1. Anasayfa »
  2. KPSS Türkçe Testleri

KPSS Türkçe Deneme Sınavı 21

Tebrikler - KPSS Türkçe Deneme Sınavı 21 adlı testimizi başarıyla tamamladınız.

Sınavda size  %%TIME_ALLOWED%% saniye verildi %%TIME_USED%% saniyede sınavı tamamladınız.

Bu sınavda soruların %%TOTAL%% soruya karşılık, %%SCORE%% doğru %%WRONG_ANSWERS%% yanlış cevap verdiniz.

Sınavdan aldığınız puan: %%PERCENTAGE%%

Sınav sonucunuz hakkındaki değerlendirmemiz: %%RATING%%


Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1
Roman okumanın kültürü yaratacağı yerde, kültü­rün romanı------bir gerçektir. Çünkü romanı en gizli köşe bucaklarına kadar aydınlatan, okuyucunun
kültürüdür. Yalnız romanı, şiiri değil, doğayı ve toplumu ------- insanın kültürü ile orantılıdır.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilmelidir?
A
yazdığı - bilmek
B
ürettiği - yazmak
C
yarattığı - kavramak
D
sattığı - okumak
E
biçimlediği - incelemek
1 numaralı soru için açıklama 
İlk cümlede “yarattığı" kelime­ sinin-Ûygürt ölüşünü cümlenin .anla­ mından rahatça çıkarmak mümkün­ dür: "Roman okumanın, kültürü yara­ tacağı yerde, kültürün romanı “ya­ rattığı".. bin gerçektir. İkinci; boşluğa en uygun olan da “kavramak" keli­ mesidir,
Soru 2
Her çağın edebiyatında olduğu gibi bugünkü ede­biyatımızın da elbette firesi olacaktır. Yeni yetişen
genç şairlerimizin birbirlerini izlediklerini, çoğu yaz­dıklarının hep birbirine benzediğini söyleyenlere
ben de katılırım. Biri bir yol tutup kendini gösterdi mi arkasına takılan takılana.
Bu parçada altı çizili ifade ile anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A
Özgün yazarların zamanla artacağı
B
Özgün yazarların zamanla azalacağı
C
Özgün yazarların zamanla yetişeceği
D
Özgün yazarların zamanla beğenileceği
E
Özgün yazarların zamanla zenginleşeceği
2 numaralı soru için açıklama 
"Firö vermek” azalmak, eksil­ mek demektir. Burada kastedilen sürekli başkasını taklit edön, yazar­ ların bir süre sonra edebiyat dünya­ sında tutunahnayacağıdır. Dolayısfy- la her çağda olduğu gibi bugünkü edebiyatta da özgün yazar sayısı az olacaktır.
Soru 3
(I) Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra Hüseyin Rahmi'nin yıldızı sönmeye başlar, yazdıkları okun­maz olur. (II) Çünkü onun anlattığı insanlar, canlandırdığı sahneler artık yok olup gitmiştir. (III) Bu­gün atlı tramvaylarla, eski Kâğıthane âlemleriyle, mahalle kadınlarının dedikodularıyla, Batı kültü­rünü hazmetmemiş boş kafalı, züppe tiplerle artık kim ilgilensin? (IV) Zamanındaki olaylarla yetinen romancıların, bu olaylar değişince romanları da er geç bir köşeye atılır. (V) Onun romanları olsa olsa, bu memleketin töreleri, folkloru ile uğraşanları ilgilendirebilir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A
I. cümlede Hüseyin Rahmi’nin Cumhuriyet ön­cesi ilgi gören bir yazar olduğu söylenmiştir.
B
II. cümlede onun anlattığı hayatın öldüğünden bahsedilmiştir.,
C
III, cümlede Cumhuriyet sonrasında insanların eski ile pek ilgilenmediğine değinilmiştir.
D
IV. cümlede Hüseyin Rahmi’nin romanlarının ilgi görmediği yönünde saptamada bulunulmuş­tur.
E
V. cümlede Hüseyin Rahmi’nin romanlarının halk bilimi açısından önemsiz oluşundan söz edilmiştir.
3 numaralı soru için açıklama 
Parçada Hüseyin Rahmi’nin Cumhuriyet sonrasında pek okun­madığı anlatılmaktadır. Sebep ola­rak da eserlerinde eski hayatın anlatıldığı, Cumhuriyet sonrasında ise bu hayata ilginin pek olmadı­ğı şeklindedir. Numaralanmış cüm­lelerden "V. cümlede” aksine Hüse­yin Rahmi’nin romanlarının gelenek ve folklor yani halk bilimi açısından önemli olduğu, o sebeple de bu sa­hada çalışanların yazarın romanları ile ilgilenebileceği belirtilmiştir.
Soru 4
(I) Günümüzde, edebiyat dergilerini istila eden ma­kale türünün kazandığı mesafeden rahatsız olma­mak mümkün değil. (II) Makale türü yazıların hac­
mi, edebiyat ve sanat dergilerimizde eleştiriyi, de­nemeyi ve emsali yazı türlerini iyice köşeye sıkıştır­
dı. (ili) Bu durum, adı geçen türün tabiatından ziya­de, edebiyata ve sanata karşı alakasızlığımızın ya­rattığı boşluktan kaynaklanıyor. (IV) Artık okuduğu­nuz her yazı, gazete sayfalarına özgü kalması ge­reken bu türün kokusunu yansıtıyor. (V) Bugün sa­nat dünyasındaki cansızlık edebiyat dergilerindeki edebî eserlerin azalmasına bağlı olsa gerek.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangi­sinde neden - sonuç ilişkisi yoktur?
A
I.
B
II.
C
III.
D
IV.
E
V,
4 numaralı soru için açıklama 
I. cümlede sonuç: rahatsız ol­ mak, neden: edebiyat dergilerini bir yazı türünün (makale) istila etmesi. II. cümlede sonuç: köşeye sıkışma, neden: edebiyat dergilerinde maka­ le türünün daha çok yer alması. III. cümlede neden: sanata karşı ala­ kasızlığımız, sonuç: bu durum yani makale türünün edebî dergilerde çok yer tutması. IV. cümlede herhangi bîr neden- sonuç ilişkisi yoktur. V. cümlede neden: edebiyat dergile­ rinde edebi eserlerin azalması, so­ nuç: sanat dünyasındaki cansızlık.
Soru 5
(I) Hikâye, nüansları yakalama sanatıdır. (II) O, roman gibi bütün bir hayat topuyla kucaklamaz. (III) İyi bir
hikâyede gereksiz, tablosunu çizdiği enstantane içinde hedefini bulmamış kelimeler yoktur. (IV) Hikâyeci, kelimelerini hesaplayarak ve bir seçime bağlı tutarak
kullanmak zorundadır. (V) Onun alanı, romanın soluk­lu ve geniş alanından yoksundur çünkü.
Bu parçada ki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra düşüncenin akışına uygun olarak '‘Bu yüzden iyl bir romano her zaman jyi bir
hikâyeci olmayabilir.’’ cümlesi getirilebilir?
A
I.
B
II.
C
III.
D
IV.
E
V.
5 numaralı soru için açıklama 
V, cümlede "Onun alanından ka- . sıt htkâyecinin alanıdır. Düşüncenin akışına göre "Onun alanı, romanın soluklu ve geniş alanından yoksundur çünkü.” tespitinden sonra "bu yüzden, bu sebeple” diye başlayan bir sonuç cümlesinin gelmesi uygun olacaktır.
Soru 6
(I) Çanakkale Muharebelerinin devam ettiği günler­ de yeya harp sonrasında bazı heyetler Çanakka­le harp, sahasını ziyaret etmişlerdir. (II) Bu heyet­lerin, bir kısmı yerli bir kısmı da yabancıdır. (III) He­yet mensupları arasında gazeteciler, edebiyatçılar ve milletvekilleri gibi farklı kişiler bulunmaktadır. (IV) Kurtuluş:Savacı sırasında gazeteci ve edebiyatçı­lardan oluşan bir heyet de Ege Bölgesi'ni gezer. (V) Savaş sırasında Çanakkale cephesi’ne yapılan zi­yaretlerin, bir yanıyla askere moral verilmesi bir ya­nıyla da cephede savaşan askerlerin kahramanlık ve fedakârlıklarının cephe gerisine anlatılması ba­kımından önemi büyüktür.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden han­gisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A
I.
B
II.
C
III.
D
IV.
E
V.
6 numaralı soru için açıklama 
8 u parçada Çanakkale Muha- rebeteri sırasında bu harisin olduğu mekânlara yapılan ziyaretler ve öne­ minden bahsedilmektedir. IV cümlede ise Kurtuluş Savaşı sırasında yapılan bir ziyaretten söz edilmektedir. Farklı bir konudan bahsedilen bu cümle dü­ şüncenin akışını bozmaktadır.
Soru 7
L Suya;atılan taşların oluşturduğu halkalar gibi dağılıp gidiyordu düşünceleri.
II. Bir gece, herkes uykuya dalınca düşündüğü mektubu yazmaya koyuldu.
llL Önu rahatşız edecek hiçbir şey ve hiç kimse olmadiği hâlde, çok heyecanlıydı.
IV. Önce, mektuba nasıl başiaması gerektiğini sor­du kendi kendine,
