KPSS Online Gelişim ve Öğrenme Testi Çöz (Çözümlü)
Tebrikler - Gelişim ve Öğrenme Testi adlı sınavı başarıyla tamamladınız. Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%. Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%%
| %%SCORE%% | Doğru sayısı |
| %%TOTAL%% | Soru sayısı |
| %%PERCENTAGE%% | Doğru yüzdesi |
| %%WRONG_ANSWERS%% | Yaptığınız yanlış sayısı |
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1 |
Çocuğuna elbise almak için mağazaya giden bir anneye satış elemanı, uygun elbiseyi göstermek için “Çocuğunuz kaç yaşında?” diye sormuştur. Satış elemanı anneye bu soruyu sormakla “yaş” kavramından aşağıdakilerden hangisini kast etmiş olabilir?
Büyüme | |
Olgunlaşma | |
Kritik dönem | |
Tarihsel zaman | |
Yaş kuşağı |
1 numaralı soru için açıklama
Büyüme organizmanın niceliksel olarak farklılaşmasıdır. Vücudun boy, ağırlık veya hacim olarak artmasıdır. Çocuğun bedenine uygun elbise almak gerektiğinden, satış elemanının “yaş” kavramından kast ettiği büyümedir. (Cevap A)
Soru 2 |
Birçok gelişim kuramcısı gibi Erikson da gelişim sürecini yaş sırasına göre açıklamaktadır. Örneğin; 0 - 1,5 yaş temel güvene karşı güvensizlik, 1,5 - 3 yaş özerkliğe karşı şüphe ve utanç, 3 - 6 yaş ise girişimciliğe karşı suçluluk duygusu evresidir. Buna göre gelişimsel süreci ve olayları yaş seyrine göre açıklayan bilim adamlarının aşağıdakilerden hangisini kesinlikle dikkate aldıkları söylenebilir?
Öğrenmenin | |
Çevrenin | |
Anne-baba tutumlarının | |
Hazır bulunuşluğun | |
Kalıtımın |
2 numaralı soru için açıklama
Bütün gelişim kuramcıları gelişim sürecini yaşa paralel açıklar. Bu da gelişimin biyolojik olgunlaşmaya paralel olduğunu kanıtlamaktadır. Biyolojik olgunlaşma kendiliğinden gerçekleşen bir durumdur. Dolayısıyla gelişim sürecini açıklarken kesinlikle kalıtımı dikkate aldıkları söylenebilir. (Cevap E)
Soru 3 |
2. VE 3. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA GÖRE CEVAPLAYINIZ. Cinsiyet rolü, bir kültürde belli bir cinsiyet için kabul edilen ve geçerli sayılan davranış biçimleridir. Diğer bir deyişle, bir bireyin kendi cinsiyet kimliğiyle bağdaşan ve bu kimliğini ifade etmeye yarayan davranış biçimleridir. Cinsiyet rolü kavramı, kadınlarla erkekler arasındaki bireysel farklılıkların, kadınların ve erkeklerin biyolojik olarak birbirlerinden farklı oluşların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. . Cinsiyet rolü üzerinde bilimsel bir araştırma yapmak isteyen bir araştırmacı için aşağıdakilerden hangisi kanıtlanabilir bir hipotez (denence) olamaz?
) Kişilik özellikleri ile biyolojik cinsiyet arasında ilişki vardır. | |
Biyolojik cinsiyetle bireylerin sahip olduğu cinsiyet özellikleri arasında birebir tutarlılık vardır. | |
Cinsiyet kalıp yargıları bireyin cinsiyet rolü yönelimleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. | |
Toplumsal cinsiyet rolü doğuştan edinilen biyolojik cinsiyetin tam tersi özellikler gösterebilir. | |
Kadın ve erkek cinsiyet rolü özellikleri bireyler arasında eşitsizliğin oluşması için bir sebep değil, sadece cinsiyet farkı yaratmaktadır. |
3 numaralı soru için açıklama
Biyolojik cinsiyetle bireylerin sahip olduğu cinsiyet özellikleri arasında birebir tutarlılık olmayabilir. Örneğin bir kişinin biyolojik cinsiyeti erkek olabilir ancak kişi birçok kadınsı özellikleri kendisiyle özdeş kabul edebilir. Dolayısıyla araştırmacı diğer seçenekleri bir hipotez olarak kullanmış olsa, bunların kanıtlanabilir yönü vardır, çünkü doğru açıklamalardır. Ancak B seçeneği kanıtlanabilir bir hipotez değildir. (Cevap B)
Soru 4 |
Araştırmacı cinsiyet rolüne ilişkin kadın ve erkeklerin farklı kişilik özelliklerinin olduğunu delil ve ispatlar kullanarak savunmaya ve açıklamaya çalışırsa aşağıdaki süreçlerden hangisini kullanmış olur?
Çıkarsanmış gerçeklik | |
Anoloji | |
Metaanaliz | |
Argümantasyon (Dayanaklandırma) | |
Deneysel araştırma |
4 numaralı soru için açıklama
Argümantasyon; bir fikir, hipotez veya düşünceyi delil ve ispatlar kullanarak savunma ve açıklamaya çalışmadır. Bu açıklamalarda kullanılan ispat ve deliller ise argümanlardır. Eleştirel düşünce ile yakından ilişkilidir. Bütün bilimsel kuram ve görüşlerin bir argümantasyon süreci vardır. (Cevap D)
Soru 5 |
İnsanlar arasında sayılamayacak kadar çok yönden farklar olduğu ve her insanın çok çeşitli yeteneklere farklı düzeylerde sahip olduğu, insanlığın var oluşundan beri bilinen bir gerçektir. Bir kimsenin neleri, ne derecede ve hangi yöntemlerle öğrenebileceğini, öncelikle onun doğasından kaynaklanan bireysel özellikleri belirlemektedir. İşte insanların sahip oldukları özellikler, onların gelecekte neler yapabileceklerini veya ne olabilecekleri konusunda bizlere fikir vermektedir. İnsanların doğuştan getirdikleri özelliklerin farklı olması ve bu özelliklerin onların gelecekte neler yapabilecekleri konusunda bize fikir vermesi aşağıdaki gelişim ilkelerinden hangisi ile daha çok ilişkilidir?
Gelişimde bireysel farklar vardır. | |
Gelişim yordanabilir bir sıra izler. | |
Gelişim nöbetleşe devam eder. | |
Gelişim bir bütündür. | |
Gelişim genelden özele doğrudur. |
5 numaralı soru için açıklama
Gelişim yordanabilir bir sıra izler ilkesi, gelişimin tüm alanlarında hangi özelliğin ne zaman ve nasıl edinileceğinin tahmin edilebileceğini açıklamaktadır. İnsanların doğuştan getirdikleri özelliklerin, onların gelecekte neler yapabilecekleri konusunda fikir vermesi bu ilke ilgilidir. (Cevap B)
Soru 6 |
Çocuklar belirli bir süre etrafında gördükleri her türlü nesneyi ağzına götürme davranışı sergilerler. Birçok deneme yanılma davranışı sergilemelerine rağmen, bu davranışlarından uzunca bir süre vazgeçmezler. Her gördüğü nesnenin ağza alınmayacağını öğrenen bir çocuğun Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre aşağıdaki süreçlerden hangisini gerçekleştirdiği söylenebilir?
Mantıklı düşünme | |
Özümleme | |
Uyumsama | |
Dengeleme | |
Örgütleme |
6 numaralı soru için açıklama
Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre alt düzeydeki dengenin bozulup yeni bir dengenin kurulabilmesi çocuğun yeni karşılaştığı bir durumu zihnindeki mevcut şema ile açıklamaya çalışması ile başlar. Buna özümleme denir. Diğer bir değişle özümleme bir durumu aynı şekilde izah etmek demektir. Uyumsama da ise bir durumu farklı bir şekilde izah etmek söz konusudur. Dolayısıyla burada çocuğun nesnelerle ilgili yeni bir şey öğrenmesi söz konusu olduğundan doğru cevap C seçeneğidir. (Cevap C)
Soru 7 |
Bir nesneyi uzağa bir battaniyenin üzerine koyduğumuzda, çocuk battaniyeye ulaşabilmekte fakat nesneye ulaşamamaktadır. Bazı çocuklar nesneye ulaşma çabası içerisine girerler ancak kısa sürede vazgeçerler. Yaşça biraz daha büyük olan bebekler ise doğrudan nesneye ulaşamadıklarını gördüklerinde farklı yollara başvururlar. Örneğin, battaniyeyi çekerek nesneye ulaşabileceklerini keşfederler. Duyusal motor dönemde bulunan bir bebeğin bu şekilde istediği nesneye ulaşması aşağıdakilerden hangisinin sonucudur?
Nesne sürekliliğinin | |
Sezgisel düşüncenin | |
Amaçlı davranışın | |
Devresel tepkinin | |
Odaklaşmanın |
7 numaralı soru için açıklama
Duyusal motor dönemde bebeğin çevresiyle etkileşimleri sonucu edindiği yaşantılarla oluşturduğu yeni bilişsel yapılar, refleksif davranışlarından amaçlı davranışlara doğru ilerlemesini sağlar. Artık bebek ilginç gelen bazı davranışları sadece tekrar etmez aynı zamanda bazı basit problemleri çözmeye de çalışır. Doğrudan ulaşılamayan hedeflere ulaşmak için araçlar kullanmaya başlarlar. Böylece, bebekler araçlar ve sonuçlar arasındaki ilişkiyi anlayabilirler. Çocuğun battaniyeyi çekerek nesneye ulaşabileceğini öğrenmesi aynı zamanda çocuğun temel düzeyde sebep-sonuç ilişkisi kurabildiğinin de göstergesidir. (Cevap C)
Soru 8 |
Aşağıdakilerden hangisi yedi yaşındaki çocukların beş yaşındaki çocuklara kıyasla arkadaşları ile iyi geçinme, onların istek ve ihtiyaçlarını dikkate alma, okul kurallarına kolay uyum sağlamalarını kolaylaştıran temel bir faktör olarak gösterilebilir?
