1. Anasayfa »

KPSS Gelişim ve Öğrenme Testi Online Çöz 3

Tebrikler - Gelişim ve Öğrenme Testi 3 adlı sınavı başarıyla tamamladınız. Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%. Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%%
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1
Vygotsky’e göre bilişsel biliş, sosyal bağlamda ortaya çıkmaktadır. Çünkü sosyal bağlamda, bilgiyi birlikte yapılandıran ve bu etkinliği ge-nelde dil yoluyla transfer eden daha bilgili ak-ranlar ve yetişkinler bulunmaktadır. Buna göre, Vygotsky’de bilişsel gelişim süreciyle ilgili olarak aşağıdakilerden han-gisine ulaşılamaz?
A
Çocuklar, yetişkinlerle ya da diğer çocuk-larla iş birliği içinde birlikte çalıştıklarında bilişsel gelişimleri beslenir.
B
Çocukların kazandıkları kavramların, fikir-lerin, olguların, tutumların kaynağı sosyal çevredir.
C
Çocuğun içinde yaşadığı çevre, kültür, ona sağlanan uyarıcıların türünü ve niteliğini belirler.
D
Bilişsel gelişimin kaynağı, kişisel psikolojik süreçlerden önce, insanlar ve kültür ara-sındaki etkileşimdir.
E
Bilişsel gelişim sürecinde çevre yoluyla şe-killenen birey pasiftir.
1 numaralı soru için açıklama 
Sosyo – kültürel kuram, “Bir millette deneyim ve bilgi olarak önde olanlar, olmayanlarla pay-laşmalıdır.” diyen Marksist düşünceden ortaya çıkmıştır. Bu durumda kişiler arası aktiviteler, kişinin kendi içinde gelişen bireysel aktivitele-rinden önde gelmektedir. Kişinin bu doğrultuda yetişmesi için kültürde birtakım psikolojik araç-lar vardır. Arkadaşlar ve yetişkinler kişiliği şekil-lendirici, kültüre ait psikolojik ve teknolojik araç-ları öğrenmede yardım edicidirler. Psikolojik araçlar; dil, ilişkiler sistemi, iletişim, geleneksel yapı, zihinsel haritalar, konuşma ve yazmayı öğrenme, anlama ve hatırlamayı içermektedir. (Cevap E)
Soru 2
Tolga, birkaç aylık olduktan sonra önce “da” gibi bir sesli bir sessizden oluşan, daha sonra iki sesli iki sessizden oluşan “da-da” şeklinde sesler çıkarmıştır. Bir yaş civarında ilk sözcü-ğünü söyleyen Tolga, daha sonra iki sözcüklü cümlecikler söylemiştir. En son olarak da iki-den fazla sözcükleri içeren, giderek dil bilgisi kurallarına uygun cümleler kurmuştur. Tolga’nın dil edinmedeki bu seyri, aşağıda-ki gelişim ilkelerinden hangisiyle ilgilidir?
A
Gelişim nöbetleşe devam eder.
B
Gelişim bir bütündür.
C
Gelişim, kalıtım ve çevrenin etkileşiminin bir ürünüdür.
D
Gelişim süreklidir ve aşamalı olarak ger-çekleşir.
E
Gelişimde bireysel ayrılıklar vardır.
2 numaralı soru için açıklama 
Gelişim ileriye doğrudur ve birikimli bir süreçtir. Gelişimde her aşama, kendinden öncekine dayalı, kendinden sonraki aşamaya hazırlayı-cıdır. Ancak, bu gelişim aşamaları birbirinden keskin çizgilerle ayrılmış değildir. Birbiriyle iç içe geçmiş olabilir. Bu durum da “gelişimin sü-rekli ve aşamalı olması” ilkesiyle açıklanır. (Cevap D)
Soru 3
Aşağıdaki psikoloji yaklaşımlarından han-gisinin ana düşüncesi doğru olarak verilmemiştir?
A
Yapısalcı – Bütün, her zaman kendisini oluşturan parçaların toplamından daha faz-la bir anlam taşır.
B
Psikodinamik – Davranışlarımızın büyük çoğunluğu bilinç dışı etmenlerce belirlenir.
C
İşlevselci – Davranışların açıklanmasında bireyin çevreye uyum süreçlerinin incelen-mesi temel alınmalıdır.
D
Biyolojik – Davranışların kaynağını anla-mak için sinir sisteminin hormonal yapısı-nın işlevlerini anlamak gerekir.
E
Davranışçılık – Psikoloji doğa bilimleri
3 numaralı soru için açıklama 
“Bütün, kendisini oluşturan parçaların topla-mından daha fazla bir şey ifade eder.” anlayışı Geştaltçılık kuramına ait bir görüştür. 1879’da W. Wundt’un psikoloji laboratuvarını kurması ile deneysel psikolojisinin temelleri atılmıştır. Yapısalcılığın kurucusu Wundt, ilk çalışmalarında duyum ve imgeleri araştırmış-tır. O ve izleyenler karmaşık zihinsel yaşantıla-rın yapısını incelemeye çalışmışlardır. Örnek aldıkları bilim dalı kimyadır. Kimyada nasıl bi-leşik maddelerin yalın elementlerden oluştuğu çözümleme ile anlaşılıyorsa, karmaşık bilinç olaylarının yapısal açıdan çözümlenmesi ile de psişik olayların daha iyi anlaşılıp açıklanabile-ceğini ileri sürmüşlerdir. Onlara göre psikoloji-sinin amacı, bilincin karmaşık yapısını çözüm-lemek, zihnin en yalın ögelerini araştırmak ve bunlar arasındaki ilişkileri bulup yasalar halin-de formüle etmektir. (Cevap A)
Soru 4
Aşağıdakilerden hangisi savunma meka-nizmalarının genel özelliklerinden biri değildir?
A
Savunma mekanizması kullanan birey, davranışının gerçek işlevinin farkında de-ğildir.
B
Savunma mekanizmaları kaygımızı azalt-mada gerçekten etkindir ve yaşamımızda çıkan zor durumları, kendimizi yıpratmadan atlatmamıza yardımcı olur.
C
Savunma mekanizmaları herkes tarafından kullanılır ve normal bir davranış biçimi ola-rak kabul edilir.
D
Sürekli olarak kullanılan savunma meka-nizmaları, çevreye uyum sağlamamıza yardımcı olur.
E
Savunma mekanizmaları bilinç dışı süreç-lerdir.
4 numaralı soru için açıklama 
64. SAVUNMA MEKANİZMALARI FAYDALARI YETERSİZLİKLERİ Engellemelerin ve çatışma-ların meydana getirdiği gerginlikleri geçici de olsa azaltır. Bireye zaman kazandırır ama sorunu tam olarak çözmez. Engelleme durumlarında daha gerçekçi ve etkili çözümler üretebilmek için bireye zaman kazandırır. Sosyal anlamda olumlu sonuçlar doğursa da kişiyi asla tam doyuma ulaştırmaz. Bireyin çatışmalara ve engellemelere karşı diren-cini artırır. Aşırı durumlarda ciddi uyumsuzluk ve ruh hastalıkları meydana gelebilir. Bazı savunma mekanizma-ları (özdeşleşme gibi), olağanüstü başarılara ara-cılık yapar. Bazı savunma mekanizma-ları (yüceltme gibi) sosyal olarak değerli sonuçlar (sanat eserleri gibi) doğu-rur. (Cevap D)
Soru 5
İlk çocukluk dönemine ait fiziksel gelişime dair aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A
Bedensel gelişim hızı, bebeklik dönemine göre azalmıştır.
B
Sinir sistemi, gelişimini büyük ölçüde ta-mamlar.
C
Bu dönemde çocuklar yazma, çizme, ma-kasla kesme, ayakkabı bağlama ve diğer küçük kas becerilerinde oldukça başarılı-dırlar.
D
Görme duyusu tam olarak gelişmemiş ol-duğundan, çocuklar ancak büyük puntolu kitapları inceleyebilirler.
E
Bu dönemde çocuklar, iyi seçilmiş aletler ve etkinliklerle denge, koordinasyon ve hız kazanabilirler.
5 numaralı soru için açıklama 
Okul öncesi döneme denk gelen 2 – 6 yaşları arasındaki bedensel gelişim hızı, bebeklik dö-nemine oranla yavaşlar. Yaşamın ilk ve üçüncü yılları arasındaki büyüme ikinci ve altıncı yılları arasındaki büyümenin yaklaşık iki katıdır. Üç yaşlarında kızlar ortalama 94 cm uzunluğunda, 13 kg ağırlığındadırlar. Altı yaşına geldiklerinde boyları 115 cm’yi, ağırlıkları ise 15 kg’ı bulur. Erkek çocuklar ise kızlardan biraz daha uzun ve ağırdırlar. Çocuklar altı yaşına geldiklerinde, doğum ağırlığının ortalama yedi katına ulaşır-lar. Okul öncesi dönemde beden orantılarında da değişiklikler göze çarpar. İki yaşında baş, top-lam beden boyutunun yaklaşık dörtte birini kapsar; beş buçuk yaşında bu oran altıda bire düşerek, çocuk bebeklik görümünden uzak-laşmaya başlar. Altı yaşlarına varıldığında ise, organların birbirleriyle orantıları, bir yetişkinin-kini andırmaya başlar. Boy ve kilo artışının, beden orantılarındaki değişikliğin yanı sıra okul öncesi dönemde başka fiziksel değişiklikler de göze çarpmaya başlar. Öncelikle bu dönemde, kaslardaki ge-lişme dikkati çeker. Okul öncesi dönemde kaba motor hareketleri sağlayan kaslardaki gelişme, ince motor hareketleri sağlayan kaslara oranla daha fazladır; buna bağlı olarak da çocuklar rahatlıkla koşup zıplayabilmelerine karşın, dar bir tahta üzerinde denge sağlamak gibi daha üst düzeyde motor koordinasyon gerektiren ha-reketleri yapmakta güçlük çekerler. (Cevap C)
Soru 6
I. Bu dönemde erkek çocuklar iğdişlik korku-su yaşarlar. II. Bireyin cinsel organı ile duyguları arasın-daki bağı keşfettiği dönemdir. III. Bu dönemde çocuk cinsel konulardan hoş-lanmaz. IV. Çocuk bu dönemde kendisini ve çevreyi kontrol etmeyi öğrenir. V. Bu dönemde çocuğa verilen bakımın niteli-ği, yetişkinlik döneminde kişinin bağımlılık ve güven düzeyini belirler. Freud’un psikoseksüel gelişim kuramına göre yukarıda verilen özelliklerin görüldü-ğü dönemler, aşağıdakilerden hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?