V„ Onıi yazdi.olmadı, bunu yazdı olmadı. Yazdıkla­rını hiç beğenmiyordu.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında han­gisi baştan beşinci olur?
A
I.
B
II.
C
III.
D
IV.
E
V.
7 numaralı soru için açıklama 
"Numaralanmış cümleler an­lamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan beşin­ci olur?" diye sorulduğunda parçanın son cümlesini bulmarmz" istenmektedir. Parçada bir kişinin : mek­tup yazmaya başlaması ancak yaz­dıklarını bir türlü beğenmeyişi an­latılmaktadır. Sebep ise zihnini bir türlü toparlayamamış, düşünceleri­nin suya atılan taşların oluşturduğu halkalar gibi dağılıp gitmesidir. Buna göre anlamlı bütünün son cümlesi I,sıradaki cümle olmalıdır.
Soru 8
Hayalleri süsleyen şehir İstanbul ... (I)  bana göre
baharda gezilmeli. Kışın rahatsız edecek kadar
soğuk olmasa da yazın nemli ... (II) çok sıcak oluyor.
Baharın ılık .... (III) serin günlerinde üşüöeden ... (IV)
terlemeden .... (V) yazın bunaltıcı havasını solumadan
İstanbul’u gezmek en güzeli.
Bu parçadaki numaralanmış virgüllerden hangi­sinin işlevi diğerlerinden farklıdır?
A
I.
B
II.
C
III.
D
IV.
E
V.
8 numaralı soru için açıklama 
Virgül diğer yerlerde eş görevli sözcükler arasına konulmuş iken I numaralı yerde farklı işlevde kullanılmıştır,
Soru 9
(I) Bu durum onu yıldırmıyor, hiç kimseden yardım
beklemeden mücadele ediyordu. (İl) Artık blrşeyler
yapmanın vakti gelmedi mi, diye sorup duruyordu
ortalıkta; (III) Olan biten karşısında çabalıyor fakat
dostları onu hep yanlız bırakiyordü. (IV) Onun yap­tığını Donklşötluk olarak düşünenler bile vardı. (V)
Ne diyelim, bu çağda şövalyelik yapmak bir işe ya­rar mı acaba?
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangi­sinde yazım yanlışı yoktur?
A
I.
B
II.
C
III.
D
IV.
E
V.
9 numaralı soru için açıklama 
II. cümlede "birşeyler" bir şeyler şeklinde ayrı yazılmalı çünkü “şey"e bağlı her şey ayrı yazılır. Dİ. cümlede “yanlız” değil, yalnız olmalı; IV. cümlede "Donkişotluk” özel isim olarak kullanılmayıp gereği yokken kahramanlık gösterme anlamında olduğu için küçük harfle yazılmalı; V. cümlede "şövalye” kelimesi “şöval­ ye" şeklinde yazılmalıdır, I. cümlede herhangi bîr yazım yani ışı yoktur.
Soru 10
Yemeklerini yedikten sonra bir süre yürüyor ve mi­desini rahatlatıyor, sonra denize balıklama atlayıp yüzerek epeyce açılıyordu.
Bu parçada kim i sözcüklerin yapısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A
“ yemeklerini” sözcüğünde' birden fazla çekim eki kullanılmıştır.
B
“midesini” sözcüğünde tamlanan eki kullanıl­mıştır.
C
“rahatlatıyor” sözcüğünde isimden fiij yapını eki kullanılmıştır.
D
“balıklama” sözcüğünde fiilden fiil yapım eki kullanılmıştır.
E
'‘açılıyordu” sözcüğünde yapırh ekiyle Çekim; eki bir arada kullanılmıştır.
10 numaralı soru için açıklama 
Bu parçada, D seçeneğinde id­dia edildiği gibi "'balıklama" sözcü­ğünde fiilden fiil yapım eki yoktur. Aksine “balık” isminden “balıklama" ismi yapılmış yani isimden isim ya­pım eki kullanılmıştır. “Kurbağala­ma" kelimesi de benzer bir yapıya sahiptir.
Soru 11
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlüsü düşmüş bir kelime yoktur?
A
Beni birden karşısında görünce beti benzi attı, ne diyeceğini bilemedi.
B
Ne derlerse desinler benim almm açık başım dik, dedi.
C
Onu bulduğumda, karnı çok aç olduğu için he­men ona bir şeyler yedirdim.
D
Size yanlış bilgi vermiş olmayayım, sanırım bu olay geçen yazdı.
E
Kedi birkaç gün içinde âdeta ailemizin bir ferdi oldu.
11 numaralı soru için açıklama 
A seçeneğinde beniz > ben­ zi; B seçeneğinde alın>alnım; C se­ çeneğinde karın > karnı; D seçene­ ğinde yanıl- > yanlış kelimelerinde ünlü düşmesi varken E seçeneğinde­ ki cümlede yer alan kelimelerde ünlü düşmesi olayı yoktur.
Soru 12
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “kötü” sözcüğü diğerlerinden farklı türdedir?
A
Odayı biraz havalandıralım, oldukça kötü kokuyor dedi.
B
Ülkenin kötü yönetildiğini düşünen halk seçim­leri bekliyordu.
C
Kimseye karşı kötü düşünmüyor, herkese iyilik yapmaya çalışıyordu.
D
Bugünkü harcamalarına bakmamak lazım, vak­tiyle kötü günleri de oldu.
E
Ekonomide kötü giden bir şeyler yok mu diye soranlar da vardı.
12 numaralı soru için açıklama 
A seçeneğinde verilen “Odayı biraz havalandıralım, oldukça kötü kokuyor dedi,” ifadesinde kokmak fiilini nitelediği içîn zarftır. B seçeneğinde verilen “Ülkenin kötü yönetildiğini düşünen halk seçimleri bekliyordu.” ifâdesinde yönetmek fii­lini nitelediği İçin zarftır. C seçeneğinde verilen "Kimseye kar­şı kötü düşünmüyor, herkese iyilik yapmaya çalışıyordu." ifadesinde dü­şünmek fiilini nitelediği için zarftır. D seçeneğinde verilen “Bugünkü harcamalarına bakmamak lazım, vaktiyle kötü günleri de oldu,” ifade­sinde gün ismini nitelediği için sıfattır. E seçeneğinde verilen “Ekonomide kötü giden bir şeyler yok mu diye so­ranlar da vardı." ifadesinde gitmek fiilini nitelediği için zarftır.
Soru 13
Aşağıdakilerin hangisinde isim tamlamasının unsurlarından biri cümle biçimindedir?
A
Güzel haberi almanın sevinciyle kendinden geçti ve bir süre ne diyeceğini bilemedi.
B
Suya atılan taşların oluşturduğu halkalar gibi dağılıp gidiyordu düşünceleri.
C
Yakında fiyatlar bir hayli artacak haberi, herke­sin marketlere hücumuna sebep olmuştu.
D
Bir gece herkes uykuya dalınca, düşündüğü mektubu yazmaya koyuldu.
E
Önce, mektuba nasıl başlaması gerektiğini sordu kendi kendine.
13 numaralı soru için açıklama 
Bilindiği gibi İsim tamlaması tamlayan ve tamlanan şeklinde iki unsurdan oluştur. C seçeneğinde yer alan cümlede­ki “Yakında fiyatlar bir havli artacak haberi.” ifadesi belirtisiz isim tamlamasidır. Bu tamlamanın altı çizili kelimelerden oluşan tamlayan unsu­ru “Yakında fiyatlar bir hayli artacak” şeklinde cümle biçiminde kurulmuştur. Bu cümlede ‘'artacak", yüklem; “artacak olan ne?” sorusunun cevabı “fiyatlar” , özne; yükleme sorulan “ne zaman” sorusunun cevabı olan “ya­kında" sözcüğü zarf tümleci; “ne ka­dar artacak“ sorusunun cevabı olan “bir hayli'1 ifadesi; de yine zarf tümle­cidir. Diğer cümlelerde unsurlarından bîri bu şekilde cümle biçiminde olan bir isim tamlamâsı yoktur.
Soru 14
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde çıkma (ayrıl­ma) durumu eki diğerlerinden farklı bir işlevde
kullanılmıştır?
A
Yarın Ankara’ya gideceğinden akşamdan valizi­ni hazırladı.
B
Yol yapım çalışmalarından dolayı sokakta bü­ yük bir gürültü vardı.
C
Üniversiteyi kazandığını öğrenince sevinçten havalara uçtu.
D
Artık, lisedeki arkadaşlarından ayrılma vakti gelmişti.
E
Kayıt gününü iple çektiğinden günlerdir âdeta uyku uyumuyordu.
14 numaralı soru için açıklama 
A seçeneğinde verilen ‘Yarın Ankara'ya gideceğinden akşamdan valizini hazırladı.'' ifadesi sebep an­lamındadır. B seçeneğinde verilen “Yol yapım çalışmalarından dolayı sokakta bü­yük bir gürültü vardı.” ifadesi sebep anlamındadır. C seçeneğinde verilen “Üniversiteyi kazandığını öğrenince sevinçten havalara uçtu.” ifadesi sebep anla­mındadır. D seçeneğinde verilen “Artık, lise­deki arkadaşlarından ayrılma vak­ E ti gelmişti,” ifadesinde sebep anla­mı yoktur! E seçeneğinde verileri . “Kayıt günü­ nü iple çektiğinden günlerdir âdeta uyku uyumuyordu.” ifâdesi sebep anlamındadır..
Soru 15