Mantıklı düşünmenin başlaması | |
Benmerkezcilikten uzaklaşma | |
Bütün – parça ilişkisi kurabilme | |
Sezgisel düşünme | |
Odaktan uzaklaşma |
8 numaralı soru için açıklama
Bir çocuğun arkadaşları ile iyi geçinme, onların istek ve ihtiyaçlarını dikkate alma, okul kurallarına kolay uyum sağlamalarını kolaylaştıran temel faktör benmerkezcilikten uzaklaşmasıdır. Benmerkezcilikten uzaklaşma ile birlikte empati becerisi gelişmeye başlar. İşlem öncesi dönemde çocuk sadece kendi bakış açısından olaylara bakabilirken, somut işlemler dönemine geçiş ile birlikte karşısındaki kişinin duygu ve düşüncelerini anlayabilme, olaylara onun açısından bakabilme becerisi gelişmeye başlar. (Cevap B)
Soru 9 |
Sıklıkla yalan söyleyen Ceyhun Bey kendisi dışındaki diğer insanları sahtekar ve düzenbaz olarak görmektedir. İnsanlarla işine nasıl gelirse o şekilde ilişki kurmaktadır. Psikoanalitik yaklaşıma göre Ceyhun Bey’in davranışı değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Çevresindeki insanlarla özdeşim kurmakta zorlanmıştır. | |
Ayrışmamış bir cinsiyet rolüne sahiptir. | |
Gizil dönemde fiksasyon yaşamıştır. | |
Oral mazoşist bir eğilim göstermektedir | |
Yansıtma savunma mekanizması kullanmaktadır. |
9 numaralı soru için açıklama
Yansıtma; bireyin kendinde bulunan eksiklikleri, kusurları, başkalarında görmesi, başkalarına atfetmesidir. Yansıtma yapan bir kişi bazen kendi eksikliğinin gerekçesi olarak bir başkasını gösterir. Yani topu başkasına atar. Soruda yalan söyleyen ve insanlarla işine nasıl gelirse o şekilde ilişki kuran Ceyhun Bey’in kendisi dışındaki diğer insanları sahtekar ve düzenbaz olarak görmesi söz konusudur. Dolayısıyla Ceyhun Bey savunma mekanizmalarından yansıtmayı kullanmıştır. (Cevap E)
Soru 10 |
Eşref Bey ayın on beşinde ev kredisini nasıl ödeyeceğini düşünürken, aklına samimi arkadaşı olan Selim Bey’den borç istemek gelir ve ondan borç ister. Selim Bey bir hesap-kitap yapması gerektiğini eğer olursa verebileceğini söyler. Aslında Selim Bey’in parası vardır ve arkadaşına yardım etmeyi düşünmektedir. Ancak eşinden çekindiği ve onun isteği dışında hareket etmek istemediği için Eşref Bey’e böyle bir cevap verir. Eve gelir eşine konuyu açar, eşi şiddetle karşı çıkar. Borç para verip vermeme konusunda karar vermeye çalışır. Tam da bu düşüncelerle boğuşurken “borç para verirsem, en samimi arkadaşım sıkıntıdan kurtulmuş olacak, para verir, geri alamazsam hanımın çenesinden kurtulamam. Borç para verdiğimde yaşayacağım sıkıntı, vermediğim de yaşayacağım sıkıntıdan daha fazla olacak” diyerek borç para vermekten vazgeçer. Selim Bey’in arkadaşına borç para vermek istememesinin gerekçesi düşünüldüğünde, Kohlberg’in ahlaki gelişim kuramının hangi evresi ile daha fazla uyumluluk gösterdiği söylenebilir?
İtaat ve ceza | |
Saf çıkarcı | |
Kanun ve düzen | |
Kişiler arası uyum | |
Sosyal sözleşme |
10 numaralı soru için açıklama
Saf çıkarcılık (araçsal ilişkiler) evresindeki bireyler, kendisi dışındaki diğer insanların da bazı ihtiyaçları olduğunu anlar. Ancak ihtiyaçların giderilmesi noktasında kendisi hala birinci plandadır. Doğru davranış, kişinin gereksinmelerini tatmin eden davranıştır. Sevgi, adalet, bağlılık gibi kavramlar yerine çıkar ilişkisi söz konusudur. Bireyin kendi istek ve gereksinimleri, başkalarınınkinden daha önceliklidir. Paragrafta Selim Bey’in eşinden çekindiği ve onun isteği dışında hareket etmek istemediği ibaresi bulunmaktadır. Bazı arkadaşlar buradan hareketle eşinin beklentisi doğrultusunda davranmış diyerek kişiler arası uyum seçeneğini işaretlemiş olabilir. Ancak soru kökü Selim Bey’in arkadaşına borç para vermeme gerekçesini sormaktadır. Gerekçe de paragrafın sonunda verilmiştir. Borç para verdiğinde yaşayacağı sıkıntının vermediğinde yaşayacağı sıkıntıdan daha az olacağı düşüncesidir. Selim Bey kendisine zarar gelsin istememiş dolayısıyla kendisini düşünmüştür. (Cevap B)
Soru 11 |
Bağlanma stili yaşamın geri kalanında yaşanan insan ilişkilerini etkilemektedir. Bağlanma kuramına göre güvenli bağlanma stiline sahip olmayan bireylerin Erikson’un psiko-sosyal gelişim dönemlerinden hangisini daha sorunlu geçirmeleri beklenir?
Temel güvene karşı güvensizlik | |
Girişimciliğe karşı suçluluk | |
Kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası | |
Yakınlığa karşı yalnızlık | |
Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk |
11 numaralı soru için açıklama
Bağlanma Kuramı, psikolojide bireyin, başka bir kişiden yakınlık bekleme eğilimi ve bu kişi yanında olduğunda bireyin kendisini güvende hissetmesidir. Bağlanma, gene de çocuk ile yetişkin bir birey - çoğu zaman anne- arasındaki olumlu bağı ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bağlanma kuramcılarına göre, bir kişinin erişkinlikte başka insanlarla kuracağı ilişkinin niteliği ve insanlardan beklentileri, bu kişinin küçüklüğünde annesiyle kuracağı bağlanma ilişkisi ile belirlenir. Anne ve çocuk arasındaki sıcak duygular, özellikle korku ve stres anlarında birbirlerine sağladıkları rahatlık ve destek bağlanmayı oluşturur. Bağlanma iki taraflı bir ilişkidir ve her iki tarafın da birbirinin ihtiyaçlarını karşılaması ile gelişir. Dolayısıyla güvenli bağlanma stiline sahip olmayan birey (insanlarla yakınlık kurmaktan kaçınacağı için) Erikson’un psikososyal gelişim dönemlerinden yakınlığa karşı yalnızlık evresini sorunlu geçirmesi beklenir. (Cevap D)
Soru 12 |
. Bazı düşünürler, önyargılarını pekiştirmek yolunda uyduruk bilimler yanı sıra, psikoloji gibi ağırbaşlı bilimlerden yararlanmaktan, psikolojinin bulgularını önyargıları yönünde yorumlamaktan geri durmamışlardır. Örneğin; Almanya’da geliştirilen algılama hızı testleri R.M. Bache tarafından, 12 beyaz, 11 Kızılderili, 11 Zenciye uygulanıp, ırkların algılama güçlerinin karşılaştırılması amacıyla kullanıldı. Alınan sonuçlar, Kızılderililerin algılamada ve de uyarıcılara tepki göstermede en hızlı, beyazların en ağır olduklarını gösteriyordu. Ancak bu sonuçlar, akıl almayacak biçimde, beyazların daha akıllı olduklarını gösterdiği biçiminde yorumlandı. Yine, B.R. Stetson, 1897 yılında 500 beyaz 500 zenci çocuğunu bellek (hafıza) testlerinden geçirdi. Zencilerin biraz daha yüksek derece tutturmaları, teste alınan zenci çocuklarının yaşlarının beyazlarınkinden biraz daha yüksek olduğu ile açıklandı. Beyazların çocuklarına uygulanan zekâ testlerinin birinde, banka yöneticisi, avukat, yargıç, profesör çocuklarının, işçi çocuklarından yüksek derecede puan aldıkları görülmüştür. Böyle bir sonucu önyargılarını pekiştirmek amacıyla kullanmak isteyen bir düşünürün, banka yöneticisi, avukat, yargıç, profesör çocuklarının, işçi çocuklarından yüksek derecede puan almalarını aşağıdakilerden hangisi ile açıklama ihtimali en yüksektir?
