Online KPSS Türkçe Denemesi Çöz 9
Tebrikler - KPSS Türkçe Denemesi TG 9 adlı sınavı başarıyla tamamladınız. Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%. Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%%
| %%SCORE%% | Doğru sayısı |
| %%TOTAL%% | Soru sayısı |
| %%PERCENTAGE%% | Doğru yüzdesi |
| %%WRONG_ANSWERS%% | Yaptığınız yanlış sayısı |
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1 |
Onun şiirlerinde keder var. Yapmacıksız, gösterişsiz, yakınmasız, abartısız, gözle görülür, bağdaş kurup oturmuş, çöreklenmiş bir kederdir bu. Yukarıdaki parçada altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisinde vardır?
Yerleşik düzene geçiş, uygarlığın ilk adımıdır. | |
Bu eve hanımeli kokusu öylesine sinmiştir ki, âdeta bütünleşmiştir evle. | |
Kişiliği henüz oturmadığından yanlış kararlar verebilir. | |
Benliğinde eksik kalan bir şeyler olduğuna inanıyorum. | |
Bütün gün camın kenarında oturur, sokağı seyrederdi. |
Soru 2 |
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde kullanılan deyimin ayraç içindeki açıklaması yanlıştır?
Giyinip kuşanmada, gezip tozmada gözü yoktu. (Heves etmemek) | |
Avrupa’dan döndüğünden beri eskisi gibi mütevazı değildi, burnu yere düşse almaz hâle gelmişti. (Her şeye üşenmek) | |
Söylediklerime kulak vermezseniz zararlı çıkarsınız. (Önemsemek) | |
Eskiden büyük mağazalarda satılan bu ürünler şimdi ayağa düştü. (Her yerde bulunabilir olmak) | |
Uzun zamandır işsiz olduğundan eniştesinin eline bakıyor. (Başkasının yardımıyla geçinmek) |
Soru 3 |
Bu yazarın öyküleri tam da çocuklara göre. Şekerleme gibi, dondurma gibi yutulup gidiverecek öyküler. Yukarıdaki parçada altı çizili sözün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerden hangisidir?
Kalıcı olmayan. | |
Keyif veren, eğlenceli. | |
Bilgi veren, eğitici. | |
Çabucak, hızla okunan. | |
Özgün, kolay anlaşılan. |
Soru 4 |
Aşağıdaki dizelerden hangisinde insana ait özellikler doğaya aktarılmamıştır?
Bir bulut geldi üstüne bahçenin Bütün ağaçların keyfi kaçtı. | |
Ayrılık, duymadığım şarkıları mırıldandı Yas çiçekleri getirip taktı boynuma. | |
Yolcuya şiir ve şarkı gerekirmiş Bir de anıların yakıcı tadı. | |
Bugün oturdum ölümümü düşündüm Acı, karanlık sular yürüdü yüreğime. | |
Alay eder gibi gözümün içine bakar Pencereme gelip dayanan ılık bahar. |
Soru 5 |
Şu resimdeki evi silerek yok edebilirim; ancak fikri kalır. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bu cümleyle aynı doğrultudadır?
Herkes aynı şeyi düşünüyorsa kimse bir şey düşünmüyor demektir. | |
Düşünce özgürlüğü toplumsal gelişimin anahtarıdır. | |
Cahile laf anlatmak suya yazı yazmaya benzer. | |
Bedenler tutsak edilebilir; ama düşünceler daima özgürdür. | |
Kitaplarımı istediğiniz kadar yakın, düşüncelerimi de yakamazsınız ya! |
Soru 6 |
Kitabın kalitelisi yorum zenginliği yaratandır. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bu cümleyle aynı doğrultudadır?
Kitap, her okuyuşta başka türlü anlaşılıyorsa kaliteli demektir | |
Kitabın kalitesinden söz edebilmek için öncelikle onu çok iyi yorumlamak gerekir. | |
Kolay anlaşılıp yorumlanamayan bir kitabın kaliteli olduğunu söyleyemeyiz. | |
Bir kitabın kaliteli olması için, onu her okuyanın aynı şekilde yorumlaması gerekir. | |
Eleştirmenler kitapların kalitesini belirlerken her türlü öznel yorumdan kaçınmalıdırlar. |
Soru 7 |
Aşağıdaki cümlelerden hangisi kanıtlanabilirlik açısından diğerlerinden farklıdır?