A
Oral – Anal – Fallik – Gizil – Genital
B
Fallik – Genital – Gizil – Anal – Oral
C
Genital – Fallik – Gizil – Oral – Anal
D
Fallik – Gizil – Genital – Anal – Oral
E
Gizil – Fallik – Genital – Oral – Anal
6 numaralı soru için açıklama 
Doğumdan önceki bir yıl oral dönem olarak anılmaktadır. Bu evrede haz kaynağı, pasif ve bağımlı bir davranış olan emmedir. Freud’a gö-re bebeğin bu evrede anne tarafından aşırı şe-kilde emzirilmesi veya memeden kesilmesi oral evreye takılmakla sonuçlanır. Dolayısıyla ağız yoluyla haz alma davranışı ilerde başka yaşan-tılara genellenmekte ve kişilik oral karakter ka-zanmaktadır. Oral karakterdeki kişiler gergin, bağımlı ve karmaşık bir duygusal yapıya sahip-tirler. İkinci gelişim dönemi olan anal dönem 1-3 yaşlarını kapsamaktadır. Bir önceki dönemde çocuğun zevk kaynaklarını ağız ve ağız çevre-siyle ilgili eylemleri oluştururken, anal dönemde çocuk anüs ve anüsle ilişkili olan eylemlerinden doyum sağlamaktadır. Bu dönemde çocuğa verilecek tuvalet eğitimini, çocukla inatlaşma-dan, barışçı bir biçimde tamamlamaya çalış-mak önemlidir. Katı bir tuvalet eğitimi içinde,anneye karşı cezalandırılma beklentileri gelişti-ren çocukların yetişkinlik yıllarında aşırı düzen-lilik, katı görüşlülük, inatçılık, dik kafalılık ve cimrilik gibi olumsuz kişilik özellikleri geliştire-cekleri, buna karşın uyumlu ilişkilerin özerklik, bağımsızlık, girişimcilik, kararlılık ve iş birliği yapabilme yetenekleri kazandıracağı ifade edilmektedir. Fallik dönem, aşağı yukarı 3-6 yaşları arasını kapsamaktadır. Libido enerjisinin genital böl-gede odaklandığı bir dönemdir. Çocuk fiziksel hazzı cinsel organların uyarılmasından alır. Çocuk bu uyarılmayı; altı temizlenirken, ban-yodayken ya da cinsel organlarına dokunarak yaşar. Fallik dönemde, çocukların ilgisi genital organlara yönelmiştir. Bu dönemde, mastür-basyon görülebilir, çocuk cinsel organına do-kunmaktan zevk alır. Karşı cins ebeveyne açık olarak daha fazla sevgi gösterisinde bulunurlar. Ayrıca bu dönemde çocuklar yetişkinleri model alarak cinsiyet rollerini kazanmaya başlar. Cin-sel kimliğin kazanılmaya başlandığı bu dö-nemde, çocuk cinsiyet farklılıklarını fark etme-ye başlar, sorular sorar. Merakı nedeniyle ce-zalandırılan, soruları ve davranışlarından dola-yı kınanan çocuklar yetişkinlikte uygun cinsel kimliği benimsemede sorunlarla karşılaşabilirler (Erden ve Akman, 1996). 6-12 yaşları arasındaki dönem gizil dönem adını alır. Bu dönemde çocuk cinsiyetle ilgili konulardan hoşlanmaz. Kendini daha çok oyu-na verir. Çocuklar sevgi gösterilerini ev dışında arkadaşlarına yöneltirler. Sürekli etkinlik içinde olan bu okul çağı çocuğunun çabalarına karşı çıkılırsa, çocuk yaptıklarının değersizliğine ina-nır ve aşağılık duygusuna kapılır. Tersine amaçlarının değerli olduğu hissettirilir ve des-teklenirse çocuk işini mükemmel yapmayı ba-şarır ve beceriler kazanır. 6-9 yaşlarında ço-cuk, ergenlik dönemi ile ilgili hazırlıklarını bilinç altında yapmaktadır. Bu durgunluk döneminde çocuğun cinsel yaşamı büyüklerinkine hiç ben-zemeyen bir duygular ve eğilimler toplamıdır. Freud'un 5. dönemi fırtınadır. Genital dönem adı verilen bu dönem, aşağı yukarı 12 yaştan sonra başlar. Hızlı fiziksel gelişme ve buluğa erme ile içsel, cinsel dürtüler artmaktadır. Öğ-retmenler, ergenin ilgi ve ihtiyaçlarını gelişim özelliklerini tanıyıp, ona anlayışlı ve saygılı davranarak problemlerini çözümlemede yar-dımcı olabilirler. Freud, psikolojiye yeni yön-temler ve görüşler getirmişse de nesnel psiko-lojiye değer veren psikologlar tarafından yeterli görülmemektedir. Bununla birlikte, ruhsal sorunların çözümünde bu görüşlerden yararlanılmaktadır. Ergenlik döneminde ve sonraları cinsel enerji, cinsel or-ganlarda toplanır. Yetişkinlikte kişinin kimi cin-sel sorunları ilk basamaktakilerle birlikte ortaya çıkar. Bu nedenle, çocuğun bu basamakları normal atlatmasına önem verilmelidir. (Cevap B)
Soru 7
Piaget’e göre çocuk bilişsel gelişim sürecinde bir aşamadan diğerine, daha önceki aşama-daki düşünce tarzı yetersiz kaldığı ve çevresi-ne uyum sağlayabilmek için zorlandığından dolayı geçer. Ancak bazı toplumlarda, örneğin bilim ve teknolojinin baskın olmadığı tarım ül-kelerinde çocuk, doğa ve toplum çevresine uyumunu somut operasyonlar aşamasındaki düşünce tarzı ile yapabilir. Buna göre aşağıdakilerden hangisine ulaşı-labilir?
A
Bilişsel gelişiminin temelinde olgunlaşma vardır.
B
Bilişsel gelişim yaşam boyu devam eder.
C
Değişik yaşlardaki çocukların ve yetişkinle-rin dünyaları birbirinden farklıdır.
D
Yeni gelen bir bilginin oluşturduğu denge-sizlik, bilişte gerilim oluşturur.
E
Her birey soyut operasyonları tam anlamıy-la geliştirmeyebilir.
7 numaralı soru için açıklama 
Piaget’ye göre; normal gelişime sahip herkes soyut işlemler dönemine ulaşamaz. Bunun nedeni içinde yaşadığı çevrede yeterli ve zen-gin sayıda uyarıcının olmamasıdır. Eğer ya-şantı yetersizse kişi soyut işlemler döneminin özelliklerini kazanamaz. (Cevap E)
Soru 8
Bireyin kendisine üzüntü, sıkıntı veren düşün-ce ve duygularla yüzleşmektense onları red-detmesi, onlar yokmuş gibi davranması “yad-sıma” adını alır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi “yadsı-ma” savunma mekanizmasına örnek olabi-lir?
A
Uzun süre yatarak tedavi gören bir çocu-ğun geleceğe ilişkin hayaller kurarak rahat-laması
B
Diyabet tanısı konan kişinin bu durumu ka-bullenmeyip şekerli besinler yemeye de-vam etmesi
C
Anne – babası tarafından sürekli olarak eleştirilen çocuğun arkadaşlarına şiddet uygulaması
D
Derslerinde başarısız olan bir gencin tüm zamanını televizyon izleyerek geçirmesi
E
Sıkılganlığı nedeniyle kızlarla arkadaşlık yapamayan gencin aşk şiirleri yazması
8 numaralı soru için açıklama 
Birey daha önce yapmış olduğu bir davranışı kabul etmeyip, inkâr ederek de bir savunma mekanizması gösterebilir. Çirkin bir davranışta bulunan birey, "Hayır ben hiçbir zaman o kişi-ye kaba davranmadım, sürekli saygılı davran-dım." diyerek daha önceki davranışı inkâr eder. Bazı kişiler, ruhsal çatışma ve buna bağ-lı derin iç sıkıntısı halini hafifletmek ve avun-mak için bu mekanizmayı kullanırlar. Bu unu-tulan veya inkâr edilen şey bir arzu veya bir vaat olabilir. Farkında olmadan yaptığımız sa-vunma mekanizmaları, kaygımızı azaltma yo-lunda bize yararlıdır. (Cevap B)
Soru 9
Çocukların ve yetişkinlerin sosyal davranışları büyük ölçüde neyin doğru ve neyin yanlış ol-duğuna ilişkin ahlaki değerler tarafından tayin edilirler. Sosyal kurallar ve ahlaki değerler, öğ-renme sonucu kazanılmakta ise de ahlaki geli-şim belirli eğitim ve belirli kurallardan bağımsız görülmektedir. Çocuklar bilişsel yönden geliş-tikçe, ahlaki gelişim aşamaları belli bir sıra iz-ler. Bu nedenle ahlaki gelişime, bilişsel gelişi-min bir özelliği olarak da bakılabilir. Yukarıdaki düşünceleri savunan bir psiko-log aşağıdakilerden hangisine ters düşer?