İçinde yaşadıkları elverişli ekonomik, toplumsal ve kültürel çevrenin ürünü olarak değil, başarılı olma yolunda iyi bir annebabadan gelmenin ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmak | |
Testlerden alınan sonuçların kalıtsal değil çevresel, eğitsel, kültürel etmenlerin sonuçlarını gösterdiğini ortaya koymak | |
Çocukların küçük yaşlardan itibaren ne kadar nitelikli yaşantı geçirirlerse, bu durumun onları daha da zeki kılacağını ortaya koymak | |
Farklı ırklara mensup insanların algılama güçlerinin farklı olabileceği tezini ortaya koymak | |
Sosyo-kültürel düzeyi düşük olan ailelerden gelen çocukların kalıtımsal donanımlarının güçlü olduğu ancak bunun işlenmediği için köreldiği tezine vurgu yapmak |
12 numaralı soru için açıklama
Banka yöneticisi, avukat, yargıç, profesör çocuklarının, işçi çocuklarından yüksek derecede puan almaları genel anlamda çevresel faktörlerle açıklanır. Yani içinde yaşadıkları elverişli ekonomik, toplumsal ve kültürel çevrenin ürünü olarak açıklanır. Oysa öncülde verilenlere ve soru köküne baktığımızda cevabın A seçeneği olduğu görülecektir. Yani önyargılarını pekiştirmek amacıyla kullanmak isteyen bir düşünür, böyle bir sonucu iyi bir annebabadan gelmenin ne kadar önemli olduğuna vurgu yapacaktır. (Cevap A)
Soru 13 |
Arkadaşlarının ısrarına dayanamayarak ilk kez halı saha maçına giden Cem, maçta aldığı bir darbe sonucunda ayağından sakatlanır ve o günden sonra bir daha halı saha maçlarına gitmez. Cem’in bir daha halı saha maçlarına gitmemesi, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Sönme | |
Kaçma | |
Ceza | |
Psikolojik tepkisellik | |
Davranışta kontrast |
13 numaralı soru için açıklama
Bir organizmanın gerçekleştirdiği davranışın ardından istemediği (kendisi için olumsuz) bir sonuçla karşılaşması “ceza” kavramıyla açıklanır. Ceza, pedagojik olarak istenmeyen bir uyarıcının ortama eklenmesi – I. tip ceza – ve organizmanın istediği bir uyarıcının ortamdan çekilmesi yani mahrumiyet – II. tip ceza – olmak üzere ikiye ayrılır. Cem’in halı saha maçında sakatlanması, gerçekleştirdiği davranışın ardından istemediği bir sonuçla karşılaşma yani “ceza” kavramı için uygundur. (Cevap C)
Soru 14 |
Yeni yıkadığı çamaşırları kurutmak için balkona asmaya karar veren Aylin Hanım, balkon demirleri arasına gerdiği çamaşır ipinin elini kestiği an, acıdan kaskatı kesilir. Bu olaydan sonra çamaşır ipini her görüşünde içini garip bir korkunun kapladığını fark eder. Bu parçaya dayanarak, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Çamaşır ipi koşullu uyarıcı, çamaşır ipini görünce parmağın sızladığının hissedilmesi koşullu tepkidir. | |
Çamaşır ipinin elini kesmesi anında hissedilen acı koşulsuz uyarıcı, bu acıya verilen kasılma tepkisi koşulsuz tepkidir. | |
Balkon ipi koşullanma gerçekleşmeden öncesi koşulsuz, koşullanma gerçekleştikten sonra koşullu uyarıcıdır. | |
Çamaşır ipini görünce oluşan korku hissi koşullu tepkidir. | |
Süreç uyarıcı tepki bitişikliği nedeniyle tepkisel koşullanma ilkelerine uygundur. |
14 numaralı soru için açıklama
Tepkisel koşullanma, aralarında doğal hiçbir ilişki olmayan iki farklı uyarıcının birbiriyle eşleştirilmesi sonucunda, bu uyarıcılardan birine doğal (öğrenilmemiş) olarak verilen tepkinin diğerine yapay (öğrenilmiş) olarak verilir hale gelmesidir. Yani organizma için başlangıçta olumlu ya da olumsuz bir tepkiye yol açmayan uyarıcı bu yolla tepki üretme gücü kazanır ve tepkiye yol açar. Aylin Hanım için çamaşır ipi başlangıçta olumlu ya da olumsuz bir tepkiye yol açmayan “nötr uyarıcı” durumundadır. Çamaşır ipinin, Aylin Hanım’ın elini kesmesi sonucunda oluşan acı hissi “koşulsuz uyarıcı”, bu uyarıcıya verilen kasılma tepkisi ise “koşulsuz tepkidir”. Nötr uyarıcı olan çamaşır ipi ile koşulsuz uyarıcı olan ipin eli kesmesi sonucunda oluşan acı hissi birbiriyle eşleşmiş ve bu eşleşmenin sonucunda çamaşır ipi tepki üretme gücü kazanarak “koşullu uyarıcı” haline gelmiştir. Bu uyarıcıya verilen tepki de “koşullu tepki” durumundadır. Bu duruma göre balkon ipi koşullanma gerçekleşmeden önce “nötr uyarıcı”, koşullanma gerçekleştikten sonra ise “koşullu uyarıcı” konumundadır. Başka bir deyişle balkon ipi hiçbir zaman için koşulsuz uyarıcı konumuna gelmemiştir. (Cevap C)
Soru 15 |
Aşağıdaki örneklerin hangisinde, altı çizili ifade koşulsuz tepkidir?
Annesinin ayak sesini duyan çocuğun hemen bilgisayarı kapatması | |
Klakson sesi duyan yayanın irkilmesi | |
Sütten ağzı yanan çocuğun, yoğurdu üfleyerek yemesi | |
Yolda eski sevgilisini gören gencin terlemeye başlaması | |
Karanlık bir odadan güneşe çıkan çocuğun gözlerini kısması |
15 numaralı soru için açıklama
Bir tepkiyi koşullu ya da koşulsuz yapan, tepkinin kendisi değil, bağlı olduğu uyarıcıdır. Başka bir deyişle, aslında koşullu tepki ile koşulsuz tepki aynıdır. Tek fark, biri öğrenilmemiş, diğeri öğrenilmiş tepkilerdir. Bu nedenle sadece tepkiye bakarak yorum yapmak olanaksızdır. Organizma üzerinde beklenen tepkiyi doğal olarak (öğrenilmemiş) oluşturan uyarıcılara “koşulsuz uyarıcı” denir. Bu uyarıcıya verilen tepki ise “koşulsuz tepki” olarak adlandırılır. Koşulsuz uyarıcı ile koşulsuz tepki arasında doğal (öğrenilmemiş) bir bağ bulunur. Yani bu bağlantının oluşması öğrenme yaşantılarından bağımsızdır. Karanlık bir odadan güneşe çıktığımız zaman gözlerimizin kısılması, öğrenilmiş değil, doğal bir davranıştır. Bu durumda güneşin saçtığı ışık “koşulsuz uyarıcı”, bu uyarıcıya verilen gözleri kısma tepkisi ise “koşulsuz tepki” durumundadır. (Cevap E)
Soru 16 |
Rescorla’nın “habercilik” konusunda yaptığı çalışmalar, tepkisel koşullanmanın daha önce doğru olarak kabul edilen hangi ilkesinin aslında doğru olmayabileceğini göstermiştir?
Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için koşullu uyarıcının koşulsuz uyarıcıdan önce gelmesi gerekir. | |
Koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının verilmesi arasında geçen zaman ilişkisi 0,5 – 30 sn. arasında olmalıdır. | |
Koşullanma aşamasında koşulsuz uyarıcı, pekiştirme görevi üstlenir. | |
Kısmi uygulanan pekiştirme, sürekli uygulanan pekiştirmeye göre davranışın sönmeye karşı daha dirençli hale gelmesini sağlar | |
Koşullu tepkiye yol açan uyarıcının uzun bir süre tek başına verilmesi sorucunda, organizmanın bu uyarıcıya eskisinden daha az tepki vermeye başlaması alışmayı ortaya koyar. |
16 numaralı soru için açıklama
Pavlov’un düşüncesine göre tepkisel koşullanma “yer değiştirme” şeklinde gerçekleşmektedir. Yani nötr uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı yer değiştirerek (birbiriyle eşleşerek) koşullanma gerçekleşmektedir. Pavlov bu eşleşmenin sağlanabilmesi için nötr uyarıcının daima koşulsuz uyarıcıdan önce gelmesi gerektiğini düşünmüştür. Rescorla ise yapmış olduğu deneysel çalışmalarda koşulsuz uyarıcıyı, nötr uyarıcıdan önce vererek de koşullanmanın gerçekleşebileceğini (olumsuz habercilik – geriye koşullama), bu şekilde nötr uyarıcının koşullu uyarıcı haline dönüşebileceğini ortaya koymuştur. (Cevap A)
Soru 17 |
Aşağıdakilerin hangisinde davranışta görülen değişme, edimsel koşullanmanın sonucudur?
Normalde arabalardan korkmayan bir çocuğun geçirdiği trafik kazasının ardından arabalardan korkmaya başlaması | |
Eve geç kaldığı bir gün babasından azar işitmemek için bindiği otobüsün kaza yaptığını söyleyen ve bu sayede azar işitmekten kurtulan çocuğun, ilerleyen günlerde azar işitmesi muhtemel durumlarda yalan söylemeye başlaması | |
Şehir dışında bir üniversite kazanan ve tuttuğu evde yemekleri kendisi yapmak zorunda kalan öğrencinin, daha önce hiç yemek yapmadığı ve yemek yapmayı öğrenmek için özel bir çaba harcamadığı halde, yemeğin nasıl yapılacağıyla ilgili bazı şeyleri biraz bildiğini fark etmesi | |
Yazısı çok kötü olan ve bu nedenle arkadaşlarının tatsız şakalarına maruz kalan çocuğun bu durumdan kurtulmak için arkadaşlarına küsmesi, rica etmesi, aldırmaz görünmesi gibi türlü yollar denemesine karşın başarılı olamayınca, bir süre sonra uğraşmaktan vazgeçip bu durumu kabullenmesi | |
Arkadaşının yerde bulduğu çöpü alıp çöp kutusuna attığı için öğretmen tarafından ödüllendirildiğine tanık olan Ahmet’in, ne zaman yerde bir çöp görse hemen yerden alıp çöp kutusuna atmaya başlaması |
17 numaralı soru için açıklama
Edimsel koşullanmada her ne kadar ilk davranış pekiştireçten bağımsızsa da, sonraki davranışlar, davranışın ardından gelen pekiştirece göre şekillenir. Başka bir deyişle davranışın devamlılığı sonuçlarından etkilenir. Organizma gerçekleştirdiği davranışın ardından istediği bir sonuçla karşılaşırsa (istediği bir uyarıcının ortama eklenmesi olan ‘olumlu pekiştirme’ ya da istemediği bir uyarıcıdan kurtulma olan ‘olumsuz pekiştirme’) davranışı devam ettirir. Organizma gerçekleştirdiği davranışın ardından istemediği bir sonuçla karşılaşırsa (istemediği bir uyarıcının ortama eklenmesi olan ‘I. tip ceza’ ya da istediği bir uyarıcının ortamdan çıkartılması yani mahrumiyet olan ‘II. tip ceza’) davranışını bastırır. Bu durumda, bir davranışta görülen değişimin edimsel koşullanmanın sonucu olabilmesi için, davranıştaki değişimin, sonuçlarına bağlı olarak ortaya çıkması gerekir. Eve geç kalıp yalan söyleyince babasından azar işitmekten kurtulan çocuğun, ilerleyen süreçte benzer durumlarda yine yalan söylemesi edimsel koşullanmanın sonucudur. Çünkü çocuk gerçekleştirdiği davranışın ardından istemediği bir sonuçtan kurtulmuş ve bunu benzer durumlara genellemiştir. (Cevap B)
Soru 18 |
“Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık” atasözü, tepkisel koşullanmayla ilgili aşağıdaki süreçlerden hangisine bir örnek olabilir?