(I) Üniversiteye adım atacak olmanın telaşı içindey­di. (II) Kaydını yaptırdığı için annesi de çok sevin­mişti. (III) İlk zamanlar Sınıfta kendisini çok yalnız hissetti. (IV) Ancak birkaç hafta içinde yeni arkadaş­ları oldu. (V) Dersleri dikkatle dinliyor.ve hocalarının anlattıklarını not alıyordu.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir sözcüğün yapısındaki iyelik eki çıka­rıldığında cümlenin anlamı bozulmaz?
A
I.
B
II.
C
III.
D
IV.
E
V.
15 numaralı soru için açıklama 
'iyelik eki” isim tamlamalarında tamlananın aldığı ve aitlik bildiren bir ektir. “Ali’nin kalemi” örneğinde “nm” ilgi eki, altı çizili “l” de iyelik ekidir. I numaralı cümlede verilen “Üniver­siteye adım atacak olmanın telaşı içindeydi.'' İfadesinden iyelik eki çı­karsa anlam bozulur. II numaralı cümlede verilen “Kaydını yaptırdığı İçin annesi de çok sevin­mişti.” ifadesinden iyelik eki çıkarsa anlam bozulur. III numaralı cümlede verilen “ilk za­manlar sınıfta kendisini çok yal­nız hissetti.'' ifadesinden ek çıkarsa "kendini” şeklinde yazıldığında da anlam bozulmuyor. IV numaralı cümlede verilen “Ancak birkaç hafta içinde yeni arkadaşları oldu.” ifadesinden iyelik eki çıkarsa anlam bozulur. V numaralı cümlede verilen “Dersle­ri dikkatle dinliyor ve hocalarının anlattıklarımı not alıyordu ” ifadesinden iyelik eki çıkarsa anlam bozulur.).
Soru 16
Edebiyat benim ne işime yarayacak diye soranla­ra her zaman rastlanmıştır. Hayatın amacı yiyip iç­mekten, uyuyup gezmekten ibaret bir anlamla sı­nırlıysa zaten geriye diyecek bir söz kalmıyor. Şiirin hayatımızda neyi değiştirdiği konusu, aslına bakılır­sa, bu işe hayatlarını vakfetmiş insanların bile ko­lay kolay somut cevaplar veremeyecekleri bir soru­dur. Şiirin her şeyden önce bizim bilincimizi değiştir­ildiğini söylemek bence yeterlidir. Bilincimiz değişir­se hayata ve kendi hayatımıza müdahale edebilme
yeteneği kazanmış oluruz.
Bu parçaya göre şiir okumakla ilgili olarak aşa­ğıda kilerden hangisi söylenemez?
A
Hayatın gayesi içinde şiir okumaya da yer ayrılmalıdır.
B
Şiir okumak İnsanın bilincinin yerinde olmasını ve gelişmesini sağlar.
C
Şiir okumanın insan hayatına etkisini gözle gö­rülür bir şekilde ortaya koymak zordur.
D
Şiir okumak insanın bilincini değiştiren faktörler­den biridir.
E
Şiir, okuyana hayata müdahale edebilme yete­neği kazandırır.
16 numaralı soru için açıklama 
Bu parçaya göre şiir okumakla ilgili olarak “şiir okumanın insan bi­lincinin yerinde olmasını ve geliş­mesini sağladığı” yönünde bir yargı­ya ulaşılamaz. Aksine, parçada şiir okumanın insanın bilincini değiştiren faktörlerden biri olduğu vurgulan­mıştır. Zaten parçada “bilincin yerin­de olması” gibi birşeyden de hiç söz edilmemiştir.
Soru 17
Klasik roman iki boyutludur; zaman ve mekân boyutlarıyla bağlıdır. Klasik romanın zaman anlayışı
oldukça mekanik bir düzeyde gelişir:- Roman örgü­sü, daha baştan zamanın üç hâli ile kayıtlanmıştır,
Klasik romanda, mekânın ve eşyanın görünüşü de statik bir durumdadır. Mekânla ve eşyayla insan içli dışlı değildir. Eşya ve mekân, insanın dışında ondan ayrı bir yerde durur, Ancak bu durum böyle kalmamıştır.
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre
getirilebilecek en uygun cümle aşağıdakilerden hangisidir?
A
İnsanın zamanla olduğu kadar, mekân ve eşyayla da bir hesaplaşması vardır.
B
Zaman ve mekân karşısındaki bu tavır çağımız romanında değişmeye başlamıştır.
C
Zaman ve mekân insan bilincinin dışında bir olgu hâline gelmiştir.
D
Klasik romanda zaman ve mekân bilincin akışı içinde bütünleşmiştir.
E
Geleneksel romanda zaman ve mekân boyutları yeni bir boyut daha kazanmıştır.
17 numaralı soru için açıklama 
Parçanın sonunda yer alan "Ancak bu durum böyle kalmamış­tır." ifadesi, bundan sonra düşünce­nin akışına göre bir değişimden söz edileceğini haber vermektedir. Buna göre akışa en uygun cümle “Zaman ve mekân karşısındaki bu tavır ça­ğımız romanında değişmeye başlamıştır." şeklinde olmalıdır.
Soru 18
Bir an için, edebiyat eserini soyut olarak sırf haz aracı diye kabul etsek bile bize bu hazzı, tadı ve­ren etkinin onun üslubundan, biçiminden, kabuğun­daki süsten ileri geldiğini söylememiz çok güçtür. Kabuktaki süsün bunca dayanıklı olabileceğini ile­ri sürmek, aklı çok zorlamak olur. Aslında kabuktan ibaret eserin zaman karşısında un ufak olup gitti­ği bir gerçekken, zaman karşısında dayanan eserin basit bir üslup ve biçim marifeti olmadığı kendiliğin­den belirir.
Bu parçaya göre, edebiyat eseri ile ilgili yanlış
anlayış aşağıdakilerden hangisidir?
A
Bir edebiyat eseri sadece biçim-ve üsluptan iba­ret değildir.
B
Edebiyat eserinin biçim ve üslubu okurun beğenisini etkiler.
C
Biçim ve üslup başarısı edebiyat eserinin ömrü­nü uzatan tek etken değildir.
D
Edebiyat eserinin kıymeti yalnızca biçim ve üs­lup başarısından gelir.
E
Edebiyat eseri insana haz veren vasıta olarak görülebilir.
18 numaralı soru için açıklama 
Bu parçaya göre, edebiyat ese­rinin insana haz vermesi ondaki sade­ce üslup ve şekil başarısına bağlana­maz. O sebeple aksini düşünmek yani bir “Edebiyat eserinin kıymeti yalnızca biçim ve üslup başarısından gelir.’’ de­mek yanlış bir anlayıştır.
Soru 19
19 - 20 soruları parçaya göre cevaplayınız.
Makber mukaddimesi, edebiyat tarihimizde, yeni bir şiir telâkkisi ifade eden eri kuvveti! metinlerden biri­dir. Hâmid, burada, vücuda getirdiği ve o tarihten iti­baren vücuda getirmek istediği şiirin mahiyetini, çok kesif ve bariz bir surette ahlatır; Recaîzâde-Mah­mud Ekrem ve ondan sonra gelen mühim ekseriyet, bu mukaddimede ortaya konulan şiir telakkisini
tefsir ve tekrar etmiş; hatta bugün yeni sanat görüşleriyle temas etmemiş bazı kimseler, aynı telakinin nüfuzu altından kendilerini kurtaramamışlardır. Fakat hemen söylemek lazımdır ki Hâmid'in bu şiir telâkkisi ve şiiri, edebiyat tarihimizde mühim bir '‘merhale" olmuş, şiirimizin tekâmülünde büyük bir rol oynamıştır. Bununla beraber, aynı telakkinin za­manımıza kadar süren tesirinin, sakat bir cereyanı beslediği de inkâr olunamaz.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden Hangisi Abdülhak Hâmid’in edebiyat tarihimizdeki önemini belirtmektedir?
A
Yazdığı eserlerin günümüz şairlerine bile tesir etmesi
B
Yazdığı ve yazacağı şiirlerin mahiyetini bariz bir şekiide anlatması
C
Yazdığı eserlerin çağdaşlarınca taklit ve tekrar edilmesi
D
Yeni bîr şiir anlayışını dile getiren eser yazmış olması
E
