KPSS Gelişim ve Öğrenme Soruları Online Çöz 4
Tebrikler - Gelişim ve Öğrenme Testi 4 adlı sınavı başarıyla tamamladınız. Sizin aldığınız skor %%SCORE%% en yüksek skor %%TOTAL%%. Hakkınızdaki düşüncemiz %%RATING%%
Yanıtlarınız aşağıdaki gibidir.
Soru 1 |
Her birey belirli bir hızda gelişmek ve belirli bir zamanda erinlik olgunlaşmasına başlamak için bir hazır bulunuşluk mirasına sahiptir. Ancak bu hazır bulunuşluğun üst ya da alt yaş sınırlarının olduğu şeklindeki düşüncenin haklı olduğu tam olarak kesinleşmiş değildir. Her bireyin verilen bir yaş çevresinde olgunlaşmak zorunda olduğu genetik hazır bulunuşluğun, gerçekte gerçekleşip gerçekleşmediği ve erkek ya da kızların hazır bulunuşluk yaş sınırları içinde oldukları zaman erinliğe girip girmedikleri çevre etkisinin konularıdır. Bu durum, gelişimle ilgili aşağıdaki ilkelerden hangisiyle daha iyi açıklanır?
Gelişim, kalıtım ve çevrenin etkileşimiyle gerçekleşir | |
Gelişimde bireysel farklılıklar vardır. | |
Gelişimde belli bir yönelim vardır. | |
Gelişim bir bütündür. | |
Gelişim süreklidir ve belirli aşamalardan geçmektedir. |
1 numaralı soru için açıklama
Gelişim sürecinde sadece “kalıtımdan” ya da sadece “çevreden” bahsedilemez. Çünkü bu ikili, bir bütün oluşturur. Kalıtım yoluyla getirilen potansiyelin hangi ölçüde ve ne şekilde ortaya çıkacağını çevre belirler. Kalıtım, potansiyeli yani alt ve üst sınırı belirlerken; çevre alt ve üst sınır arasında hangi noktada erişimin sağlanacağını belirler. (Cevap A)
Soru 2 |
Doğum öncesi dönemde gelişim sürecine ilişkin aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır?
Fetüs, doğum öncesinin en uzun ve en son evresidir. | |
Erkek çocuklarda testosteron hormonu bu dönemden itibaren salgılanmaya başlar. | |
Bu dönemde kritik dönem olgusundan söz edilemez; kritik dönemler doğumla birlikte başlar. | |
Cinsiyet, döllenme yani dölüt evresinden itibaren belirlenmiş durumdadır. | |
Yaşam sürecindeki en hızlı gelişim dönemidir. |
2 numaralı soru için açıklama
Kritik dönemler, doğum öncesi dönemden itibaren başlar, hatta anne karnındaki ilk üç ay, doğum öncesinin kritik dönemi kabul edilir. (Cevap C)
Soru 3 |
7 aylık Özlem, yorganının tepesinde duran plastik ördeği kavramaya çalışır. Neredeyse tutacaktır, kendini sallar ve ördek yanına doğru kayıp düşer. Elinin çok yakınında ancak yorgan kıvrımlarından birinin arkasında kalır. Özlem’in gözleri hareketi izlemiş, hatta eliyle de izlemiştir. Ancak ördek gözden kaybolur kaybolmaz gerisi gelmez. Kolayca yapabileceği halde yorganın kıvrımının arkasına bakmak aklına gelmez, hiç aramadan yorganı mekanik bir şekilde kıvırır. Özlem’in bu davranışı, Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanabilir?
Yapaycılık | |
Sınıfa dâhil olma | |
Korunum | |
Nesne sürekliliği | |
Benmerkezci düşünme |
3 numaralı soru için açıklama
Nesne sürekliliği bir nesne veya kişinin görme alanının dışına çıktığında bile doğada yok olmadığının (kaybolmadığının) farkına varılması işlemidir. Bebek algılasa da algılamasa da nesnenin o anda var olduğunu anlar. 5 aylık bir bebek gözünün önündeki bir nesne kaldırıldığında yok olduğunu, böyle bir nesnenin evrende bulunmadığını düşünür. 9 aylık bir bebek ise gözünün önünden kaldırılan nesnenin evrende var olduğunu düşünür ve onu değişik şekillerde aramaya çalışır. (Cevap D)
Soru 4 |
Ergenler çocuklara oranla düşüncelerini daha iyi yönetmekle kalmazlar, aynı zamanda kullandıkları süreçleri başkalarına daha iyi açıklarlar. Sorulduğunda ergenler yalnızca ne düşündüklerini anlatmazlar, aynı zamanda neden konusunu da açıklarlar; ne düşündüklerini bilmek farklı düşünmelerine ve problemleri etkili biçimde çözmelerine yol açmaktadır. Bununla birlikte ergenler insanların bilişsel etkinliklerini tümüyle kontrol edemediklerini de çocuklara oranla daha iyi anlarlar. Örneğin bir çalışma, ergenlerin ve yetişkinlerin çocuklara oranla bir şey düşünmeden uzun zamanlar geçirilemeyeceğini daha iyi anladıklarını, çoğunlukla olmasını istemediğimiz düşüncelerimiz olduğunu, uzaklaşmaya çalıştığımız bu düşüncelerin sıklıkla geri geldiğini anladıklarını bulmuştur. Bu durum, Piaget’nin bilişsel gelişim kuramına göre aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanabilir?
Kişisel efsane | |
Üstbiliş | |
Tümevarımsal düşünme | |
Yanlış inanç ilkesi | |
Omnipotent düşünme |
4 numaralı soru için açıklama
Üstbiliş (metabiliş), ergenin kendi düşüncesi ve başkalarının düşüncesi hakkında düşünebilme becerisi olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda ergen, başkalarının ne bildiğini ve nasıl bildiğini araştırmakta, böylelikle başkalarının kullandığı stratejileri görme ve kullanma şansı elde etmektedir. Bu özellik ergene, kendini inceleme ve kendini düzenleme olanağı kazandırmaktadır. Özellikle içsel diyaloglar şeklinde gelişmesi beklenen kişisel değerlendirme ve düzenlemelerle ergen herhangi bir uygulama yapmaksızın soyut gerçeklikle ilgili içgörü (farkındalık) kazanmaktadır. (Cevap B)
Soru 5 |
Ergenin düşüncesi çocuğunkine göre somut olaylara daha az bağlıdır. Çocuğun düşüncesi şimdi burada doğrudan gözlemleyebildiği olaylara ve şeylere odaklıdır, yani doğrudan gözleyebildikleri şeyler ve olaylara. Ancak ergenler gördüklerinin ötesindeki olasılıklar hakkında düşünebilirler. Başka bir şekilde söyleyecek olursak, çocuk için olası olan gerçek olandır; ergen için ise gerçek olan olası olanın bir alt kategorisidir. Çocuklar örneğin, ergenlerin genellikle yaptığı gibi, kişiliklerinin gelecekte nasıl değişeceğini ya da farklı meslek tercihleriyle yaşamlarının değişebileceğini düşünmezler. Çocuğa göre sen kimsen o’sun. Ancak ergen için sen kimsen; kim olabileceklerinden bir tanesisin. Buna göre; ergenlerin bilişsel gelişimi için aşağıdakilerden hangisinin söylenmesi mümkündür?
Ergenlikte bireyler gerçek olanla düşüncelerini sınırlamak yerine neyin olası olduğunu çocuklardan daha iyi bilebilirler. | |
Ergenler soyut kavramları daha iyi düşünebilirler. | |
Ergenlikte, bireyler düşünce sürecinin kendisi hakkında daha çok düşünmeye başlarlar. | |
Ergenlerin düşüncesi tek bir konuyla sınırlanmak yerine çok yönlü olmaya başlamaktadır. | |
Ergenler çocuklara oranla, bir kez daha önce inandığı şeylerin gerçekliğinden kuşku duymaya başladığında her şeyin belirsiz olduğunu ya da hiçbir bilginin tamamen güvenilir olmadığını hissetmeye başlar. |
5 numaralı soru için açıklama
Piaget, çocuk ve ergenlerin var olan gerçek bir durum ile olasılıklar arasındaki ilişkiyi farklı yorumladığına inanmaktadır. Bir problem çözme durumuyla karşı karşıya geldiğinde, mümkün olan en kısa zamanda ve edinmiş olduğu somut işlemler dönemi becerisiyle yol almakta, problemle ilgili araştırabileceği öncelikleri ve karakteristikleri kaçırmaktadır. Bu bağlamda çocuk probleme ve problemin ayrıntılarına odaklanmaktadır. Ergen ise problemde görünenin ötesine geçip, çözümle ilgili olası yolları belirlemekte ve seçenekleri test etmektedir. Çocuk ve ergenin problemin çözümüne yaklaşımındaki bir diğer farklılık, çocuğun başlangıçta “gerçek”ten başlayıp “ilgisiz”e ulaşması, ergenin ise “olasılık” tan başlayıp “gerçek”e ulaşmasıdır. (Cevap A)
Soru 6 |
Çocuk bir topu görme ve dokunma aracılığıyla yaşar. Çocuk topu gözlemledikçe ve özelliklerini hissettikçe “bellek imgeleri” haline gelen iç tepkiler ortaya çıkar. “Top” sözcüğü nesneye içsel tepkilerin hissedilmesiyle aynı anda tekrar tekrar duyulur. “Top” sözcüğü ve bellek imgeleri biri diğeri ne akla getirecek biçimde ilişkilendirilmiş olur. Dil gelişimine ilişkin olarak aktarılan bu bakış açısı aşağıdakilerden hangisidir?