Garcia etkisi | |
Alfa etkisi | |
Gölgeleme | |
Engelleme | |
Bitişiklik |
18 numaralı soru için açıklama
Tepkisel koşullanma sürecinde, organizmanın aynı anda iki farklı uyarıcıyla karşılaşması sonucunda, koşul ilişkisinin bu uyarıcılardan sadece birisine (daha baskın olanına) gerçekleşmesi “gölgeleme etkisi” olarak açıklanır. “Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık” atasözünde, benzer bir şekilde birey aynı anda iki farklı uyaranla karşılaşmaktadır. Koşul ilişkisi bu iki uyarandan sadece birine gerçekleşecektir. (Cevap C)
Soru 19 |
19. VE 20. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARÇAYA GÖRE CEVAPLAYINIZ. Bülent Öğretmen öğrenme psikolojisi dersinin genel tekrarını yaparken “Çalışmanın ardından geçen süre ile bilginin hatırda kalma oranı arasında bir ilişki bulunmaktadır. Ancak bu sabit bir ilişki değildir. Duruma göre değişir.” der. Daha sonra öğrencilerine “Bir köpeğin salya salgılaması koşullu mu yoksa koşulsuz bir tepki midir?” sorusunu yöneltir. Birçok öğrencisinden “Koşulsuz tepkidir.” cevabını alınca, “Tepkisel koşullanma sürecine ilişkin çok önemli bir durumu gözden kaçırıyorsunuz, tekrar düşünün.” demiştir. Bülent Öğretmen’in çalışmanın ardından geçen süre ile bilginin hatırda kalma oranı arasındaki ilişkiyi öğrenmeyle ilgili aşağıdaki etkenlerden özellikle hangisine dayandırması beklenir?
İçsel ya da dışsal güdü | |
Genel uyarılmışlık hali | |
Parçalara bölerek ya da bütün halinde öğrenme | |
Aralıklı ya da toplu öğrenme | |
Kavramsal benzerliklerden faydalanma |
19 numaralı soru için açıklama
Öğrenmeyi etkileyen yöntemle ilgili faktörlerden biri de “aralıklı ya da toplu çalışma” dır. Aralıklı öğrenmede birey geniş bir zaman dilimi içerisinde kısa periyotlarla çalışma gerçekleştirirken, toplu öğrenmede birey dar bir zaman dilimi içerisinde çok yoğun çalışma gerçekleştirir. Toplu çalışma yapan kişiler, sınavlara çok taze bilgiyle girdikleri için genelde iyi bir sınav başarısı elde etmelerine karşın, çok çabuk unuturlar. Aralıkla çalışma yapan kişiler ise edindikleri bilgiyi çok uzun süre unutmadan hatırlayabilirler. Çalışmanın ardından geçen süre ile bilginin hatırda kalma oranı arasındaki ilişki, bireyin aralıklı ya da toplu çalışmasına bağlı olarak değişmektedir. (Cevap D)
Soru 20 |
Bülent Öğretmenin, öğrencilerine tepkisel koşullanma sürecine ilişkin çok önemli bir durumu gözden kaçırdıklarını söyleyerek tekrar düşünmelerini istemesi, aşağıdakilerden hangisinin önemini vurgulamaya dönüktür?
Bütün koşullu uyarıcılar, koşullanma gerçekleşmeden önce nötr uyarıcıdır. | |
Koşulsuz uyarıcı ile koşulsuz tepki arasında doğal (öğrenilmemiş) bir ilişki bulunmaktadır. | |
Koşullu uyarıcı, koşulsuz uyarıcının geleceğini haber verici nitelikte olmalıdır. | |
Tepkinin büyüklüğü, tekrara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırabilir. | |
Tepkiyi koşullu ya da koşulsuz yapan bağlı olduğu uyarıcıdır. |
20 numaralı soru için açıklama
“Bir köpeğin salya salgılaması koşullu mu yoksa koşulsuz bir tepki midir?” sorusuyla ilk karşılaştığımızda, birçoğumuzun aklına ‘koşulsuz tepki’ gelmektedir. Ancak bu durum, gerçekten de tepkisel koşullanma sürecindeki çok önemli bir durumu gözden kaçırdığımızı da gösterir. Pavlov’un salya koşullanması deneyini düşündüğümüzde koşulsuz tepki ile koşullu tepkinin aynı olduğunu – salya – görürüz. Bu durumda salya tepkisi için koşullu ya da koşulsuz tepki yorumunu yapmak, sadece tepkiye bakarak mümkün değildir. Çünkü bir tepkiyi koşullu ya da koşulsuz yapan tepkinin kendisi değil, bağlı olduğu uyarıcıdır. Et – Salya (Koşulsuz tepki) Zil – Salya (Koşullu tepki) (Cevap E)
Soru 21 |
İngilizce dersinde, öğrencilerinden o gün öğrendikleri kelimeleri içeren bir hikâye yazmalarını isteyen öğretmen, öğrenme ilgili aşağıdaki etkenlerden hangisini kullanmaktadır?
Dili anlaşılmayan bir öğrenme malzemesinin öğrenciye hiçbir fayda sağlamayacağı anlayışıyla telaffuz edilebilirlik | |
Öğrenme konusu kritik noktaların, diğer kısımlardan ayırt edilmesini sağlayabilmek için algısal ayırt edilebilirlik | |
Öğrenmenin gerçekleşmesinde bireye ait öznel deneyimlerden faydalanma düşüncesiyle çağrışımsal anlam | |
Benzer kavramların bir arada kullanılmasının öğrenmeyi kolaylaştırması ve hatırda kalıcılığı artırması düşüncesiyle kavramsal benzerliklerden faydalanma | |
Konunun yapısına uygun olarak parçalara bölerek ya da bütün halinde çalışma |
21 numaralı soru için açıklama
Yeni bir bilginin öğrenilmesinde, bireyin öznel yaşantılarından faydalanmak, çağrışımların kullanıldığını gösterir. Çağrışımlar aracılığıyla çok güçlü ve kalıcı öğrenmeler sağlanabilir. İngilizce dersinde, öğrencilerinden o gün öğrendikleri kelimeleri içeren bir hikâye yazmalarını isteyen öğretmen, çağrışımsal anlam oluşturmayı amaçlamaktadır. Çünkü her öğrencinin oluşturacağı hikâye birbirinden farklı olacak, öğrenciler kendi öznel yaşantılarına dayalı olarak yani kendi çağrışımlarını kullanarak hikâyeyi kurgulayacaktır. (Cevap C)
Soru 22 |
Melehat Hanım, pazardan dönüşte elindeki torbaları alıp evine kadar götüren Semih’e çikolata verir. Bu olaydan sonra, aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi halinde “sönme” durumu örneklendirilmiş olur?
Melahat Hanım, pazardan dönüşte her seferinde Semih’e çikolata vermeye devam etmesine karşın Semih’in bir süre sonra Melahat Hanım’a yardım etmemeye başlaması | |
Semih’in elinde torbalarla pazardan dönen ve çikolata alacağını bildiği Melahat Hanım ile para vereceğini bilen Ayşe Hanım’ı aynı anda görüp Ayşe Hanım’a yardım etmesi | |
Semih’in bir gün torbaları elinden düşürüp Melahat Hanım tarafından azarlanınca bir daha torbaları taşımaya yardım etmemesi | |
Semih’in her seferinde yardım etmesine karşın Melahat Hanım’ın çikolata vermemesi nedeniyle bir süre sonra yardım etmemeye başlaması | |
Elinde torbalarla Melahat Hanım’ı görmesine karşın arkadaşlarıyla oyun oynadığı için yardım etmemesi |
22 numaralı soru için açıklama
Bir organizmanın daha önce gerçekleştirdiği bir davranışı (ya da bir uyarıcıya verdiği tepkiyi), pekiştirilmemesi nedeniyle gerçekleştirmemeye başlaması – gerçekleştirmemesi – sönme durumunu açıklar. Başka bir deyişle, pekiştirilmeyen davranışlar söner. Semih’in Melahat Hanım’a yardım etmeye devam etmesine karşın, Melahat Hanım’ın çikolata vermemesi (pekiştirme yapmaması) halinde, bir süre sonra Semih de yardım etmemeye başlayacak, yani davranış sönecektir. (Cevap D)
Soru 23 |
Ders esnasında öğretmeni tarafından azarlanan ve o günden sonra öğretmeninden korkmaya başlayan Cihan, birkaç kez öğretmenini okulun kantin görevlisiyle birlikte gördükten sonra, öğretmeni yanında olmasa bile kantin görevlisini görünce de korkmaya başlamıştır. Cihan’ın yaşadığı bu durum, aşağıdaki kavramlardan hangisiyle tam olarak açıklanabilir?