Eserlerinden Recaîzâde Mahmud Ekrem ve di­ğer sanatçıların etkilenmiş olması
19 numaralı soru için açıklama 
Parçada da belirtildiği üze­re Makber mukaddimesi, Abdülhak Hamid’in yeni bir şiir anlayışını orta­ya koyduğu bir metindir. Hâmid’in bu eserde kaleme aldığı şiir görüşü ve şi­iri, edebiyat tarihimizde önemli bir ba­samak olmuş, şiirimizin gelişmesinde büyük bir rol oynamıştır. Dolayısıyla, parçaya göre 'Yeni bir şiir anlayışinı dile getiren eser yazmış olması' Abdülhak Hâmid’in edebiyat tarihimizde­ ki önemini göstermektedir.
Soru 20
19 - 20 soruları parçaya göre cevaplayınız.
Makber mukaddimesi, edebiyat tarihimizde, yeni bir şiir telâkkisi ifade eden eri kuvveti! metinlerden biri­dir. Hâmid, burada, vücuda getirdiği ve o tarihten iti­baren vücuda getirmek istediği şiirin mahiyetini, çok kesif ve bariz bir surette ahlatır; Recaîzâde-Mah­mud Ekrem ve ondan sonra gelen mühim ekseriyet, bu mukaddimede ortaya konulan şiir telakkisini
tefsir ve tekrar etmiş; hatta bugün yeni sanat görüşleriyle temas etmemiş bazı kimseler, aynı telakinin nüfuzu altından kendilerini kurtaramamışlardır. Fakat hemen söylemek lazımdır ki Hâmid'in bu şiir telâkkisi ve şiiri, edebiyat tarihimizde mühim bir '‘merhale" olmuş, şiirimizin tekâmülünde büyük bir rol oynamıştır. Bununla beraber, aynı telakkinin za­manımıza kadar süren tesirinin, sakat bir cereyanı beslediği de inkâr olunamaz.
Bu parçaya göre aşağıdakilerin hangisi söylenemez?
A
Makber mukaddimesinde şiir anlayışı ifade edilmiştir.
B
Recaîzâde Mahmud Ekrem ve bazı şairler mak­ber mukaddimesine benzer metinler yazmışlar­dır.
C
Makber mukaddimesi şairleri olumlu yönde besleyen bir metindir.
D
Makber mukaddimesi şiirimizin ,gelişmesinde büyük bir rol oynamıştır.
E
Makber mukaddimesinin tesiri zamanımıza ka­dar sürmüştür.
20 numaralı soru için açıklama 
Bu parçaya göre makber mu­kaddimesi edebiyat tarihimiz açı­şından önemli olmakla beraber, bu­radaki görüşler zamanımıza kadar süren sakat bir akımı da beslemiş­tir. Dolayısıyla parçadaki son cümle­den hareketle “Makber mukaddimesinin şairleri hep olumlu yönde besleyen bir metin” olduğu söylenemez.
Soru 21
21 - 23 soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
(I) Gerçekliğe dönüşen bilgi, sadece beynin belli bir
bölümünde değil, tamamında işlenmekte ve depo­
lanmaktadır. (il) Gerçekliğin beynimizde meydana
gelişi şu şekilde gerçekleşmektedir: Beynimiz, baş-
ka bir boyuttan, zaman ve uzayı aşan anlamlı örün-
tülenmiş temel gerçeklik alanından gelen frekans­
ları yorumlayarak 'somut’ gerçekliği matematiksel
olarak yaratır, (III) Buna göre, beyin, gerçekliği ora­
da depolanan bilgiyi yorumlayarak (işleyerek) ger­
çekliğe dönüştürür ki bu, tıpkı bilgisayarın hafıza­
sındaki bilginin monitörde görülebilir, hoparlörden
duyulabilir bir konuma dönüşmesine benzemekte­
dir. (IV) Beyin, gerçekten de bir bilgi işlemcisidir fa­
kat aynı zamanda da bilgisayarlarla paylaşamaya­
cağı başka özelliklere sahip olup zihnin çalışma tar­
zı, bir bilgisayarı işleyişi ile kıyaslanamayacak ka­
dar karmaşıktır. (V) Aslında bütün gerçeklik, zihin­
lerimize gönderilen elektriksel sinyallerden ibarettir
ve bu durumda gerçeklik, zihnî ameliyenin bir ürü­
nü ya da ona indirgenen bir ofgu olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap
olarak söylenmiş olabilir?
A
Gerçeklik zihnin İşleyişinin bir ürünü mü yoksa ona indirgenen bir olgu mudur?
B
Gerçeklik nedir ve beynimizde nasıl meydana gelmektedir?
C
Beynin çalışma sistemi ile bilgisayar arasında nasıl bir benzerlik vardır?
D
Gerçeklik sadece beynin belli bîr bölümünde mi yoksa tamamında mı depolanmaktadır?
E
Beyin somut gerçekliği matematiksel olarak na­sıl yaratır?
21 numaralı soru için açıklama 
Parçayı bir bütün hâlinde göz önüne, aldığımızda metinde “Gerçek­ liğin ne olduğu ve beynimizde nasıl meydana geldiği” anlatılmaktadır.
Soru 22
21 - 23 soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
(I) Gerçekliğe dönüşen bilgi, sadece beynin belli bir
bölümünde değil, tamamında işlenmekte ve depo­
lanmaktadır. (il) Gerçekliğin beynimizde meydana
gelişi şu şekilde gerçekleşmektedir: Beynimiz, baş-
ka bir boyuttan, zaman ve uzayı aşan anlamlı örün-
tülenmiş temel gerçeklik alanından gelen frekans­
ları yorumlayarak 'somut’ gerçekliği matematiksel
olarak yaratır, (III) Buna göre, beyin, gerçekliği ora­
da depolanan bilgiyi yorumlayarak (işleyerek) ger­
çekliğe dönüştürür ki bu, tıpkı bilgisayarın hafıza­
sındaki bilginin monitörde görülebilir, hoparlörden
duyulabilir bir konuma dönüşmesine benzemekte­
dir. (IV) Beyin, gerçekten de bir bilgi işlemcisidir fa­
kat aynı zamanda da bilgisayarlarla paylaşamaya­
cağı başka özelliklere sahip olup zihnin çalışma tar­
zı, bir bilgisayarı işleyişi ile kıyaslanamayacak ka­
dar karmaşıktır. (V) Aslında bütün gerçeklik, zihin­
lerimize gönderilen elektriksel sinyallerden ibarettir
ve bu durumda gerçeklik, zihnî ameliyenin bir ürü­
nü ya da ona indirgenen bir ofgu olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili
aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A
I. cümlede gerçekliğin işlenmesi ve depolanmasından bahsedilmiştir.
B
II. cümlede gerçekliğin nasıl meydana geldiği anlatılmıştır.
C
III. cümlede beynin ve bilgisayarın çalışması anlatılmıştır.
D
IV. cümlede beyin ile bilgisayar arasında karşılaştırma yapılmıştır.
E
V. cümlede gerçeklik hakkında bir benzetmeye yer verilmiştir.
22 numaralı soru için açıklama 
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili “1. cümlede gerçek­ liğin işlenmesi ve depolanmasın­ dan bahsedilmiştir" demek yanlıştır. Çünkü l. cümlede gerçekliğin işlen­ mesinden değil, "gerçekliğe dönü­ şen bilgrnin işlenmesinden ve de­ polanmasından bahsedilmiştir.
Soru 23
21 - 23 soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
(I) Gerçekliğe dönüşen bilgi, sadece beynin belli bir
bölümünde değil, tamamında işlenmekte ve depo­
lanmaktadır. (il) Gerçekliğin beynimizde meydana
gelişi şu şekilde gerçekleşmektedir: Beynimiz, baş-
ka bir boyuttan, zaman ve uzayı aşan anlamlı örün-
tülenmiş temel gerçeklik alanından gelen frekans­
ları yorumlayarak 'somut’ gerçekliği matematiksel
olarak yaratır, (III) Buna göre, beyin, gerçekliği ora­
da depolanan bilgiyi yorumlayarak (işleyerek) ger­
çekliğe dönüştürür ki bu, tıpkı bilgisayarın hafıza­
sındaki bilginin monitörde görülebilir, hoparlörden
duyulabilir bir konuma dönüşmesine benzemekte­