Sosyal öğrenme | |
Bilişsel | |
Edimsel koşullanma | |
Tepkisel koşullanma | |
Nativist |
6 numaralı soru için açıklama
Staats, küçük çocukların sözcüklerin anlamını klasik koşullama aracılığıyla kazandığını ileri sürmüştür. Bir köpekle yapılan Pavlov deneyini anımsıyorsunuz. Staats, benzer bir sürecin çocuk bir sürecin anlamını kazanırken de ortaya çıktığını düşünmektedir. Bir nesneye tekrar tekrar bağlanan bir sözcük koşullu uyaran olmakta ve “anlamı” meydana çıkardığı içsel duyguda ve duyusal tepkilerde yatmaktadır. (Cevap D)
Soru 7 |
Nevrotik eğilimli insanların çoğunda ortak bir özellik görülür. Bu kişiler yaşantılarından söz ederken “Gördünüz mü, yine başıma ne geldi!”, “Böyle şeyler hep beni bulur!”, “Zaten hiçbir zaman şansım olmadı!” gibi anlatımları sık kullanırlar. Çevrelerinde gelişen olaylara kendi katkılarının da bulunabileceği ve hatta bu olaylara kendilerinin neden olmuş olabileceği düşüncesi onları son derece tedirgin eder, direnmeye ya da savunmaya geçmelerine yol açar. Neden bulma, bir insanın varoluşunun sorumluluğunu üstlenmekten kaçınmak için en sık kullandığı mekanizmalardan biridir. Yukarıdaki örneklerde vurgulandığı gibi, neden uydurma çoğu kez aşağıdaki mekanizmalardan hangisiyle birlikte işler?
Bastırma | |
Gerileme | |
Dışlaştırma | |
Ödünleme | |
Yüceltme |
7 numaralı soru için açıklama
Neden uydurma çoğu kez dışlaştırma mekanizmasıyla birlikte işler. Dışlaştırma terimi, kişinin kendi düşünce, duygu ya da algılarını dış çevreye ilişkin görme eğilimini tanımlar. Nevrotik eğilimli insanlarda bu durum daha çok, kendi güçlüklerinden ötürü dış etmenleri sorumlu tutma biçiminde görülür. Benliğini idealleştiren kişi gerçek benliğinden uzaklaşır. Dışlaştırmada ise benlik alanı tümden terk edilir ve olaylar benliğin dışında yer alıyormuşçasına yaşanır. Dışlaştırma, idealleştirilmiş ve gerçek benlikleri arasındaki uyuşmazlıklar katlanılması güç gerilimler yarattığında başvurulan bir mekanizmadır. (Cevap C)
Soru 8 |
Mükemmeliyetçi bir ailede yetişen Selim Bey, ailesinin tek çocuğudur. Ailesinin isteği üzerine başarılı bir avukat olmuştur. Çok yoğun çalıştığından evlenmeyi bile düşünmemiştir. Artık 40’lı yaşlarına gelen Selim Bey, evde çalıştığı bir gün sokakta oynayan çocukların seslerini duyarak hüzünlenir. Neden hala bekâr olduğunu, bir çocuk sahibi olmadığını düşünür ve yalnızlığın zor olduğunu aklından geçirir. İş hayatındaki başarılarının buna değer olup olmadığını sorgulamaya başlar. Ertesi gün hayata farklı gözlerle baktığını fark ederek şaşırır. Yukarıdaki paragraf göz önüne alındığında Selim Bey için aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
İşinde başarılı olmasına rağmen üretkenlik krizi yaşamaktadır. | |
Yalıtılmışlık krizini atlatamamıştır. | |
İpotekli bir kimlik statüsü geliştirmiş ve herhangi bir kimlik bunalımı yaşamamıştır | |
Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk dönemine girmiştir. | |
Yeni bir kimlik arayışındadır. |
8 numaralı soru için açıklama
“Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk” döneminde; yaşlılık döneminde bireyin kendi yaşamına yönelik yaptığı değerlendirme, onun bu dönemin temel karmaşasında hangi yönünün ağır bastığını da ortaya koymaktadır. Geçmişine baktığında yaptıkları, yapamadıkları ve başarıları, başarısızlıkları ile "yaşamına sahip çıkan"; geçmişi özlemekten çok yaşlılığın kendine özgü zorluklarını kabul eden ve kendini yaşamında "başarılı" hisseden birey benlik bütünlüğünü sağlamış demektir. Geçmişini hep yanlışlarıyla, pişmanlıklarıyla hatırlayan; sürekli olarak geriye dönüp bir şeyleri değiştirebilmeyi hayal eden, içinde bulunduğu dönemden ve yaşamından "şikâyet eden'" birey ise yaşlılığını umutsuzluk, mutsuzluk içinde geçirecektir. (Cevap D)
Soru 9 |
Freud, bebeklerin oral evredeki gelişim biçimlerinin yetişkin olarak kişiliklerinin temelini oluşturduğunu ileri sürmüştür. Aşağıdakilerden hangisi oral evreye dair doğru bir ifade değildir?
Yemeği içine almakta haz bulan bebek, bilgiyi ya da gücü doymak bilmez bir şekilde “içine alan” ya da elde eden ve diğer önemli insanlarla iş birliği yapan ya da özdeşleşen bir yetişkin olur. | |
Çekildiğinde meme ucuna tutunmaya çalışmak, kararlılığa ve inatçılığa götürebilir. | |
Isırma “yıkıcılığın”, “ısıran” alaycılığın, kinizmin ve baskınlığın bir prototipidir. | |
Ağzı sıkıca kapatmak reddetmeye, olumsuzculuğa ya da içe dönüklüğe götürür. | |
Daha genel olarak karşı cinsiyete ve otorite sahibi kişilere karşı süregelen tutumların izleri bu evreye kadar sürülebilir. |
9 numaralı soru için açıklama
Oral dönem 0-1 yaş arasındaki bebeklik dönemini kapsar. Oral dönemde temel haz kaynağı emmedir. Emme pasif ve bağımlı bir davranıştır. Freud'a göre anne ya da anne yerine geçen yetişkin tarafından çocuğun memeden erken kesilmesi ya da aksine çok uzun emzirilmesi onun bu döneme bağımlı olmasına neden olmaktadır. Emme ihtiyacı daha sonraki yaşamında da sürmektedir. Örneğin, öğrencilerin sinirli ve gergin olduğunda tırnak yemeleri, Freud'un oral bağımlılık olarak tanımladığı durumun bir göstergesidir. Psikanalitik görüşe inanan psikologlara göre çocuğun yaşama küsmesi ya da onu sevmesi annenin tutumuna bağlıdır. Çocuğun ilerde göstereceği ruhsal özelliklerin temelini oluşturur. Örneğin, çocuğun birdenbire sütten kesilmesi yaşama küsmesine yol açar. Bunu yapan anneye karşıda çocuk düşmanlık duyguları geliştirir. Sevme ve düşmanlık duyguları gibi iki zıt durumda kalan çocuk bilinçsiz olarak ruhsal bir çatışmanın içine girer. Böyle bir kimse anne aracılığıyla diğer insanlara karşı olan sevgi ve bağlılığını da yitirir. Bu da onun toplumsal gelişimini olumsuz yönde etkiler. Doğumdan sonraki bir yıl oral dönem olarak anılmaktadır. Bu evrede haz kaynağı, pasif ve bağımlı bir davranış olan emmedir. Freud' a göre bebeğin bu evrede anne tarafından aşırı şekilde emzirilmesi veya memeden kesilmesi oral evreye takılmakla sonuçlanır. Dolayısıyla ağız yoluyla haz alma davranışı ilerde başka yaşantılara genellenmekte ve kişilik oral karakter kazanmaktadır. Oral karakterdeki kişiler gergin, bağımlı ve karmaşık bir duygusal yapıya sahiptirler. (Cevap E)
Soru 10 |
Çift yumurta ikizi kardeşlerden Özlem, kendini değersiz bulmasına karşın çevresindeki insanlara ilişkin olumlu değerlendirmelerde bulunmaktadır. Ramazan ise kendini değersiz bulmakta ve çevresindeki insanları güvenilmez olarak değerlendirmektedir. Horowitz’in bağlanma kuramına göre, Özlem ve Ramazan’ın bağlanma stilleri, aşağıdakilerden hangisinde sırasıyla belirtilmiştir?
Korkulu - Kayıtsız | |
Kayıtsız - Korkulu | |
Korkulu - Saplantılı | |
Kayıtsız - Saplantılı | |
Saplantılı - Korkulu |
10 numaralı soru için açıklama
Horowitz’in Dörtlü Bağlanma Modelinde, bağlanma şekillerine göre bireylerin özelliklerine yer verilmiştir: Saplantılı (Kaygılı – Kararsız) Bağlanma: Kendini olumsuz ve değersiz hisseder; buna karşın çevresindeki kişileri olumlu ve değerli görür. Korkulu Bağlanma: Hem kendisini hem de çevresini olumsuz ve değersiz kabul eder. (Cevap E)
Soru 11 |
Turşu suyu satan dükkanın önünden geçen bir kişi, burnuna gelen kokuyla ağzının sulandığını fark eder. Bu durumla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?