Uyarıcı genellemesi | |
Tepki genellemesi | |
Duyusal ön koşullanma | |
Garcia etkisi | |
Dereceli koşullanma |
23 numaralı soru için açıklama
Nötr uyarıcının, koşulsuz uyarıcı ile eşleşip “koşullu uyarıcı” haline dönüşmesinin ardından, yeni nötr uyarıcının koşullu hale gelen uyarıcı ile eşleşerek koşullu uyarıcı haline dönüşmesi, dereceli koşullanmayı – ikinci dereceden koşullanma – meydana getirir. (İkinci dereceden koşullanma gerçekleşirken nötr uyarıcının eşleştiği koşullu uyarıcı, koşulsuz uyarıcı görevini üstlenir, yani pekiştirme yapar.) Cihan’ın öğretmenini görünce korkma durumunda öğretmen “koşullu uyarıcı” haline gelmiştir. Kantin görevlisi ise nötr uyarıcıdır. Cihan birkaç kez kantin görevlisi – nötr uyarıcı – ile öğretmeni – koşullu uyarıcı – bir arada görmüş ve bu yaşantının ardından kantin görevlisinden de korkmaya başlamıştır. Bu durumda kantin görevlisi de koşullu uyarıcı haline dönüşerek, dereceli koşullanma meydana gelmiştir. (Cevap E)
Soru 24 |
Van’da göreve yeni başlayan Sevinç Öğretmen, lokalde öğretmen arkadaşlarıyla buluşup sohbet ettiği sırada depreme yakalanır ve 36 saat enkaz altında kalır. Sevinç Öğretmen enkaz altından çıkarıldıktan sonra, hemen memleketi İzmir’e döner. Evinde otururken dışarıdan hızla geçen bir kamyonun evde oluşturduğu ufak bir titreşimde bile deprem oluyormuş gibi hissetmeye başlar. Sevinç Öğretmen’de oluşan bu davranış değişikliği, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Psikolojik tepkisellik | |
Duyarlılaşma | |
Davranışta kontrast | |
Engelleme | |
Karşıt koşullanma |
24 numaralı soru için açıklama
Organizmanın belli bir uyarıcıya geçirdiği yaşantıların etkisiyle, beklenenden daha fazla tepki vermesi, bu uyarıcıya duyarlılık kazandığını gösterir. Yani duyarlılık kazanma (duyarlılaşma), organizmanın bir uyarıcıya beklenenden daha fazla tepki vermesidir. Sevinç Öğretmen’in geçirdiği yaşantının ardından hızla geçen bir kamyonunu oluşturduğu ufak bir titreşimde dahi deprem oluyormuş gibi hissetmesi, duyarlılık kazandığını göstermektedir. (Cevap B)
Soru 25 |
Ceza, öğretmenle öğrenci arasındaki iletişimi olumsuz etkiler. Ceza, öğrencide stres tepkileri oluşturacağı için, öğretmenle olumsuz duyguların eşleşmesine ve öğretmenin sevilmemesine neden olabilir. Cezaya ilişkin düşünceleri bu şekilde açıklayan bir uzman, aşağıdaki öğrenme yollarından hangisinin önemini vurgulamaktadır?
Gizil öğrenme | |
Edimsel koşullanma | |
Tepkisel koşullanma | |
Sınama – yanılma yoluyla öğrenme | |
Sosyal öğrenme |
25 numaralı soru için açıklama
Bireyin doğrudan geçirdiği yaşantılara bağlı olarak oluşan duygusal tepkiler “tepkisel koşullanma” başlığı altında incelenir. Tepkisel koşullanma, aralarında doğal hiçbir ilişki olmayan iki farklı uyarıcının birbiriyle eşleştirilmesi sonucunda, bu uyarıcılardan birine doğal (öğrenilmemiş) olarak verilen tepkinin diğerine yapay (öğrenilmiş) olarak verilir hale gelmesidir. Yani organizma için başlangıçta olumlu ya da olumsuz bir tepkiye yol açmayan uyarıcı bu yolla tepki üretme gücü kazanır ve tepkiye yol açar. Öğretmenin, öğrencisine ceza vermesi halinde öğretmen ile stres oluşturan uyaran eşleşecek ve öğrenci öğretmenini sevmemeye başlayacaktır. (Cevap C)
Soru 26 |
Yaya geçidini kullanarak karşıdan karşıya geçen Ayla, duyduğu korna sesinin ardından bir arabanın kendisine çarpmasıyla birlikte ciddi şekilde yaralanmıştır. Bu olaydan sonra ne zaman bir korna sesi duysa korkmaya başlayan Ayla, ilerleyen süreçte benzer bir durumla karşılaşmadığı için korna sesinden korkmamaya başlamıştır. Bir gün yine yaya geçidini kullanarak karşıdan karşıya geçerken duyduğu korna sesinin ardından bir arabanını kendisine çarpmasıyla birlikte korna seslerinden tekrar korkmaya başlamıştır. Ayla’nın kazada yaralanması, korna sesinden korkmaya başlaması, bu korkunun zamanla ortadan kalkması ve yaşadığı olayın ardından tekrar korkmaya başlamasını açıklayan kavramlar aşağıdakilerin hangisinde doğru sırayla verilmiştir?
Koşulsuz uyarıcı, koşulsuz tepki, sönme, kendiliğinden geri gelme | |
Koşulsuz uyarıcı, koşullu tepki, sönme, kendiliğinden geri gelme | |
Koşullu uyarıcı, koşullu tepki, sönme, tekrar koşullanma | |
Koşulsuz uyarıcı, koşullu tepki, sönme, tekrar koşullanma | |
Nötr uyarıcı, koşullu tepki, alışma, kendiliğinden geri gelme |
26 numaralı soru için açıklama
Organizma üzerinde beklenen tepkiyi doğal olarak (öğrenilmemiş) oluşturan uyarıcılara “koşulsuz uyarıcı” denir. Bu uyarıcıya verilen tepki ise “koşulsuz tepki” olarak adlandırılır. Ayla’nın kazada yaralanması (yaralanmaya bağlı olarak oluşan acı hissi vb.) koşulsuz uyarıcı durumundadır. Ayla, geçirdiği yaşantıya bağlı olarak korna sesi (nötr uyarıcı) ile kazada yaralanması (koşulsuz uyarıcı) arasında ilişki kurmuş ve bunun sonucunda korna sesinden de korkmaya başlamıştır. Bu durumda korna sesi koşullu uyarıcı haline gelmiştir. Ayla’nın korna sesinden korkmaya başlaması da koşullu tepki konumundadır. Sönmüş bir tepkinin, bir süre sonra “pekiştirilmediği halde” tekrar ortaya çıkması ‘kendiliğinden geri gelme’ olarak tanımlanır. Ancak verilen örnekte, Ayla korku tepkisinin sönmesinin ardından tekrar benzer bir yaşantı geçirmiştir. Yani mevcut durum kendiliğinden geri gelme olamaz. Sönmüş bir davranışın, pekiştirilmesi sonucunda tekrar ortaya çıkması “tekrar koşullanma” olarak açıklanır. (Cevap D)
Soru 27 |
Sınıf rehber öğretmeni Nuray Hanım, öğrencilerine şu tavsiyelerde bulunmaktadır: “Sınava hazırlanırken bir gün içerisinde 10 saat çalışmak yerine, bir hafta boyunca her gün 1 – 2’şer saat çalışın. Çalışmanızı yürütürken bilgileri mümkün olan en basit parçalara ayırın ve basitten karmaşığa doğru ilerleyin. Çalışmanızı ilerletirken bol alıştırma yapın, hatta mümkünse bir arkadaşınızdan size konuyla ilgili sorular yöneltmesini isteyin. Bu süreçte, önemli gördüğünüz bölümlerin üzerini fosforlu bir kalemle çizin.” Öğretmenin bu tavsiyeleri, öğrenmeyi etkileyen faktör – ilkeler göz önüne alınarak incelendiğinde, I. Parçalara bölerek ya da bütün halinde öğrenme II. Algısal ayırt edilebilirlik III. Küçük adımlar IV. Etkin katılım yukarıdaki öğelerden hangilerine vurgu yapılmadığı görülmektedir?
Yalnız I | |
Yalnız IV | |
I ve III | |
II ve IV | |
I, II ve IV |
27 numaralı soru için açıklama
Rehber öğretmenin “Sınava hazırlanırken bir gün içerisinde 10 saat çalışmak yerine, bir hafta boyunca her gün 1 – 2’şer saat çalışın” demesi zaman kullanımıyla ilgili “aralıklı öğrenmeyi” açıklar (Aralıklı – toplu öğrenme). Çalışmanın mümkün olan en basit parçalara ayrılarak, basitten karmaşığa doğru ilerlenecek şekilde düzenlenmesi “küçük adımlar”, bol alıştırma yapma, bir arkadaşın konuyla ilgili sorular yöneltmesi “etkin katılım” ilkelerini açıklar. Önemli görülen yerlerin üzerinin fosforlu kalemle çizilmesi ise “algısal ayırt edilebilirlik” ile ilgilidir. Öğretmenin açıklamalarında konunun yapısıyla ilgili olan “parçalara bölerek ya da bütün halinde çalışma” ile ilgili öğeye herhangi bir vurgu bulunmamaktadır. (Cevap A)
Soru 28 |
Aşağıdakilerden hangisi öğrenilmiş bir davranış değildir?
Garsonu gören müşterinin sipariş vermek için elini kaldırması | |
) Limon yiyen kardeşini gören çocuğun ağzının sulanması | |
Öğretmenin elinde sınav kâğıtlarını gören çocuğun kalbinin hızla çarpmaya başlaması | |
Burs başvurusunun kabul edildiğini duyan öğrencinin sevinçten gözlerinin yaşarması | |
Yemeğini çok hızlı yiyen bir kişinin hıçkırmaya başlaması |
28 numaralı soru için açıklama
Öğrenme, organizmanın davranışlarında yaşantısı yoluyla oluşan, kalıcı ya da izli, değişiklerdir. Bu yönüyle bakıldığında, öğrenmenin gerçekleşebilmesi için her şeyden önce oluşan davranış değişikliğinin yaşantı eseri olması gerekir. Yemeğini çok hızlı yiyen bir kişinin hıçkırmaya başlaması, doğuştan gelen, doğal bir davranıştır. Bu nedenle öğrenilmiş olamaz. (Cevap E)
Soru 29 |
Kazı çalışması nedeniyle kullandığı kestirme yol yerine uzun yoldan evine ulaşan bir kişi, kazı çalışması bitince kestirme yol açık olduğu halde uzun yolu kullanmaya devam ettiğini fark eder. Bu kişinin davranışı, aşağıdakilerden hangisinin sonucudur?
Gizil öğrenme | |
Geriye etkin kolaylaştırma | |
Alışkanlık | |
Algıda seçicilik | |
Sonralık etkisi |
29 numaralı soru için açıklama
Belli bir davranışın uzun süre yapılması sonucunda, etkinliğin rutin hale gelmesi alışkanlığı doğurur. Yani alışkanlık, rutin hale gelen etkinliklerle ilgilidir. Alışkanlık oldukça güçlü bir davranış biçimidir. Bu nedenle, alışkanlığın oluşum sürecinin ardından, bu süreçte meydana gelen olası değişiklikler genellikle gözden kaçar. Kazı çalışması nedeniyle kullandığı kestirme yol yerine uzun yoldan evine ulaşan bir kişinin, kazı çalışması bittiği halde uzun yolu kullanmaya devam etmesi alışkanlığın sonucudur. (Cevap C)
Soru 30 |
Aşağıdaki uygulamalardan hangisi Premack İlkesi’nin doğru kullanımını örneklendirmektedir?