Yeni yayımlanan bu kitap, kültür ve düşünce hayatımıza ilişkin kavramlar üzerine yazılmış. | |
Öyle görünüyor ki, kitap farklı kesimlerden okurları kendisine çekmeyi kolaylıkla başaracak. | |
Aynı kavramlar üzerinde farklı dönemlerin ve dünya görüşlerinin temsilcisi konumundaki yazarların görüşleri yansıtılmış. | |
Kitabın yazarı, karşılaştırmalı bilgiler aktarmayı tercih etmiş. | |
Kitapçıların raflarındaki yeri henüz çok yeni olmasına rağmen şimdiden çok satılanlar listesine girmeyi başarmış. |
Soru 8 |
) (I)Benimle görüşmek istemiyor. (II)Oysa yanlış bir şey yapmadım ki ben. (III)Kimseyi kandırmadım, incitmedim, ona hiç yalan söylemedim; söyleyemem zaten. (IV)Benden uzaklaşmak istediğini, biraz zamana ihtiyacı olduğunu söylediğinde anlayışla karşılayıverdim. (V)Yoluna çıkmadım, arayıp sormadım; geçenlerde okulun önünde karşılaşınca da yanına yaklaşmadım. Yukarıdaki numaralandırılmış cümlelerden hangisinde işin çabuk yapıldığı anlatılmaktadır?
I | |
II | |
III | |
IV | |
V |
Soru 9 |
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yargının nedeni belirtilmemiştir?
Yazarın anavatanı burasıdır; eserlerinin kendini asıl bulduğu yer burasıdır çünkü. | |
Şairler de yazarlar gibi gerçeklerle hayallerini birleştirdiğinden etkili anlatıma ulaşırlar. | |
Yazarın bu romanında diğer romanlarında olmayan polisiye bir kurgu ve gerilim olduğu için eser çok okunuyor. | |
Ufak bir beyliğin başından geçen yapısal değişimleri anlamak için, ciddi ve uzun süreli tarih araştırmalarına gereksinim vardır. | |
ResimListesiindeki gerçeklerin soyutlanması günümüz ressamlarında görülmediğinden Picasso hâlâ alanında tektir. |
Soru 10 |
Başkası düştüğü zaman: “Çürük tahtaya basmasaydı.” deriz. Kendimiz düştüğümüz zaman “Tahta çürük olmasaydı.” deriz. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bu parçada söylenmek istenene anlamca en yakındır?
İnsanın hayatta her şeye hazırlıklı olması gerekir. | |
Hayatta insanın başına beklenmedik şeyler gelebilir | |
İnsanlar genellikle başkalarının kusurlarını hemen görürler. | |
İnsan, hayatta karşılaştığı zorluklarda çaresiz kalabilir. | |
İnsanlar başkalarının kusurlarında kusur arar, kendilerinde aramazlar. |
Soru 11 |
Edebiyat, bir ulusun hafızasıdır ( I ) Yaşadıklarını, bu yaşananlardan çıkardığı anlamları edebiyata yansıtır, ona emanet eder insan( II ) Bazen bir şiirde, bir öyküde, belki de bir romanda( III ) Bu yaşantılar birike birike geleceğe taşınır( IV ) İşte bu taşıma işini yapan edebiyattır( V ) Yukarıdaki parçada, numaralandırılmış yerlerden hangisine farklı bir noktalama işareti getirilmelidir?
I | |
II | |
III | |
IV | |
V |
Soru 12 |
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
İnsanlar, trafik sorunuyla başedemiyorlar artık. | |
Bu lokantada, günün her saatinde, taze yemekler bulunur. | |
Duyduğuma göre bir bulaşıkçıya ihtiyacınız varmış. | |
Seni gördüğüme sevindiğimi söyleyemem. | |
Yarışma birazdan başlamak üzere. |
Soru 13 |
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
Bu işin sonunun buraya varacağını belki de biliyor olmalılar. | |
Şiir “doğallık” ilkesinden uzaklaştıkça kalitesini yitirir. | |
Oraya otuza yakın Türk parlamentosundan milletvekili gelmişti. | |
Romanıma yönelik bu eleştirileri yersiz ve doğru bulmadığımı söylemek isterim. | |
Öğrencileri yanına çağırıyor ve elinden geldiğince moral veriyordu. |
Soru 14 |
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde öge eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu yoktur?