Tepkisel koşullanma yoluyla öğrenme gerçekleşmiştir. | |
İkincil öğrenme gerçekleşmiştir. | |
Koku uyarıcısı, doğal olarak ağız sulanmasına yol açacağı için herhangi bir öğrenme gerçekleşmemiştir. | |
Edimsel koşullanma yoluyla öğrenme gerçekleşmiştir. | |
Oluşan tepki otomatik – bilinçsiz olduğu için öğrenme gerçekleşmemiştir. |
11 numaralı soru için açıklama
Bir kişinin turşu yerken ağzının sulanması doğal bir tepkidir. Çünkü turşu (ekşi) koşulsuz uyarıcı, bu durumda ağzımızın sulanması da koşulsuz tepki durumundadır. Ancak, turşu suyu satan dükkânın önünden geçen bir kişinin burnuna gelen kokuyla ağzının sulanması örneğinde süreç farklıdır. Çünkü kokuya verilen tepki doğuştan değil öğrenilmiştir. Bu durumda, örnekteki kişinin burnuna gelen koku “koşullu uyarıcı”, ağzının sulanması ise “koşullu tepki” durumundadır. Açıklaması yapılan bu durum, tepkisel koşullanma yoluyla öğrenmeye uygundur. (Cevap A)
Soru 12 |
Kalabalık bir caddede yürürken, karşınızdan gelen birisi size şiddetli bir omuz darbesi geçiriyor. Sendeliyorsunuz. Yere düşmekten son anda kurtuluyorsunuz. Hemen arkanıza dönüp, size çarpan kişiye bakıyorsunuz. Bu kişi önce duraksar gibi oluyor ancak arkasına bakmadan yürümeye devam ediyor. Size yapılan bu harekete sinir oluyorsunuz ve hemen size çarpan adamın peşine takılıyor, önüne geçiyorsunuz. Tam “Kör müsün be adam, önüne baksana” diyeceksiniz ki, o kişinin gerçekten de siyah gözlükler ve elinde ince bir bastonla yürümeye çalışan âmâ birisi olduğunu fark ediyorsunuz… Halen kızgınlığınız devam ediyor mu? Bu parçaya dayanarak, “Eğer bir tepkiyi oluşturan tek etken uyarıcı olsaydı, kişinin kızgınlığı devam eder ve kendisine çarpan kişiye bağırırdı.” diyen bir kişi, aşağıdaki kuramlardan hangisinin öngörüsünü eleştirmektedir?
Amaçlı davranışçılık | |
Davranışçılık | |
Fenomenolojik | |
Gestalt | |
Bilgi işlem |
12 numaralı soru için açıklama
Davranışçı kuramcılar, tüm davranışlarımızın basit bir U – T ilişkisi içerisinde açıklanabileceğini savunur. “Eğer bir tepkiyi oluşturan tek etken uyarıcı olsaydı” şeklinde eleştiri yapan kişi, tepkinin tek kaynağının uyarıcı olduğunu savunan davranışçı görüşü eleştirmektedir. (Cevap B)
Soru 13 |
Bir deneyde anneler ve küçük çocukları katılımcı olarak bulunmaktadır. Deneyin yapıldığı odanın ortasına bir kavanoz konur. Önce anneler teker teker odaya alınır ve kavanozu gördükleri andaki tepkilerine bakılır. Neredeyse odaya giren annelerin tamamı gördükleri şey karşısında korku yaşar ve kavanozun uzağında durur. Daha sonra odaya teker teker çocuklar alınır ve yine tepkileri gözlenir. Odaya giren çocukların birçoğu kavanozun yanına yaklaşıp incelemeye çalışır, hatta bazıları kavanozun kapağını açar ve içindeki şeyi eline alıp oynamaya çalışır. Buna göre, katılımcıların kavanozun içerisinde gördükleri şey ile tepkisel koşullanma sürecinde yer alan aşağıdaki öge ya da süreçlerden hangisi arasında bir paralellik kurulabilir?
Uyarıcı genellemesi | |
Koşulsuz uyarıcı | |
Koşullu uyarıcı | |
Duyarlılaşma | |
Alışma |
13 numaralı soru için açıklama
Tepki üretme gücü doğuştan var olan uyarıcılara “koşulsuz uyarıcı”, bu uyarıcılara verilen tepkilere ise “koşulsuz tepki” denir. Yani koşulsuz uyarıcı ile koşulsuz tepki arasında doğal (öğrenilmemiş) bir ilişki bulunmaktadır. Organizma üzerinde başlangıçta olumlu ya da olumsuz bir tepkiye yol açmayan uyarıcının (nötr uyarıcı), koşulsuz uyarıcı ile eşleştirilmesi sonucunda tepki üretme gücü kazanması halinde yeni ismi “koşullu uyarıcı” olur. Bu uyarıcıya verilen tepkiye ise “koşullu tepki” denir. Yani koşullu uyarıcı ile koşullu tepki arasında yapay (öğrenilmiş) bir ilişki bulunmaktadır. Deneyde, annelerin kavanozda gördüğü şeyden ürktüğü, birçok çocuğun ise tepkide bulunmadığı görülmektedir. Eğer, kavanozdaki şey koşulsuz uyarıcı olsaydı, aynı türdeki bütün bireyler üzerinde aynı tepkiyi oluştururdu. Örneğin elektrik akımının oluşturduğu acı hissi (koşulsuz uyarıcı), vücudun kasılması (koşulsuz tepki) gibi. Bu durumda, kavanozdaki uyarıcı anneler için “koşullu uyarıcı”; çocuklar için ise “nötr uyarıcı” durumundadır. Yani anneler için bu, öğrenilmiş bir uyarıcıdır. (Cevap C)
Soru 14 |
Sabah uyandığında, gece eve hırsız girdiğini ve evdeki birkaç değerli eşyayı çaldığını gören Ahmet, hırsızın arka balkondan eve girdiğini fark eder. Ahmet bunun üzerine arka balkona demir parmaklık yaptırır. Aradan birkaç ay geçtikten sonra aynı evi soymak için gelen hırsız, parmaklıkları görünce bu düşüncesinden vazgeçip yan eve girer. Ahmet Bey’in arka balkona parmaklık yaptırması kendisi ve hırsız için sırasıyla aşağıdakilerden hangisinin işlevini görmüştür?
Olumlu pekiştirme – Olumsuz pekiştirme | |
Olumsuz pekiştirme – II. tip ceza | |
Kaçınma – Engelleme | |
Kaçınma – II. tip ceza | |
Olumsuz pekiştirme – Engelleme |
14 numaralı soru için açıklama
Organizmanın istemediği bir durum ile karşılaşmamak için gerçekleştirdiği eyleme “kaçınma” denir. Organizmanın istediği bir uyarıcının elinden alınması (mahrum bırakılması) ise “II. tip ceza” olarak adlandırılır. Örnek olayda, Ahmet Bey’in balkona demir parmaklıklar yaptırması, benzer bir durumla (hırsızlık – istenmeyen durum) tekrar karşılaşmamak için gerçekleştirdiği davranıştır. Yani “kaçınma” söz konusudur. Aradan bir süre geçtikten sonra, aynı evi soymak için gelen hırsızın, parmaklıkları görünce bu evi soyamaması, hırsız için “II. tip ceza” durumundadır. Çünkü hırsız, istediği bir şeyden (evi soymak) mahrum edilmiştir. (Cevap D)
Soru 15 |
Yeni üretilen bir ilacı, piyasaya sürmeden önce teste tabi tutan firma, bunun için gönüllü olan hastaları iki gruba ayırır. Gruplardan birine ilaç verilirken, diğer gruba şekli test edilen ilaca benzeyen ancak bileşiminde sadece şeker bulunan tabletler verilmiştir. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde, test edilen ilacı kullanan birinci gruptaki gönüllülerin tamamında iyileşme gözlenirken, bileşiminde şeker bulunan ve şeklen test edilen ilaca benzeyen tabletlerden alan ikinci gruptaki gönüllülerin yarısında da iyileşme gözlenmiştir. İkinci gruptaki hastaların yarısında gözlenen iyileşme, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Nosebo etkisi | |
Zeigarnik etkisi | |
Plasebo etkisi | |
Donma etkisi | |
Horn etkisi |
15 numaralı soru için açıklama
Farmakolojik açıdan herhangi bir etkisi olmayan ve çoğunlukla “ilaç” diye tanıtılan bir maddenin, bireyde oluşturduğu iyileşmeye plasebo etkisi denir. Plasebo etkisi “sahte iyileşme” olarak da bilinmektedir. Yapılan deneyde, ikinci gruptaki hastalara ilaç şeklinde şeker verildiği halde, hastaların bazılarında gözlenen iyileşme, plasebo etkisidir. (Cevap C)
Soru 16 |
Evin içinde koşturarak oynayan çocuklarına, baba yüksek bir sesle “Beni çok sinirlendiriyorsunuz.” diyerek bağırır. Çocuklar hemen oldukları yere sinip yaramazlık yapmayı bırakınca, babanın çocuklarını yaramazlık yaparken görünce bağırmayı alışkanlık haline getirdiği görülür. İlerleyen süreçte çocuklar evde yaramazlık yaparken babalarının eve geldiğini gördükleri an yaramazlık yapmayı bırakırlar. Bu duruma dayanarak, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Babanın yüksek sesle bağırma davranışı olumsuz pekişmiştir. | |
Ceza, sadece cezaya yol açan uyarıcı ortamdayken istenmeyen davranışın gösterilmemesini sağlar. | |
Babanın yüksek sesle çocuklarına bağırması, çocukları için I. tip cezadır. | |
Çocukların babaların eve geldiğini gördükleri an yaramazlık yapmayı bırakmaları kaçınma koşullanmasıdır. | |
Uygulanan ceza nedeniyle davranış sönse bile çok kısa bir |
16 numaralı soru için açıklama
Bir organizmanın gerçekleştirdiği eylemin ardından, istemediği uyarıcıdan kurtulmasına “olumsuz pekiştirme” denir. Babanın bağırdıktan sonra çocukların yaramazlık yapmayı bırakması örneğinde, babanın bağırması olumsuz pekişmiştir. Çünkü baba bağırarak istemediği bir durumdan (yaramazlıktan) kurtulmuştur. Ceza, sadece cezaya yol açan uyarıcı ortamdayken istenmeyen davranışı bastırmaktadır. Yani istenmeyen davranışı yok etmemektedir. Nitekim çocukların sadece babaları evdeyken yaramazlık yapmadığı görülmektedir. Bir organizmanın gerçekleştirdiği eylemin ardından istemediği uyarıcının ortama eklenmesine I. tip ceza denir. Çocukların yaramazlık yapınca, babalarından azar işitmesi bu durumda I. tip cezadır. Bir organizmanın istemediği durumla karşılaşmamak için yaptığı eyleme “kaçınma” denir. Çocukların, babalarının geldiğini gördükleri an yaramazlık yapmayı bırakmaları, istemedikleri bir durumla (babalarından azar işitmek) karşılaşmamak içindir. Yani çocuklarda kaçınma davranışı oluşmuştur. Ceza, bir davranışta sönmeye yol açmaz, sadece davranışı bastırır. Bu nedenle, uygulanan ceza nedeniyle davranışın sönmesi ve bir süre sonra kendiliğinden geri gelmesi söz konusu olamaz. (Cevap E)
Soru 17 |
Aşağıdakilerden hangisi, davranışçı görüşe sahip bir kuramcının görüşleri arasında yer almaz?