Göreve yeni başlayan öğretmenin ilk derste öğrencilerine “Verdiğim ödevleri vaktinde yaparsanız ay sonunda sinemaya gidecek öğrenci grubunda yer alabilirsiniz.” demesi | |
İşçilerinin fazla mesaiye kalmasını isteyen işverenin “Bu işleri taahhüt ettiğimiz tarihe kadar yetiştiremezsek hepimiz işsiz kalırız.” demesi | |
Oğlunun ders çalışmasını isteyen bir annenin “Şimdi dersini çalışırsan, hafta sonu arkadaşlarınla geziye gitmene izin veririm.” demesi | |
Özellikle matematik dersine çok çalışan öğrencinin öğretmenine “Eğer bu dersten iyi bir puan alamazsam, babam çok kızar. O yüzden çok çalışıyorum.” demesi | |
Bir işyerinde personele, hedeflenenin üzerinde üretim yapmaları halinde prim verilmesi |
30 numaralı soru için açıklama
Organizmanın gerçekleştirmek istemediği ya da az sayıda gerçekleştirdiği bir etkinliğin sıklığını artırabilmek için, çok sayıda yaptığı ya da yapmayı çok istediği bir etkinliği pekiştireç olarak kullanmaya dayalı uygulama Premack İlkesi’dir. Yani Premack İlkesi’nde bir etkinliğin sıklığını artırabilmek için başka bir etkinlikten faydalanılır. Premack uygulamasında dikkat edilmesi gereken ilk nokta, uygulamadan önce organizmanın gözlenmesidir. Aksi halde pekiştireç olarak sunulan etkinlik, organizma tarafından benimsenmeyebilir. Önemli olan yapılan gözlem sonuçlarına bağlı olarak, organizmanın gerçekten de çok istediği bir etkinliği pekiştireç olarak sunmaktır. (A) Seçeneğinde yer alan “Göreve yeni başlayan öğretmenin ilk derste..” örneğinde, öğretmenin öğrencilerle ilgili henüz bir gözlem yapmadığı haliyle tanımadığı görülmektedir. Bu durumda pekiştireç olarak sinemayı sunma uygun olmayabilir. Çünkü öğrenciler arasında sinemadan hiç hoşlanmayan öğrenciler de olabilir. (C) seçeneğinde yer alan annenin oğluna “Şimdi dersini çalışırsan, hafta sonu arkadaşlarınla geziye gitmene izin veririm” örneği ise Premack uygulaması için uygundur. Çünkü söz konusu kişi annenin çocuğudur ve annenin, çocuğunun neyi isteyip neyi istemediği konusunda bilgisinin var olduğu kabul edilmelidir. (Cevap C)
Soru 31 |
Apartmanlara merdiven temizliğine giden Ayşe Hanım, merdivenlerini yıkadığı bir apartmanın, merdiven altı boşluğunun da pis olduğunu görünce orayı da temizler. Apartman yöneticisi Faruk Bey, Ayşe Hanım’a bu davranışından ötürü ek ödeme yapar. Ayşe Hanım bu sayede temizliğe gittiği apartmanlarda merdiven altı boşluklarını da temizleyerek ek ücret kazanabileceğini öğrenir. Bunun üzerine temizliğe gittiği diğer apartmanlarda da merdiven altındaki boşlukları temizlemeye başlar. Diğer apartmanların yöneticilerinden bazıları da Ayşe Hanım’a ek ücret vermiştir. Yukarıdaki parçada Ayşe Hanım’ın ek ücret kazanabileceğini öğrenmesi, diğer apartmanların da merdiven boşluklarını temizlemesi ve bazı apartman yöneticilerinin ek ödeme yapması, sırasıyla aşağıdaki kavramlardan hangileriyle açıklanabilir?
Sınama yanılma yoluyla öğrenme – öğrenmenin genellenmesi – sürekli pekiştirme | |
Edimsel koşullanma – öğrenmenin genellenmesi – aralıklı pekiştirme | |
Tepkisel koşullanma – uyarıcı genellenmesi – aralıklı pekiştirme | |
Edimsel koşullanma – tepki genellenmesi – aralıklı pekiştirme | |
İçgörü kazanma – uyarıcı genellenmesi – sürekli pekiştirme |
31 numaralı soru için açıklama
Edimsel koşullanmada bir davranışın devamlılığı sonucuna bağlıdır. Organizma davranışın sonucunda istediği bir sonuçla karşılaşırsa davranış devam eder, istemediği bir sonuçla karşılaşırsa davranışı bastırır. Ayşe Hanım’ın ek ücret kazanabileceğini öğrenmesi, edimsel koşullanmanın sonucudur. Bireyin belli bir durumda sergilediği davranışı, benzer diğer durumlardadurumlarda da sergilemesi “öğrenmenin genellenmesi” olarak açıklanır. Ayşe Hanım’ın temizliğe gittiği diğer apartmanların da merdiven altlarını temizlemesi öğrenmenin genellenmesidir. Diğer apartman yöneticilerinden bazılarının Ayşe Hanım’a ek ödeme yaptığı görülmektedir. Bu durumda Ayşe Hanım merdiven boşluğunu temizlediği apartmanların bazılarından ek ödeme alacaktır. Bu da pekiştirmenin sürekli değil, aralıklı olduğunu gösterir. (Cevap B)
Soru 32 |
Arabanın anahtarlarını nereye koyduğunu hatırlayamayan Murat, anahtarları bulmak için evin altını üstüne getirmiştir. Murat’ın anahtarların yerini bulmak için kullandığı öğrenme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
İkincil öğrenme | |
Edimsel koşullanma | |
İçgörü kazanarak öğrenme | |
Sınama yanılma yoluyla öğrenme | |
Dolaylı öğrenme |
32 numaralı soru için açıklama
Thorndike, sınama-yanılma öğrenmesi üzerinde önemle durmuştur. Ona göre organizma, karşılaştığı problemli durumlarda, amaca ulaşmak için çok sayıda davranışta bulunur. Organizmanın bu davranışlarından bazıları onu amacına götürür, bazıları götürmez. Bu süreç sonunda organizma kendisini amaca ulaştıran tepkileri seçer, amaca götürmeyen tepkileri eler. Organizmanın seçmiş olduğu bu tepkiler bir süre sonra kalıcı hale gelir. Yani UT arasındaki sinirsel bağ, organizmayı amaca ulaştırarak ona haz veren tepkilerle kurulur (Tanık, 2011). Arabanın anahtarlarını nereye koyduğunu hatırlayamayan Murat’ın anahtarlarını bulmak için evin altını üstüne getirmesi, karşılaştığı problemli durumda amaca ulaşmak için çok sayıda davranışta bulunduğunu göstermektedir. (Cevap D)
Soru 33 |
Evde annesine karşı isteklerini ağlayarak yaptırabilen bir çocuk, babaannesinden kaldığı günlerde de isteklerini yaptırabilmek için ağlayacaktır (I). Babaannesi, torununun bu davranışlarını görmezden geldiğinde ise çocuğun zamanla annesine karşı ağlama sıklığında artış gözlenecek, babaannesine karşı ise bu olumsuz davranış ortadan kalkacaktır (II). Yukarıdaki parçada I ve II ile numaralandırılmış cümleler, sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde belirtilenler ile açıklanabilir?
Tepki genellemesi – Ayırt etme | |
Öğrenmenin genellemesi – Ayırt etme | |
Uyarıcı genellemesi – Davranışta kontrast | |
Tepki genellemesi – Davranışta kontrast | |
Öğrenmenin genellemesi – Davranışta kontrast |
33 numaralı soru için açıklama
Organizmanın bir durumda öğrendiği davranışı, benzer diğer durumlarda da kullanması, “öğrenmenin genellenmesi” olarak açıklanır. Evde annesine karşı isteklerini ağlayarak yaptırabilen çocuğun (ağlayarak istediklerini yaptırabileceğini öğreniyor), babaannesinde kaldığı günlerde de isteklerini yaptırmak için ağlaması, bir durumda öğrendiği davranışı benzer bir durumda da kullandığını yani “öğrenmenin genellenmesini” göstermektedir. Bazen bir davranış belli bir ortamda pekiştirilirken farklı bir ortamda cezalandırılır ya da görmezden gelinebilir. Bu durumda davranış pekiştirildiği ortamda artar, cezalandırıldığı ya da görmezden gelindiği ortamda azalır. Bu ilişki “davranışta kontrast” olarak açıklanır. Annenin çocuğun ağlama davranışını pekiştirirken, babaannenin görmezden gelmesi sonucunda çocuk annesinin yanında daha çok ağlamaya başlamış, babaannesinin yanında ise ağlama davranışı ortadan kalkmış yani “davranışta kontrast” meydana gelmiştir. Cevap (E)
Soru 34 |
Murat, bayram sabahı mahalleden arkadaşlarıyla buluşur ve kapların zillerine basıp kaçarak bunu kendilerine bir oyun haline getirirler. Zillerine basıp kaçmak üzere gittikleri bir apartmanda, apartmanın kapıcısı Murat’ın arkadaşını yakalar ve suratına sert bir tokat patlatır. Bu olaydan sonra Murat bir daha kapıların zillerine basıp kaçma gibi bir davranışta bulunmaz. Murat’ta gözlenen bu davranış değişikliği, aşağıdakilerden hangisiyle daha iyi açıklanabilir?