A
İnsan davranışlarının sosyal nitelikte olan-ları, ahlaki değerler tarafından belirlenir.
B
Ahlaki gelişme, bilişsel gelişmeden bağım-sız olarak, toplumsal yaşantıdan kaynakla-nır.
C
Ahlaki gelişmenin aşamaları, zihinsel ge-lişmenin içinde yer alır.
D
İnsanın bilişsel sürecindeki gelişme, diğer alanlardaki gelişmesini etkiler.
E
Sosyal davranışların belirlenmesinde ahla-ki gelişme önemli rol oynar.
9 numaralı soru için açıklama 
Parçada “Ahlaki gelişmeye, bilişsel gelişimin bir özelliği olarak da bakılabilir.” ifadesi kulla-nılmış. Buradan hareketle bilişsel gelişim ah-laki gelişimden bağımsız olarak gelişir diye-meyiz. (Cevap B)
Soru 10
Otobüste yanlarına oturan bir öğrencinin çan-tasını merak edip bakmaya çalışan Emre’yi “Çok ayıp, tanımadığın insanların çantaları ka-rıştırılmaz.” diye uyaran annesine, Emre’nin “O zaman senin çantana bakayım.” demesi; aşa-ğıdaki dil gelişimi ile ilgili kavramlardan hangisine örnek olarak verilebilir?
A
Telgrafik konuşma
B
Aşırı kurallaştırma
C
Eksik kurallaştırma
D
Alıcı dil
E
Morgem
10 numaralı soru için açıklama 
Aşırı kurallaştırma; kuralları, ilişkili olan ve olmayan tüm diğer durumlara uygulama eğili-midir. Hastanede hemşirenin “sus” işareti ya-pan resmini önemseyen çocuk, diğer tüm yer-lerde de “susma” eğilimine yönelir. (Cevap B)
Soru 11
Marcia, kimlik statüleri kavramını önermiştir ve adanmışlık / içsel yatırım ve keşif boyutlarının varlık ya da yokluğuna göre kimlik statüleri ta-nımlamıştır. Başka bir deyişle, Marcia için kim-lik keşfi belli bir statü ile sonlanmakta ve statü-ler arasında da geçişler olabilmektedir. Bu kimlik statüleri; • Düşük keşif, düşük bağlanma (kimlik konu-ları ile ilgilenmemeyi), • Düşük keşif, yüksek bağlanma (kimlik biçimlenmesinde katılığı ve mevcut yapıya uymayı), • Yüksek keşif, düşük bağlanma (benlik için güçlü bir arayışı), • Yüksek keşif, yüksek bağlanma (farklı parçaları içeren tutarlı bir kimlik oluşturma-yı) temsil etmektedir. Bahsedilen kimlik statüleri, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiş-tir?
A
Dağınık – İpotekli – Başarılı – Moratoryum
B
İpotekli – Ters – Moratoryum – Gölgelen-miş
C
Başarılı – İpotekli – Ters – Moratoryum
D
Dağınık – İpotekli – Ters – Gölgelenmiş
E
Dağınık – İpotekli – Moratoryum – Başarılı
11 numaralı soru için açıklama 
Başarılı kimlik statüsü Bireyler herhangi bir kararsızlık durumunda (bunalım durumunda) etkin karar alarak tercih yaparlar. Verdikleri kararın doğru olduğunu kabul etmektedirler ve kararlarından memnun-durlar. Diğer insanların kendisini kabul ettiğine inanırlar. Erken (ipotekli) bağlanmış kimlik statüsü Kimlikle ilgili tüm kararlar anne - baba tarafın-dan alınmıştır. Ergenler kendileri ile ilgili kimliği diğer insanların vermelerini kabul etmişlerdir. Birey benlik arayışına hiç girmez. Anne - ba-banın ya da diğer yetişkinlerin kendisi için be-lirlediği kimliğe girerler. Moratoryum (askıya alma – ertelenmiş) kimlik statüsü Kimlik bunalımı yaşayan ve çözüm yolu bula-mayan bireylerin durumudur. Kararsız ve boş vermiş kişiliğe ve böyle gelmiş, böyle gider an-layışına sahiptirler. Yaşamları boyunca hiçbir kişi veya düşünceye bağlanmazlar. Kim olduk-ları ve ne yapmak istedikleri, nelere önem ver-dikleri belirsiz ve karışıktır. Kargaşalı (dağınık) kimlik statüsü Bunalımın yaşanmadığı, bağlanmanın da olmadığı durumdur. Bir kimliğe bağlanmaktan tamamen kaçınırlar. Durumdan memnun de-ğildirler, kendileri için benimseyeceği yeni bir kimlik geliştirmekten kaçınırlar. (Cevap E)
Soru 12
11 yaşındaki Mine’nin göğüsleri büyümeye ve kalçaları genişlemeye başlamıştır. Ayrıca boyu da diğer arkadaşlarından daha uzundur. Bu özelliklerden dolayı aynı yaşlarda olan diğer pek çok kız arkadaşının şakalarına maruz kalmaktadır. Son zamanlarda evde ve okulda sağa sola çarpması, elinde taşıdığı şeyleri sık sık düşürmesi; bu şakalara dalga geçmelerin ve annesinin azarlamalarının eklenmesine ne-den olmuştur. Mine aynı zamanda sık sık oda-sına kapanmakta, dışarı çıkarken nereye gitti-ğini, ne zaman geleceğini soran ailesiyle tar-tışmakta, yolda veya otobüste herkesin kendi-sine baktığını düşünerek sürekli üstünü başını düzeltmektedir. Okuldaki rehber öğretmen de Mine’de bazı değişiklikler olduğunu fark etmiş, Mine ve annesiyle görüşmek istemiştir. Ergenlik dönemi özellikleri düşünüldüğün-de henüz arkadaşlarının yaşamadığı deği-şiklikleri yaşamaya başlayan Mine’de aşa-ğıda verilen özelliklerden hangisinin gö-rülmesi beklenir?
A
Öz güveni yüksek ve dışa dönüktür.
B
Sosyal ve popülerdir.
C
Yaşıtlarına göre zekâ düzeyi düşüktür.
D
Çekingendir ve kendine güveni azdır.
E
Enerjiktir ve lider olarak kabul edilir.
12 numaralı soru için açıklama 
Erken olgunlaşma durumunda erkeklerin yıkıcı davranışlar ve madde kullanımı gibi olumsuz davranışları gösterme olasılıklarının arttığı be-lirtilmesine rağmen erkekler için erken olgun-laşmanın olumlu yanları çok daha fazladır. Er-ken olgunlaşan erkekler yaşıtlarına göre daha atletik bir yapıya sahip olurken grup içerisinde de daha popüler olmaktadırlar. Aynı zamanda erken olgunlaşan erkeklerin benlik algılarına ve arkadaşlık ilişkilerine yönelik algıları daha olumlu olmaktadır. Ayrıca erken olgunlaşma ile yaşamda daha fazla sorumluluk alma ve iş bir-likçi olma arasında ilişki olduğu bilinmektedir. Erken olgunlaşan kızlar için ise durum biraz daha farklılık göstermektedir. Göğüslerinin bü-yümesi, kendilerini rahatsız hissetmelerine ve kendilerini arkadaşlarından farklı görmelerine neden olabilmektedir. Ayrıca bu kızlar, sınıf içerisinde henüz olgunlaşmamış olan arkadaş-larının şakalarına maruz kalabilmektedir. Diğer yandan erken olgunlaşma ile erken yaşta cin-sel ilişkiye girme davranışı arasında pozitif bir korelasyon bulunmaktadır. (Cevap D)
Soru 13
13. VE 14. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARÇAYA GÖRE CEVAPLAYINIZ. Evinden sadece birkaç sokak uzaklıktaki tren raylarında dolaşan bir çocuk, geçen bir trenin çıkardığı buharla haşlanır. Bu olaydan sonra ne zaman bir tren görse yoğun bir korku tepki-si ortaya koyar. Çocuğun bu korkusunu gider-mek isteyen uzman, çocuktan önce üzerinde tren resmi olan bir hikâye kitabı düşünmesini ister. Çocuk böyle bir hikâye kitabı düşünmeye başladığında gerginleşir. Uzman, çocuğu ra-hatlatıcı bazı egzersizler yaptırır. Daha sonra çocuktan sırasıyla oyuncak bir tren, oyuncak trene dokunma, gerçek bir tren ve gerçek tre-ne dokunduğunu düşünmesini isteyerek, ço-cuğun gerginleştiği anlarda rahatlatıcı egzer-sizlere devam ettirir. Bu uygulamanın ardın-dan, çocuğun trenlere ilişkin korkusu, büyük oranda azalmış, hatta çocuk gerçek bir trene yaklaşabilmiştir. Çocuk için tren, buharla haşlanmadan önce ve sonra, sırasıyla aşağıdakilerden hangi-sinin işlevini görmüştür?