Çevremdeki olaylar, duygu ve davranışlarımın nedenidir. | |
Duygularımın kontrolü ve sorumluluğu başkalarındadır. | |
Bir başkasının yaşayacağı duyguya neden olabilirim. | |
Pekiştirmenin kaynağı benim. | |
Duygularımın değişimi, başkalarının değişimine bağlıdır. |
17 numaralı soru için açıklama
Davranışçılık, pekiştirmeyi öğrenmenin kaynağı olarak görür. Davranışçı kurama göre bir davranışın öncesindeki, sonrasındaki ve davranış anındaki çevresel olaylar, davranışın oluşumunda belirleyicidir. Davranışçılık, dışsal süreçlere vurgu yapan bir kuramdır ve “pekiştirmenin kaynağı benim” düşüncesine sahip değildir. Bu düşünce, bilişsel kuramlarda ağırlık kazanmaktadır. (Cevap D)
Soru 18 |
Bir gün Nasreddin Hoca’yı bir ziyafete çağırırlar. Hoca ziyafete günlük kıyafetleriyle gider ancak kendisiyle pek ilgilenen olmaz. Hemen evine gidip, en yeni ve en gösterişli elbiselerini giyerek davet edildiği ziyafete tekrar dönen hocaya bu kez daha kapıda belirir belirmez büyük bir hürmet gösterilir. Hoca, üst kattaki salonda baş köşeye oturtulur. En iyi yemekler, öncelikle ona ikram edilir. Hoca, kendisine ikram edilen her yiyecekten bir parça alıp kürküne uzatıp “Ye kürküm ye” diyormuş. Bu durumu görüp “Hocam ne yapıyorsun, hiç kürk yemek yer mi?” diyenlere, “Ne yapalım, ev sahibi bana değil, kürküme hürmetinden ikram ediyor. İlk lokma da onun hakkı” demiş. Bu fıkrada geçen Nasrettin Hoca’nın sözleri, tepkisel koşullanma sürecinde yer alan aşağıdaki süreçlerden hangisinin oluşumunu açıklayabilir?
Üst düzey koşullanma | |
Garcia etkisi | |
Uyarıcı genellemesi | |
Ön koşullanma | |
Engelleme |
18 numaralı soru için açıklama
Bir uyarıcı koşullu hale geldikten sonra, nötr uyarıcı ile koşullu uyarıcının eşleştirilmesi sonucunda, nötr uyarıcı koşullu hale gelir ve ikinci dereceden koşullanma sağlanır. Nasrettin Hoca, kendisine gösterilen ilginin kıyafetinden kaynaklandığını fark edince “Ye kürküm ye” demiştir. Bu durumda, alakayı sağlayan uyarıcı kürktür. Yani kürk koşullu uyarıcı, Nasrettin Hoca nötr uyarıcıdır. Nasrettin Hoca kürkü giyince nötr uyarıcı ile koşullu uyarıcı eşleşmiş ve Nasrettin Hoca koşullu uyarıcı haline gelmiştir. (Cevap A)
Soru 19 |
Afrika kabilelerinden birinde bir bebek doğduğu zaman, kabilenin kadın üyeleri birlikte ormana çekilir ve o bebek için bir şarkı yaparlarmış. Her biri bebeği kucağına alıp, bebeğin dikkatle gözlemledikleri özellikleri ve gücünü ona anlatan bir şarkı söylerlermiş. Bu bebek büyüyüp bir yetişkin olduğunda, bebekliğinden başlayıp çocukluk yılları boyunca devam eden bu şarkıdaki birçok özelliği taşıdığı görülürmüş. Bebeğin yetişkinlik yıllarında sergilediği özellikler, aşağıdakilerden hangisiyle daha iyi açıklanabilir?
Gizil (ikincil) öğrenme | |
Pygmalion etkisi | |
Duyarsızlaşma | |
Batıl davranış | |
Plasebo etkisi |
19 numaralı soru için açıklama
Kendini gerçekleştiren kehanet yani pygmalion etkisi “Aklıma gelen başıma geldi.” durumudur. Pygmalion etkisi, “Bir kişi neyin olmasını bekliyorsa, onun olma ihtimali daha fazladır. Çünkü düşünce davranışa yön verir.” şeklinde açıklanabilir. Afrika kabilelerinde kadınların bebekte gözlediği özelliklerle ilgili şarkı yapması ve bebeğin büyüyüp bir yetişkin oluncaya kadar bu şarkıları duyması, kendisini böyle olduğuna inandırmakta, düşünce davranışa yön vermekte ve bireyin kişiliği bu yönde gelişmektedir. Bu durumda, büyüyüp bir yetişkin haline gelen kişide, bebeklik yıllarından beri kendisine söylenen şarkılardaki özelliklerin gözlenmesi pygmalion etkisidir. (Cevap B)
Soru 20 |
Arkadaşlarıyla birlikte eğlenceye giden Murat, bir arkadaşının şaka olsun diye attığı taşın başına çarpmasıyla ciddi biçimde yaralanır. Bu olaydan sonra arkadaşları ne zaman pikniğe çağırsa içini korku kaplayan Murat’ın, aradan bir süre geçtikten sonra korkusu giderek azalmış ve sonuçta ortadan kalkmıştır. Murat’ın arkadaşının attığı taştan yaralanmasını, pikniğe çağrıldığı zaman içini korku kaplamasını ve bu korkunun giderek ortadan kalkmasını açıklayan tepkisel koşullanma kavramları, aşağıdakilerin hangisinde doğru sırada verilmiştir?
Koşulsuz tepki, koşullu uyarıcı, gölgeleme | |
Nötr uyarıcı, koşullu tepki, sönme | |
Koşulsuz uyarıcı, koşulsuz tepki, kendiliğinden geri gelme | |
Koşullu tepki, koşullu uyarıcı, koşullu tepki | |
Koşulsuz uyarıcı, koşullu tepki, sönme |
20 numaralı soru için açıklama
Organizma üzerinde tepki üretme gücü doğuştan var olan uyarıcılara “koşulsuz uyarıcı”, bu uyarıcılara verilen tepkilere “koşulsuz tepki” denir. Nötr uyarıcının, koşulsuz uyarıcı ile eşleşip tepki üretme gücü kazanınca aldığı yeni isim “koşullu uyarıcı”, bu uyarıcıya verilen tepkiye “koşullu tepki” denir. Örnekte, Murat’ın arkadaşının attığı taştan yaralanması “koşulsuz uyarıcı” durumundadır. Murat, korku tepkisi için nötr uyarıcı olan piknik ile, yaralanma durumunu ilişkilendirmiş ve piknik “koşullu uyarıcı” haline gelerek korku tepkisi oluşturmaya başlamıştır. Bu durumda Murat’ın pikniğe çağrıldığında içini korku kaplaması “koşullu tepki” durumundadır. Tepkisel koşullanmada koşulsuz uyarıcı “pekiştirme” görevi üstlenir. Kural olarak, pekiştirilmeyen davranışlar söner. Yani organizma bir süre koşullu uyarıcı ile karşılaşır, ancak ardından koşulsuz uyarıcı gelmezse tepkinin sönmesi beklenir. Örnek olayda, Murat geçirdiği yaşantının ardından ne zaman pikniğe çağrılsa içini koku kaplamış ancak benzer bir durum yaşamadığı için korku tepkisi giderek azalmış ve sonunda ortadan kalkmış yani sönmüştür. (Cevap E)
Soru 21 |
Rescorla, yapmış olduğu bazı çalışmalar sonucunda, tepkisel koşullanmanın doğru kabul edilen bazı ilkelerinin aslında doğru olmayabileceğini göstermiştir. Rescorla’nın çalışmalarından hangisi, yukarıdaki açıklamaya uygundur?