Psikolojik tepkisellik | |
I. tip ceza | |
II. tip ceza | |
Olumsuz pekiştirme | |
Dolaylı ceza |
34 numaralı soru için açıklama
Ceza, sadece uygulanan bireyi değil, bu olaya tanık olan diğer bireyleri de benzer şekilde etkilemektedir. Yani, ceza verilen organizmada cezaya yol açan davranış nasıl bastırılıyorsa, bu olaya tanık olan bireylerde de davranış bastırılır. Bu duruma “dolaylı ceza” denir. Murat, arkadaşının yaptığı davranıştan ötürü tokat yediğini görünce, kendisi de bu cezadan etkilenmiş (dolaylı ceza) ve cezaya yol açan davranıştan uzak durmuştur. (Cevap E)
Soru 35 |
Öğrencilerine doğru cevapladıkları her soru için bir artı veren ve topladıkları artı sayısına göre farklı şekillerde ödüllendirme yapan bir öğretmenin uyguladığı pekiştirme tarifesi aşağıdakilerden hangisidir?
Sürekli | |
Sabit oranlı | |
Sabit aralıklı | |
Değişken oranlı | |
Değişken aralıklı |
35 numaralı soru için açıklama
Simgesel Ödül Biriktirme: Bazı durumlarda organizmanın her doğru davranışını pekiştirme ihtiyacı duyulabilir. Ancak böylesi bir pekiştirme ekonomik olmadığı gibi sönmeye karşı da dirençsizdir. Bu sorunu aşmak için organizmaya gösterdiği her doğru davranış için “yıldız”, “fiş”, “marka”, “kart” gibi pekiştirici nesneler (olumlu ikincil pekiştireçler – sembolik pekiştireçler) verilir ve bunlardan belirli sayılarda toplaması halinde gerçek ödüle dönüştürülür. Aslında yapılan işlem yine bir olumlu pekiştirme dir. Ancak gerçek ödül hemen değil, önceden belirlenmiş sayıda davranışın ardından gelmektedir. Bir yandan da her doğru davranışın ardından sembolik pekiştireçler sunulmaktadır (Tanık, 2010). Öğrencilerine doğru cevapladıkları her soru için bir artı veren ve topladıkları artı sayısına göre farklı şekillerde ödüllendirme yapan öğretmen “simgesel ödül biriktirme” uygulamasından faydalanmaktadır. Simgesel ödül biriktirme uygulamasında kullanılan pekiştirme tarifesi “sabit oranlı” dır. Sabit oranlı tarifede, organizma önceden belirlenmiş sayıdaki davranışın ardından pekiştirilir. Başka bir deyişle, organizma kaçıncı davranışının ardından pekiştirileceğini bilmektedir. (Cevap B)
Soru 36 |
Melek Öğretmen, öğrencisinden ders esnasında sıraların arasında dolaşmamasını, dersi dinlemesini ister. Öğrencisi ise bu uyarıya karşın sıraların arasında dolaşmaya devam eder. Melek Öğretmen birkaç kez daha öğrencisini uyarsa da, öğrencisi bu uyarılara da aldırış etmez. Bunun üzerine öğrencisine “Eğer ders esnasında sıraların arasında dolaşmaya devam edersen, bu durumu babanla görüşeceğim.” diyen Melek Öğretmen, öğrencisinin hemen sırasına oturduğunu ve dersi dinlemeye başladığını görür. Yukarıdaki örnekte öğretmenin uyguladığı davranışın öğrencisi üzerinde etkisi ve bu davranışın benzer durumlarda uygulanma olasılığı, edimsel koşullanma ilkeleri açısından aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla belirtilmiştir?
Olumsuz pekiştirme – Artar | |
II. tip ceza – Azalır | |
I. tip ceza – Artar | |
Olumsuz pekiştirme – Azalır | |
I. tip ceza – Azalır |
36 numaralı soru için açıklama
Organizmanın gerçekleştirdiği davranışın ardından istemediği bir uyarıcıyla karşılaşmasına (istemediği bir uyarıcının – olumsuz pekiştirecin – ortama eklenmesine) “I. tip ceza” denir. Kural olarak cezaya maruz kalan davranışlar azalır, bastırılır. Organizmanın gerçekleştirdiği davranışın ardından istemediği bir uyarıcıdan kurtulmasına (olumsuz pekiştirecin ortamdan çıkartılması) “olumsuz pekiştirme” denir. Kural olarak pekiştirilen davranışlar devam eder, sıklığı artar. Melek Öğretmen’in öğrencisine yapmış olduğu uyarıcı, öğrenci açısından istemediği bir uyarıcınınuyarıcının ortama eklenmesi olan I. tip cezadır. Melek Öğretmen açısından ele alındığında ise istemediği bir durumdan kurtulmasını sağladığı için olumsuz pekiştirmedir. Soru kökü dikkatle okunduğunda “davranışın öğrencisi üzerindeki etkisi ve bu davranışın benzer durumlarda uygulanma olasılığı” ifadesi yer almaktadır. Melek Öğretmen’in davranışının öğrenci üzerindeki etkisi “I. tip ceza” dır. Bu davranışın benzer durumlarda uygulanma olasılığı, öğretmeni olumsuz pekiştirdiği için “artar”. (Cevap C)
Soru 37 |
Murat Öğretmen öğrencilerine her hafta üç ödev vermekte ve öğrencilerinin yaptığı her ödev için bir artı vermektedir. Bir hafta içerisinde iki kez üst üste ödevini yapmayan öğrencilerinden ise verdiği bir artıyı geri almaktadır. Bir ay içerisinde 6 artı toplayan öğrencilerine sulu boya seti, 8 artı toplayan öğrencilerine sulu boya seti ve kalem, 10 artı toplayan öğrencilerine ise güzel yazı seti hediye etmektedir. Ayrıca bir öğrencinin ay sonunda 10 artıdan daha fazla artısı varsa, fazladan her artısı için bir de çikolata vermektedir. Öğrencilerinden Burak, üçüncü haftanın sonunda topladığı sekiz artıyı öğretmene götürmüş ve sulu boya seti ile kalemini istemiştir. Öğretmeni ise sekiz artıyı toplasa bile hediyesini alabilmek içi ayın sonunu beklemesi gerektiğini, üstelik geriye kalan bir haftalık sürede birkaç artı daha toplayabileceğini söylemiştir. Bir süre sonra sınıftaki tüm öğrencilerin ödevlerini düzenli olarak yapmaya başladıkları gözlenmiştir. Murat Öğretmen’in bu uygulamasıyla ilgili olarak, I. Üst üste iki kez ödevini yapmayan öğrencilerden bir artıyı geri alması ikinci tip cezadır. II. Ödevlerini yapan öğrencilere artı vermesi olumlu pekiştirmedir. III. Üçüncü haftanın sonunda sekiz artı toplayan öğrencisine hediyesini alabilmesi için ayın sonunu beklemesi gerektiğini söylemesi katışık (birleşik) pekiştirme tarifesi uyguladığını göstermektedir. değerlendirmelerinden hangilerine ulaşılabilir?
Yalnız I | |
Yalnız II | |
I ve II | |
II ve III | |
I, II ve III |
37 numaralı soru için açıklama
Organizmanın gerçekleştirdiği davranışın ardından istediği bir uyarıcının (olumlu pekiştirecin) ortamdan kaldırılması yani organizmanın istediği bir şeyden mahrum bırakılmasına “II. Tip Ceza” denir. Öğretmenin üst üste iki kez ödevini yapmayan öğrencilerden bir artıyı geri alması ikinci tip cezayı örneklendirmektedir. Organizmanın gerçekleştirdiği davranışın ardından istediği bir uyarıcının (olumlu pekiştirecin) ortama eklenmesine “olumlu pekiştirme” denir. Öğrencilerin ödevlerini yapan öğrencilere artı vermesi olumlu pekiştirmeyi örneklendirmektedir. Bazı durumlarda birden fazla pekiştirme tarifesi – davranış ve zaman esasına dayanan tarifeler – aynı anda kullanılabilir. Bu durumda karşımıza “katışık (karma – birleşik) pekiştirme tarifesi” çıkar. Öğrencilerin ödüle ulaşabilmeleri için hem belli sayıda davranış gerçekleştirmeleri hem de ödüle ulaşabilmeleri için belli bir süreyi beklemeleri, birden fazla tarifenin (sabit oranlı - sabit aralıklı) bir arada kullanıldığını göstermektedir. Bu durum, katışık (karma – birleşik) pekiştirme tarifesini örneklendirmektedir. (Cevap E)
Soru 38 |
Oğlunun düzenli biri olmasını isteyen bir anne, yatağını düzelttiği her sefer için oğluna çok sevdiği şekerlerden vermeye başlar. Oğlunun her gün yatağını düzeltmeye başladığını gören anne her seferinde bir şeker vermek yerine bazen iki, bazen üç, bazen de dört kez yatağını düzeltince şeker vermeye devam etmiştir. Annenin başlangıçta oğluna yatağını düzelttiği her sefer için şeker verirken, daha sonra bazen iki, bazen üç bazense dört kez yatağını düzeltince şeker vermeye başlamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Sürekli pekiştirme uygulamasının alışmaya yol açması | |
Sürekli pekiştirilen davranışların geç kazanılması | |
Aralıklı pekiştirme ile davranışın daha çabuk kazanılması | |
Aralıklı pekiştirmenin davranışa süreklilik kazandırmada daha etkili olması | |
Aralıklı pekiştirmenin daha ekonomik olması |
38 numaralı soru için açıklama
Pekiştirme tarifelerinin kullanılmasında temel amaç, organizmanın davranışlarını yaşam boyu farklı şekillerde pekiştirmek değil, aksine bir süre sonra pekiştirme yapmadan da davranışın devam etmesini sağlamaktır. Yani davranışı pekiştireçlerden bağımsızlaştırmak, süreklilik kazandırmaktır. Bu durumda, belli bir davranışı kazandırma adına pekiştirme yapan kişinin unutmaması gereken şey, bir süre sonra pekiştirme yapmayı sonlandıracağıdır. Oğlunun düzenli biri olmasını isteyen annenin önce yatağını düzelttiği her sefer için ona şeker vermesi “sürekli pekiştirme tarifesi” olarak karşımıza çıkar. Bu tarifenin olumlu yanı davranışın çok çabuk kazanılmasını sağlamasıdır. Olumsuz yanı ise sönme direncinin çok düşük olmasıdır. Yani bir davranış sürekli pekiştirilir, ancak daha sonra pekiştirme işlemi sonlandırılırsa çok çabuk sönme meydana gelir. Annenin bir süre sonra her seferinde şeker vermek yerine bazen iki, bazen üç, bazen de dört kez yatağını düzeltince şeker vermeye başlaması aralıklı bir tarifeye geçtiğini (değişken oranlı tarife kullanıyor) göstermektedir. Aralıklı tarifeler, sönmeye karşı sürekli tarifeden daha dirençlidir. Yani davranışa süreklilik kazandırmada daha etkilidir. Bu durumda annenin sürekli tarifeyi kullandıktan sonra aralıklı tarifelere geçmesinin temel nedeni, davranışa süreklilik kazandırmak istemesidir. (Cevap D)
Soru 39 |
Aşağıdaki örneklerin hangisinde davranış “ayırt edici uyarıcı” tarafından kontrol edilmektedir?