A
Nötr uyarıcı – Koşullu uyarıcı
B
Koşulsuz uyarıcı – Nötr uyarıcı
C
Koşulsuz uyarıcı – Koşullu uyarıcı
D
Nötr uyarıcı – Koşulsuz uyarıcı
E
Koşullu uyarıcı – Koşulsuz uyarıcı
13 numaralı soru için açıklama 
Nötr uyarıcı: Koşullanma öncesinde organiz-ma için herhangi bir anlam ifade etmeyen yani herhangi bir tepkiye yol açmayan uyarıcıdır. Tepkisel koşullanma sürecinde amaç, bir süre sonra nötr uyarıcının tepki üretme gücüne ka-vuşmasıdır. Bunu sağlamak için nötr uyarıcı ile koşulsuz uyarıcı eşleştirilir. Koşullu uyarıcı: Organizma için başlangıçta herhangi bir tepki oluşturmayan uyarıcının (nötr uyarıcı), koşulsuz uyarıcıyla eşleştirilmesi sonucunda, nötr uyarıcı, koşullu uyarıcı haline dönüşür. Yani aslında bütün koşullu uyarıcılar, başlangıçta (koşullanmadan önce) nötr uyarıcı konumundadır. Buna göre, koşullu uyarıcı öğ-renilmiş bir uyarıcıdır. Çocuk için tren, buharla haşlanmadan önce (yani koşulsuz uyarıcı ile eşleşmeden önce) nötr uyarıcı, bu eşleşmenin ardından koşullu uyarıcı durumundadır. (Cevap A)
Soru 14
Çocuğun tren korkusunu gidermek için, uzmanın uyguladığı yöntem aşağıdakiler-den hangisidir?
A
İtici uyarıcıya koşullama
B
Karşı karşıya getirme
C
Sistematik duyarsızlaştırma
D
Eşik (alıştırma)
E
Düşünselleştirme
14 numaralı soru için açıklama 
Sistematik duyarsızlaştırmada organizma için korkuya – kaygıya yol açan uyarıcı, korku hi-yerarşisine uygun olarak (yani bireyin en az korktuğu durumdan en çok korktuğu duruma doğru sıralanarak) bireye yaklaştırılır. Böylece korku giderilir. Bu uygulama, organizmanın gerçek bir uyarıcıyla karşılaştırılması yoluyla uygulanabileceği gibi, imajinasyonel olarak da (yani hayalini kurdurarak) uygulanabilmektedir. Çocuğun tren korkusunu gidermek için, çocuk-tan üzerinde tren resmi olan hikâye kitabı dü-şünmesini istemek, oyuncak tren göstermek, oyuncak trene dokundurmak gibi aşamalar sonucunda korkunun giderilmesi, sistematik duyarsızlaştırma uygulandığını göstermekte-dir. (Cevap C)
Soru 15
Aşağıdakilerden hangisi, öğrenilmiş bir davranışın özellikleri arasında yer almaz?
A
Öğrenme bir davranış değişikliğidir ve bu değişiklik iyi olabileceği gibi kötüye doğru da olabilir.
B
Türe özgü bir içeriğe sahiptir.
C
Sadece büyüme ya da olgunlaşma sonu-cunda oluşmamıştır.
D
Tekrar ya da yaşantı sonucu meydana gelmiştir.
E
Etken madde etkisiyle meydana gelmemiş-tir.
15 numaralı soru için açıklama 
Öğrenme, tekrar ya da yaşantı yoluyla orga-nizmanın davranışlarında meydana gelen ol-dukça kalıcı / sürekli değişikliklerdir (Bacanlı, 2007). Öğrenilmiş bir davranışın türe özgü bir içeriğe sahip olması şeklinde bir koşulu bulunmamak-tadır. Seçeneklerde belirtilen diğer ifadelerin hepsi, öğrenilmiş davranışın özellikleri arasın-da yer almaktadır. (Cevap B)
Soru 16
Dedesi, torununun ensesine kolonya döker-ken, torunu başını çevirir ve kolonya gözüne gelir. Kolonyanın etkisiyle gözü yanan çocu-ğun gözünden yaşlar akmaya başlar. Çocuk, o günden sonra ne zaman dedesini ya da kolon-ya şişesini görse korkmaya başlamıştır. Bir tepkisel koşullanma durumunu yansıtan parçada kolonya, çocuğun dedesinden ya da kolonya şişesinden korkması için __(I)__ işlevi görmüştür. Çocuğun gözüne kolonya dökülün-ce, gözünden yaşlar akması __(II)__ olarak değerlendirilmelidir. Bu yaşantının ardından çocuğun ne zaman dedesini ya da kolonya şi-şesini görse korkmaya başlaması ise __(III)__ ile açıklanabilir. Yukarıdaki parçada I, II ve III ile numaralan-dırılmış boşluklara, sırasıyla aşağıdakilerin hangileri getirilmelidir?
A
III koşulsuz tepki koşullu uyarıcı dereceli koşullanma
B
pekiştirme koşulsuz uyarıcı dereceli koşullanma
C
koşulsuz uyarıcı koşullu tepki uyarıcı genellemesi
D
pekiştirme koşulsuz tepki birleşik koşullanma
E
koşullu tepki koşullu uyarıcı uyarıcı genellemesi
16 numaralı soru için açıklama 
Koşulsuz uyarıcı, organizma üzerinde etkisi doğuştan var olan, öğrenilmemiş uyarıcılardır. Yani doğduğumuz ilk günden beri bu uyarıcıla-ra zaten otomatik olarak tepki veririz. Verilen tepki o türdeki bütün organizmalarda ortaktır. Tepkisel koşullanma sürecinde koşulsuz uya-rıcının görevi pekiştirmedir. Yani koşulsuz uya-rıcı pekiştirme yapar. Bu durumda koşulsuz uyarıcı durumunda olan kolonya, çocuğun de-desinden ya da kolonya şişesinden korkması için pekiştirme görevi üstlenmiştir. Koşulsuz uyarıcıya verilen tepkiye koşulsuz tepki denir. Bu durumda kolonya (koşulsuz uyarıcı) nedeniyle çocuğun gözünün yaşarma-sı koşulsuz tepki olarak değerlendirilmelidir. Organizmanın benzer uyarıcılara aynı tepkiyi vermesi uyarıcı genellemesidir. Bir uyarıcı ko-şullu hale geldikten sonra, nötr uyarıcı ile ko-şullu uyarıcının eşleşmesi neticesinde nötr uyarıcının ikinci koşullu uyarıcı haline gelmesi ise dereceli koşullanmadır. Ancak parçada bu durumlara ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Bazı durumlarda, koşullanma anında iki uyarı-cıya aynı anda koşul ilişkisi geliştirilebilmekte-dir. Bu durum birleşik koşullanma olarak ad-landırılır. Çocuğun dedesinin elindeki kolonya şişesinden gözüne kolonya döküldükten sonra dedesinden ve kolonya şişesinden korkması, bu durumda birleşik koşullanma olarak değer-lendirilmelidir. (Cevap D)
Soru 17
Aşağıda, bazı tarife kullanımları örneklendiril-miştir: I. Oğluma, elini her yıkadığında şeker veriyo-rum. Böylece, el yıkama davranışını sürekli hale getirmek istiyorum. II. Öğrencilerime, yaptıkları her ödevin ardın-dan bazen şeker, bazen çikolata, bazen de ciklet veriyorum. Böylece kullandığım pekiştirece alışmalarını önlemeye çalışıyo-rum. III. Güvenlik görevlilerini bazen günde iki kez, bazen üç kez farklı saatlerde kontrol ediyo-rum. Bazense hiç kontrole gitmiyorum. Böylece sürekli etkinlik hali oluşturuyorum. Kullanılan tarifeler ve gerçekleştirilen uy-gulamalardan hangileri, amacına ulaşabi-lir?
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
17 numaralı soru için açıklama 
Çocuğa, elini her yıkadığında şeker vermek, sürekli tarife ile açıklanır. Sürekli tarife, bir davranışı sürekli hale getirmek için kullanıla-maz. Davranışı sürekli hale getirmek, sönme-ye karşı dirençli kılmaktır. Bunun için aralıklı tarifelere başvurmak gerekir. Bu nedenle, oğ-luna elini her yıkadığında şeker veren bir kişi, el yıkama davranışını sürekli hale getirme amacına ulaşamaz. Pekiştirme işlemi yapılırken, her seferinde aynı pekiştireç kullanılırsa, bir süre sonra bu pekiştirecin tepki üretme gücü azalır. Haliyle, organizma pekiştirilmeye devam edilse bile, davranışı yapmamaya başlar ki bu durum alışma olarak tanımlanır. Öğretmenin öğrenci-lerine yaptıkları her ödevin ardından bazen şeker, bazen çikolata, bazen çiklet vermesi, alışmayı önlemeye dönük bir çabadır ve iste-nen etkiyi sağlayabilir. Güvenlik görevlilerini bazen günde iki kez, bazen üç kez farklı saatlerde kontrol etmek, değişken aralıklı tarife ile ilişkilendirilebilir. De-ğişken tarifeler, davranışa sürekli etkinlik hali katar. Organizma pekiştirecin ne zaman gele-ceğini bilmediği için, sürekli etkinlik halinde bu-lunur. Yani gerçekleştirilen uygulama amacına uygundur. (Cevap D)
Soru 18
Düzenli olarak perşembe ve cuma günleri çalışma verimini artıran (özellikle cuma), buna karşın pazartesi ve salı günleri daha verimsiz çalışan (özellikle pazartesi) bir iş-çiye uygulanan pekiştirme tarifesi, aşağı-dakilerden hangisi olabilir?