Müdür, dereceye girenleri tek tek kutladı ve ödül verdi. | |
Beni aradı, uzun uzun konuştuktan sonra borç istedi. | |
Hepsi bir şeyler yapılması gerektiğine inanıyor ama yapmıyordu. | |
Her önlüğü beyaz olanı doktor mu sanıyorsun? | |
Ondan defalarca özür diledim ve affetmesini istedim. |
Soru 15 |
(I)Bizde mizah yoktur, diyenler yanılıyorlar; sanıyorlar ki mizah bize Batı’dan gelmiştir. (II)Oysa mizah eskiden beri vardır bizde. (III)Bakın Nasreddin Hoca’ya; güldürürken düşündürür. (IV)Güldürürken düşündüren, eleştiren bir mizahımız vardır bizim. (V)Mizahta sululuğa yer yoktur. (VI)Bakın “Harname”ye; en güzel mizah örneklerinden değil midir? Yukarıdaki parçada numaralandırılmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
II. | |
III. | |
IV. | |
V. | |
VI. |
Soru 16 |
Yirmili yaşlara gelen hemen her genç, şiir tutkunu desem hata etmiş olmam sanırım. Şiirin, dışarıdan bakınca diğer edebî türlere göre kolay görünen bir yanı var. Örneğin dergimize her ay 40’ın üzerinde şairden yaklaşık 200-250 şiir geliyor. Bu duruma bakınca anlıyoruz ki şiir, kolay gözüktüğü için herkesin kendini şair sanmasına yol açıyor. İki uyaklı sözcüğü alt alta getiriverince şiir yazdığı yanılgısına kapılıyor insan. Böyle düşünen biri, aşağıdakilerden hangisini söylerse kendisiyle çelişmiş olur?
Şiir yazmak göründüğünden daha zor bir iştir; ciddi bir uğraş gerektirir. | |
İnsanların şiiri, yazımı kolay bir edebî tür olarak görmesi yalnızca bir yanılsamadır. | |
Her insanın içinde gizli bir şair vardır, yeter ki eline kalemi alıp kağıdın başına otursun insan. | |
Gerçekten iyi bir şiir yazmak, kafiyeli iki sözcük bulmak demek değildir. | |
Gençliğin verdiği heyecana kapılıp şiire yönelmek elbette güzel; ancak kendini şair zannetmek büyük bir hatadır. |
Soru 17 |
(I)Edebiyatın malzemesi dildir. (II)Dil, insanların anlaşma aracı, ulusların kimliğidir. (III)Dil öğretiminde bugüne kadar, ne yazık ki, önemli gelişmeler kaydedilememiştir. (IV)Dil öğrettiği iddiasında bulunan her kurum kendi yöntemini geliştirmiş, böylelikle ortaya yöntemler karmaşası çıkmıştır. (V)Oysa dil öğretiminin belirli kurallara göre yapılması gerekir. Yukarıdaki parça, düşüncenin akışına göre iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
I. | |
II. | |
III. | |
IV. | |
V. |
Soru 18 |
“Seni aradım, kadehlerdeki dudak izlerinde” demiş şair, bizim bir çırpıda yıkayıverdiğimiz izler için. İstanbul’da yaşayan veya buraya gelen pek çok kişi Çamlıca’dan İstanbul’u seyreder, duygulanır. Ancak yalnızca Yahya Kemal tepeden seyrettiği şehre “Aziz İstanbul” şiirini yazar. Bizim her gün altında yürüdüğümüz o gökyüzüne selam verir bir başka şair şiirinde. Yukarıdaki parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
İnsanlar için sıradan görünen bir şey, sanatçının düş dünyasında bir esere dönüşebilir. | |
Şiir yazmak için iyi bir gözlemci olmak gerekir. | |
Sanatçılar ilhamlarını günlük hayattan alırlar. | |
Gerçekleri yansıtan şairlerin şiirleri her zaman daha başarılı ve kalıcı olur. | |
Sanat, gerçeklerden çok düşlerden beslenir. |
Soru 19 |
... Öykü yazarı, bu gerçeğin bilincinde olmalıdır. Öyküsünde kullanacağı ayrıntıları çok iyi seçmelidir. Bunu yapmadığı sürece etkileyici ve akıcı bir anlatıma ulaşamaz. Öyküyü boş ayrıntılarla boğmuş olur. Akıcı olmayan, dağınık ve sönük bir anlatımı olan bir öykü yaratmış olur. Aşağıdakilerden hangisi, yukarıdaki parçanın başlangıç cümlesi olmaya en uygundur?