dir. (IV) Beyin, gerçekten de bir bilgi işlemcisidir fa­
kat aynı zamanda da bilgisayarlarla paylaşamaya­
cağı başka özelliklere sahip olup zihnin çalışma tar­
zı, bir bilgisayarı işleyişi ile kıyaslanamayacak ka­
dar karmaşıktır. (V) Aslında bütün gerçeklik, zihin­
lerimize gönderilen elektriksel sinyallerden ibarettir
ve bu durumda gerçeklik, zihnî ameliyenin bir ürü­
nü ya da ona indirgenen bir ofgu olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangi­sinde beynin çalışma sistemindeki farklılıkların
nedeni açıklanmıştır?
A
I.
B
II.
C
III.
D
IV.
E
V.
23 numaralı soru için açıklama 
23, Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden IV. cümlede beynin ça­ lışma sisteminin bilgisayarınkinden farklılığı şöyle ifâde edilmiştir: “Beyin, gerçekten de bir bilgi işlemcidir fakat aynı zamanda da bilgisayarlarla pay­ laşamayacağı başka özelliklere sa­ hip olup zihnin çalışma tarzı, bir bilgi­ sayarı işleyişi ile kıyaslanamayacak kadar karmaşıktır.”
Soru 24
24 - 26 soruları aşağıdaki parçaya göre
cevaplayınız.
(I) Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği en büyük akım­
lardan biri gerçeküstücülük; İkinci Dünya Savaşı’nın
getirdiği en dikkate değer edebiyat kuramı da top­
lumcu gerçekçiliktir. (II) Son dünya savaşında Fran­
sız toprakları yarı yarıya düşman eline geçince
memleketin büyük bir çoğunluğu ümitsizliğe düş­
medi, canını dişine takarak ana vatanı kurtarma ör­
gütünü kurdu. (111) Bu gizli örgütün içinde yazarlar,
yalnız silahlarıyla değil, halka direnme gücü ve kur­
tuluş inancı vermek için kalemleriyle de savaşıyor­
lardı. (IV) Fransa’nın kurtuluşuna kendini veren bu
bağımlı edebiyat, düşmana karşı bir direnmeden,
birlikte yaşanmış acı bir gerçekten doğmuştu. (V)
Ama Fransa bağımsızlığına kavuşup da kılıçlar kın­
larına girince, kurtuluş hareketine katılan kalemle­
rin değişik yaratılışlara, görüşlere göre düzenli ha­
yata dönmelerinden daha doğal bir şey olamazdı.
Bu parçadaki altı çizili sözcükler aşağıdakilerden hangisine gönderme yapmaktadır?
A
Ümitsizliğe düşmek - Ümit vermek
B
Barış zamanı - Savaş zamanı
C
Savaş zamanı - Barış zamanı
D
Eser yazımı - Cephede savaşma
E
Cephede savaşma - Eser yazımı
24 numaralı soru için açıklama 
Bu parçada II. Dünya Savaşı sırasında Fransız sanatçılarının; ülkelerinin kurtuluşu için hem silahla hem de ka­lemleriyle mücadele ettikleri anlatılmaktadır. Bu bağlamda sayaş sırasında bireysel farklı görüşleri bir kenara bıra­kıp Canlarım dişlerine takarak var güçleri ile mücadele eden sanatçıların kılıçlar kınına girince yani savaş sona erdikten sonra ise farklı görüşlere yönelmelerinin doğal olduğu belirtilmektedir.
Soru 25
24 - 26 soruları aşağıdaki parçaya göre
cevaplayınız.
(I) Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği en büyük akım­
lardan biri gerçeküstücülük; İkinci Dünya Savaşı’nın
getirdiği en dikkate değer edebiyat kuramı da top­
lumcu gerçekçiliktir. (II) Son dünya savaşında Fran­
sız toprakları yarı yarıya düşman eline geçince
memleketin büyük bir çoğunluğu ümitsizliğe düş­
medi, canını dişine takarak ana vatanı kurtarma ör­
gütünü kurdu. (111) Bu gizli örgütün içinde yazarlar,
yalnız silahlarıyla değil, halka direnme gücü ve kur­
tuluş inancı vermek için kalemleriyle de savaşıyor­
lardı. (IV) Fransa’nın kurtuluşuna kendini veren bu
bağımlı edebiyat, düşmana karşı bir direnmeden,
birlikte yaşanmış acı bir gerçekten doğmuştu. (V)
Ama Fransa bağımsızlığına kavuşup da kılıçlar kın­
larına girince, kurtuluş hareketine katılan kalemle­
rin değişik yaratılışlara, görüşlere göre düzenli ha­
yata dönmelerinden daha doğal bir şey olamazdı.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi ke­sin olarak çıkarılamaz?
A
Bâzı edebiyat akımlarının ortaya çıkışında sa­vaşlar etkili olmuştur.
B
Fransız yazarlar, anlayışlarını doğal olarak sa­vaş sonrasında da sürdürmüşlerdir.
C
Fransız yazarlar savaş sırasında bağımlı edebi­yat ürünleri kaleme almışlardır.
D
Savaş sırasında Fransız yazarlar hem cephede hem de cephe gerisinde mücadele etmişlerdir.
E
Kurtuluş hareketine bazı Fransız yazarlar des­tek vermiştir.
25 numaralı soru için açıklama 
Bu parçanın son cümlesinde “kurtuluş hareketine katılan kalemlerin” kılıçlar kınına girince “değişik yaratılışla­ra, görüşlere göre düzenli hayata dönmelerinden daha do­ğal bir şey. olamazdı” denilerek savaş sırasında bir kenara bıraktıkları bireysel farklılık ve görüşlerine döndükleri ifade edilmiştir. Dolayısıyla bu parçadan “Fransız yazarlar, anla­yışlarını doğal olarak savaş sonrasında da sürdürmüşler­dir." şeklinde kesin bir yargıya ulaşılamaz.
Soru 26
24 - 26 soruları aşağıdaki parçaya göre
cevaplayınız.
(I) Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği en büyük akım­
lardan biri gerçeküstücülük; İkinci Dünya Savaşı’nın
getirdiği en dikkate değer edebiyat kuramı da top­
lumcu gerçekçiliktir. (II) Son dünya savaşında Fran­
sız toprakları yarı yarıya düşman eline geçince
memleketin büyük bir çoğunluğu ümitsizliğe düş­
medi, canını dişine takarak ana vatanı kurtarma ör­
gütünü kurdu. (111) Bu gizli örgütün içinde yazarlar,
yalnız silahlarıyla değil, halka direnme gücü ve kur­
tuluş inancı vermek için kalemleriyle de savaşıyor­
lardı. (IV) Fransa’nın kurtuluşuna kendini veren bu
bağımlı edebiyat, düşmana karşı bir direnmeden,
birlikte yaşanmış acı bir gerçekten doğmuştu. (V)
Ama Fransa bağımsızlığına kavuşup da kılıçlar kın­
larına girince, kurtuluş hareketine katılan kalemle­
rin değişik yaratılışlara, görüşlere göre düzenli ha­
yata dönmelerinden daha doğal bir şey olamazdı.
Bu parçaya göre savaş ve edebiyat ilişkisi için aşağıda kilerden hangisi söylenemez?
A
Savaşlar edebiyatın muhtevasını etkileyen bir özelliğe sahiptir.
B
Yazarlar savaş sırasında günün şartlarına göre eser verebilir.
C
Sanat ve edebiyata akseden konulardan biri de savaşlardır.
D
Kurtuluş mücadelelerine edebiyatın da büyük katkısı olur.
E
Savaşlar sırasında edebiyat, bağımsız çizgisini sürdürmelidir.
26 numaralı soru için açıklama 
Bu parçaya göre savaş sırasında yazarlar, Fransa’nın kurtuluşuna kendini vermiş ve düşmana karşı direnme fik­rini işleyen, birlikte yaşanmış acıları dile getiren yani savaş atmosferine bağımlı bir edebiyat vücuda getirmişlerdir. Do­layısıyla parçaya göre savaş sırasında edebiyatın, bağım­sız çizgisini sürmesinden değil aksine bağımlı oluşundan bahsedilebilir.
Soru 27

