının etkisinden evden zor çıktım, korkudan adeta donakalmıştım. Etrafıma baktığımda, çevremdeki neredeyse tüm evlerin yıkılmaya başladığını gördüm. O günden sonra ne zaman Gölcük adını duysam içim ürperir, bu yüzden adını bile duymak istemiyorum. Hatta birkaç gün önce yolda bir fındık tezgâhı gördüm, garip bir şekilde içimde yine aynı ürpertiyi hissettim. 79. Yukarıdaki parçada (I) “deprem anında hissedilen sarsıntı”, (II) “deprem sonrasında ‘Gölcük’ adı”, (III) “Gölcük adını duyunca korkma” ve (IV) “sarsıntının etkisiyle oluşan korku hissi” sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde belirtilmiştir? I II III IV
Koşulsuz uyarıcı Koşulsuz tepki Koşullu uyarıcı Koşullu tepki | |
Koşulsuz tepki Koşullu tepki Koşullu uyarıcı Koşulsuz uyarıcı | |
Koşulsuz uyarıcı Koşullu uyarıcı Koşullu tepki Koşulsuz tepki | |
Koşullu tepki Koşullu uyarıcı Koşulsuz tepki Koşullu uyarıcı | |
Koşullu uyarıcı Koşullu tepki Koşulsuz uyarıcı Koşulsuz tepki |
18 numaralı soru için açıklama
Organizma üzerinde tepki üretme gücü doğuştan var olan, yani herhangi bir öğrenme yaşantısı olmaksızın tepki üretebilen uyarıcılara “koşulsuz uyarıcı”, bu uyarıcılara verilen tepkilere ise “koşulsuz tepki” denir. Organizma üzerinde beklendik herhangi bir tepkiye yol açmayan uyarıcıya “nötr uyarıcı” denir. Nötr uyarıcının, koşulsuz uyarıcı ile eşleşmesinin ardından, tepki üretme gücü kazanması halinde aldığı yeni isim “koşullu uyarıcı”, bu uyarıcıya verilen tepkiye ise “koşullu tepki” denir. Bu açıklamalar ışığında, deprem anında hissedilen sarsıntı “koşulsuz uyarıcı”, sarsıntı anında hissedilen korku ise “koşulsuz tepki” dir. Başlangıçta olumlu ya da olumsuz herhangi bir tepkiye yol açmayan Gölcük adı, deprem ile eşleşince, korku tepkisi oluşturmaya başlamıştır. Bu durumda korku tepkisi oluşturan Gölcük adı “koşullu uyarıcı”, bu uyarıcıya verilen korku tepkisi de “koşullu tepki” olarak değerlendirilmelidir. (Cevap C)
Soru 19 |
Bu kişinin depremden sonra fındık tezgâhı görünce de içinin ürpermesi aşağıdakilerin hangisiyle tam olarak açıklanabilir?
Üst düzey koşullanma | |
Garcia etkisi | |
Edimsel koşullanma | |
Karşıt koşullanma | |
Ön koşullanma |
19 numaralı soru için açıklama
Henüz koşullanma gerçekleşmeden önce, aralarında ilişki kurulmuş farklı iki nötr uyarıcıdan biri nötr hale gelirse, diğeri özel bir yaşantıya ihtiyaç duyulmaksızın, kendiliğinden koşullu hale dönüşür. Bu duruma “ön koşullanma” denir. Örnek olayda, “Gölcük” ile “fındık bahçeleri – fındık” arasındaki ilişkinin, deprem olmadan önce yani Gölcük koşullu uyarıcı haline gelmeden önce kurulduğu gözlenmektedir. Depremin ardından Gölcük “koşullu uyarıcı” haline dönüşünce, fındık kendiliğinden koşullu uyarıcı haline dönüşmüş ve tepki üretmeye başlamıştır. (Not: Üst düzey koşullanmada, bir uyarıcı koşullu hale geldikten sonra, nötr uyarıcı ile koşullu uyarıcı arasında ilişki kurulmaktadır.) (Cevap E)
Soru 20 |
Ayten Hanım, oğlunu kitap okurken görünce hemen bir tabağın içerisine lezzetli meyvelerden soyup koymaktadır. Oğlu da bu meyveleri afiyetle yemektedir. Mehmet Bey ise, oğlunu kitap okurken gördüğü için, bir önceki hafta verdiği hafta sonu sokağa çıkma cezasını kaldırmıştır. Bu durumda aşağıdaki yorumlardan hangisinin yapılması uygundur?