A
Sabit oranlı
B
Sabit aralıklı
C
Değişken oranlı
D
Değişken aralıklı
E
Sürekli
18 numaralı soru için açıklama 
Sabit aralıklı tarife kullanımında, pekiştirecin zamanı yaklaştıkça performans artar, pekiş-tirmenin hemen ardından geçici bir performans düşüşü gözlenir. Bu duruma “pekiştirme son-rası ara” denir. Hafta sonu yaklaştıkça perfor-mans artıyor, haftanın ilk günü ise performans düşüyorsa, bu durum cumartesi – pazar günü-nün tatil (pekiştireç) olduğunu göstermektedir. Yani pekiştireç yaklaştıkça performans artmış, hemen ardından geçici bir performans düşüşü yaşanmıştır. (Cevap B)
Soru 19
Ayşe 23 Nisan’da okul karşısında okuyacağı şiire günlerdir çalışmaktadır. Toplam 6 kıtadan oluşan şiiri, 23 Nisan’da hiç şaşırmadan ezbe-re okur ve öğretmenlerinin takdirini kazanır. Ayşe, bu yaşantısının ardından uzun bir süre bu şiire bakmaz. Bir gün, şiiri ezberlemek için kullandığı notlardan biri eline geçtiğinde, şiirin birçok mısrasını anımsayamadığını fark eder. Ayşe’nin bu durumu, aşağıdakilerden han-gisiyle daha iyi açıklanabilir?
A
Ketlenme
B
Unutma
C
Tekrar
D
Sönme
E
Bastırma
19 numaralı soru için açıklama 
Unutma, öğrenilen ya da bellenilen şeylerin, ya birdenbire yahut da zamanla kaybolması-dır. Bu nedenle; unutmaya, hatırlamanın tersi de denilebilir (Binbaşıoğlu, 1991). Ayşe’nin aradan bir süre geçtikten sonra, ezberlediği şiirin birçok mısrasını anımsa-yamaması unutmayı açıklamaktadır. (Cevap B)
Soru 20
Aşağıdaki seçeneklerde yer alan, öğrenme yoluyla kazanılmış davranışlardan hangile-ri, uzun süre kullanılmasa bile, pekiştirilmiş birkaç tekrarın ardından bütün gücüyle geri gelebilir?
A
Bir şiiri ezberleme
B
Bir tatlının yapımında kullanılacak malze-meleri söyleme
C
İmla kurallarını kullanma
D
Bir kelimenin İngilizcesini söyleme
E
Kulplu beygirden atlama
20 numaralı soru için açıklama 
Özellikle psikomotor davranışlar, uzun süre kullanılmasa bile, pekiştirilmiş birkaç tekrarın ardından bütün gücüyle geri gelebilmektedir. Bu durumda (E) seçeneğinde belirtilen “kulplu beygirden atlama” davranışı, soru parçası için uygun bir örnektir. (Cevap E)
Soru 21
21. VE 22. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARÇAYA GÖRE CEVAPLAYINIZ. Aç bir fare deney kafesine konur. Fare, bu ka-fese yabancıdır ve yabancı şeyler, hayvanlar-da genelde korku uyandırmaktadır. Bu neden-le fare başlangıçta bazı korku tepkileri vermiş ancak kutu içerisinde kaldıkça bu korkusu za-manla ortadan kaybolmuştur. Fare, kutu içeri-sinde duvarları ve aralıkları koklama, tabanı ve duvarları tırmalama, arka ayakları üzerinde kalkma, zemin boyunca koşma gibi bazı dav-ranışlarda bulunur. Bu davranışları esnasında tesadüfen kafes içerisindeki bir manivelaya basar. Farenin gerçekleştirdiği diğer davranış-lara nazaran oldukça güç olan manivelaya basmasıyla birlikte bir parça yiyecek, yiyecek kabının içerisine düşürülür. Fare, ilerleyen sü-reçte bazı benzer davranışlar yapsa da yiye-ceği elde etmenin tek yolunun manivelaya basmak olduğunu öğrenir. Farenin korku tepkilerinin ortadan kaybol-ması, aşağıdaki tekniklerden hangisiyle benzeşmektedir?
A
İtici uyarıcıya koşullama
B
Eşik (alıştırma)
C
Karşı karşıya getirme
D
Sistematik duyarsızlaştırma
E
Karşıt koşullama
21 numaralı soru için açıklama 
Karşı karşıya getirmede organizmanın korku duyduğu (koşullandığı) bir uyarıcıyla bir süre aynı ortamda kalması sağlanır. Böylece korku tepkisi ortadan kaldırılmaya çalışılır. (“Korkun-la karşı karşıya gelmelisin.” ifadesi, bu yön-temle aynı şeyi anlatmaktadır.) (Tanık, 2009). Fare, korku duyduğu ortamda bir süre kalmak zorunda kalınca, korkusu ortadan kalkmış, ya-ni karşı karşıya gelmiştir. (Cevap C)
Soru 22
21. VE 22. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARÇAYA GÖRE CEVAPLAYINIZ. Aç bir fare deney kafesine konur. Fare, bu ka-fese yabancıdır ve yabancı şeyler, hayvanlar-da genelde korku uyandırmaktadır. Bu neden-le fare başlangıçta bazı korku tepkileri vermiş ancak kutu içerisinde kaldıkça bu korkusu za-manla ortadan kaybolmuştur. Fare, kutu içeri-sinde duvarları ve aralıkları koklama, tabanı ve duvarları tırmalama, arka ayakları üzerinde kalkma, zemin boyunca koşma gibi bazı dav-ranışlarda bulunur. Bu davranışları esnasında tesadüfen kafes içerisindeki bir manivelaya basar. Farenin gerçekleştirdiği diğer davranış-lara nazaran oldukça güç olan manivelaya basmasıyla birlikte bir parça yiyecek, yiyecek kabının içerisine düşürülür. Fare, ilerleyen sü-reçte bazı benzer davranışlar yapsa da yiye-ceği elde etmenin tek yolunun manivelaya basmak olduğunu öğrenir. Farenin korku tepkilerinin ortadan kaybol-ması, aşağıdaki tekniklerden hangisiyle benzeşmektedir?
A
İtici uyarıcıya koşullama
B
Eşik (alıştırma)
C
Karşı karşıya getirme
D
Sistematik duyarsızlaştırma
E
Karşıt koşullama
22 numaralı soru için açıklama 
Karşı karşıya getirmede organizmanın korku duyduğu (koşullandığı) bir uyarıcıyla bir süre aynı ortamda kalması sağlanır. Böylece korku tepkisi ortadan kaldırılmaya çalışılır. (“Korkun-la karşı karşıya gelmelisin.” ifadesi, bu yön-temle aynı şeyi anlatmaktadır.) (Tanık, 2009). Fare, korku duyduğu ortamda bir süre kalmak zorunda kalınca, korkusu ortadan kalkmış, ya-ni karşı karşıya gelmiştir. (Cevap C)
Soru 23
Farenin yiyecek elde etmesi için manivela-ya basmayı öğrenmesi, aşağıdaki süreçler-den hangisiyle açıklanabilir?
A
Uyarıcı – tepki bitişikliği nedeniyle tepkisel koşullanma
B
Manivelaya basmaktan başka bir çaresi olmadığını gördüğü yani öğrenilmiş çare-sizlik yaşadığı için tepkisel koşullanma
C
Manivelaya basma davranışının ardından pekiştirildiği için edimsel koşullanma
D
Öğrenmek için özel hiçbir çaba harcama-dığı için gizil öğrenme
E
Öğrenme sürecinde organizma pasif oldu-ğu için edimsel koşullanma
23 numaralı soru için açıklama 
Edimsel koşullanmada, bir davranışın devam-lılığı sonucuna bağlıdır. Fare, manivelaya bas-tığı zaman pekiştirildiği için bu davranış tekrar-lanmakta ve öğrenme gerçekleşmektedir. (Cevap C)
Soru 24
Tutumlarımızın birçoğu tepkisel koşullanma yoluyla oluşmuştur. Bu noktada, bireyin belli bir uyarıcıya ilişkin var olan olumsuz duygusal tepkisinin, olumlu hale getirilmesi __(I)__ ile mümkündür. Bu noktada, olumsuz duygusal tepkiye yol açan uyarıcı, olumlu duygusal tepki oluşturacak başka bir uyarıcı ile eşleştirilmeli-dir. Tepkisel koşullanma sürecinde, eşleşim farklı bir __(II)__ ile yapılmalıdır. Tepkisel koşullanma ilkelerine göre, yuka-rıdaki boşluklara sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde belirtilenler getirilmelidir?