Semih matematik dersini tarih dersinden daha çok sevmektedir. | |
Gamze canı çok sıkıldığı zaman kitap okuyarak rahatlamaktadır. | |
Ayşe ders notlarını her hafta cuma günü temize geçmektedir. | |
Orhan geçirdiği kazanın ardından ne zaman bir araba görse korkmaktadır. | |
Erkut, derslerden arta kalan zamanlarını kitap okuyarak değerlendirmektedir. |
39 numaralı soru için açıklama
Bir davranış sürekli belli bir uyarıcı ortamdayken pekiştirilirse, bir süre sonra bu uyarıcı davranış için ayırt edici rolü üstlenir ve davranışı kontrolü altına alır. Davranışı kontrol eden bu tip uyarıcılara “ayırt edici uyarıcı”, bu uyarıcılara verilen tepkilere ise “ayırt edici edim” denir. Ayşe’nin ders notlarını her hafta cuma günü temize geçirmesi, ders notlarını temize geçirmek için cuma gününün ayırt edici uyarıcı haline geldiğini göstermektedir. (Cevap C)
Soru 40 |
Sevgi Öğretmen, öğrencilerinin bir ders süresi boyunca sessizce bireysel etkinlik yapmalarını istemektedir. Sevgi Öğretmen, öğrencilerinin bu şekilde davranmaları için onları pekiştirmesi gerektiğini, ancak pekiştirebilmesi için de öğrencilerinin istenen davranışı en az bir kez yapmaları gerektiğinin farkındadır. Sevgi Öğretmen’in amacına ulaşabilmesi için aşağıdaki yöntemlerden hangisini kullanması gerekir?
Sistematik duyarsızlaştırma | |
İtici uyarıcıya koşullama | |
Karşı karşıya getirme | |
Kademeli yaklaştırma | |
Karşıt koşullama |
40 numaralı soru için açıklama
Edimsel psikolojiye göre bir davranışın öğrenilebilmesi için pekiştirilmesi, pekiştirilmesi için de öncelikle en az bir kez yapılması gerekir. Çünkü edimsel koşullanmada pekiştirme, davranıştan sonra yapılmaktadır. Bazı durumlarda ise organizma istenen davranışı bir kez olsun yapmayabilir. Haliyle bu durumda pekiştirme yapılamaz ve davranış kazandırılamaz. İşte bu durumlarda devreye “kademeli yaklaştırma” girer. Kademeli yaklaştırmada, hedef davranış, davranış basamaklarına ayrılır ve her doğru basamağın ardından pekiştirilerek bir üst basamağa geçilir. Pekiştirmeye organizmanın yapmakta olduğu davranışlar arasından, hedef davranışa en yakın davranış belirlenerek başlanır. Sevgi Öğretmen’in amacına ulaşabilmesi için öğrencileri pekiştirmesi, pekiştirebilmesi için de öğrencilerin istenen davranışı en az bir kez yapmaları gerektiğine göre “kademeli yaklaştırma” yöntemini kullanması gerekmektedir. (Cevap D)
Soru 41 |
Yapılan bir deneyde, bir grup çocuğa “Bobo doll” adı verilen şişme oyuncağa bağıran, onu tekmeleyen bir yetişkin izletilir. Daha sona filmi izleyen çocuklar, teker teker oyuncakla dolu bir odaya alınırlar. Çocuklar oyun oynarken, bir yetişkin odaya girer ve bu oyuncaklarla artık başka bir çocuğun oynayacağını söyler. Çocuklar açısından oldukça ilgi çekici olan bu odadan, hayal kırıklığı içerisinde ayrılan çocuk, içerisinde çok daha az oyuncağın bulunduğu farklı bir odaya alınır. Bu odada, çocukların izlediği filmde yer alan “Bobo doll” oyuncağı da bulunmaktadır. Çocukların yeni alındığı odada özellikle “Bobo doll” ile oynadığı ve ona saldırgan davranışlarda bulunduğu gözlenmiştir. Yapılan deneye dayanarak, I. Film izletilen çocukların “Bobo doll” a saldırgan davranışlarda bulunması sosyal öğrenme ile gerçekleşmiştir. II. Gözlenen davranışın taklit edilmesi için pekiştirilmesi gerekir. III. Gözlenen davranışın cezayla sonuçlanmaması, davranışın taklit edilmesinde “çekinmeme etkisi” meydana getirebilir. değerlendirmelerinden hangilerine ulaşılabilir?
Yalnız I | |
Yalnız II | |
I ve III | |
II ve III | |
I, II ve III |
41 numaralı soru için açıklama
Sosyal öğrenme en kısa tanımıyla, bir kişinin başka bir kişiyi gözleyerek gerçekleştirdiği öğrenmelerdir. Çocukların filmde izlediği kişinin yaptığı gibi “Bobo doll” adlı oyuncağa saldırgan davranışlarda bulunması bir gözlem sonucudur ve gözlem yoluyla öğrenme ile açıklanabilir. Çocukların izlediği filmde herhangi bir pekiştirme söz konusu değildir. Yani filmde saldırgan davranışlarda bulunan yetişkin, bu davranışından ötürü pekiştirilmemiştir. Buna karşın, bu filmi izleyen çocuklar yine de davranışı taklit etmiştir. Bu durum, sosyal öğrenme sürecinde bir davranışın taklit edilmesi için pekiştirmenin şart olmadığını ortaya koymaktadır. Bandura’ya göre gözlenen davranış olumsuz sonuçlanırsa, gözlemci bu davranışı taklit etmek istemez. Bu duruma “çekinme etkisi” adını vermiştir. Özlenen davranışın olumlu sonuçlanması ya da olumlu sonuçlanmasa bile olumsuz bir durumun da yaşanmaması halinde, gözlencinin bu davranışı taklit etme eğiliminde olacağını belirtmiştir. Bu duruma “çekinmeme etkisi” adını vermiştir. Çocukların izlemiş olduğu filmde herhangi bir pekiştirme olmadığı halde davranışı taklit etmeleri “çekinmeme etkisi” olarak değerlendirilebilir. (Cevap C)
Soru 42 |
Evinin önünde oynayan çocuklara, ara sıra şeker veren Dinçer Bey, çocukların sayısının giderek artması ve çok gürültü yapmaya baş-lamaları üzerine rahatsız olmuş ve bu durumu önlemek için de kendine bir köpek almıştır. Çocuklar her geldiğinde köpeğin havlama sesinden ürkerek evin önünden uzaklaşmış ve bir süre sonra oraya gitmemeye başlamışlardır. Bu olayda yer alan, I. Dinçer Bey’in evin önünde oynayan çocuklara ara sıra şeker vermesi, II. Çocuklar açısından köpeğin havlaması, III. Çocukların bir süre sonra Dinçer Bey’in evinin önüne gitmemeye başlamaları, durumları, sırasıyla aşağıdakileri hangisinde doğru şekilde belirtilmiştir?
Olumlu pekiştirme Birinci tip ceza Sönme | |
Olumlu pekiştirme Birinci tip ceza bastırma | |
Olumsuz pekiştirme Birinci tip ceza Sönme | |
Olumsuz pekiştirme İkinci tip ceza Sönme | |
Olumsuz pekiştirme İkinci tip ceza |
42 numaralı soru için açıklama
Organizmanın gerçekleştirdiği davranışın ardından istediği bir uyarıcıyla karşılaşması (ortama olumlu pekiştirecin eklenmesi) “olumlu pekiştirme” olarak tanımlanır. Dinçer Bey’in evin önünde oynayan çocuklara ara sıra şeker vermesi, çocukları olumlu pekiştirmektedir. Organizmanın gerçekleştirdiği davranışın ardından istemediği bir uyarıcıyla karşılaşmasına (istemediği bir uyarıcının – olumsuz pekiştirecin – ortama eklenmesine) “I. tip ceza” denir. Çocuklar açısından köpeğin havlaması I. tip cezaya maruz kaldıklarını göstermektedir. Bir organizmanın daha önce gerçekleştirdiği bir davranışı cezalandırıldığı için yapmamaya başlaması “bastırma” kavramıyla açıklanır. Köpeğin havlamasından ürken çocukların (cezaya maruz kalıyorlar), Dinçer Bey’in evinin önüne gitmemeye başlamaları bu nedenle bastırma kavramıyla açıklanmalıdır. Cevap (B)
Soru 43 |
Eğitim her engeli aşar. Ancak öğrenciler eğitime ulaşırken bazı engeller yaşar. Bu engelleri öğrenciler _______ yardımıyla aşar. Yukarıdaki parçada boş bırakılan bölüme gelebilecek en uygun kavram hangisidir?
Öğretim hizmetleri | |
Sağlık hizmetleri | |
Özel eğitim | |
Yönetim hizmetleri | |
Öğrenci kişilik hizmetleri |
43 numaralı soru için açıklama
Çağdaş eğitim anlayışı öğretim ve yönetim etkinliklerinin yanı sıra öğrenci kişilik hizmetlerini de kapsamaktadır. Öğrenci kişilik hizmetleri öğrencinin bütün yönleri ile geliştirilmesini amaçlar. Bu hizmetler öğrencinin eğitim ortamından en yüksek düzeyde yarar sağlayabilmesi için gerekli imkanları hazırlar ve var olan engelleri kaldırır. (Cevap E)
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir.
43 tamamladınız.


Cevap Bırak