Anne oğlunun davranışını olumlu, baba ise olumsuz pekiştirdiği için davranışta kontrast oluşur. | |
Çocuğun kitap okuma davranışı hem olumlu hem de olumsuz pekiştiği için nevroza yol açar | |
Çocuğun kitap okuma davranışı anne tarafından olumlu baba tarafından olumsuz pekiştirildiği için her iki durumda da davranışın tekrarlanma olasılığı artar | |
Anne çocuğunun davranışını olumlu pekiştirerek istenen davranışın sıklığını artırır, baba ise olumsuz pekiştirerek istenmeyen bir davranışın yapılma sıklığını artırmış ve karşıt koşullanma meydana getirmiştir. | |
Çocuğun annesiyle karşılaştığı durumlarda kitap okuma davranışı artarken, babasıyla karşılaştığı durumlarda azalır. |
20 numaralı soru için açıklama
Organizmanın istediği bir uyarıcının (olumlu pekiştirecin) ortama eklenmesiyle oluşan durum olumlu pekiştirmedir. Organizmanın istemediği bir uyarıcının (olumsuz pekiştirecin) ortamdan çıkartılmasıyla oluşan durum olumsuz pekiştirmedir. Örnek olayda çocuğun kitap okuması annesi tarafından meyveyle ödüllendirilerek olumlu pekiştirilmiştir. Babası ise çocuğun kitap okuma davranışını cezadan kurtararak olumsuz pekiştirmiştir. Olumlu pekiştirmede birey davranışı sayesinde istediği bir uyarıcıya kavuşurken, olumsuz pekiştirmede istemediği bir uyarıcıdan kurtulmakta yani sonuç itibariyle her iki durumda da istediği bir sonuçla karşılaşmaktadır. Bu nedenle olumlu ya da olumsuz olsun, pekiştirilen davranışların tekrarlanma eğilimi – sıklığı – artar. (Cevap C)
Soru 21 |
Bir öğretmen, ders sırasında konuşarak sınıfın düzenini bozan bir öğrencisinin bu davranışını söndürmek için onu sınıftan çıkartmış, böylece I öğrencisinin konuşarak sınıfın düzenini bozma davranışını II. tip cezaya maruz bırakmak II istemiştir. Öğretmen bu uygulamasıyla bir yandan kendisini de olumsuz pekiştirmiştir. III Ancak beklentisinin aksine, davranışta kontrast IV oluşmuş ve öğrencisinin derste konuşma davranışı artmıştır. Öğretmen, bunun üzerine öğrencisini ders esnasında konuşsa bile bu davranışı yok sayarak görmezden gelmiş ve bu V sayede zamanla öğrencisinin davranışı sönmüştür. Yukarıdaki parçada numaralandırılmış yöntemlerden hangileri, gerçekleştirilen uygulamaya uygun değildir?
I ve IV | |
II ve IV | |
III ve V | |
I, III ve IV | |
I, II, III ve V |
21 numaralı soru için açıklama
Organizmayı, gerçekleştirdiği bir davranıştan ötürü cezalandırmak, bu davranışı söndürmez, bastırır. Sönme, bir davranışın pekiştirilmemesi nedeniyle ortaya çıkan durumdur. Bu nedenle, öğretmenin öğrencisini ders sırasında konuşarak sınıfın düzenini bozduğu için sınıftan çıkartması yani cezalandırması sönmeyi değil, bastırmayı sağlar. Bir organizmanın, istediği bir uyarıcıdan mahrum bırakılması II. tip cezadır. Nitekim öğretmen öğrencisini dersten dışarı çıkartarak, belli bir mahrumiyet uygulamış ve II. tip ceza uygulamak istemiştir. Cezayı, bir davranış kontrol tekniği olarak kullanırken çok dikkat etmek gerekir. Çünkü ceza olarak nitelendirilen eylem, bazen organizma üzerinde pekiştirici etki oluşturabilmektedir. Nitekim öğretmen öğrenciye ceza uygulamaya çalışmış, ancak öğrencinin davranışı artmıştır. Bu durumda öğretmenin gerçekleştirdiği uygulama öğrenciyi cezalandırmamış pekiştirmiştir. Çünkü cezalandırılan davranışlar bastırıldığı için tekrarlanma olasılığı azalırken, pekiştirilen davranışların tekrarlanma olasılığı – sıklığı – artmaktadır. Örnek olayda, çocuğun davranışı arttığına göre pekiştirme söz konusudur. Yani gerçekleşen durumun davranışta kontrast ile bir ilgisi yoktur. Davranışta kontrast bir davranışın belli bir ortamda pekiştirilirken, farklı bir ortamda cezalandırılması ya da görmezden gelinmesi sonucunda, pekiştirildiği ortamda artarken, cezalandırıldığı ya da görmezden gelindiği ortamda azalmasını açıklar. Yani, davranışta kontrast oluştuğunda, aynı davranış bir ortamda artarken başka bir ortamda azalır. Cezaya alternatif olarak kullanılacak en etkili yöntem, sönmeye tabi tutmaktır. Bu noktada, istenmeyen davranışın yok sayılması yani görmezden gelinmesi, istenen sonucu sağlayabilir. (Cevap A)
Soru 22 |
Ahmet Bey’in yeni taşındığı apartmanda su basıncı yeterli olmadığı için suyun akış hızı bazen azalmaktadır. Özellikle de birisi tuvaletin sifonunu çektiğinde rezervuar tekrar suyla dolacağı için az olan suyu daha da azaltmakta, bu esnada duş yapan birisi varsa su çok fazla ısınarak duş yapan kişiyi yakacak konuma gelmektedir. Bir gün duş alırken sifonun çekilme sesini duyan Ahmet Bey, birkaç saniye sonra su ısısının artmasıyla kendini duştan dışarı atar. Bir süre sonra, sifonun çekilme sesini duyar duymaz duştan çıkmaya başlar. Bu parçada, aşağıdaki kavramlardan hangisi için uygun bir örnek bulunmamaktadır?