Engelleme | |
Gölgeleme | |
Yer değiştirme | |
İleriye koşullama | |
Geriye koşullama |
21 numaralı soru için açıklama
Pavlov’a göre koşullanmanın gerçekleşmesi için, koşulsuz uyarıcı daima koşullu uyarıcıdan sonra gelmelidir. Aksi halde koşullanma meydana gelmez. Rescorla ise, habercilik ilkesi üzerinde yaptığı çalışmalarda, koşulsuz uyarıcının, koşullu uyarıcıdan önce geldiği durumlarda da koşullanmanın oluşabileceğini ortaya koymuştur. Bu ilişkiye olumsuz habercilik (geriye koşullama) adını vermiştir. Yani Rescorla’nın olumsuz habercilik (geriye koşullama) çalışması, Pavlov’un koşullanmaya dair temel düşüncesine itiraz niteliği taşımaktadır. Editörün Notu: Olumsuz habercilik (geriye koşullama) yoluyla koşullanma meydana gelmektedir. Ancak etkisi en düşük koşullanma şeklidir. (Cevap E)
Soru 22 |
Ispanak yemekten hoşlanmayan Murat, annesine ıspanak yemek istemediğini ne kadar söylese de annesi her çarşamba ıspanak yapmakta, Murat da aç kalmamak için, mecburen ıspanaktan yemektedir. Bir çarşamba akşamı ıspanak yedikten sonra midesi bulanmış numarası yapan Murat, ertesi hafta çarşamba günü annesinin ıspanak yapmadığını fark eder. Sonraki haftalarda da annesi ne zaman ıspanak yapsa midesi bulanmış numarası yapmaya devam eden Murat, bir süre sonra annesinin ıspanak yapmadığını görür ve çok mutlu olur. Murat’ın midesi bulanmış numarası yapması, aşağıdakilerden hangisine örnek olabilir?
Annesinin ıspanak yapma davranışını bastırdığı için itici uyarıcıyla davranış kontrolü | |
Ispanak yemekten kurtulmasını sağladığı için kaçma | |
Annesinin ıspanak yapma davranışını ortadan kaldırmaya yönelik olduğu için sönmeye tabi tutma | |
Ispanak yemekten kurtulmasını sağladığı için kaçınma | |
Ispanaktan kurtulmasını sağladığı için karşıt koşullama |
22 numaralı soru için açıklama
Organizmanın, istemediği uyarıcıyla karşılaşmamak için yaptığı eyleme “kaçınma” denir. Örnekte, çocuğun midesi bulanmış numarası yapması sayesinde, annesinin ıspanak yapmaktan vazgeçtiği görülmektedir. Yani çocuk, bu eylemi sayesinde istemediği şeyle (ıspanak) karşılaşmamaktadır. Bu durumda çocuğun midesi bulanmış numarası yapması, ıspanak yemekten kurtulmasını sağladığı için kaçınmadır. (Cevap D)
Soru 23 |
Evi 6. katta olan Yusuf’un iş yeri 5. kattadır. Ali iş yerine gittiğinde sık sık asansörün 6. kat düğmesine, evine gittiğinde ise 5. kat düğmesine basmaktadır. Ali’nin bu davranışı, aşağıdakilerden hangisinin sonucudur?
Öğrenmenin aktarılması | |
Alışkanlık çatışması | |
Öncelik etkisi | |
Ket vurma | |
Alışma |
23 numaralı soru için açıklama
Rutin hale gelmiş, düşünmeden yapılan, otomatikleşmiş davranışlara “alışkanlık” denir. Ancak bazı durumlarda aynı uyarıcı için iki farklı alışkanlık durumu oluşabilir. Bu durumda “alışkanlık çatışması” meydana gelmektedir. Bir kişinin kapı ziline, asansör düğmesine basarken, musluğu çevirirken, elektrik butonuna basarken gerçekleştirdiği davranışların tamamı alışkanlık içermektedir. Ancak bir kişinin kapı zili, hemen her gün karşılaştığı bu uyarıcı, evde farklı işte farklı bir yerde olabilir. Ya da asansör düğmesi örneğinde olduğu gibi, bir kişi her gün evine gelirken 5. kata, iş yerinde 6. kata basabilir. Bu durum, aynı uyarıcı durum için iki farklı alışkanlığın kazanılmış olmasından yani alışkanlık çatışmasından kaynaklanmaktadır. (Cevap B)
Soru 24 |
Bir okulda göreve yeni başlayan Sevinç Öğretmen, öğrencilerine her hafta ödev vermektedir. Öğrencilerini bazen yaptıkları ilk ödevin ardından pekiştiren öğretmen, bazen dört bazen de iki ödevin ardından pekiştirmektedir. Bu öğretmenin dersinde ilk kez ödev yapan ve pekiştirilen Murat, yaptığı ikinci ve üçüncü ödevlerin ardından pekiştirilmediği için ödev yapmamaya başlamıştır. Ancak, sıra arkadaşının ödev yaptığı bir gün yine pekiştirildiğine tanık olunca Murat, tekrar ödev yapmaya başlamıştır. Bu parçaya dayanarak, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Bir davranışın dolaylı pekiştirilmesi, doğrudan pekiştirilmesi kadar etkili olabilir. | |
Bir davranışın öğrenilmiş olması, her daim sergileneceği anlamına gelmez. | |
Pekiştirilmediği için sönen davranışlar, kendiliğinden geri gelebilir. | |
Modelin gözlenen davranışının pekiştirilmesi, taklit edilme olasılığını artırmaktadır. | |
Öğretmen aralıklı pekiştirme tarifesi kullanmaktadır. |
24 numaralı soru için açıklama
Pekiştirilen bir davranışa tanık olan bireyde de pekiştirme etkisi oluşmaktadır. Bu olaya “dolaylı pekiştirme” denir. Sıra arkadaşının ödev yaptığı bir gün pekiştirildiğine tanık olan öğrencinin tekrar ödev yapmaya başlaması, dolaylı pekiştirmedir. Bu durum, “kendiliğinden geri gelme” olarak adlandırılamaz. Çünkü, - Kendiliğinden geri gelme olabilmesi için davranışın pekiştirilmediği halde ortaya çıkması gerekir. - Kendiliğinden geri gelme, tepkisel ve edimsel koşullanma kuramlarına ait bir kavramdır. Oysa örnekte sosyal öğrenme söz konusudur. Sosyal öğrenme ile ilişkili bir durum, davranışçı öğrenme kuramları kavramları ile açıklanamaz. (Cevap C)
Soru 25 |
Bir sınav kitapçığının son sayfasında yer alan “Sınavda Uyulacak Kurallar” bölümünde şu ifadeye yer verilmiştir: “Sınav sonunda soru kitapçıkları toplanacak ve ÖSYM’de tek tek incelenecektir. Soru kitapçığının bir sayfası bile eksik çıkarsa sınavınız geçersiz sayılacaktır.” Parçada belirtilen kuraldan ötürü sınavı iptal edilen bir aday için, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Adayın sınavının geçersiz sayılması aday için II. tip ceza, sınav olumlu pekiştireçtir. | |
Adayın sınavının geçersiz sayılması aday için II. tip ceza, eksik çıkan sayfa olumsuz pekiştireçtir. | |
Adayın sınavının geçersiz sayılması aday için I. tip ceza, kitapçıkların tek tek incelenmesi olumlu pekiştireçtir. | |
Adayın sınavının geçersiz sayılması aday için II. tip ceza, sınav olumsuz pekiştireçtir. | |
Adayın sınavının geçersiz sayılması aday için I. tip ceza, eksik çıkan sayfa olumlu pekiştireçtir. |
25 numaralı soru için açıklama
II. tip ceza, organizmanın istediği uyarıcının (olumlu pekiştirecin) ortamdan çıkartılmasıdır. Birey bu durumda istediği bir şeyden yani olumlu pekiştireçten mahrum bırakılmaktadır. “Sınav sonunda soru kitapçıkları toplanacak ve ÖSYM’de tek tek incelenecektir. Soru kitapçığının bir sayfası bile eksik çıkarsa sınavınız geçersiz sayılacaktır.” açıklamasında, bir mahrumiyet – mahrum bırakma söz konusudur. Bu durumda, sınavın iptal edilmesi II. tip ceza, sınav ise olumlu pekiştireç durumundadır. (Cevap A)
Soru 26 |
Bir öğretmen, tüm uyarılarına karşın yaramazlığa devam eden öğrencisine bir tokat patlatır. Öğrenci o anda yaramazlığı bırakır. Teneffüs zili çaldığında bahçeye çıkan öğrenci, öfkesini okula henüz bu yıl başlayan birinci sınıf öğrencilerinden, onlara birer tokat patlatarak çıkartır. Öğretmenin çocuğa tokat atması, bir davranış kontrol tekniği olan cezanın sakıncalarından hangisi için daha uygun bir örnek olabilir?
Cezanın davranışta negatif kontrast oluşturması | |
Cezanın, farkında olmadan istenmeyen bir davranışı pekiştirmesi | |
Cezanın belli bir davranış grubu üzerinde, genellenmiş ketleyici etki oluşturması | |
Cezanın istenmeyen bir davranışı bastırırken, istenmeyen yeni bir davranış doğurması | |
Cezanın sadece uygulandığı sürece davranışı bastırması ve ortadan kalkmasıyla birlikte istenmeyen davranışın tekrar ortaya çıkması |
26 numaralı soru için açıklama
Cezanın birçok olumsuz etkisi bulunmaktadır. Bunların başında, cezanın istenen davranışı öğretememesi gelir. Yani ceza, istenmeyen davranışın ne olduğunu gösterir ancak istenen davranışın ne olduğu hakkında bilgi vermez. Bunun dışında, ceza bazen istenmeyen bir davranışı pekiştirebilir. Bireye davranışı yapmamayı değil, yapsa bile yakalanmamayı da öğretebilir. Ceza, istenmeyen davranışı yok etmez, sadece bastırır. Parçada, öğretmeninden tokat yiyince yaramazlığı bırakan öğrencinin (Uygulanan ceza istenmeyen davranışı bastırıyor.), teneffüste alt sınıftaki öğrencileri dövdüğü (Öfke yön değiştiriyor ve istenmeyen yeni bir davranışa yol açıyor.) görülmektedir. Yani, ceza istenmeyen bir davranışı bastırırken, istenmeyen yeni bir davranış doğurmuştur. (Cevap D)
Soru 27 |
Aşağıdakilerden hangisi, edimsel koşullanma yoluyla kazanılmış davranışlara örnek olamaz?