A
karşıt tepki – koşulsuz uyarıcı
B
davranış kontrolü – koşullu uyarıcı
C
davranış kontrolü – koşulsuz uyarıcı
D
karşıt koşullanma – koşulsuz uyarıcı
E
davranış şekillendirme – koşullu uyarıcı
24 numaralı soru için açıklama 
Karşıt koşullanma, belli bir tepkiye neden olan koşullu bir uyarıcının, karşıt bir tepkiye neden olan bir uyarıcıyla bağlantı kurulmasına da-yanmaktadır (Kaya, 2005). Başka bir deyişle uygulama sonunda aynı uyarıcıya bir öncekinin zıttı bir tepki oluşturu-lur. Bu sayede olumsuz bir tepkiye yol açan uyarıcı, olumlu tepki oluşturacak hale getirile-bilir. Bunun için koşullu uyarıcının eşleştiği ve olumsuz tepki oluşturan uyarıcı, olumlu tepki oluşturacak farklı bir koşulsuz uyarıcı ile değiş-tirilmelidir. Bireyin belli bir uyarıcıya ilişkin var olan olum-suz duygusal tepkisinin, olumlu hale getirilme-si, karşıt koşullanma olarak değerlendirilmeli-dir. Açıklamadan da anlaşılabileceği gibi bunun için eşleşim farklı bir koşulsuz uyarıcı ile ya-pılmalıdır. (Cevap D)
Soru 25
Bir okul öncesi eğitim kurumuna başlayan Mert, ilk gün oyun odasındaki harekete duyarlı bir oyuncağın yanından geçince, çıkardığı ses-ten korkarak ağlamaya başlar. Bu durumu fark eden öğretmeni, oyuncağın içerisindeki pilleri çıkartır. Oyun odasına her girişinde bu oyun-cağı gördüğünde korkan Mert, birkaç kez oyuncağın yanından geçtiği halde ses çıkma-yınca, oyuncaktan korkmamaya başlamıştır. Okul öncesi eğitim kurumunda ilk dönemini tamamlayan Mert, on beş günlük ara tatilin ar-dından okuluna dönüp oyun odasına girdiğin-de, o oyuncağı görür ve tekrar ağlamaya baş-lar. Mert’in oyuncağı görünce tekrar ağlamaya başlaması, aşağıdaki kavramlardan hangi-siyle daha iyi açıklanabilir?
A
Dereceli koşullanma
B
Gecikmeli koşullanma
C
Olumsuz aktarma
D
Engelleme
E
Kendiliğinden geri gelme
25 numaralı soru için açıklama 
Sönmüş bir davranış yok olmamıştır. Aradan bir süre geçtikten sonra, pekiştirilmediği halde tekrar ortaya çıkabilir. Bu olaya kendiliğinden geri gelme denir. Çocuğun o oyuncağı görünce tekrar ağla-maya başlaması, kendiliğinden geri gelme du-rumunu örneklendirmektedir. (Cevap E)
Soru 26
I. Ahmet Bey, kızının istediği bir şeyi yaptır-mak için ağlaması halinde, bunu görmez-den gelmektedir. Eşi Ayşe Hanım ise bu durum karşısında kızını azarlamaktadır. II. Murat Bey, oğlunun istediği bir şeyi yaptır-mak için ağlaması halinde, kulağını çek-mektedir. Eşi Arzu Hanım ise kızının bu olumsuz davranışı karşısında, kızını gör-mezden gelmektedir. III. Semih Bey, kızının istediği bir şeyi yaptır-mak için ağlaması halinde dayanamamak-ta, kızının istediği şeyi yapmaktadır. Eşi Ayten Hanım ise, eşinin yaptığı gibi, daya-namayıp kızının istediği şeyi yapmaktadır. Yukarıdaki durumların hangilerinde dav-ranışta kontrast meydana gelmez?
A
Yalnız I
B
Yalnız III
C
I ve II
D
II ve III
E
I, II ve III
26 numaralı soru için açıklama 
Organizmanın davranışı belli bir ortamda (ya da koşulda) pekiştirilirken, farklı bir ortamda (ya da koşulda) görmezden gelinir ya da ceza-landırılırsa, pekiştirildiği ortamda artarken, görmezden gelindiği ya da cezalandırıldığı or-tamda azalmaktadır. Yani aynı davranış için artış ve azalış bir arada gözlenmektedir. Öncüller incelendiğinde, I. Görmezden gelme – Ceza II. Ceza – Görmezden gelme III. Pekiştirme – Pekiştirme söz konusudur. Bu durumda, öncüllerin hiçbi-rinde davranışta kontrast meydana getirecek bir durum bulunmamaktadır. (Cevap E)
Soru 27
Türkçe dersini çok seven Sevinç, derse sürekli katılım sağlamakta, sınavlara da çok çalış-maktadır. Sınav puanları da oldukça yüksek olan Sevinç’in en büyük ideali, ileride Türkçe öğretmeni olabilmektir. Bir gün bu düşüncesini öğretmeniyle paylaşır. O günden sonra, öğ-retmeninden o güne dek görmediği bir ilgiyle karşılaşır. Sevinç, bu durumu fark ettikten sonra, diğer derslerin öğretmenlerine de “İleri-de en büyük idealim bu dersin öğretmeni ol-mak.” demeye başlamıştır. Sevinç’in diğer derslerin öğretmenlerine de aynı şeyi söylemesi, aşağıdakilerden han-gisiyle açıklanabilir?
A
Öğrenmenin genellemesi
B
Öğrenmeyi öğrenme
C
Uyarıcı genellemesi
D
Ayırt etme
E
Alışkanlık kazanma
27 numaralı soru için açıklama 
Organizmanın, bir durumda öğrendiği davranı-şı benzer durumlarda da tekrarlamasına öğ-renmenin genellemesi denir. “İleride Türkçe öğretmeni olmak istiyorum.” diyerek, öğretmenin ilgisiyle karşılaşan öğren-cinin, diğer branştaki öğretmenlerine de o branşları kastederek aynı şeyi söylemesi, öğ-renmenin genellemesini açıklamaktadır. (Cevap A)
Soru 28
Kırmızı, anne tarafından “kırmızı bebek”, “kır-mızı araba”, “kırmızı ev” için kullanılabilir. Bu durum başlangıçta çocuğun aklını karıştırır. Çünkü “kırmızı” sadece bebek için kullanıldığı zaman bu nesnenin adı olabilir. Fakat “kırmı-zı”, yeterince çeşitli nesneler için ve yeteri sık-lıkta işitildiği zaman, çocuk “kırmızı” kelimesi-nin sadece kırmızı özelliğiyle ilgili olduğunu fark eder ve o nesnenin diğer özelliklerine önem vermeye başlar. Parçada açıklaması yapılan durum, aşağı-dakilerden hangisiyle tam olarak açıklana-bilir?
A
Kavram öğrenme
B
Bağsal öğrenme
C
Ardışık tarama
D
Serbest hatırlama
E
Sırayla öğrenme
28 numaralı soru için açıklama 
Nesneleri, olayları ya da insanları bir sınıfa koyabilme ve bu sınıfta bir bütün olarak tepki-de bulunabilme durumuna “kavram öğrenme” denir. Bu durumda çocuk için kırmızı kelimesi bir kavramdır ve birçok şeyin özelliği olabilir. Çocuk bunu öğrendiği zaman, kavram öğren-me gerçekleştirmiş olur. Çocuk bu öğrenmeyi gerçekleştirinceye kadar, kırmızıyı sadece belli bir nesne ile (örnekte bebek) ilişkilendirildiğin-de anlamı olan bir şey zannedecektir. (Cevap A)
Soru 29
Kar kızağı kullanmayı bilen bir kişi, sağ ayağı-nı ileri uzattığı zaman kızağı sağa döndürür. Planör kullanmayı bilen bir kişi, sağ ayağını ileri uzattığı zaman planörü sağa döndürür. Bu durumda, kar kızağı kullanmayı bilen bir kişinin, planör kullanmayı öğrenmek iste-diği zaman, aşağıdakilerden hangisiyle karşılaşması beklenir?
A
Uyarıcı benzerliği nedeniyle olumsuz ak-tarma
B
Davranım benzerliği nedeniyle olumlu ak-tarma
C
Uyarıcı benzerliği nedeniyle olumlu aktar-ma
D
Davranım benzerliği nedeniyle olumsuz ak-tarma
E
Yeni bilginin önceki bilgiyi engellemesi ne-deniyle geriye ket vurma
29 numaralı soru için açıklama 
Kar kızağı kullanan bir kişi sağ ayağını ileri uzattığı zaman kızağı sağa dönerken, planör-de sağ ayağı uzatmak planörü sağa döndür-düğüne göre burada “davranım” söz konusu-dur. Kar kızağı kullanan bir kişi, planör kullan-mayı öğrenmeye çalışırsa bu kez davranım benzerliği nedeniyle olumlu aktarma durumuy-la karşılaşacaktır. Çünkü bir alandaki öğren-me, benzer bir alandaki öğrenmeyi kolaylaştı-racaktır. (Cevap B)
Soru 30
Oğlunun hediye ettiği dokunmatik cep telefonu ile mesaj yazmaya uğraşan bir kişi, onca uğ-raşına karşın bir türlü mesaj yazmayı başara-maz. Bir süre sonra dokunmatik telefonla me-saj yazmayı başaramayacağını düşünerek uğ-raşmaktan vazgeçer. Bu kişinin, dokunmatik telefonla mesaj yazmayı başaramayacağını düşünerek uğ-raşmaktan vazgeçmesi, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
A
Sönme
B
Öğrenilmiş çaresizlik
C
Tarihsel zaman
D
Duyarsızlaşma
E
Kendini gerçekleştiren kehanet
30 numaralı soru için açıklama 
Öğrenilmiş çaresizliğin oluşmasında organiz-ma istediği sonuca ulaşmak için önce birkaç denemede bulunur. Bu denemelerinin başarı-sızlıkla sonuçlanması halinde, ‘Ben bu işte ba-şarılı olamayacağım.’ demeye başlar. Nitekim bu ifadeler, öğrenilmiş çaresizliğin başlangıcı-dır. Bu ifadeleri kullanmaya başlayan orga-nizma nasıl olsa başarısız olurum diyerek uğ-raş vermekten vazgeçer, yani pasif hale geçer. Görüldüğü gibi, öğrenilmiş çaresizliğin oluşu-munda, organizma sonucu kontrol edemeye-ceğini zannetmekte ve “Madem sonucu kontrol edemiyorum, o halde hiç uğraşmayayım.” şek-linde düşünmektedir. Dokunmatik telefonla mesaj yazmaya uğraşan babanın, birkaç başarısız denemenin ardından bu telefonla mesaj yazmayı başaramayacağını düşünerek uğraşmaktan vazgeçmesi, öğrenil-miş çaresizlik durumunu açıklamaktadır. (Cevap B)
Soru 31
I. Sekreter olarak çalışmak isteyen bir kişi-nin, daktilo ile 10 parmak yazmayı öğren-mek istemesi II. Bir gencin, başarılı bir şekilde gitar kullan-mayı öğrenmek istemesi III. Tarih dersinden sınava girecek bir öğren-cinin unutma eğrisinden en iyi şekilde ya-rarlanmak istemesi Yukarıdakilerden hangilerinin gerçekleşti-rilmesinde aralıklı öğrenme zorunludur?