Kaçınma | |
Kaçma | |
Koşulsuz tepki | |
Özendirici uyarıcı | |
Olumlu habercilik |
22 numaralı soru için açıklama
Organizmanın istemediği uyarıcı ortamdayken sergilenen ve otomatik olarak gerçekleştirilen eylem “kaçma” davranışıdır. İstenmeyen uyarıcıyla karşılaşmamak için yapılan, kasıtlı eylem ise “kaçınma” davranışıdır. Ahmet Bey’in su ısısının artmasıyla kendini duştan dışarı atması “kaçma”, sifonun çekilme sesini duyar duymaz duştan çıkmaya başlaması ise “kaçınma” davranışıdır. Beklendik tepkiyi doğal olarak meydana getiren uyarıcılara “koşulsuz uyarıcı”, bu uyarıcıya verilen tepkiye ise “koşulsuz tepki” denir. Ahmet Bey’in sıcak su nedeniyle kendini duştan dışarı atması “koşulsuz tepki”dir. Tepkisel koşullanma sürecinde habercilik (uyaran sıralaması) iki şekilde karşımıza çıkar. Eğer koşullu uyarıcı, koşulsuz uyarıcının geleceğini bildiriyorsa olumlu habercilik (ileriye koşullama), biteceğini – bittiğini bildiriyorsa olumsuz habercilik (geriye koşullama) söz konusudur. Sifonun çekilme sesi, Ahmet Bey’e aşırı sıcak suyun geleceğini haber verdiği için olumlu habercilik (ileriye koşullama) söz konusudur. Özendirici Uyarıcı Kuramı’na göre, bazı davranışlarımız belirli bir biyolojik temel olmadan, çevredeki uyarıcılardan kaynaklanır. Aç olmadığımız halde, yemekten sonra verilen kahve, çikolata veya dondurma bize çekici gelir. Yeni bir aleti kurcalamak, bir arkadaşın yeni müzik setini görmek için yol yürümek hepimizin aşina olduğu davranışlardır. Psikologlar, bireyin ilgisini çeken ve onu davranışa sürükleyen böyle uyarıcılara özendirici uyarıcı (incentive) adını vermişlerdir, özendirici uyarıcılar çevremizde bulunan, bizi belirli bir davranışta bulunmaya yönelten, çekici eşya ya da olaylardır. Bu davranışlar herhangi bir biyolojik gereksinmeden kaynaklanmazlar. Özendirici uyarıcı kavramı yalnız insanlar için değil, hayvanlar için de geçerlidir. Yapılan denemelerde hayvanlar, hiçbir gıda değeri olmayan sakarin uyarıcısının tadını alabilmek veya kendileri için “yeni” olan bir kırmızı objenin bulunduğu odaya geçebilmek için yeni davranışlar öğrenmişlerdir (Cüceloğlu, 2010). Soru parçasında bu duruma uygun bir uyarıcı yoktur. (Cevap D)
Soru 23 |
Özel bir öğretim kurumunda görev yapan iki eğitimci aralarında konuşmaktadır: Mehmet : Bazı kaynaklarda çok sayıda hatalı soru var. Bu tip sorular özellikle de ___ öğrenciler üzerinde olumsuz etkiye yol açıyor. Bülent : Öğretmenim, anlayamadım. Neden bu öğrenciler üzerinde olumsuz etki oluşturuyor? Mehmet : Çünkü bu öğrenciler, yaptıkları sorunun cevabı hatalı çıkınca cevabın hatalı olabileceğini düşünmeden önce kendilerinin hata yaptığı üzerinde yoğunlaşıyorlar. Yukarıdaki parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
içsel denetimli | |
dışsal denetimli | |
ipotekli | |
dışsal güdülenmiş | |
güdülenmemiş |
23 numaralı soru için açıklama
Rotter, sosyal öğrenme teorisinde pekiştirmenin kendisi ve bilişsel faktörler tarafından belirlenen etkisi kadar, kaynağıyla da ilgilenmiştir. Ona göre bazı insanlar pekiştirmenin kaynağı olarak kendisini görmektedir. Bu bireyler içsel denetim odağına sahiptir. Bazı insanlarsa pekiştirmenin kendisi dışındaki dış güçlere bağlı olduğunu düşünmektedir. Bu bireylerse dışsal denetim odağına sahiptir (Rotter, 1966). İçsel denetimli olma, aranılan bir nitelik olmasına karşın, bu bireyler karşılaştıkları olumsuz durumlarda nedeni önce kendilerinde aramaktadırlar. Öğrenme malzemesi içerisinde çok sayıda hatalı sorunun bulunması halinde, içsel denetimli bireyler, hatanın kaynağını kendilerinde arama eğiliminde olacakları için bu durum onlara zarar verebilmektedir. (Cevap A)
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir.
23 tamamladınız.


Cevap Bırak