Çarpım tablosunda üçleri eksiksiz söylediği için dedesi tarafından ödüllendirilen çocuğun derste öğrendiği çocuk şarkısını da söylemeye başlaması | |
Girdiği sınıfta derse geç kalan öğrencisine eksi verince, sadece bu öğrencinin değil sınıftaki diğer öğrencilerin de derse geç kalmamaya özen gösterdiğini fark eden bir öğretmenin, girdiği diğer sınıflarda da derse geç kalan öğrencilere eksi vermeye başlaması | |
Birkaç kez gittiği yemek pişirme kursunun ardından yaptığı yemeklerde eşinin övgü dolu sözlerini işiten bayanın, bu kurslara gitmeye devam etmesi | |
Arkadaşına piyangodan ikramiye çıktığına tanık olan bir kişinin, piyango bileti almaya başlaması | |
Terleyince üzerindeki battaniyeyi ayağıyla itip üzerinden atabileceğini öğrenen bebeğin, ne zaman |
27 numaralı soru için açıklama
Edimsel koşullanmada bir davranışın devamlılığı, sonucuna bağlıdır. Yani organizma önce bir davranışta bulunur, davranışının ardından pekiştirilirse davranış güçlenir ve tekrar edilir. Cezalandırılan davranışlar bastırılır. Görmezden gelinen davranışlar ise söner. Arkadaşına piyangodan ikramiye çıktığına tanık olan bir kişinin, piyango bileti almaya başlaması, edimsel koşullanmaya örnek verilemez. Çünkü burada dolaylı pekiştirme söz konusu olup süreç sosyal öğrenme içerisinde açıklanmalıdır. (Cevap D)
Soru 28 |
İş yerine giderken masasına koymak için çiçek alan Mehmet, o gün işten kovulur. Yeni bir işe girdikten iki hafta sonra, evlilik yıldönümü için eşine çiçek alır ve o akşam eşiyle ciddi şekilde tartışır. Eşi, birkaç haftalığına evden ayrılır. Eşiyle barıştıktan sonra, uzun bir süreden beri düşündüğü, evin bahçesini çiçeklendirmek için toprağı kazmaya başlar. Bahçedeki çalı çırpı arasına gizlenmiş küçük bir yılan elini sokar ve acilen hastaneye kaldırılır. Tüm bu olaylardan sonra Mehmet, kendisini için çok önemli konularda çiçek almaktan kaçınmaya başlamıştır. Mehmet’in kendisi için çok önemli konularda, çiçek almaktan kaçınmaya başlaması, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?
Kendini gerçekleştiren kehanet | |
Temel yükleme (atıf) hatası | |
Öğrenilmiş çaresizlik | |
Olumsuz pekiştirme | |
Batıl davranış |
28 numaralı soru için açıklama
Edimsel koşullanmada, davranışın devamlılığı sonucuna bağlı olsa da, bazen yapılan davranış ile ulaşılan sonuç arasındaki ilişki tamamen tesadüfi olabilmektedir. Şayet organizma bu ilişkinin tesadüf olduğunu anlayamaz, anlamlı sanırsa, batıl davranış ortaya çıkmaktadır. Mehmet’in içerisinde çiçek geçen her yaşantısının ardından istenmeyen bir durumla karşılaşmasının ardından, çok önemli konularda çiçek almaktan kaçınması batıl davranıştır. Çünkü gerçekleşen olumsuz durumların hiçbiri, çiçek ile doğrudan ilişkili değildir. Aralarındaki ilişki tesadüfidir. (Cevap E)
Soru 29 |
Bir jeolog ve bir kuş meraklısı birlikte alan gezisine çıkacak olsalar, farklı nesneleri aramak için geziye çıktıkları için, aynı çevrede dolaştıkları halde farklı nesneler dikkatlerini çeker. Bu durum aşağıdakilerin hangisiyle daha iyi açıklanabilir?
Güdü | |
Hazırlayıcı kurulum | |
Duyusal yoksunluk | |
Odak ve sınır alan | |
Dikkatte kayma |
29 numaralı soru için açıklama
Neyin olmasını ya da gerçekleşmesini bekliyorsak, bu durum algımızı da etkilemektedir. Bir kişi neye hazırlanıyorsa, neyi bekliyorsa, onu algılama eğilimindedir. Bu olaya “hazırlayıcı kurulum” denir. Bir jeolog ve kuş meraklısının alan gezisine çıktıklarında, farklı nesneleri aramaya hazırlanmaları, aynı çevrede dolaştıkları halde farklı nesnelerin dikkatlerini çekmesi, bu durumla ilgilidir. (Cevap B)
Soru 30 |
Sabahtan beri evde kalan ve türlü ısrarlarına rağmen annesi tarafından parka götürülmeyen çocuk, börek yapmak için hamur açan annesini, hamurları parmaklayıp kaçarak rahatsız etmeye başlar. Anne daha fazla dayanamaz ve “Tamam, yarım saatliğine seni parka götüreceğim. İstediğin gibi oyna ama eve dönünce yaramazlık yapmayı bırakman şartıyla” der. Çocuk, annesinin bu önerisini kabul eder ve parka giderler. Çocuk, eve döndüklerinde söz verdikleri gibi yaramazlık yapmayı bırakır. Ancak sonraki günlerde, annesiyle parka gidebilmek için yaramazlık yapmayı alışkanlık haline getirir. Bu parçaya ilişkin, aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
Annenin çocuğunu parka götürme davranışı olumlu, çocuğun yaramazlık yapma davranışı olumsuz pekişmiştir. | |
Annenin çocuğunu parka götürme davranışı olumsuz, çocuğun yaramazlık yapma davranışı olumlu pekişmiştir. | |
Hem annenin çocuğunu parka götürme davranışı hem de çocuğun yaramazlık yapma davranışı olumlu pekişmiştir. | |
Hem annenin çocuğunu parka götürme davranışı hem de çocuğun yaramazlık yapma davranışı olumsuz pekişmiştir. | |
Annenin çocuğunu parka götürme davranışı sürekli, çocuğun yaramazlık yapma davranışı aralıklı pekişmiştir. |
30 numaralı soru için açıklama
Organizma gerçekleştirdiği eylemin ardından, istemediği durumdan kurtuluyorsa “olumsuz pekiştirme”, istediği uyarıcıyı elde ediyorsa “olumlu pekiştirme” söz konusudur. Burada unutulmaması gereken temel şey, pekiştirilen ya da cezalandırılan birey değil, gerçekleştirdiği davranıştır. Annenin, çocuğunu parka götürerek, istemediği bir durumdan kurtulduğu görülmektedir. Bu durumda annenin çocuğunu parka götürmesi olumsuz pekişir. Çocuk ise, annesini rahatsız ederek istediği bir şeye (parka) kavuşmuştur. Bu durumda, çocuğun annesini rahatsız etmesi olumlu pekişir. (Cevap B)
Soru 31 |
(I) Evinin karşısında yapılan inşaata gözü takılan Murat, ustaların küreği nasıl tuttuğunu izlemeye başlar. (II) Aklına, bahçeye döktüğü, inşaattan kalan harçlar gelir. (III) Bahçeye çıkar ve bir yandan ustalara bakmaya devam edip bir yandan da küreğin toprağa nasıl saplandığını, ayakla üzerine vurulup nasıl daha derine sokulabileceğini, dolan toprağın nasıl kaldırılacağını zihninde bir sıraya sokar. (IV) Sonunda, küreğin tutulmasından toprağın boşaltılmasına kadar dört basamaktan oluşan bir süreci, birkaç kez gözünde canlandırır. (V) Küreği eline alır ve ustaların yaptığı gibi toprağı küreğe doldurup boşaltmaya başlar. (VI) Bir yandan da bahçedeki harçları temizlerse, akşam babası geldiğinde kendisiyle gurur duyacağını ve bunun kendisi için çok önemli olduğunu düşünür. Yukarıdaki örnekte numaralandırılmış cümleler ile model alma yoluyla öğrenmenin basamakları eşleştirildiğinde, I. I ve III numaralı cümlelerde “dikkat” basamağı örneklendirilmiştir. II. II numaralı cümlede, model alma yoluyla öğrenmenin herhangi bir basamağına vurgu yapılmamıştır. III. III ve IV numaralı cümlelerde “hatırda tutma” basamağı örneklendirilmiştir. IV. VI numaralı cümlede, model alma yoluyla öğrenmenin güdülenme basamağı vurgulanmıştır. değerlendirmelerinden hangilerine ulaşılabilir?