27-30 soruları aşağıdaki bilgilere göre cevaplayınız.

Alp, Berrin,. Cenk ve Dilek isimli dört öğrenci , aynı
yıl girdikleri üniversiteye giriş sınavı sonucuna göre;
Ankara, İstanbul, Anadolu, Selçuk ve 19 Mayıs Üniversitelerinin Hukuk ve iktisat bölümlerini tercih etmiştir.
Bununla ilgili olarak aşağıdakiler bilinmektedir:
Öğrenciler, üçü Hukuk ve dördü İktisat bölümü
olmak üzere, toplam yedi tercih yapmışlardır.
Alp, iki farklı üniversitenin aynı bölümünü tercih
etmiştir.
Berrin sadece İktisat bölümü tercih etmiştir.
Cenk, Selçuk Üniversitesinin Hukuk bölümünü
ve İstanbul Üniversitesinin İktisat bölümünü ter­cih etmiştir.
Dilek, sadece bir üniversitenin iktisat bölümünü
tercih etmiş bunun dışında başka yer tercih yap­mamıştır.
İki kişi Selçuk üniversitesinde İktisat bölümünü
tercih etmiş, bunun dışında bölümlerin hiç birin­de, aynı üniversitede birden fazla tercih yapıl­mamıştır.
Dilek hangi üniversiteyi tercih etmiştir?
A
Ankara
B
İstanbul
C
Anadolu
D
Selçuk
E
19 Mayıs
Soru 28