A
Yalnız I
B
Yalnız II
C
Yalnız III
D
I ve II
E
I, II ve III
31 numaralı soru için açıklama 
Psikomotor öğrenmeler, uzun süre ve çok sayıda tekrar gerektiren niteliğe sahiptir. Bu nedenle aralıklı öğrenme zorunludur. Buna karşın sözel bilgiler söz konusu oldu-ğunda, duruma göre toplu öğrenme tercih edi-lebilmektedir. (Cevap D)
Soru 32
Gözleri bağlanmış denekler iki gruba ayrılır. Her iki gruptaki deneklerden de düz çizgi çiz-meleri istenir. Birinci gruptaki deneklere çizdik-leri her çizginin ardından çizginin ne durumda olduğu söylenmiş, ikinci gruptaki deneklere ise böyle bir bilgi verilmemiştir. Bu uygulama 10 gün boyunca, günde 50 kez aynı davranışın yapılması şeklinde devam ettirilmiştir. 10. gü-nün sonunda, birinci gruptaki deneklerin çizgi-leri mükemmele yakın hale gelmiş ancak ikinci gruptaki deneklerin çizgilerinde herhangi bir düzelme gözlenmemiştir. Bu çalışma, aşağıdakilerden hangisinin tek başına istenen davranışın oluşumunu sağ-lamada yeterli olmadığını göstermektedir?
A
Tekrar
B
Sonuç hakkında bilgilendirme
C
Beceri
D
Otomatikleşme
E
Öğrenmenin aktarılması
32 numaralı soru için açıklama 
Her iki gruba da eşit sayıda tekrar yaptırıldığı halde, sadece geribildirim verilen yani sonuç hakkında bilgilendirme yapılan grubun başarılı olduğu görülmektedir. Bu durum istenen dav-ranışın oluşumunda tekrarın tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. (Cevap A)
Soru 33
Bir okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan Hale Öğretmen, öğrencilerine yemeklerden önce ellerini yıkamalarını sağlayabilmek için, ellerini her yıkadıklarında bir yıldız vermekte-dir. Öğrenciler, tabaklarındaki yemeklerin ta-mamını bitirirlerse, bir yıldız daha almaktadır-lar. Buna karşın, ellerini yıkamadan masaya oturan ya da tabağındaki yemeğin tamamını bitirmeyen öğrencilerden bir yıldız geri alın-maktadır. Hale Öğretmen, öğrencilere biriktir-dikleri yıldız sayılarına göre farklı ödüller ver-mektedir. Hale Öğretmen’in gerçekleştirdiği uygula-ma ve öğrencilerine biriktirdikleri yıldız sa-yılarına göre farklı ödüller vererek kullan-dığı tarife, sırasıyla aşağıdakilerin hangi-sinde doğru olarak belirtilmiştir?
A
Simgesel süreç – Sabit oranlı
B
Olumlu pekiştirme – Değişken oranlı
C
Simgesel ödül biriktirme – Sabit oranlı
D
Kademeli yaklaşma – Sürekli
E
Programlanmış öğrenme – Değişken oranlı
33 numaralı soru için açıklama 
Organizmanın gerçekleştirdiği istenen her davranışın ardından sembolik bir pekiştireç ve-rilir ve bundan belli sayıda toplayana gerçek ödülle değişim yapılırsa, uygulamanın adı “simgesel ödül biriktirme” olmaktadır. Hale Öğ-retmen’in bu uygulamayı kullandığı görülmek-tedir. Simgesel ödül biriktirme uygulamaların-da kural olarak daima sabit oranlı tarife kulla-nılır. Hale Öğretmen’in biriktirilen yıldız sayısı-na göre farklı ödüller vermesi, sabit oranlı tari-fedir (5 yıldıza şeker, 10 yıldıza çikolata gi-bi…). (Cevap C)
Soru 34
Bir okul öncesi eğitim kurumunda görev yapan Hale Öğretmen, öğrencilerine yemeklerden önce ellerini yıkamalarını sağlayabilmek için, ellerini her yıkadıklarında bir yıldız vermekte-dir. Öğrenciler, tabaklarındaki yemeklerin ta-mamını bitirirlerse, bir yıldız daha almaktadır-lar. Buna karşın, ellerini yıkamadan masaya oturan ya da tabağındaki yemeğin tamamını bitirmeyen öğrencilerden bir yıldız geri alın-maktadır. Hale Öğretmen, öğrencilere biriktir-dikleri yıldız sayılarına göre farklı ödüller ver-mektedir. Hale Öğretmen’in gerçekleştirdiği uygula-ma ve öğrencilerine biriktirdikleri yıldız sa-yılarına göre farklı ödüller vererek kullan-dığı tarife, sırasıyla aşağıdakilerin hangi-sinde doğru olarak belirtilmiştir?
A
Simgesel süreç – Sabit oranlı
B
Olumlu pekiştirme – Değişken oranlı
C
Simgesel ödül biriktirme – Sabit oranlı
D
Kademeli yaklaşma – Sürekli
E
Programlanmış öğrenme – Değişken oranlı
34 numaralı soru için açıklama 
Organizmanın gerçekleştirdiği istenen her davranışın ardından sembolik bir pekiştireç ve-rilir ve bundan belli sayıda toplayana gerçek ödülle değişim yapılırsa, uygulamanın adı “simgesel ödül biriktirme” olmaktadır. Hale Öğ-retmen’in bu uygulamayı kullandığı görülmek-tedir. Simgesel ödül biriktirme uygulamaların-da kural olarak daima sabit oranlı tarife kulla-nılır. Hale Öğretmen’in biriktirilen yıldız sayısı-na göre farklı ödüller vermesi, sabit oranlı tari-fedir (5 yıldıza şeker, 10 yıldıza çikolata gi-bi…). (Cevap C)
Soru 35
Öğrenmede, aralarında bağ kurulabilmesi için iki şeyin zaman ya da mekânda birbirine yakın olmaları gerekir. Düşüncelerini bu şekilde açıklayan bir kuramcı, aşağıdakilerden hangisine vurgu yapmaktadır?
A
Pekiştirme
B
Uyum
C
Habercilik (sıralama)
D
Vardama
E
Ulanıklık (bitişiklik)
35 numaralı soru için açıklama 
Aralar�nda ba￰ kurulabilmesi i￧in iki ￾eyin zaman ya da mek¬nda birbirine yak�n olmas�-na ulan�kl�k yani biti￾iklik ad� verilmektedir. (Cevap E)
Soru 36
Sosyal öğrenme kuramına göre, gözlenen bir modelin davranışının taklit edilmesi yaş, cinsi-yet, statü ve davranışın sonucu gibi ögelerden etkilenmektedir. A ve B modellerinin davranışlarını gözleyen bir grup öğrenci, davranışların sonuçları bilinme-diği halde A’yı taklit ederken, B’yi taklit etme noktasında beklemeyi daha uygun bulmuştur. Bu durumda A ve B modellerinin statüleri, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla belirtil-miştir?
A
Yüksek - Düşük
B
Eşit - Düşük
C
Yüksek - Eşit
D
Eşit - Yüksek
E
Düşük - Eşit
36 numaralı soru için açıklama 
Sosyal öğrenme kuramına göre, gözlenen modelin davranışının sonucu bilinmiyorsa, - Statü yüksek ise yüksek düzeyde taklit edilir. - Statü eşit ise davranışın sonuçlanması beklenir. - Statü düşük ise davranış taklit edilmez. Bu durumda, A taklit edildiğine göre statüsü yüksek, B için bekleme kararı alındığına göre statüsü eşittir. (Cevap C)
Soru 37
Yaklaşık üç hafta önce okul öncesi eğitime başlayan Ayşe, son günlerde aşırı derecede emeklemeye gerilemiştir. Annesi, Ayşe’nin gezmeye gittiklerinde ya da eve misafir geldi-ğinde hemen emeklemeye başladığını ya da çömelip yüzünü saklayarak oturduğunu gör-müştür. Bu durumu, Ayşe’nin öğretmenleriyle görüşen anne, görüşmenin ardından emekle-menin daha da arttığını fark etmiştir. Anne bu-nun üzerine bir uzmandan destek istemiştir. Uzman, öğretmenlerden izin isteyerek, Ay-şe’nin davranışlarını eğitim kurumunda gözle-meye başlamıştır. Uzman, Ayşe’nin eğitim ku-rumuna geldiğinde ne zaman emeklese ya da yüzünü saklasa, öğretmenlerin kaygılandığını ve diğer çocukları bırakıp Ayşe ile ilgilendiğini görür. Uzman, öğretmenlerden ve anneden, Ayşe emeklediğinde ya da yüzünü sakladığın-da onunla ilgilenilmemesini, sadece ayağa kalktığında, diğer arkadaşlarıyla iletişime geç-tiğinde ilgi gösterilmesini söyler. Gerçekten de kısa bir süre sonra, Ayşe’nin istenmeyen dav-ranışları ortadan kalkmıştır. Ayşe’nin istenmeyen davranışlarının orta-dan kalkması, bir davranışın devamlılığın-da, aşağıdakilerden hangisinin önemini göstermektedir?