I ve II | |
I ve III | |
I, II ve III | |
II, III ve IV | |
I, II, III ve IV |
31 numaralı soru için açıklama
Model alma yoluyla öğrenmenin sırasıyla “dikkat, hatırda tutma (akılda tutma – hatırlama – bilişsel şema – sembolleştirme), uygulama (davranışa dönüştürme) ve güdülenme olmak üzere 4 basamağı bulunmaktadır. Murat, ustaların küreği nasıl tuttuğunu izlerken ve bahçeye çıktığında ustalara bakmaya devam ederken “dikkat” etmektedir. Ustaların küreği nasıl tuttuğunu gören Murat’ın aklına bahçeye döktüğü inşaattan kalan harçların gelmesi çağrışımla ilgilidir ve bu durum model alma yoluyla öğrenmenin herhangi bir basamağı içerisinde değerlendirilmez. Gözlemlenen bir işlemin, zihinde sıraya sokulması, canlandırılması sembolleştirmenin gerçekleştiğini yani bilginin hatırda tutulduğunu gösterir. Bireyin içsel ya da dışsal nedenlerle davranışı gerçekleştirdiğinde duyacağı haz ise güdülenme süreciyle ilgilidir. Bu durumda Murat’ın bahçeyi temizlediği zaman babasının kendisiyle gurur duyacağını düşünmesi güdülenme basamağı için bir örnek oluşturabilir. (Cevap E)
Soru 32 |
Pazara çıkan bir kişi, tezgahlar arasında dolaşırken, yan yana iki tezgahta aynı ürün satılıyorsa ve tezgahların birindeki ürün gözüne kötü gözükürse, genellikle diğer tezgaha da yönelmemekte, onun da kötü olduğunu düşünerek, pazardaki diğer tezgahlara yönelmektedir. Bu durum, aşağıdaki algı ilkelerinden hangisiyle tam olarak açıklanır?
Tamamlama | |
Benzerlik | |
Yakınlık | |
Basitlik | |
Süreklilik |
32 numaralı soru için açıklama
Gestalt kuramda, algı ilkelerinden biri de yakınlıktır. Bu ilkeye göre birbirine yakın duran uyarıcılar tek bir uyarıcı gibi algılanır ve buna uygun tepkide bulunulur. Bir kişinin, pazardaki tezgahlar arasında dolaşırken yan yana gördüğü iki tezgahtan birindeki ürünler kötü, diğerindekiler iyi olursa, bunlar yan yana olduğu için (yakınlık) ikisi de aynı gibi algılanabilir. Bu durumda kişi, iyi ürünler satan tezgahtan da uzak duracaktır. (Cevap C)
Soru 33 |
Türkiye’deki tüm illerin plaka kodlarını öğrenmeye çalışan bir öğrenci, boş bir kağıdın üzerine önce illeri, ardından plaka kodlarını yazmış ve bu listeyi defalarca tekrar etmiştir. Bu öğrenme yaşantısının ardından, aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşme olasılığı daha yüksektir?
Bilgi kodlanmadığı için bir süre sonra çoğu unutulacaktır. | |
Eklemleme yoluyla, plaka kodlarının tamamı uzun süreli belleğe yerleşecektir. | |
Tekrar nedeniyle bilgi kısa süreli bellekte kısa bir süre kalacak ancak uzun süreli belleğe ulaşmadığı için unutulacaktır. | |
Bellek destekleyici ipuçları kullanıldığı için bilgi kalıcı olarak uzun süreli belleğe kodlanacaktır. | |
Kısa süreli belleği kapasitesi sınırlı olduğu için çok sayıdaki bilgi etkili şekilde tekrarlanamayacak ve bilgi uzun süreli belleğe gönderilmeden yok olacaktır. |
33 numaralı soru için açıklama
Bilgi işleme kuramına göre, bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe etkili şekilde gönderilebilmesi için kullanılacak süreç “kodlamadır. Kodlamaya yardımcı olacak en etkili süreç “eklemleme” yani bilginin genişletilmesidir. Bunun yanında etkinlik, örgütleme ve bellek destekleyici ipuçlarından faydalanılabilir. Bilginin sadece tekrar edilmesi ise kodlama süreci içerisinde ele alınabilecek bir yöntem değildir. Sadece tekrar edilen bilgiler, kodlanmadığı için çok çabuk unutulur. Bu durumda, Türkiye’deki tüm illerin plaka kodlarını öğrenmeye çalışan öğrencinin boş bir kağıdın üzerine önce illeri, ardından plakaları yazıp listeyi tekrar etmesi halinde, kısa bir süre sonra unutma meydana gelecektir. (Cevap A)
Soru 34 |
Bilgi işlem kuramında bilginin algılanması, işlenmesi, kodlanması ve ihtiyaç olduğu zaman geri getirilerek kullanılması üzerinde durulmaktadır. Bir kişinin karşılaştığı yeni bilgi ile, I. doğal olmayan çağrışımsal ilişkiler kurmaya çalışması, II. önceden öğrendiği bilgilerle ilişkilendirmesi, III. söylenişi benzer bir sözcük ile arasında etkileşimli bir köprü oluşturması uygulamalarından hangileri, kodlama sürecine yardımcı olabilir?
Yalnız I | |
Yalnız II | |
I ve III | |
II ve III | |
I, II ve III |
34 numaralı soru için açıklama
Kodlama sürecinde, bilgi ile doğal olmayan çağrışımsal ilişkiler kurulması “bellek destekleyici ipuçları” içerisinde yer alır. Önceden öğrenilen bilgi ile yeni bilginin ilişkilendirilmesi ise, kodlama sürecinde en etkili yöntem olan eklemleme yani genişletme sürecini açıklar. Söylenişi benzer bir sözcük ile arasında etkileşimli bir köprü oluşturulması ise yine bellek destekleyici ipuçlarından biri olan “anahtar sözcük” yöntemidir ve kodlamaya yardımcı olur. (Cevap E)
Soru 35 |
Aşağıdakilerden hangisi öğrenme psikolojisine özgü “duyusal uyum” kavramı için uygun bir örnektir?
Kısa bir süre önce babasını akciğer kanserinden kaybeden çocuğun, çevresinde sigara içen birini görünce tepkili davranması | |
Normalde uykuyu çok seven bir öğrencinin, final sınavı öncesinde birkaç gün, günde 2 – 3 saat uykuyla derslerine çalışması | |
Balık halinde çalışan bir işçinin, haldeki yoğun balık kokusunu hissetmemesi | |
Oğluna el yıkama alışkanlığı kazandırmak isteyen bir annenin, oğlu elini her yıkadığında pekiştireç olarak şeker kullanması nedeniyle, bir süre sonra şeker verse bile oğlunun ellerini yıkamayı ihmal etmeye başlaması | |
Akşamları eve alkollü gelen babasından dayak yiyen çocuğun, bazı günler babasının saçını okşamak üzere elini başına götürdüğü anlarda bile dayak yiyecekmiş gibi vücudunu kasması |
35 numaralı soru için açıklama
Duyu organlarının uzun süre aynı uyarıcıya maruz kalması sonucunda gerçekleşen duruma “duyusal uyum” denir. Örneğin, kaplıca suyuna ilk girdiğimizde suyun çok sıcak gelmesi ancak bir süre sonra ilk anki sıcaklığı hissedemememiz, kötü kokan bir ortama ilk girişte bu kokunun bizi rahatsız etmesi ancak aynı koku devam ettiği halde bir süre sonra kokuyu hissedemememiz gibi durumların tamamı duyusal uyum ile ilgilidir. Bu durumda, balık halinde çalışan bir işçinin, haldeki yoğun balık kokusunu hissedememesi, öğrenme psikolojisine özgü “duyusal uyum” kavramı için uygun bir örnektir. (Cevap C)
Soru 36 |
Aşağıdakilerin hangisinde koşulsuz uyarıcı bulunmaktadır?
Oksijensiz kaldığı için öldüğünü öğrendim. | |
İzlediğim filmdeki görüntüler depresyona girmeme neden oldu. | |
Sensiz geçen her gün, benim için ölüm gibi. | |
Gururumu kırdın, o an için ölmekten beter oldum. | |
Bakışlarınla beni öldürüyorsun. |
36 numaralı soru için açıklama
Organizma üzerinde, tepki üretme gücü doğuştan var olan uyarıcılara “koşulsuz uyarıcı” denir. Bir kişi için oksijen, yaşamsal öneme sahip, doğal (öğrenilmemiş – tepki üretme gücü doğuştan gelen) koşulsuz uyarıcı durumundadır. (Cevap A)
Soru 37 |
Uzun yıllardır aradığı aşkı Ayşe’de bulan Murat’ın tek sıkıntısı, Ayşe’nin sigaradan rahatsız olmasıdır. Her gün iki paket sigara içen Murat, günün önemli bir bölümünü Ayşe ile geçirmekte, ancak ne zaman sigara içse Ayşe’den azar işitmektedir. Ayşe en sonunda Murat’a “Benim yanımdayken sigara içemezsin.” diyerek sigara içmeyi yasaklamıştır. Bu yasağın ardından, Murat bazı günler Ayşe’nin yanına gitmeden önce, Ayşe ile buluşursa sigara içemeyeceğini, sigara içmek isterse de Ayşe ile buluşamayacağını düşünmüş, bazen arkadaşlarıyla buluşup sigara içmeyi, bazen de Ayşe ile buluşmayı seçmiştir. Ayşe ile olduğu saatlerde sigara içemeyince sinirlenen Murat, Ayşe’ye karşı ses tonunu yükseltmekte, Ayşe ile geçirdiği süreyi kısaltmaktadır. Murat’ın bu davranışları karşısında ilişkilerinin zedelendiğini gören Ayşe, Murat’a uyguladığı yasağı kaldırmıştır. Ayşe ile Murat arasında geçen bu ilişkide, aşağıdakilerden hangisine vurgu yapılmamıştır?