Öykü, gerçeğin düş gücüyle yaratılmasından doğar. | |
Öykü, başka edebî türlere benzemez. | |
Öykü yazarı konu seçiminde çok titiz olmalıdır. | |
Öykü yazmak göründüğü kadar kolay bir iş değildir. | |
Öykü, bir ayrıntı sanatıdır. |
Soru 20 |
“Bir ressamın dilini keserseniz iyi ressam olur.” demişler. Nedeni belli: Konuşan, kendi resmini anlatmaya kalkan ressam, resminin anlamını sınırlamış olur. O resme bakanın yorum yapmasını, kendi serbest düşüncesini geliştirmesini engeller. Bu nedenle... Yukarıdaki parça düşüncenin akışına göre, aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülebilir?
ressam susmalı, resim konuşmalı. | |
ressam resmini anlatırken kullandığı sözcüklere dikkat etmeli. | |
ressamlar gibi, eleştirmenler de yorum yapmamalı. | |
ressam ne anlatacağını daha resme başlamadan belirtmeli. | |
ressamlar, yoruma açık eserler vermeli. |
Soru 21 |
On üç, on dört yaşlarında şiire ve resme olan tutkum filizlenmeye başladı. Anlayacağınız, çocuk yaşlardaydım henüz. Şiir kalemimi geliştirmek için türlü yollar arıyordum. Tahmin edersiniz ki bir taşra kentinde pek fazla seçeneğim yoktu. Belli başlı halk ozanlarını ve aruzlu şiirler yazan divan şairlerini okuyordum. Ancak özgün şiiri tanıyışım, bir çeviri dergisinde rastladığım Baudelaire’in bir şiirini okumamla başladı. Daha sonra bunun gibi şiirleri okudukça anladım ki bizim geleneğimizdeki şiir süslemelerle yüklü, ağlamaklı bir şiir. O vakitten sonra karar verdim, okurun da şiirin de şairin de uykusunu kaçırmaya, onları sarsmaya. Yukarıdaki parçada sözü edilen şairle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Şiire olan tutkusu resme olan tutkusundan daha baskın hâle gelmiştir. | |
Özgün şiiri Batı edebiyatında bulmuştur. | |
Şiire yeni bir boyut getirmeye karar vermiştir. | |
Halk ve divan edebiyatı şairlerini okumuştur. | |
Küçük yaşlarda çeşitli sanat dallarıyla ilgilenmeye başlamıştır. |
Soru 22 |
Türk kültürünün eski eserlerinin bugünkü dile çevrilmesi, yalnızca içerik açısından değil, anlatım açısından da bize pek çok şey kazandıracaktır. Eski dönemlere ait oldukları için onları bugünkü dile aktarmak, yabancı dildeki bir eseri dilimize çevirmekten daha güç bir iştir. Deneyenler bilir ki böyle güçlüklerle karşılaşınca eserlerdeki Arap, Fars ve eski Türk kültürünün özellikleri daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Yukarıdaki parçada eski Türk kültür eserlerinin hangi özelliğinden söz edilmemiştir?