27-30 soruları aşağıdaki bilgilere göre cevaplayınız.

Alp, Berrin,. Cenk ve Dilek isimli dört öğrenci , aynı
yıl girdikleri üniversiteye giriş sınavı sonucuna göre;
Ankara, İstanbul, Anadolu, Selçuk ve 19 Mayıs Üniversitelerinin Hukuk ve iktisat bölümlerini tercih etmiştir.
Bununla ilgili olarak aşağıdakiler bilinmektedir:
Öğrenciler, üçü Hukuk ve dördü İktisat bölümü
olmak üzere, toplam yedi tercih yapmışlardır.
Alp, iki farklı üniversitenin aynı bölümünü tercih
etmiştir.
Berrin sadece İktisat bölümü tercih etmiştir.
Cenk, Selçuk Üniversitesinin Hukuk bölümünü
ve İstanbul Üniversitesinin İktisat bölümünü ter­cih etmiştir.
Dilek, sadece bir üniversitenin iktisat bölümünü
tercih etmiş bunun dışında başka yer tercih yap­mamıştır.
İki kişi Selçuk üniversitesinde İktisat bölümünü
tercih etmiş, bunun dışında bölümlerin hiç birin­de, aynı üniversitede birden fazla tercih yapıl­mamıştır.
Bu bilgilere göre, aşağıdakilerden hangisi kesin yanlıştır?
A
Alpj 19 Mayıs Üniversitesinde Hukuk bölümünü tercih etmiştir.
B
Berrin, Ankara Üniversitesinde İktisat bölümünü tercih etmiştir.
C
Berrin, Selçuk Üniversitesinde İktisat bölümünü tercih etmiştir.
D
Alp ve Berrin, farklı üniversitelerin aynı bölümü­nü tercih etmiştir.
E
Alp ve Cenk, aynı üniversitenin farklı bölümleri­ni tercih etmiştir.
28 numaralı soru için açıklama 
Toplamda üç Hukuk, dört iktisat bölümü tercihi olduğu için Alp ve Berrin aynı bölümü tercih edemezler.
Soru 29