Olumsuz pekiştirme | |
Olumlu pekiştirme | |
Gölgeleme | |
II. tip ceza | |
I. tip ceza |
37 numaralı soru için açıklama
Bir kişinin gerçekleştirdiği eylemin ardından istemediği bir uyarıcıyla karşılaşmasına I. tip ceza denir. Murat’ın sigara içince sevgilisinden azar işitmesi, I. tip cezaya uygundur. Bir kişinin gerçekleştirdiği eylemin ardından istediği uyarıcıdan mahrum bırakılmasına ise II. tip ceza denir. Ayşe’nin Murat’a sigara içmeyi yasaklaması II. tip cezaya uygundur. Murat’ın bu yasağın ardından sigara ile Ayşe arasında kalıp bazen sigarayı bazen de Ayşe’yi seçmesi, gölgeleme etkisi için uygun bir örnektir. Çünkü gölgeleme, gündelik yaşamda karşımıza yaklaşma – yaklaşma ve kaçınma – kaçınma çatışmasının çözümü halinde çıkmaktadır. Ayşe’nin, Murat’ın kendisinden uzaklaştığını fark edince yasağı kaldırması ise Murat için “olumsuz pekiştirme” durumunu meydana getirmiştir. Çünkü, organizma davranışının ardından istemediği şeyden kurtulursa, bu davranışı olumsuz pekişir. Örnekte, Murat sesini yükselterek ve Ayşe ile birliktelik süresini azaltarak yasağın kaldırılmasını sağlamış, haliyle bu davranışları olumsuz pekişmiştir. Soru parçasında olumlu pekiştirmeye ilişkin bir vurgu bulunmamaktadır. (Cevap B)
Soru 38 |
Aşağıdakilerin hangisinde öğrenmenin aktarılması söz konusudur?
İlgi duymamasına karşın, arkadaşlarının ısrarıyla katıldığı tiyatro kulübünde bir – iki rol alan öğrencinin, okul içerisinde düzenlenen benzer etkinliklere karşı halen ilgisiz olmaya devam etmesi | |
Matematikten hoşlanmayan öğrencinin fizikten de hoşlanmaması | |
Uzun süre oto tamircide otomobilleri tamir eden bir kişinin, bisiklet parçalarını birleştiren bir firmada çalışmaya başladığında işi çok kısa sürede öğrenmesi | |
İyi bir muhasebeci olan Mehmet Bey’in aynı zamanda ev işlerinde de başarılı olması | |
Bilgisayarı olan bir öğrencinin, bilgisayarı olmayan bir öğrenciye göre bilgisayar bilgisinin daha iyi olması |
38 numaralı soru için açıklama
Bir alandaki öğrenmenin, benzer bir alandaki öğrenmeyi kolaylaştırması ya da zorlaştırmasına “öğrenmenin aktarılması” denir. Eğer bu durum kolaylaştırma yönünde olursa “olumlu aktarma”, zorlaştırma yönünde olursa “olumsuz aktarma” söz konusudur. Uzun süre oto tamircide otomobilleri tamir eden kişinin, bisiklet parçalarını birleştiren bir iş yerinde çalışmaya başlayınca bu işi kısa sürede öğrenmesi, önceki öğrenmelerinin bu öğrenmeyi kolaylaştırması (olumlu aktarma) yani öğrenmenin aktarılması ile ilgilidir. (Cevap C)
Soru 39 |
Gülay Hanım’ın dört yaşına giren oğlu rahatlıkla yürüyüp koşabilmektedir. Oğlunu çok hareketli bir çocuk olarak tanımlayan Gülay Hanım’ın en büyük sorunu, defalarca gösterdiği halde oğlunun ayakkabılarını bağlayamamasıdır. Oğlunun yaşıtı bazı çocukların ayakkabılarını bağlayabildiğini öğrendiğinde ise adeta çılgına dönen Gülay Hanım, oğlunun zekasında sorun olduğunu, defalarca gösterdiği halde ayakkabılarını bağlayamamasının anlaşılır olmadığını düşünmüş ve bir doktora gitmeye karar vermiştir. Gülay Hanım’ın defalarca gösterdiği halde, oğlunun istenen davranışı sergileyememesi, aşağıdakilerden hangisiyle daha iyi açıklanabilir?
Olgunlaşma | |
Olumsuz aktarma | |
Motivasyon | |
Ön öğrenmeler | |
Geçmiş yaşantılar |
39 numaralı soru için açıklama
Organizmanın biyolojik olarak bir işi yapmaya hazır hale gelmesine olgunlaşma denir. Olgunlaşma, bir davranışı öğrenmenin ön koşuludur. Gülay Hanım’ın dört yaşındaki çocuğundan ayakkabılarını bağlamasını istemesi, çocuğun içinde bulunduğu gelişim döneminde ince motor becerilerin henüz yeterli olgunluk düzeyine erişmediği düşünülürse, zaten uygun bir beklenti değildir. Çocuğunun yaşıtı bazı kişilerin bu davranışı yapabilmesi bireysel farklılıklarla ilgilidir. Bu durum, çocukta bir gelişim bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Annenin defalarca gösterdiği halde, çocuğun istenen davranışı gerçekleştirememesi yeterli olgunluk düzeyine erişmemiş olmasıyla ilgilidir. (Cevap A)
Soru 40 |
Deneysel bir çalışmada katılımcılara birbiriyle ilişkili olmayan 20 kelimeden oluşan bir liste verilir. Katılımcılardan listede yer alan her kelimeyi baştan sona üç kez okumaları istenir ve liste ellerinden alınır. Ardından boş bir kağıt verilerek, akıllarında kalan kelimeleri bu kağıda yazmaları istenir. Bu deneysel çalışmanın sonunda oluşacak seri pozisyon eğrisinin en üst noktasında kalan kelimenin, listede yer alan kelimeler içerisinde hangi aralıkta olması beklenir?
17 – 20 | |
13 – 16 | |
9 – 12 | |
5 – 8 | |
0 – 4 |
40 numaralı soru için açıklama
Bir hatırlama listesinde yer alan kelimelerin başlangıç ve bitiş kısmında yer alanlar, orta kısımlarda yer alanlara nazaran daha fazla hatırlanır. Başlangıç kısmında olanların daha iyi hatırlanması “öncelik etkisi”, sonlarda olanların daha iyi hatırlanması “sonralık etkisi” ile ilgilidir. Bu iki durum, bir arada ele alındığında ise, “seri pozisyon etkisi” ortaya çıkar. Seri pozisyon etkisinde, sonralık etkisi, öncelik etkisine göre biraz daha baskındır. Yani sondaki kelimeler, başlardaki kelimelere oranla biraz daha fazla hafızada kalır. Bu durumda, oluşacak seri pozisyon eğrisinin en üst noktasında, listenin sonlarında kalan kelimelerin yer alması beklenir. Bu kelimeler de 17 – 20 aralığında yer alacaktır. (Cevap A)
Soru 41 |
41. VE 42. SORULARI AŞAĞIDAKİ PARAGRAFA GÖRE CEVAPLAYINIZ. Bir Anadolu lisesinde rehber öğretmen olan Hakan Bey öğrencilerine onların zararlı madde kullanım durumlarını ortaya koyan bir anket uygular. Anket sonucunda sigara içen öğrencileri tespit eder. Sigara içme sıklığı fazla olan öğrencileri ildeki bir hastanenin göğüs hastalıkları bölümüne ziyarete götürür. Hastanedeki Koah hastalarından etkilenen öğrencilerin bir bölümü sigara kullanmayı bırakır. Çalışma sonucunda birçok öğrencinin sigarayı bırakmalarından dolayı Hakan Bey bu çalışmayı oldukça etkili olduğu yönünde değerlendirir. 103. Yukarıdaki paragrafta anlatılan çalışma temel olarak rehberlik ve psikolojik danışma ilkelerinden hangisine uygun değildir?
Rehberlik demokratik bir eğitim anlayışı öngörür. | |
Uygulamalarda bireysel tercihlere saygı esastır. | |
Birey karşılaştığı problem durumunda çözümü kendisi bulmalıdır. | |
Rehberlik tüm öğrencilere yöneliktir. | |
Rehberlik hizmetlerinde bireyi tanımanın temel amacı onun kendisini tanımasını sağlamaktır. |
41 numaralı soru için açıklama
Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri okulda tüm öğrencilere yönelik olarak yürütülmelidir. Tüm öğrenciler bu hizmetlerden eşit düzeyde yararlanmalıdır. Rehberliği sadece sorunlu öğrencilere yönelik hizmetler olarak gören anlayış sağlıklı bir anlayış değildir. Örnekte verilen çalışmada sadece sigara ile ilgili sorunu olan öğrencilere çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma rehberliğin koruyucu ve önleyici işlevleri doğrultusunda tüm öğrencilere yönelik gerçekleştirilmeliydi. (Cevap D)
Soru 42 |
Hakan Bey yürüttüğü bu çalışmada hangi rehberlik anlayış ya da işlevinin temel esaslarına aykırı hareket etmiştir?
Ayarlayıcı | |
Önleyici | |
Gelişimsel | |
İyileştirici | |
Kriz odaklı |
42 numaralı soru için açıklama
Hakan Bey çalışmasında sadece sigara kullanan öğrencileri hastane ziyaretine götürmüştür. Bu yaklaşım çare bulucu, iyileştirici işlevin ön planda olduğunu gösterir. Çünkü çalışma sadece ilgili alanda sorun yaşayan öğrencilere bu sorunlarından kurtulmaları için gerçekleştirilmiştir. Ancak böyle bir anlayış önleyici işlevin temel özelliklerine aykırıdır. Önleyici işlev sorun ortaya çıkmadan önce gerekli tedbirleri almayı temele alır. Bu çalışma tüm öğrencilere yönelik yapılmış olsaydı ilgili problemi yaşamayan öğrenciler için önleyici işleve hizmet edecekti. (Cevap B)
Sınavı tamamlamak için butona tıklayınız, yanlışlarınız gösterilecektir.
42 tamamladınız.


Cevap Bırak