A
Sönme
B
Alışma
C
Duyarsızlaşma
D
Pekiştirme
E
Karşıt koşullama
37 numaralı soru için açıklama 
Öğretmenlerin çocuğa gösterdiği ilgi, çocuk için olumlu bir pekiştireçtir ve pekiştirmeye yol açmaktadır. Yani çocuk ne zaman emeklese, çevresindeki kişiler onunla daha fazla ilgilen-diği için, çocuğun emekleme davranışı olumlu pekişmekte, haliyle bu davranış güçlenerek devam etmektedir. Uzmanın önerisi üzerine, çocuk emeklediği zaman çocuğa ilgi gösterilmemiş davranış görmezden gelinmiş (sönmeye tabi tutmak), bu sayede bir süre sonra ortadan kalkmıştır. Bu durum, bir davranışın devamlılığında pekiş-tirmenin önemini göstermektedir. Pekiştirilme-yen davranışlar ise sönmektedir. (Cevap D)
Soru 38
Genel öz-yeterlik algısı, bireylerin belirli bir alan, durum ya da olay karşısında ortaya çı-kabilecek sorunların çözümünde göstereceği çabaya ilişkin inanışlarıdır. Bandura’ya göre bireyin öz-yeterlik algısı-nın en etkili kaynağı, aşağıdakilerden han-gisidir?
A
Bireyin geçmişte giriştiği benzer işlerde el-de ettiği başarılar
B
Bireyin çevresindeki kişilerin giriştiği ben-zer işlerde elde ettiği başarılar
C
Bireyin psikolojik durumu
D
Bireye uygulanan sözel ikna
E
Toplumun bireyden beklentisi
38 numaralı soru için açıklama 
Bandura’ya göre bireyin öz-yeterlik algısı, - Bireyin öznel deneyimlerinden, yani geç-mişte benzer olaylarda elde ettiği sonuç-lardan, - Bireyin çevresindeki diğer kişilerin yaşantı-larından (dolaylı yaşantılar), yani çevresin-deki insanların benzer olaylarda elde ettiği sonuçlardan, - Bireyin psikolojik durumundan, - Bireye uygulanan – uygulanacak olan sözel ikna durumlarından etkilenmektedir. Bandura’ya göre, bunlar arasında en etkili olanı, bireyin öznel deneyimleridir. (Cevap A)
Soru 39
Yaptığı güzel keklerle tanınan Ayşe Hanım, bir komşusunun yardım isteğini kırmaz ve kom-şusuna gelecek misafirler için komşusunun evinde kek yapmaya başlar. Ancak, Ayşe Ha-nım’ın yaptığı kek, istediği gibi olmaz ve misa-firliğe gelen komşular tarafından pek de beğe-nilmez. Ayşe Hanım, “Eğer kendi mutfağımda yapsaydım, çok daha güzel olurdu.” diyerek kendini savunmuştur. Ayşe Hanım’ın bu savunması, Thorndike’a göre aşağıdakilerden hangisiyle daha iyi açıklanabilir?
A
Bahane bulma
B
Seçme – bağlama
C
Etki yayılması
D
Tepki analojisi
E
Öğrenici özellikleri
39 numaralı soru için açıklama 
Tepki analojisi: Organizmanın aynı davranış-ta bulunmasının tek nedeni uyarıcıların ben-zerliği değildir. Benzer çevresel koşullar da aynı tepkinin oluşumunu sağlayabilir. Yani, or-ganizmanın dâhil olduğu yeni çevre, önceki çevresine ne kadar çok benziyorsa, organiz-manın aynı davranışı gerçekleştirme ihtimali de o kadar yüksektir. Ayşe Hanım’ın “Eğer kendi mutfağımda yap-saydım, çok daha güzel olurdu.” açıklaması, bu açıklama için uygun bir örnektir. Çünkü Ay-şe Hanım farklı bir çevrede iken, istediği dav-ranışı gerçekleştirememektedir. (Cevap D)
Soru 40
Bir şirkette 10.000’e yakın çalışan bulunmak-tadır. Şirket yöneticileri, çalışanların sahip ol-duğu özlük haklarının çok fazla olduğunu ve bunlardan bazılarının kaldırılması gerektiğini düşünmektedir. Danışmanlarına bunu yapar-ken, çalışanlardan tepki almak istemediklerini ve bir yöntem geliştirmelerini isterler. Bir da-nışman, “Hiç merak etmeyin. Onlara acı ilacı tatlı şurupla içireceğiz.” demiş ve yöntemini açıklamıştır. Bu yöntem şirket yöneticilerinin çok hoşuna gider ve uygulama kararı alınır. Çalışanlar, bu değişiklikle birçok yeni hak elde ettiklerini düşünürken, kaybettikleri çok daha önemli hakların farkına varmazlar. Bu şirkette, aşağıdaki yöntemlerden hangi-sinin kullandığı söylenebilir?
A
İtici uyarıcıya koşullama
B
Kademeli yaklaşma
C
Taşırma
D
Eşik
E
Zıt tepki
40 numaralı soru için açıklama 
Zıt tepki (çatışan uyarıcılar) yöntemi: Bu yöntemde istenmeyen tepkiyi meydana getiren uyarıcı ile onunla rekabet edebilecek güçte is-tenen uyarıcı bir arada sunulur. Böylece, istenenin etkisiyle (hatırına), isten-meyen giderilir. Danışmanın “Acı ilacı tatlı şurupla içireceğiz” açıklaması, istenenin etkisiyle istenmeyeni gi-dermeyi çağrıştırmaktadır. (Cevap E)
Soru 41
Elektronik bir cihazın arkasında, farklı renklere sahip üç kablo ve bu kabloların yerleştirileceği, kablo renkleriyle aynı üç giriş yuvası bulun-maktadır. Bireyin, kabloları doğru şekilde yerleştir-mesi için kullanacağı en uygun öğrenme şekli aşağıdakilerden hangisidir?
A
Deneme – yanılma
B
Kavrama yoluyla öğrenme
C
Modelden öğrenme
D
Edimsel koşullanma
E
Bağsal öğrenme
41 numaralı soru için açıklama 
Kabloların renkleri ile bu renklere uygun giriş yerleri belli olduğu için, uyarıcıları (kablolar ile giriş yerleri) inceleyip, birbiriyle karşılaştırma ve ardından aralarında ilişki kurarak doğrudan çözüme ulaşma, bu durumda etkili bir öğren-me şekli olarak karşımıza gelmektedir. Uyarıcıları inceleyip – karşılaştır – ilişki kur ve doğrudan çözüme ulaş şeklinde karşımıza çı-kan öğrenme durumuna “kavrama yoluyla öğ-renme” denir. Not: Eğer tüm kablolar ve – veya giriş yerleri aynı renkte olsaydı bu durumda zorunlu olarak deneme yanılma yoluyla öğrenme seçilirdi. (Cevap B)
Soru 42
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda öğrencilere süt dağıtılmaya başlanmıştır. “Okul sütü” tüm ülkedeki ilköğretim öğrencilerinin tümüne dağıtılarak onların sağlıklı bir biçimde büyümelerinin desteklenmesi amaçlanmıştır. Sözü edilen bu uygulama aşağıdaki öğren-ci kişilik hizmeti birimlerinden hangisinin kapsamında yer almaktadır?
A
Sağlık hizmetleri
B
Sosyal yardım
C
Rehberlik
D
Özel yetiştirme
E
Sosyal ve kültürel hizmetler
42 numaralı soru için açıklama 
Sosyal yardım hizmetleri öğrencilere, burs, barınma, beslenme, ulaşım ve ek iş gibi konu-larda yardımcı olma gibi hizmetleri kapsar. Öğ-renci sütü uygulaması öğrencilerin beslenme açısından desteklenmesi olduğu için sosyal yardım hizmetleri kapsamında yer alır. Sağlık hizmetleri ile karıştırılmamalıdır, zira sağlık hizmetleri; sağlık eğitimi, sağlık kontrolleri yapma, bulaşıcı hastalıklardan korunma, tanı ve tedavi hizmetlerini kapsar. (Cevap B)
Soru 43
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda öğrencilere süt dağıtılmaya başlanmıştır. “Okul sütü” tüm ülkedeki ilköğretim öğrencilerinin tümüne dağıtılarak onların sağlıklı bir biçimde büyümelerinin desteklenmesi amaçlanmıştır. Sözü edilen bu uygulama aşağıdaki öğren-ci kişilik hizmeti birimlerinden hangisinin kapsamında yer almaktadır?
A
Sağlık hizmetleri
B
Sosyal yardım
C
Rehberlik
D
Özel yetiştirme
E
Sosyal ve kültürel hizmetler
43 numaralı soru için açıklama 
Sosyal yardım hizmetleri öğrencilere, burs, barınma, beslenme, ulaşım ve ek iş gibi konu-larda yardımcı olma gibi hizmetleri kapsar. Öğ-renci sütü uygulaması öğrencilerin beslenme açısından desteklenmesi olduğu için sosyal yardım hizmetleri kapsamında yer alır. Sağlık hizmetleri ile karıştırılmamalıdır, zira sağlık hizmetleri; sağlık eğitimi, sağlık kontrolleri yapma, bulaşıcı hastalıklardan korunma, tanı ve tedavi hizmetlerini kapsar. (Cevap B)
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir. Sonuçları al.
43 tamamladınız.

Benzer Testler

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.