27-30 soruları aşağıdaki bilgilere göre cevaplayınız.

Alp, Berrin,. Cenk ve Dilek isimli dört öğrenci , aynı
yıl girdikleri üniversiteye giriş sınavı sonucuna göre;
Ankara, İstanbul, Anadolu, Selçuk ve 19 Mayıs Üniversitelerinin Hukuk ve iktisat bölümlerini tercih etmiştir.
Bununla ilgili olarak aşağıdakiler bilinmektedir:
Öğrenciler, üçü Hukuk ve dördü İktisat bölümü
olmak üzere, toplam yedi tercih yapmışlardır.
Alp, iki farklı üniversitenin aynı bölümünü tercih
etmiştir.
Berrin sadece İktisat bölümü tercih etmiştir.
Cenk, Selçuk Üniversitesinin Hukuk bölümünü
ve İstanbul Üniversitesinin İktisat bölümünü ter­cih etmiştir.
Dilek, sadece bir üniversitenin iktisat bölümünü
tercih etmiş bunun dışında başka yer tercih yap­mamıştır.
İki kişi Selçuk üniversitesinde İktisat bölümünü
tercih etmiş, bunun dışında bölümlerin hiç birin­de, aynı üniversitede birden fazla tercih yapıl­mamıştır.
Alp’in yaptığı tercihler arasında aşağıdakilerden
hangisi yer almış olabilir?
A
Selçuk Üniversitesi Hukuk bölümü - 19 Mayıs Üniversitesi Hukuk bölümü
B
Ankara Üniversitesi Hukuk bölümü - İstanbul, Üniversitesi Hukuk bölümü
C
Ankara Üniversitesi İktisat bölümü - Anadolu Üniversitesi iktisat bölümü
D
19 Mayıs Üniversitesi iktisat bölümü - Anadolu Üniversitesi İktisat bölümü
E
19 Mayıs Üniversitesi iktisat bölümü - Selçuk Üniversitesi iktisat bölümü
29 numaralı soru için açıklama 
Alp, Hukuk bölümünü tercih etmek zorundadır. Soruda verilen en son öncülden dolayı Selçuk Üniversitesini tercih edemez.
Soru 30

27-30 soruları aşağıdaki bilgilere göre cevaplayınız.

Alp, Berrin,. Cenk ve Dilek isimli dört öğrenci , aynı
yıl girdikleri üniversiteye giriş sınavı sonucuna göre;
Ankara, İstanbul, Anadolu, Selçuk ve 19 Mayıs Üniversitelerinin Hukuk ve iktisat bölümlerini tercih etmiştir.
Bununla ilgili olarak aşağıdakiler bilinmektedir:
Öğrenciler, üçü Hukuk ve dördü İktisat bölümü
olmak üzere, toplam yedi tercih yapmışlardır.
Alp, iki farklı üniversitenin aynı bölümünü tercih
etmiştir.
Berrin sadece İktisat bölümü tercih etmiştir.
Cenk, Selçuk Üniversitesinin Hukuk bölümünü
ve İstanbul Üniversitesinin İktisat bölümünü ter­cih etmiştir.
Dilek, sadece bir üniversitenin iktisat bölümünü
tercih etmiş bunun dışında başka yer tercih yap­mamıştır.
İki kişi Selçuk üniversitesinde İktisat bölümünü
tercih etmiş, bunun dışında bölümlerin hiç birin­de, aynı üniversitede birden fazla tercih yapıl­mamıştır.
Alp, hangi üniversiteyi tercih etmiş olamaz?
A
Ankara
B
İstanbul
C
Anadolu
D
Selçuk
E
19 Mayıs
30 numaralı soru için açıklama 
Soruda verilen en son öncülden dolayı, Alp, Selçuk üniversitesini tercih edemez.
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. Sonuçları al.
30 tamamladınız.
Liste
Geri dön
Tamamlananlar işaretlendi.
12345
678910
1112131415
1617181920
2122232425
2627282930
Son
Geri dön

Benzer Testler

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.