Öz ve anlatım yönünden bize katkı sağlayacaklarından | |
Eski eserlerin anlaşılmasının çok güç olduğundan | |
Eski eserlerde farklı kültürlerin etkilerinin olduğundan | |
Günümüz diline zor uyarlanacağından | |
Eski eserlerin bugün için bir kazanım olmasından |
Soru 23 |
Bakıyorum da bugün, çeşitli basın ve yayın organlarında “aydın” diye vitrine sürülen insanlar var. Oysa bu insanların hemen hemen hepsini tanıyoruz. Bunlar, aydın olmanın kenarından geçemeyecek insanlar. Özellikle de Batı’daki aydınlara baktığımızda bunlarla aralarındaki dağlar kadar farkı görürüz. Bunlar; halktan kopuk, kendilerini Kaf Dağı’nın tepesinde sanan, kör insanlar. Kendi halklarından habersizdir bunlar. Halktan habersiz olmak bir yana, bu tipler, halkın sahip olduğu kültürü yok sayıp kendi kafalarındakini halka dayatmaya çalışıyorlar. Her gün başka bir yayınla evlerimizin içine sokuluyorlar. Oysa bu aydınların önce kendilerinin “aydınlatılmaya” ihtiyaçları var. Yukarıdaki parçada aydınlarla ilgili olarak asıl yakınılan aşağıdakilerden hangisidir?
Halkı yeterince aydınlatamamaları | |
Halktan kopuk olmaları | |
Bu aydınların Batı’dakilere benzememeleri | |
Sözde aydınların Batı’daki gelişmelerden habersiz olması | |
Sözde aydınların medyada çok ilgi görmesi |
Soru 24 |
Ona dergi kapaklarında, gösterişli imza günlerinde, kitap eklerinde pek rastlayamazsınız. Ancak iyi şiirin kokusunu alanlar, tadına varanlar bilir onu. Ortalıkta boy göstermeyi sevmeyen, bunu yaparsa kendisinin aydınlığından sanatını gölgede bırakacağına inanan bir şair o. Kendisinden çok şiirlerinin konuşması ve konuşulması gerektiğine inanan bir şair. Şiirlerini yazarken zamanının şairlerinin aksine şiirin sorunlarını önemseyen, bireysel çabaları yabana atmayan ve bu yönleriyle çağdaşlarının arasından sıyrılıveren bir şair. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada anlatılan şairin bir özelliği değildir?
Popüler olmayı, alkışı, gösterişi sevmez. | |
Şiirin sorunlarına eğilir. | |
Onu çağdaşlarından farklı kılan özellikleri vardır. | |
Ön plana çıkmamasından dolayı onu yalnızca usta şiir okurları bilir. | |
Belli bir eğitim ve kültür düzeyindeki okurlarca anlaşılır. |
Soru 25 |
Güneş... O büyük ışık kaynağı... Hayale izin vermez hiç. Bütün gerçekleri gözüne sokar insanın. Her şeyi en çıplak hâliyle görürsünüz. Size en kesin ve aynı zamanda en acı doğruları anlatan bir dosttur, o. Peki, o, tepemizde bize her şeyin en ince ayrıntısını gösterirken mutlu olabilir miyiz gerçekten? Yukarıdaki parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Aydınlık, insana farklı şeyler gösterir. | |
Güneş, hayal gücümüzü kısıtlar. | |
Güneş, her zaman gerçekleri gösterir. | |
Her şeyi açıkça görmek insana üzüntü verebilir. | |
Hayatımızdaki gerçekleri görebilmek için güneşe ihtiyacımız vardır. |
Soru 26 |
Orhan Kemal, acılarla dolu bir ömrü; namuslu, dirençli, kendinden ödün vermeden yaşadı. Kimseye kin gütmeden, herkese karşı geniş yürekli bir hayat sürdü. Bize; insanın sıcaklığını, umudu ve bilinci öğretti. Eserlerinde, sömürülmüş küçük insanların acılarını bize duyumsattı. Bütün bunları aldatmacasız bir dünyaya sahip olalım ve birbirimize de sahip çıkalım diye yaptı. Yukarıdaki parçada sözü edilen yazarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine varılamaz?
Yazar, zor bir hayat yaşamıştır. | |
Bize öğrettiği üç değer vardır. | |
İnsan sevgisiyle doludur. | |
Eserlerinde bize, birlik olma iletisini vermeye çalışmıştır. | |
) Snaat hayatı acılarla geçmiş; ancak yine de eser vermekten vazgeçmemiştir. |
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir.
26 tamamladınız.


Cevap Bırak